Kayseri BAM 6. HD 2024/966 E. 2024/1092 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2024/966
2024/1092
9 Mayıs 2024
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/966
KARAR NO: 2024/1092
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/02/2024
ESAS NO: 2023/330
KARAR NO: 2024/123
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/05/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 13/05/2024
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/02/2024 tarih ve 2023/330 Esas - 2024/123 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 01/01/2020 tarihinde " ... Sözleşmesi" başlıklı iki adet sözleşme akdedildiğini, birinci sözleşme hükümlerine göre; müvekkili şirketin, davalı şirketin ... Şubesi'nde kullandığı 21 adet "... " marka hemodiyaliz makinesine ikinci sözleşme ile de yine davalı şirketin kullandığı 39 adet "... " marka hemodiyaliz makinesine ayda bir defa olmak üzere periyodik bakım hizmeti sağlayacağının, davalı şirket ise bu hizmet karşılığında kullanılan parça hariç her bir makina için aylık 85,00-TL + KDV hizmet bedeli ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin sözleşme ile üstlendiği edimini eksiksiz olarak yerine getirdiğini ve cari yıl içerisinde faturalarını aylık olarak düzenleyerek davalı şirkete gönderdiğini, davalı şirketin hiçbir zaman düzenli ödeme yapmadığını, daha sonrada müvekkili şirkete önceden hiçbir bildirimde bulunmadan, makine bakımına giden müvekkili şirket yetkilisine şifahi olarak sözleşmenin feshedildiği bildirdiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin, "D-Bakım Ücreti ve Ödeme" başlıklı bölümünün 6. maddesinin "İdare toplamda beş fatura üst üste ödemediği takdirde sözleşme fesh olup bir yıllık sözleşme bedelini yükleniciye ödemeyi taahhüt eder." hükmüne amir olduğunu, aynı sözleşmenin "G-Sözleşmenin Süresi - Feshi - Yenilenmesi - Devri" başlıklı bölümünün 1. maddesinin "Sözleşme, sözleşmede belirtilen tarihler arasında geçerlidir. Bu süre bitiminde fesh edilmezse, takiben bir sonraki yıl için yenilenmiş sayılır." hükmünü; 3. maddesinin de "İdare sözleşme bitim tarihinden önce sözleşmeyi fesh ederse bir yıllık bakım ve onarım ücretini yükleniciye ödemeyi kabul eder." hükmünü amir olduğunu, sözleşmede kararlaştırılan bu hükümlerden hareketle davalı şirket aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, söz konusu takipte davalı şirketten KDV hariç 1 yıllık bakım bedeli olan 61.200,00-TL'nın tahsilinin talep edildiğini, davalı borçlunun haksız ve yersiz itirazı üzerine söz konusu takibin durdurulmasına karar verildiğini belirterek öncelikle yetki itirazının kaldırılmasını ve gereği yargılamanın yapılarak davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça işbu davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkili şirketin merkezinin ... İli'nde olduğundan yetkili mahkemenin Kayseri Asliye Ticaret Mahkemeleri değil; Kütahya Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça dava dilekçesinde sözleşmenin fesholunduğunun ikrar edildiğini, ifaya ekli cezai şartın istenebilmesi için taraflar arasındaki sözleşmenin ayakta yani feshedilmemiş olması gerektiğini, davaya konu sözleşmenin fesholunduğunun beyan edilmiş olması nedeniyle davacının ifaya cezai şart isteyebilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle davacının işbu davayı açmakta haksız olduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "......Davanın KABULÜ ile Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına davalının vaki İTİRAZININ İPTALİ ile 61.200,00-TL asıl alacak üzerinden İCRA TAKİBİNİN DEVAMINA, Takip tarihinden tahsil tarihine kadar takipteki taleple bağlı kalınarak 61.200,00-TL asıl alacağa yasal faiz işletilmesine, İtirazın iptaline karar verilen 61.200,00-TL'nın takdiren %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Koşulları bulunmadığından davacının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının icra takibine konu ettiği alacağı açıkça belirtmediğini, davacı tarafın, icra takibine konu ettiği alacağın, taraf arasındaki sözleşmenin hangi hükmünden kaynaklandığını belirtmediğini, hukuki süreçlerde, alacak taleplerinin hangi hukuki temele dayandırıldığının açıkça ifade edilmesinin esas olduğunu, haksız fesih nedeniyle dönme cezasının tahsiline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin, sözleşmenin haksız olarak feshedildiğine ve dönme cezasının davacıya ödenmesine karar verdiğini, ancak, sözleşmenin feshedilme şekli ve koşullarının, sözleşmede açıkça belirtilen hükümlere uygun olmadığını, İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında, dönme cezası ile cayma cezası arasındaki farka dair yapılan ayrım ve bu ayrımın sözleşmenin feshi bağlamında değerlendirilmesinin hukuki açıdan yanılgılı bir yaklaşım olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin, ödeme yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi durumunda belirli sonuçlar doğurması üzerine tasarlandığını, idarenin sözleşme bitim tarihinden önce sözleşmeyi fesh ederse bir yıllık bakım ve onarım ücretini yükleniciye ödemeyi kabul ettiğini, mahkemenin, cezai şart ve dönme cezasi ayrımı yapmasına rağmen olmayan bir fesih üzerinden kararı dönme cezası olarak vermesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin, cezai şart ve dönme cezasi ayrımı yapmasına rağmen olmayan bir fesih üzerinden kararı dönme cezası olarak vermesinin hukuka aykırı olduğunu, T.C. YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ E. 2022/715 K. 2023/776 T. 28.2.2023, YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2014/19-524 K. 2016/192 T. 26.2.2016, alacak miktarı ve icra inkâr tazminatı hakkında verilen kararın yerinde olmadığını, sunmuş olduğu delillerin mahkeme tarafından eksik değerlendirildiğini belirterek; ilk derece mahkemesinin kararının ortadan kaldırılmasına, davanın reddine veya yerel mahkemeye gönderilmesine, masraf ve avukatlık ücretlerinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Dava, taraflar arasındaki iki ayrı hizmet sözleşmesi gereği takibe konu 10 adet faturanın ödenmemesi nedeniyle sözleşmenin D.6.maddesi gereği "idare toplamda 5 adet fatura üst üste ödenmediği takdirde sözleşme fesh olup bir yıllık sözleşme bedelinin ödenmesi" taahhüdüne dayalı takibe vaki itirazın iptali istemidir. Sözleşmede geçen faturaların takibe konulduğu, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında ödendiği anlaşılmaktadır.Davaya konu uyuşmazlığın çözümünde, cezai şarta ilişkin hükümlerin tartışılıp değerlendirilmesi gerekmektedir.Cezai şart, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi vaad ettiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevketmektir. Cezai şart, asıl alacağı kuvvetlendirme amacı güder. Bu bakımdan cezai şart, kuvvetlendirilecek asıl borcun mevcut olmasını gerektirir. Asıl borç yoksa cezai şart da söz konusu olamaz. Bu niteliği itibariyle cezai şart asıl borca bağlı fer'i bir borçtur. Asıl borç, mevcut ve geçerli ise, cezai şart da borç doğurur. Asıl borç sona ermiş ya da geçersiz doğmuşsa, cezai şart bağımsız bir borç oluşturamaz. Cezai şart, asıl borcun bağlı olduğu şekle tabidir. Asıl borç bir geçerlilik şekline bağlanmışsa, cezai şartın borç doğurabilmesi aynı şekilde kararlaştırılmış bulunmasına bağlıdır. Ancak, geçerlilik şekline bağlı olan bir sözleşme bu şekle uygun olarak yapılmadığı halde, şekle aykırılığı ileri sürmenin dürüstlük kurallarıyla bağdaşmaması nedeniyle dinlenmediği hallerde, sözleşme geçerli sayıldığından, onun fer'i nitelikte olan cezai şart da geçerli sayılacaktır. Cezai şartın fer'ilik niteliği asıl borca bağlı olduğu sürece devam eder. Başka bir anlatımla cezai şartın fer'iliği, muaccel olduğu ana kadar devam eder. Borçlu borca aykırı davrandığında cezai şart muaccel hale geldiğinden artık fer'i değil, asli (bağımsız) bir alacak niteliğini kazanır. Cezai şart, sağlararası hukuki işlemlerde ve özellikle sonuçlarını hayatta doğuran sözleşmelerde kararlaştırılır. (Bkz.Tunçomağ Kenan; Türk Borçlar Hukuku I. Cilt Genel Hükümler İstanbul 1976 Sh.853 vd., Eren Fikret; Borçlar Hukuku Genel Hükümler 5. Bası, Cilt 2 Sh.l 169-1171; Kılıçoğlu M. Ahmet; Borçlar Hukuku Genel Hükümler 4. Bası Sh.575-577; Reisoğlu Safa; Borçlar Hukuku Genel Hükümler 12. Bası Sh. 362.)818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 158. maddesinin başlığı "cezai şart" iken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Ceza Koşulu" başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar öğretide ortaya atılan kavramlara göre seçimlik ceza koşulu (TBK. maddesi 179/I), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK. maddesi 179/II) ve ifayı engelleyen ceza koşulu (dönme cezası) (TBK. maddesi 179/III) dur.Cezai şartı düzenleyen Türk Borçlar Kanunu'nun 179/1. (BK.nun 158/1) maddesinde ise; "Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir." hükmü yer almaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 179 ila 182 nci maddelerinde düzenlenen ceza koşulu, borçlunun, asıl borcunu ilerde hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle ceza koşulu, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu ceza koşulu ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının miktarını ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Ceza koşulunun kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezai şart kararlaştırılabilir. (Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, TEKİNAY/AKMAN/ BURCUOĞLU/ALTOP, 7. Basım, İstanbul 1993, s. 341-343).Sözleşmede kararlaştırılmamış olsa dahi temerrüt hâlinde TBK’nın 125'inci maddesinin birinci fıkrası hükmünce alacaklı gecikme tazminatı talep edebilir ise de, ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede bununla ilgili açık hüküm bulunması şarttır. Ceza koşulunun esas itibariyle iki temel amacı bulunmaktadır. Bunlardan biri, borçluyu ifaya zorlamak ve böylece asıl borcun ifasını teminat altına almak; diğeri ise, borcun ihlali hâlinde borçlu tarafından ödenecek tazminatı önceden ve götürü olarak belirlemektir. Bu iki temel amacı dışında, ceza koşulunun diğer bir amacı da, ifayı engelleyen ceza koşulunda (dönme/fesih cezasında), borçlunun ceza koşulu ödemek suretiyle sözleşmeden kolayca dönmesini sağlamaktır . 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin birinci fıkrasında seçimlik ceza koşulu düzenlenmiştir. Buna göre sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde ödenmek üzere ceza koşulu kararlaştırılmış ve aksi de sözleşmede öngörülmemiş ise, alacaklı ya sözleşmenin ifasını ya da cezai şartın ödenmesini isteyebilir. Seçimlik cezai şartta alacaklı seçimlik bir yetkiye sahiptir. Buna göre o şartın gerçekleşmesi yani borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi durumunda ya asıl edimin ifasını ister ya da bundan vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini talep eder. Seçimlik ceza koşulunda, aksi sözleşmede öngörülmemiş ise, alacaklı hem asıl edimin ifasını hem de ceza koşulunun ödenmesini isteyemeyecektir. İkinci fıkrada düzenlenen ifaya ekli ceza koşulunda ise alacaklı, açıkça vazgeçmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça, hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilir.
Dönme (fesih) cezası olarak da adlandırılan ifayı engelleyen ceza koşulu ise maddenin üçüncü fıkrasında hükme bağlanmıştır. Burada borçlunun ceza koşulunu ödemek suretiyle tek taraflı olarak sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğunu ispat etme hakkı saklı tutulmuştur.Ceza koşuluna ilişkin hükümler emredici nitelikte değildir. Taraflar bunların aksini kararlaştırabilirler. Borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi dışında kalan diğer borca aykırılık hâlleri için ifaya eklenen ceza koşulu kararlaştırabilecekleri gibi; bu iki ihlâl durumu için seçimlik ceza koşulu da kararlaştırabilirler. Ayrıca tarafların, ceza koşulu anlaşmasında, seçimlik ceza koşulu ile ifaya ekli ceza koşuluna birlikte yer vermeleri de mümkündür. ( Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/1440 Esas 2024/574 Karar)Taraflar arasında yer alan hizmet alım sözleşmelerinde yer alan "5 adet fatura üst üste ödenmesine uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nun 179/II. (BK. maddesi 158/II) maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu (cezai şart) niteliğinde olduğundan burada bu tür ceza koşulu üzerinde durulması gerekmektedir.TBK'nun 179/II. maddesine göre; "ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir."Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. Buna öğretide "taleplerin birleşmesi" veya "toplanması" denmektedir. TBK, "borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi" hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde TBK'nun 179/II. maddesi değil, 179/I. maddesi hükmü uygulanacaktır. Zira Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nun 179/II. maddesi hükmü emredici yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler. (Bkz. Tunçomağ Kenan; age sh. 875 vd.; Eren Fikret age sh. 1173 vd. ; Kılıçoğlu M. Ahmet age sh. 579 vd.; Günay Cevdet İlhan, Cezai Şart Ankara 2002 sh. 83 vd.; Uygur Turgut; Açıklamalı - İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, İkinci Cilt 1990 sh. 740)TBK.'nun 179/II. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez. Ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, Yargıtay HGK'nun 20.01.2013 T. 2012/19-670 E. 2013/171 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, "ceza koşulu istenmeyeceği" ne dair haklı bir güven oluşmuş ise oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceğinin kabulü gerekir. (Yargıtay 11 . Hukuk Dairesi 2022/2799 Esas 2023/6263Karar, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/2898 Esas ,2023/3281Karar, 2022/2709 Esas 2023/2976 Karar)Tüm bunlar ışığında bir mali müşavir, bir nitelikli hesap uzmanı bilirkişi beraberinde taraflar arasında iki ayrı hizmet sözleşmesi olduğu nazara alınarak ödenmeyen faturaların sözleşmenin D.6 maddesindeki şartları taşıyıp taşımadığı (ayrı ayrı her iki hizmet sözleşmesine ait 5 faturanın üst üste ödenmemesi durumu oluşup oluşmadığı) ödeme kayıtları da incelenerek hangi sözleşmedeki cezai şartın koşullarının oluştuğu üzerinde durularak sonuca gidilmesi gerekirken bu ayrıma gidilmeden ve davacının hizmete devam edip etmediği, ödenmeyen faturalara dair ödemeyi kabul ederken bir itirazı bulunup bulunmadığı, dava ve takip süreci de irdelenerek hüküm tesisi gerekirken davanın kabulü yerinde görülmemiş, davacının istinaf isteminin bu nedenle kabulü gerekmiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
-
HMK'nın 353/1. a.6 md. gereğince, KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 12/02/2024 tarih ve 2023/330 Esas . 2024/123 Karar sayılı nihai kararın KALDIRILMASINA,
-
HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
-
Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
-
HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 09/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19