Kayseri BAM 6. HD 2024/871 E. 2024/1049 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2024/871
2024/1049
3 Mayıs 2024
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/871
KARAR NO: 2024/1049
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/02/2024
ESAS NO: 2019/731
KARAR NO: 2024/204
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/05/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 09/05/2024
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/02/2024 tarih ve 2019/731 Esas - 2024/204 sayılı kararı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının fatura alacağını ödememesi nedeni ile hakkında takip başlatıldığını, davalının takipte yetki itirazında bulunduğunu, ancak alacağın para alacağı olduğunu ve TBK madde 89 gereğince davacının merkezi Kayseri olduğu için yetki itirazının yerinde olmadığını, davacının uluslararası nakliyat işi ile uğraştığını, davacı ile davalının 02/07/2019 tarihinde taşıma sözleşmesi imzaladıklarını, davalıya üç araç tahsis edildiğini, sözleşmeye göre işin yapıldığını ancak davalının kusurları nedeni ile davacının zarara uğradığını, davacının kusuru olmamasına rağmen birinci yüklemenin iptal olduğunu, ikinci ve üçüncü yüklemede ise gümrük müdürlüğünde beklenmek zorunda kalındığını, sözleşme gereğince bekleme ücretleri ve ekstra olan masrafların davalı tarafça karşılanması gerektiğini, sözleşmenin 21. maddesi,22. Maddesi gereğince faturaların kesildiğini, dava kanosu alacağın likit olduğunu belirterek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından dosyaya sunulan sözleşme örneğinde davalının imzasının ve kaşesinin bulunmadığını, taraflara arasında geçerli olan sözleşmenin maddelerinde birtakım değişiklikler ve düzenlemeler yapıldıktan sonra davalı şirketin imzaladığı ve davacı tarafından teyit edilen sözleşme olduğunu, davacının davalıya 02/07/2019 tarihli sözleşmeyi mail olarak gönderdiğini ancak davalının kabul ettiği ve davacınında teyit ettiği sözleşmenin davacıya gönderilen 03/07/2019 tarihli sözleşme olduğunu, davacının ortaya çıkan zarara kendisinin kusurunun sebep olduğunu, davalıdan talep edebileceği alacağın olmadığını, davacının gönderdiği faturaların Ankara 57. Noterliği’nin ... yevmiye nolu ... tarihli ihtarnamesi ile iade edildiği, davalının değil davacının kusurları olduğunu ve bu nedenle davalının zarara uğradığını, ve takibe konu faturalara itirazları olduğunu, davacının anlaşmaya uygun araç göndermediğini, bu nednel geçikmeden davacının sorumlu olduğunu bu durumun nakliyede de soruna sebep olduğunu, ... nolu fatura alacağının sözleşme kapsamında talep edilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu alacağın yargılamayı gerektirmesi nedeni ile icra inkar tazminatının talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "......Mahkememizce Makine mühendisi bilirkişiden alınan 07/02/2024 havale tarihli ek raporda özetle;Davaya konu yarı römorkun standart ölçülerdeki konteynerleri taşımaya uygun olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye konu yükün saldan taşacak genişlikte olduğundan standart taşımaya aykırı olduğu, yükün sal genişliğinden daha düşük ölçüde olması gerektiği dikkate alındığında, yan kapakları sökülmüş olsa da genişlik itibariyle sözleşme konusu yükün taşınmasına uygun olmadığı'' sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu anlaşılmıştır.Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda her ne kadar davacı tarafça takibe konu fatura alacağı nedeni ile davalıdan alacaklı olunduğu belirtilerek dava açılmış ise de, delillerin toplanmasından sonra davacının takip nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığının tespiti için taraf defterleri de incelenerek bilirkişi heyetlerinden raporlar alınmış, davacının getirmiş olduğu aracın anlaşma şartlarına uygun olup olmadığının tespiti için makine mühendisi bilirkişiden rapor ve ek raporlar alınmış olup, raporlarda da belirtildiği üzere aracın istenen özelliklere sahip olmadığı, yüke uygun olmadığı, gecikmelerin davalıdan kaynaklı olmadığı da dikkate alındığında davacının davasını ispatlayamadığı, davacının sunmuş olduğu sözleşmede davalının imzasının bulunmadığı, davalının sözleşmede yapmış olduğu düzeltmeler sonrası hali davacının kabul ettiğinin raporda da belirtildiği, davacının dayandığı faturaları davalının iade ettiği görülmüş ve böylece, davanın reddine, davalı tarafça takibin haksız ve kötü niyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK madde 67/2 gereğince reddi..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İşbu kararı davacı vekili ile davalı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece faturaların davalı tarafça kabul edilmemesi ve dava konusu aracın sözleşmeye uygun olmadığının tespit edilmesi gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin, uluslararası nakliye işi ile uğraştığını, müvekkili şirket ile davalı şirketin 02.07.2019 tarihli taşıma sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşme kapsamında davalı tarafın yükünün Charmes’den Kırşehir iline getirilmesi konusunda anlaşma sağlandığını, anlaşma kapsamında ... (1. Araç), ... EK (2. Araç) ve... (3. Araç) plakalı 3 adet aracın davalı şirket için tahsis edildiğini, ancak davalı şirketin kusurları nedeniyle işin sözleşmeye uygun olarak yapılamadığını ve müvekkili şirketin zarara uğradığını, müvekkili şirketin kusuru olmamasına rağmen 1. aracın yüklemesinin iptal olduğunu, 2. ve 3. araçların ise gümrük müdürlüğünde beklemek zorunda kaldığını, taraflar arasında akdedilen 02.07.2019 tarihli sözleşmeye göre bu hususlar neticesinde müvekkillerinin bekleme ücretleri ve ekstra olan masraflarının davalı tarafça karşılanması gerektiğini, mahkemece de görüleceği üzere, davalı tarafın kusuru nedeniyle dava konusu borcun doğduğunu, müvekkili şirketin sözleşme kapsamında üzerine düşen borcu ifa ettiğini, yükleme yapmanın müvekkilinin sorumluluğunda olmadığını, yargılamanın her aşamasında izah ettiği üzere, müvekkili şirketin, taşıyıcı olup, makinelerin yüklenmesi gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, 6102 sayılı TTK'nun 863. maddesi de şu şekildedir; "Sözleşmeden, durumun gereğinden veya ticari teamülden aksi anlaşılmadıkça; gönderen, eşyayı, taşıma güvenliğine uygun biçimde araca koyarak, istifleyerek, bağlayarak, sabitleyerek yüklemek ve aynı şekilde boşaltmak zorundadır." açık kanun maddesi ile de sabit olduğu üzere, eşyayı araca yükleme görevinin gönderici de olup, müvekkilinin de olmadığını, yerel mahkemenin 1. araç olarak tabir edilen dorsenin sözleşmeye uygun olup olmadığı hususunda makine mühendisinden bilirkişi raporu aldırıldığını, bilirkişi raporunda aracın sözleşmeye uygun olmadığı belirtilmiş olsa da eksik inceleme sonucu tanzim edilen rapora göre hüküm kurulmasının doğru olmadığını, yerel mahkemece itirazlar kapsamında yeni bir bilirkişiden rapor aldırılması gerekmekte iken bu hususa riayet edilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi kök raporunda yükün sabitlenemeyeceğini ifade etmişse de ek raporunda yükün sabitlenebildiğini ifade ettiğini, yani araç yükünün sabitleyecek donanımına sahip olduğunu, bilirkişinin raporları arasında bu denli çelişki olmasına rağmen hükme esas alınmasının doğru olmadığını, makine bilirkişinin kök raporunda aracın sal hale gelebileceğini ancak sal hale getirildiği durumda sal tabanında yükün sabitlenmesini sağlayacak ekipmanların olmadığını ifade ettiğini, ancak bu hususun da somut olaya aykırı olduğunu, dava konusu ... plakalı araç rahatlıkla sal hale gelebilmekte ve sal şeklinde de yük taşıyabildiğini, sal tabanında da yükün rahatlıkla sabitlenebildiğini, bu hususun ikinci incelemede açıkça görüldüğünü, tüm bu itirazlar göz önüne almadan yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek; istinaf dilekçesinde arz ve izah edilen ve mahkemenin re’sen gözeteceği nedenler dâhilinde; yerel mahkeme kararının arz etmiş olduğu sebeplerle kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; Dosyada, 2'si keşifli 5 adet bilirkişi raporu alındığını, bu raporlarda; davacının aracının dava konusu yüke uygun olmadığı; davacının beklemesinin kendi kusurundan kaynaklandığı; dolayısıyla beklemeden kaynaklı zararın tazmini istemiyle başlatılan icra takibine konu alacağın mevcut olmadığı belirtildiğini, mahkemece de bu gerekçeyle davanın reddedildiğini, davacının istinaf dilekçesinde belirttiği iddiaların tamamının, dosya arasına alınan hem raporlarda hem de mahkeme kararında tartışıldığını, bakılan davanın haksız olup, mahkemenin ret kararının hukuka uygun olduğunu, dolayısıyla davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini; işbu davada verilen kararın, kötü niyet tazminatı verilmesi talebinin reddine ilişkin kısmı ile vekalet ücretine ilişkin kısmı hukuka aykırı olduğundan istinaf başvurusunda bulunma zorunluluğu doğduğunu, mahkemenin, "davalı tarafça takibin haksız ve kötü niyetle yapıldığı ispatlanamadığı" gerekçesiyle tazminat talebinin reddine karar verildiğini, davalının kötü niyetli olduğunun sabit olduğunu, davacının kötü niyetinin dosya arasına alınan raporlarda ispat edilmiş olup, davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, gerekçeli kararda, lehlerine 17.900-TL vekalet ücretine hükmedildiğini, bu hesaplamanın hatalı olduğunu, dava dilekçesi incelendiğinde dava değerinin 10.613,12-EURO olduğu görüldüğünü, karar tarihindeki TL karşılığı (TCMB verilerine göre) 10.613,12 EURO * 33,83 = 359.041,00-TL olup, bu tutara göre hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin de 55.856,15 TL olduğunu belirterek; istinaf dilekçesinde açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle, davacının istinaf talebinin reddine; istinaf talebinin kabulüyle, istinaf konu mahkeme kararının, kötüniyet tazminatı talebinin reddiyle vekalet ücretine ilişkin kısmının kaldırılmasına, istinafa cevap dilekçesinde arz ve izah edilen ve mahkemece re’sen gözeteceği nedenler dâhilinde; davalı tarafın istinaf itirazının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Dava, taşıma ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı, bekleme ücreti talep etmekte olup bu beklemenin davalıdan kaynaklandığını, yeterli ekipman olmayışına, gümrük gecikmesine ve ithalat işlemlerine bağlı doğduğunu iddia etmişse de ilk derece mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporlarında davacının taşıyıcı olarak uygun araç sağlamadığı, yüklemenin zamanında yapılmamasının kendi ihmalinden kaynaklanmadığını ispat edemediği, davalının bu beklemeden sorumlu olduğunu ispat edemediği, aksine davacının ikinci bir araç göndererek durumu kabul ettiği, gümrükte beklemeye dair iddiasını ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunmuş, davacının istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Hukuk Genel Kurulunun 1993/13-41 Esas 1993/145 Karar sayı ve 07.04.1993 tarihli kararında vurgulandığı ve kabul edildiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücretinin, nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir. İlk derece mahkemesi tarafından bu suretle davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin doğru hesaplandığı anlaşılmıştır. Davacının icra takibi başlatmakta kötüniyetli olduğu dosya kapsamına göre ispat edilemediğinden red edilen miktar yönünden davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddi yerinde bulunmuştur. Bu suretle davalının istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı ile davalı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 28/02/2024 tarih ve 2019/731 E. . 2024/204 K. sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
-
Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafından peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
-
Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davalı tarafından peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
-
İstinaf başvurusunda bulunan davacı ile davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerlerinde bırakılmasına,
-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 03/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19