Kayseri BAM 6. HD 2024/880 E. 2024/1021 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2024/880
2024/1021
3 Mayıs 2024
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/880
KARAR NO: 2024/1021
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/10/2022
ESAS NO: 2021/150
KARAR NO: 2022/718
DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/05/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:06/05/2024
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/10/2022 tarih ve 2021/150 Esas - 2022/718 sayılı kararı davacılar vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıların ölen ... 'ın çocukları olduğunu, davacıların babası ... 'ın dava dışı ... isimli şahısla 24.01.1996 tarihinde ... Ltd. Şirketini kurduklarını, ... 'nın vefatından sonra ortaklığın eşi ve çocukları ile sürdürüldüğünü, davalılardan ... ve ... 'nin hisse devri ile bu şirkete girdiğini, 2002 yılında da şirket unvanının değiştirilerek... Limited Şirketi (... Nakliyat) yapıldığını, davacıların babası ... 'ın ölümünden sonra davalılardan ... ve ... 'ın ... Limited Şirketini (... Lojistik) kurduklarını, bu yeni kurulan şirketin faaliyet konusunun ... Nakliyat şirketi ile aynı olduğunu, esas amacın da ... Nakliyat şirketinin içinin boşaltılması ve hileli işlemler yaparak davacıları zarara uğratmak olduğunu, davacıların annesi olan davalı ... 'ın 2007 yılında şirkete kayyım tayini istediğini, davalılardan ... 'ın kayyım olarak atandığını, kayyımlık kararı ve infazının hukuka uygun olmadığını, yapılan işlemlerin yok hükmünde olduğunu, kayyıma verilen görevlerin ne olduğunun açıkça yazılı olmadığını, kayyımlığa engel durumunun bulunduğunu ve kayyımlığının geçerli olmadığını, şirket işlemleri kayyım olmadan da yürütülebilecekken davacıların anneleri ... 'ın sırf davacıların hisselerini küçültmek ve daraltmak şeklinde kötü niyetli davrandığını, davalılardan... 'ın kayyımı bulunduğu şirketlerle menfaat çatışması olmasına rağmen, sermaye artırımına giderek kardeşi ... ile birlikte kendi sermayesini büyük ölçüde artırıp, davacıların hisselerini küçülttüğünü, kayyımla adına işlem yaptığı davacıların menfaat çatışması olduğunu ve yapılan işlemlerin yok hükmünde olduğunu, davalılardan ... ve ... 'ın kendi hisselerin çağalttığını davacıların hisselerinin düşürüldüğünü, bu işlemlerin yok hükmünde olduğunu, iyi niyet ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, özellikle bir amcaları olarak açıkça ihlal edildiğini, davalıların danışıklı ve kötü niyetli hareket ettiğini, mali müşavir Kadir Karabacak'a verilen vekaletname ile davacıların şirketteki hisselerin Kayseri 6. Noterliğinin... tatih ve ... , ... , ... ve ... yevmiye numaralı sözleşmelerle davalılara geçirildiğini, bu işlemin geçersiz olduğunu,... Nakliyat şirketinin mal varlığı olan Kayseri ... pafta ... , ada ... parsel ... 'de kayıtlı ... , ... , .... numaralı bağımsız dükkanların ... tarihinde ... yevmiye numaralı işlemle ... Lojistik şirketine devredildiğini, ayrıca pafta ... ada ... parsel 1'de kayıtlı bulunan taşınmazlar ile pafta ... , ada... , parsel ... 'de kayıtlı bağımsız bölümün hiçbir bedel ödenmeksizin davacılardan mal kaçırmak amacıyla ... Şirketine devredildiğini, bu taşınmazların tapusunun iptali ile ... Nakliyat şirketine tesciline karar verilmesini talep ettiklerini, davacılar adına işlem yapıldığında yaşlarının çok küçük olduğunu, mali müşavir ... 'ın davacılar adına imza atması sebebiyle davanın sonucuna göre sorumluluğunun olacağını bildirerek fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ... Ltd. Şti, ... Ltd. Şti, ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı iddialarının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, tamamen soyut iddialara dayandığını, bu beyanlara itibar edilmesinin mümkün olmayacağını, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, ... Nakliyat şirketinde üç kardeş olan ... , ... ve ... ın 1/3 hissesi olduğunu, bu şirketin sermaye artırımının 2002 yılında yapıldığını ve eşit oranda artırıldığını, davacıların babası ... 'ın 2007 yılında vefatı üzerine davacıların annesi di ğer davalı ... 'ın talebi ile davalı ... 'nin şirkete kayyım atandığını, bu tarihte davacıların en büyüğünün 14, diğerlerinin 11, 7, ve 4 yaşında olduğunu, küçüklerin ticari faaliyetlerinin yönetime katılamayacağı ve kendilerine kayyım atanmasının onların yararına olduğunu, davacının kayyımlık kararının ve infazının hukuka uygun olmadığı ve bu nedenle yapılan işlemlerin yok hükmünde olduğu yönündeki iddialara itibar edilmesinin mümkün olmadığını ileri sürdüğünü, ortada Mahkemece verilmiş bir kayyım atama kararı bulunduğunu, aradan geçen 12 yıl sonra kararın ve karara dayanak yapılan işlemlerin yok hükmünde olduğunun ileri sürülemeyeceğini, bu hususun haksız ve kötü niyetli olduğunu, kayyım atanmasının muris ...'ın ticari faaliyetlerinin aksatılmaması için istenildiğini, kayyımın şirket yönetimini yapacağının muhakkak olduğunu, davalılar ... ve ... 'nin diğer davalı... tarafından sermaye artırımı ve pay dağılımına gidildiğinin iddia edildiğini, halbuki 11.07.2007 tarihli genel kurul kararı ile sermaye artırımına gidilmediğini, ilk sermaye artırım kararının davacıların babası ... 'ın hayatta iken alındığını ve kardeşlerin 1/3 ortaklığı olduğunu, artırılan sermaye içindeki ... 'ın payının mirasçılara paylaştırıldığını, davacıların iddia etti; ği gibi ne bir sermaye artırımı ne de pay dağılımı yapıldığını, davacılar aleyhine hiçbir şeyin bulunmadığını, sadece davacıların babası ... ın vefatından sonraki hissesinin mirasçılarına bölüştürülmesi şeklinde olduğunu, basit bir hesaplama ile yapılacak bir işlemle gerçeğe aykırılığı ortaya çıkabilecek bir işlemi bilmesine rağmen böyle bir iddiada bulunmaktan çekinmedi, ğini, karşı tarafın gerçek dışı beyanlarda bulunarak Mahkemeyi yanıltmaya çalıştığımı, esas kötü niyetli olan gerçek dışı beyanların bizatihi karşı taraf olduğunu, 01.11.2007 tarihinde sermaye artırımına gidildiğini ve 200.000 TL olan sermayenin 1.000.000 TL'ye çıkarıldığını, sermaye artırımında davacıların annesi Şükran'ın da onayı olduğunu, davacıların sermaye artırımına ekleme yapmadıkları için paylarının artırılmadığını, davalılar tarafından artırılan 800.000 TL'nin İşbankası hesabına ödendiğini, şirket hisse devirlerinin davalılardan ... tarafından velayeten ... isimli şahsa vekaletle gerçekleştirildiğini, davacıların davayı anneleri ... 'a açmaları gerektiğini, şirketteki hisse devirleri karşılığında devir sözleşmesinde yazılı bedellere ilave olarak tapu devirleri yapıldığını, bu kapsamda 4 adet ev ve 1 adet arsanın tapusunun davacıların annesi ... a ve diğer davacı çocuklar ve dava dışı çocuk ... 'e devredildiğini, şirket hisselerinin devri karşılığında davalı ... Lojistik şirketi tarafından davacıların annesi ... 'a Kayseri ili ... ilçesi ... Mahallesi ... ada ... pafta ... parselde kayıtlı ... numaralı bağımsız bölümün devredildiğini, ayrıca Kayseri ili ... ilçesi ... Mahallesi ... ada, ... pafla ... parselde kayıtlı ... numaralı bağımsız bölümün hisse devir tarihinde davalı ... tarafından ... 'a devredildiğini, ölen ağabeylerinin emaneti olarak gördükleri davacıların annesi ... ve yeğenleri için ellerinden geleni yaptığını, davalılar ... ve ... 'ın ölen ağabeylerinin şahsi borçlarını kapattıklarını, davacıların oturduğu evin tadilat ve yenileme masraflarını karşıladıklarını, yeğeninin düğün masrafi ve ev eşyalarını davalıların aldığını, ağabeyleri Rifat'ın şirketteki hissesinin karşılığını fazlasıyla verdiğini, böyle bir dava ile karşı karşıya gelmeleri kendilerini derin bir üzüntüye sevk ettiğini, davacıların pay sahibi olmadığı için limited şirketin genel kurul kararının iptali davası açamayacaklarını, genel kurul kararının iptaline yönelik dava açma süresinin geçtiğini, davacıların ... şirketinden ... şirketine geçen taşınmazların iptaline yönelik taleplerinde hukuki yarar bulunmadığını, tapu devirleri sonucunda ... şirketinin kasasına giren paranın şirket yönetiminde kullanıldığını, tapu iptali ve tescil davasının dinlenebilmesinin ön koşulunun tapudaki işlemin danışıklı olması gerektiğini, bunu davacının ispatlaması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacılar... ... ve ... 'nın annesi olduğunu, eşi vefat ettikten sonra her iki kayın biraderi ... ile ... 'ın cenaze henüz yeni kaldırılmışken yanlarında tanımadığı insanlarla evine geldiğini ve kendisinden o anki durumuna daha doğrusu eşini kaybetmesi nedeniyle üzüntüsüne bakmadan arabaların yolda kaldığını tırların bağlandığını ve yolda kaldığını imza atarsa çözeceklerini söyleyerek kendisinden imza aldıklarını, o sırada yanlarında ablası... , eniştesi ... ve başkaca tanıdıkları ve akrabalarının da olduğunu, kayın biraderlerine olan güveni nedeniyle imza verdiğini, kendisine yapılacak işlemlerden ve imzanın ne için alındığından hiç bahsetmediklerini, çocuklarının o zaman küçük olduklarını ve hiçbir şeyden haberleri olmadığını, sonrasında etraftan duydukları kadarıyla işbu davayı açtıklarını, davayı kabul etmediğini, kendisinin alınanla, verilenle ve yapılan işlemlerle hataya düşürülmesi dışında hiçbir alakası olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "......Mahkememizin 2019/379 Esas sayılı dosyasında her ne kadar dava konusu edilen sermaye artırımına ilişkin kararların alındığı tarihte davacılar 18 yaşından küçük iseler de, 18 yaşını doldurdukları tarih dikkate alındığında da davalı limited şirketin sermaye artırımına ilişkin ortaklar kurulu kararının iptali için yasada belirtilen 3 aylık hak düşürücü sürenin geçtiği kanaatine varılarak genel kurul kararının iptali ve genel kurul kararlarından kaynaklı oluştuğu iddia edilen alacak taleplerinin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ve davacılar vekilince kararın istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/877 Esas sayılı dosyası üzerinden başvurunun esastan reddine karar verilmiş olup, tüm bu hususlar gözetildiğinde somut davada, davacıların şirket ortağı sıfatları kalmadığından ve taşınmazların davalı şirket adına tescilinde herhangi bir hukuki yararları bulunmadığından işbu davanın HMK madde 114/1-h ve 115/2 gereğince hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar vermek gerekmiş......" gerekçesiyle Davanın HMK madde 114/1-h ve 115/2 gereğince hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE karar verilmiştir.İşbu kararı davacılar vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 6762 sayılı ETK'nın 381. maddesinde belirtilen 3 aylık iptal davası süresi, dosyada, beyanlarında arz ettiği ve aşağıda özetle geçtiği nedenlerle işlemlerin hükümsüz, batıl olmasından dolayı bu 3 aylık sürenin uygulanması mümkün olmadığını, ortada, davalıların hilesi ve muvaazaalı olarak önceki şirketin içini boşaltıp yeni şirkete devir şeklinde eylemleri olup, maddede belirtilen 3 aylık sürenin burada uygulanması düşünülemeyeceğini, daha doğrusu, ilk dava dilekçemizdeki iddialar ve cevapları ile beyanları çerçevesinde işbu davanın hükümsüzlük ve butlan sebebiyle açılmasından dolayı süreye bağlı olmadığını, nitekim işlemlerin yapıldığı sırada müvekkillerinin küçük yaşta çocuk olup, rüştünü kanıtladıktan sonra duruma muttali olmuşlar ve işbu davayı açtıklarını, kendisini kayyım tayin ettiren naci nayman, şirketin ortağı ve diğer ortağın mirasçıları olarak müvekkilleri ile menfaat çatışması olduğunu, Kayyımlık kararı hukuka uygun olmayıp, buna bağlı olarak yapılan işlemlerin de hükümsüz, batıl olduğunu, davalılardan ... , kayyımı olduğu müvekkillerle menfaat çatışması bulunmasına rağmen, sermaye artırımına giderek, diğer davalı... ile birlikte kendi sermayelerini büyük ölçüde artırıp, müvekkili küçüklerin hisselerini, buna bağlı olarak küçültmekle, adeta kendisi ile yaptığı işlemlerin ve alınan kararların hukuken yok hükmünde olduğunu, muris ... 'ın ölümünden 2 gün sonra bir pazar günü, yangından mal kaçırırcasına, murisin eşinden vekaletname alınarak bu vekaletname ile kayyım tayini istenildiğini, Kayyımlık kararında yapılacak işlemler, kayyım atanan şahsın müvekkillerin mal varlığını korumak ve yönetmek olması gerekirken, davalı kayyımın yaptığı işlemler kararda yer almadığından hukuken yok hükmünde olduğunu, bu konuda da ayrıntılı açıklamamız dava dilekçemizin 4/d şıkkında yapılmış olup, bu dilekçeye atıfta bulunuyoruz. Ancak altını çizerek belirtmek gerekirse; ne var ki, TMK’nın 459. Maddesi ile belirli bir işle görevlendirilmemiş olmakla birlikte, vesayet makamının iznini almadan ve talimatına uymadan işlem yapması, ayrıca TMK’nın 460. Maddesine göre, kayyımın yine ne için görevlendirildiği açık olmamakla ortada hukuken geçerli olmayan bir karar bulunmasının yanında, kayyımın sadece mal varlığının yönetim ve korunması için gerekli olan işlemleri yapabileceği, bu arada bunun dışındaki işlemleri yapabilmesi için temsil olunanın yetkiyi verecek durumda olmaması halinde vesayet makamının izninin alınmasındaki zorunluluk açık olduğunu, böyle bir izin olmayıp, bu şekliyle de işlemler yok hükmünde olduğunu, her ne kadar 12 yıl sonra bu davanın açıldığından söz edilmekte ise de, işlemler yapıldığında müvekkillerinin küçük yaşta, nitekim danışıklı olarak davalı kayyım tayin edildiğini, yani, küçük yaşta birinin hakkını savunması düşünülemeyeceğini, ne var ki, rüştünü kanıtlayıp bu konuda bilgi sahibi olduktan hemen sonra işbu dava açıldığını, Y.11. HD.'nin 2012/17349 esas, 2013/23470 karar;, Y.11.HD.'nin 2003/13857 esas, 2004/10455 karar; Y.11.HD.'nin 1992/5419 esas, 1993/5826 karar; Y.HGK'nın 2013/11-1048 esas, 2014/430 karar; YHGK'nın 2008/11-246 esas, 2008/239 karar sayılı ilamı ayrıntılı bir şekilde arz edilen sebepler dikkate alındığında müvekkillerinin küçük yaşta, henüz rüştünü ispat etmeden işbu işlemlerin yapıldığı, müvekkillerinden muvazaalı olarak mal kaçırıldığı, buna bağlı ifade etmek gerekirse bu tür iddialarda sürenin söz konusu olamayacağı, müvekkillerinin şirket ortağı sıfatlarının bulunduğu, takiben davaya konu taşınmazların tapusunun iptali ile şirket adına tescilinde hukuki yararlarının bulunduğu taktir edilmeli, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılması gerektiğini, kısaca, 2019/379 esas sayılı dosya ile sermaye arttırımına ilişkin kararın iptali yönündeki davanın süre yönünden reddedilmiş ise de, burada usulen bir ret işlemi mevcut olduğunu, bu durumun, müvekkillerin şirkette ortak sıfatlarının kalmadığı, takiben taşınmazların şirket adına tescilini isteyemeyeceği yönündeki taktirin hukuki vasfı olmayıp, kararın bozulması gerektiğini belirterek; istinaf dilekçesinde arz edilen ve Yüksek Dairece tensip buyrulacak sair nedenlerle, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, istinafa konu 2021/150 esas, 2022/718 sayılı kararının kaldırılmasını, bozulmasını talep gibi karar verilmesini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalılara müştereken ve müteselsilen yükletilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın butlan halinden ve davacıların yaşlarının küçük olmasından kaynaklı bu sürenin geçerli olmayacağını belirtse de davacıların 18 yaşını doldurduktan sonra ki dönem için de hükümde değerlendirme yapıldığını, aynı şekilde davaya konu olayda butlan olduğuna dair yargılama esanasında aldırılan bilirkişi raporlarında yokluk ve butlan halinin bulunmadığı kanaatine varıldığını, zira davacı yan bu iddialarını ispatlar nitelikte hiçbir somut delil sunamamış, davasını esas yönünden de ispat edememiştir. Bu sebeple davacı tarafın, genel kurul kararının iptali talepli Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019 / 379 Esas sayılı dosyası ile ikame ettiği davanın reddedildiğini, istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini, davacı tarafın şirket ortağı sıfatları bulunmadığı için, şirketi/ortaklarını ilgilendiren tasarruflarda da dava açmakta hukuki yaraları bulunmadığını, hal böyle iken mesnetsiz iddialar ile dosyayı sürümcemede bırakmak maksadı ile yapılan bu istinaf başvurunun reddi gerektiğini belirterek; istianafa cevap dilekçesinde izah olunan ve Başkanlıkca gözetilecek gerekçelere istinaden; davacıların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun İstinaf kanun yolu başvurularının reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Dava, limited şirket ortağı davacıların limited şirkete ait taşınmazın davalı şirkete muvazaalı olarak, davacıların zararına olacak şekilde satışı iddiası nedeniyle açtığı tapu iptal tescil istemidir. Davacı ortaklar, taşınmazın davalı ... Ltd. Şti adına olan tapu kaydının iptali ile davalı ... Ltd. Şirket adına tescilini talep etmektedir.6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda çokça tartışılan doğrudan zarar ve dolaylı zarar kavramlarına 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer verilmemiştir. Ancak yeni Kanunda da şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara uğradıkları zararlar için dava açma hakkı tanınmıştır. Bu kişiler, uğradıkları doğrudan zararların tazmini için kusurlu yönetim kurulu üyelerine yönelebilirler. Ayrıca şirketin uğradığı zararlardan yansıma yoluyla zarar gören yani dolaylı zarara uğrayan pay sahibi ve alacaklılar da belli koşullarda sorumluluk davası açabilirler (TTK 553, 556). Yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri ve denetçileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Yönetici ve denetçi aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa ait ise de, zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır.Doğrudan ve dolaylı zararlar, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davasında pay sahipleri ve alacaklılar bakımından önemli kavramlardır. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin, pay sahibinin veya alacaklının alanında doğrudan yol açtığı zararlara doğrudan zarar denir. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin malvarlığına zarar verdiği ve bu zararın pay sahiplerini veya alacaklıları etkilediği zararlara da dolaylı zarar denir.Somut olayda öncelikle, söz konusu talebin davacının doğrudan mı yoksa dolaylı zararını mı oluşturduğu hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Doğrudan ve dolaylı zarar ayrımı anonim şirketler hukukunda sorumluluk çerçevesinde, ortağın veya alacaklının doğrudan kendi malvarlığında mı, yoksa şirketin zararı dolayısıyla “yansıma” (Reflexschaden) bir zarara mı maruz kaldığı sorusunu cevaplamaya yarar. Bu iki kavram yalnızca ortakların ve alacaklıların zararı halinde kullanılır, zira sorumluluk hükümleri çerçevesinde anonim şirket yalnızca doğrudan zarara uğrayabilir, ortaklar ve alacaklılar bakımından ise hem doğrudan hem de dolaylı zarar söz konusu olabilir.Doğrudan doğruya zarar, şirket ortaklarının ve alacaklıların yönetim kurulu üyelerinin fiilleri sonucunda şirketin zararından bağımsız olarak uğradıkları zarardır. Şirketin ortakları ve alacaklıları, ortaklık zarar görmeden de bir zarara uğrayabilirler. İşte ortaklık malvarlığında herhangi bir azalma meydana gelmeden ortağın ve alacaklının malvarlığında meydana gelen azalmaya anonim şirketler hukukunda doğrudan zarar denilmekte ve bu durumda pay sahibine hükmedilecek tazminatın kendisine ödenmesi talebiyle dava açma imkanı tanınmaktadır. Ortakların veya alacaklıların doğrudan doğruya zararı, yönetim kurulu üyelerinin fiilleri sonucunda bu kimselerin ferdi ve hususi haklarının ihlali şeklinde ortaya çıkar. Ortakların ve alacaklıların doğrudan zararına ilişkin olarak başlıca şu örnekler verilebilir: Sermaye artırımında ortağın rüçhan hakkının kullanımının engellenmesi, ortağa payına uygun temettü ödenmemesi, ortağın genel kurul toplantısına katılmasına veya toplantıda oy kullanmasına haksız yere engel olunması, hazırlanan yanlış bilançoya istinaden ortağın hisselerini satması veya yeni hisse senedi alarak zarara uğraması, alacaklının yanlış bilgiye dayanarak şirkete kredi açması.Alacaklıların ve ortakların doğrudan zarar görmeleri nedeniyle uğradıkları zararın tazminini talep etmeleri, genel hukuk prensibi olan sorumluluğun bir sonucudur. Doğrudan doğruya uğranılan zararlardan dolayı açılacak davalarda ortaklar ve alacaklılar tazminatın kendilerine verilmesini talep edebilirler. Birden fazla pay sahibi veya alacaklı aynı fiille zarara uğramış olsalar dahi talep edilebilecek tutar bizzat uğradıkları zarar ile sınırlıdır. Aslında ortakların ve alacaklıların doğrudan zararı anonim şirketler hukukuna özgü tipik bir sorumluluk davası olmayıp şirketin haksız fiilini teşkil eder. O nedenle bu davalarda anonim şirketlere özgü aktif ve pasif dava ehliyeti, doğrudan ve dolaylı zarar, farklılaştırılmış teselsül gibi özel düzenlemeler dışında esas itibarıyla haksız fiil sorumluluğuna ilişkin zarar, illiyet bağı, hukuka aykırılık ve kusura ilişkin kurallar uygulama bulur.Doğrudan zarara istinaden dava hakkı her bir ortağa ve alacaklıya direk ve kişisel olarak tanınmıştır. Diğer ortakların, alacaklıların veya şirketin tazminat talebinden tamamen bağımsızdır. Zararın doğrudan zarar olması halinde, ortak bu davayı hem yönetim kurulu üyelerine hem de şirkete yöneltebilir.Dolayısıyla zarar olarak nitelendirilen zarar ile kastedilen, ortakların veya alacaklıların, yönetim kurulu üyelerinin ortaklık malvarlığını kötüleştiren davranışlarından şirketin zarara uğraması neticesinde uğradıkları zarardır (yansıma zarar/Reflexschaden). Burada doğrudan zarar gören şirket olmakla birlikte, onun malvarlığında azalma meydana getiren bütün işlemler, ortaklar ve alacaklılar bakımından dolayısıyla zarar teşkil etmektedir, çünkü bu zarar nedeniyle şirketin ödeme gücünde meydana gelen azalma, alacaklıların ve ortakların taleplerinde bir kayba yol açmaktadır.6102 s. TTK mülga TTK md. 309 dan farklı olarak dolaylı zarar kavramını kullanmamış, şirketin uğradığı zararın şirket ve ortaklar tarafından talep edilebileceğini belirterek dolaylı zarara üstü kapalı olarak yer vermiştir. Ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararından ancak şirketin zarara uğraması ve bu zararın ortakların ve alacaklıların malvarlığında bir azalmaya sebep olması halinde bahsedilebilir. Şirketin zararı ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararının “olmazsa olmaz/conditio sine qua non” şartıdır.Dolaylı zararın talebi halinde ise davanın şirkete yöneltilmesi mümkün değildir. Zira bu durumda asıl zarara uğrayan şirketin kendisidir. Ortak ile alacaklı, şirketin zararının giderilmesi talebiyle bu davayı açmaktadır. Ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortakların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları da etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ancak, ortak, dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada, hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesini talep edebilir. Bu durumda davacı ortak uğranılan dolaylı zararın şirkete verilmesi yönünde talepte bulunabilecek olup, anılan talep yönünden herhangi bir genel kurul kararı alınması da gerekmemektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/1691 Esas 2020/5160 Karar)
Davacılar, davalı şirketteki hisselerini 2010 yılını devretmiş olup ilk açtıkları Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/379 Esas sayılı davada şirketteki hisselerinin devri işleminin iptalini de talep etmiş oldukları ve bu davayı ortak sıfatıyla açtıkları, alacaklı sıfatıyla açmadıkları anlaşılmakla ortaklık durumlarına dair açılan dava hakkında verilen karar araştırılarak, gerekirse bu talebin sonucu beklenerek davacıların hukuki yararının olup olmadığı değerlendirilerek hüküm tesisi gerekirken davanın usulden reddi yerinde görülmemiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nun 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davacılar vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
-
HMK'nın 353/1. a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 11/10/2022 tarih ve 2021/150 Esas . 2022/718 sayılı nihai kararın KALDIRILMASINA,
-
HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
-
Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacılara iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
-
HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 03/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19