SoorglaÜcretsiz Dene

Kayseri BAM 6. HD 2023/1881 E. 2023/1925 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1881

Karar No

2023/1925

Karar Tarihi

9 Kasım 2023

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1881

KARAR NO: 2023/1925

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 31/05/2023

NUMARASI: 2022/393 E. 2023/433 K.

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/11/2023

KARAR YAZIM TARİHİ: 09/11/2023

KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 31/05/2023 tarih ve 2022/393 E - 2023/433 K kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketince ... poliçe numarası ile zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılmış olan, ... adlı şahsın sevk ve idaresinde olduğu belirtilen ve davalı adına kayıtlı ... plakalı aracın ... tarihinde ... plakalı araca çarptığını ve bu kaza sonucu ... plakalı araç sürücüsünün sakat kalmasına sebebiyet verdiğini, trafik kazası tespit tutanağına göre kazanın "Sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracı ile ... Caddesi istikametinden gelerek, ... Bulvarını takiben ... Caddesi istikametine seyrederken, ...Cadde kavşağına geldiğinde, orta şeritten seyrettiği sırada solundan sol şeritten aynı istikamette seyreden ... idaresindeki ... plakalı araç, ön sağ köşe kısmıyla ... plakalı aracın sol arka kapı kısmına çarpması ve bu çarpma etkisiyle ... plakalı aracın yolun sağına, önce yaya kaldırımındaki ağaca sonra da ... içindeki ağaca çarparak durması" şeklinde olduğunu ve kazanın oluşumunda ...plakalı araç sürücüsü ...'nin tam kusurlu olduğunun belirtildiğini, kaza sonucu yaralanan ...'e müvekkili şirket tarafından 11/12/2019 tarihinde 31.583,16-TL ödeme yapıldığını, kaza sonucu ... plakalı aracın pert olması nedeniyle araç sahibi...'e 14/12/2016 tarihinde 14.500,00TL ödeme yapıldığını,9 tarihinde 31.583,16-TL ödeme yapıldığını, kaza sonucu ... plakalı aracın pert olması nedeniyle araç sahibi ...'e 14/12/2016 tarihinde 14.500,00-TL ödeme yapıldığını, dava konusu kaza sebebiyle 5 kez ameliyat geçirmek zorunda kalan ve müvekkili şirket tarafından yapılan 31.583,16-TL'lik ödemenin talebi karşılamadığı belirtilerek ... tarafından 11/02/2020 tarihinde müvekkili şirket aleyhine Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/150 esas sayılı dosyası ile maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, yargılama esnasında alınan 02/10/2020 tarihli kusur raporuna göre; araç sürücüsü ...'nin (%100) asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ... ERÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'nın raporuna göre; tıbbi şifa süresinin 6 ay olduğu, vücut genel çalışma gücünden %18,2 oranında kaybettiği şeklinde rapor düzenlendiğini, itirazlar sonucu alınan ek raporda ise; ...tarihli trafik kazası sonucu altı ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı, tıbbi şifa süresinin 6 ay olduğu, tüm vücut fonksiyon kaybı oranının veya özür oranının % 11 olduğu şeklinde rapor düzenlendiğini, yargılama devam ederken müvekkili şirket ile davacı arasında maddi tazminata ilişkin anlaşma sağlandığını ve 23/11/2021 tarihli İbraname ve Sulh Anlaşması gereğince müvekkili şirket tarafından 01/12/2021 tarihinde kdv tevkifat ve stopaj hariç Av. ...'e 301.008,05-TL (KDV Tevkifat ve stopaj ile birlikte toplam ödeme 312.350,00-TL) ödeme yapıldığını, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/150 esas 2022/56 karar sayılı 25/01/2022 tarihli kararında; 40.000,00-TL manevi tazminatın ise olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiğini, Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/260 esas 2018/930 karar sayılı kararı ile davalıya ait araç sürücüsü olduğu belirtilen ...'nin dava konusu olayda tam kusurlu olduğuna ve mahkumiyetine karar verildiğini, kararın 11/10/2018 tarihinde kesinleştiğini, dava konusu kaza sonucu ... plakalı araç sürücüsü olduğu belirtilen ...'nin olay yerinden kaçmış olduğunun yakalama, bilgi alma ve sevk/serbest bırakma tutanaklarından ve ceza dosyasından anlaşıldığını, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B4 maddesinin sigortacının sigortalıya rücu hakkını düzenlemekte olduğunu ve f bendinde "Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde, sigortacının meydana gelen zararı sigortalıya rücu etme hakkı vardır." şeklinde düzenlendiğini, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi sebebiyle müvekkili şirket tarafından ödenen toplam tazminat tutarının 358.433,16-TL olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alamadıklarını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 358.433,16-TL tutarındaki tazminatın ödenme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; öncelikle davanın görev ve süre yönünden reddinin gerektiğini, sigortalanan aracın sevk ve idaresini elinde bulunduran araç sürücüsü ...isimli kişiye davanın ihbarını talep ettiklerini, sorumluluğunun müvekkili idarede olmadığını, araç sürücüsünde olduğunu, dolayısıyla davanın müvekkili açısından husumetten reddinin gerektiğini, müvekkili idareye ait aracın sürücüsünün kaçma gibi bir niyeti olmadığını, olay yerini terk nedeniyle kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, yerleşik Yargıtay içtihatlarında da sürücü tarafından olay yerinin terk edilmesinin tek başına rücu sebebi olmadığını, yersiz ve hukuka aykırı açılan davanın öncelikle usulden reddine, esasa girilmesi halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkeme kararında; "...Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu, dosya kapsamı, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/150 esas 2022/56 karar sayılı ilamı ve ceza dosyasında da görüleceği üzere dava dışı sürücü ...'nin hiçbir acil durum bulunmaksızın kaza yerini terk ettiği, kaza tutanağının düzenlendiği esnada kaza mahallinde bulunmayarak kusurlu harekette bulunduğu, olay yerini terk etmesinin ZMMS Genel Şartları uyarınca hiçbir haklı sebebi olmadığı, sigorta şirketi açısından rücu şartlarının oluştuğu, 2918 sayılı yasanın 109/4 maddesi uyarınca zamanaşımı defi nedeniyle 11.05.2022 dava tarihi itibariyle 01.12.2021 tarihinde yapılan 312.350,00-TL dışındaki ödemelerin ödeme tarihinden itibaren 2 yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle(11.12.2019 tarihinde 31.583,16-TL, 14.12.2016 tarihinde 14.500,00-TL) zamanaşımına uğradığı (Ankara BAM 35. H.D. 2022/1761 Esas 2023/91 Karar benzer mahiyette) anlaşılmakla, davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile,312.350,00-TL'nin 01/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,..." şeklinde karar verilmiştir.Bu karara karşı taraf vekillerince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının görevli ve zamanaşımı yönünden incelenmesini talep ettiklerini, her ne kadar zamanaşımı noktasında lehlerine kısmen kabul verilse de, talep edilen tüm alacağın zamanaşımına uğradığı kanaatinde olduklarını, dolayısı ile yerel mahkeme kararının öncelikle bu açıdan incelenerek kaldırılmasını talep ettiklerini, yerel mahkeme kararında hukuka aykırı olduğunu değerlendirdikleri ve istinaf incelemesinin yapılmasını istedikleri bir diğer hususun ise yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin olduğunu, yerel mahkeme kararının hüküm kısmının 7 nolu maddesinde müvekkili idare aleyhine hükmedilen ilam vekaleti ücretinin hatalı olup, yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, zira aleyhe hükmedilen tazminat miktarının 312.350,00 TL iken bu miktar üzerinden hesaplanan nisbi vekalet ücreti miktarının 46.729,00 TL olduğunu, fakat yerel mahkemece aleyhe olarak davacı lehine 48.976,00 TL ilam vekalet ücretine hükmedildiğini, yerel mahkemece arabuluculuk ücretinin kısmi ret hesabında 1.560,00 TL olarak değerlendirildiğini, fakat arabuluculuk görüşmelerinin 2022 yılında yapıldığını ve 1 saati aşmayan tek oturumda taraflarca tanzim edildiğini, 2022 yılı arabuluculuk ücret tarifesine göre arabuluculuk ücretinin 390,00 TL*2=780,00 TL ücret olması gerekirken yerel mahkeme kararına göre taraflardan fazla ücret tahsil edilmiş olunduğunu, dolayısı ile yerel mahkeme kararının bu açıdan da incelenerek kaldırılmasını talep ettiklerini, mahkemece inceleme konusu yapılan ve aleyhe hükmedilen tüm yargılama giderlerinin de hatalı olup, istinaf incelemesinin yapılmasını talep ettiklerini, her ne kadar davayı etkileyecek nitelikte bulunmamasına ve şeklen bir eksiklik olmasına rağmen, mahkemenin gerekçeli kararında ihbar olunan taraf ve vekilinin de davada taraf olarak gösterilmediğini, gerekçeli kararın ilk sayfasına ihbar olunan araç şoförü ve vekilinin eklenmemiş olmasının da yerel mahkeme kararını hukuka aykırı hale getiren bir başka husus olduğunu, huzurdaki dava dosyasında safahati ve yerel mahkemenin gerekçeli kararına bakılacak olursa davanın temeli ve uyuşmazlığın Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B-4/f maddesi uyarınca müvekkili idareye ait aracı kullanan şoförün olay yerini terk edip etmediği ve dolayısı ile rücu şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığını, yerel mahkemece düzenlenen gerekçeli kararda bu konuya ilişkin olarak yalnızca, araç şoförünün hiçbir acil durumun bulunmaksızın kaza yerini terk ettiği ve davacı sigorta firması açısından rücu şartlarının oluştuğu belirtmek suretiyle iktifa edilerek gerekçe tanzim edildiğini, kazanın olduğunu, yaralı için ambulansın arandığını ve akabinde ambulansa bindirildiğini, bunun sonrasında olay yerinin terki olarak değerlendirilebilecek başka bir hususun kalmadığını, yine sonrasında ifadesinin alınmak ve yasal prosedürlerin tamamlanmak üzere polis merkezi tarafından karakola davet edilme neticesinde karakola da hemen intikal edildiğini, bu durumun dosya içeresinde mübrez düzenlenen tüm belgelerle sabit olduğunu, akabinde yapılan alkol muayenesi ve yasal prosedürler noktasında sigortalı aracı kullanan ihbar olunan ... tarafından hiçbir problem çıkarılmadığını, hepsinin yerine getirildiğini, gelinen durumda sırf böyle bir sebepten dolayı sigorta firmasının rücu talebi kabul edilerek davanın kabulünün ve kararının bu şekilde kesinleşmesi durumunda yapılan ZMM sigortasının hiçbir ehemmiyetinin kalmamış olacağını, bu durumun yasal düzenlemenin amacına da aykırı olacağını, dolayısı ile davanın her türlü reddi gerekmekte iken davanın kabulü noktasındaki yerel mahkemenin kararının hatalı olduğunu, aksi durumun hakkaniyete aykırı olduğunu, bu nedenlerden dolayı yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, rücu ve tazminat sorumluluğunu kabul etmemekle birlikte, yerel mahkeme kararının Dairemizce kabul edilecekse dahi, faizin başlangıç tarihi ve faizin türü yönünden yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, zira hesaplanan tazminatın faiz başlangıç tarihinin dava tarihi itibariyle başlatılmasına hükmedilmesi gerektiğini, aksi yöndeki yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olup, kaldırılması gerektiğini ileri sürerek mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, davanın usul ve esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekilinin istinafa başvuru ve davalı tarafın istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davanın kısmen reddine konu alacakların ödeme tarihinden itibaren 2 yıl geçtiği gerekçesiyle reddine karar verilmesi ve bu kararın gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, TBK 168. Madde ve ZMSS Genel Şartları çerçevesinde sigortacı, hak sahibin halefi olacağından ceza zamanaşımının sigortacıya da uygulanmamasının hukuka aykırı olduğunu, TTK m. 1482 çerçevesinde sigortacıya karşı açılan davalarda zamanaşımı süresi 10 seneyken sigortacının açacağı davaya 2 yıl zamanaşımı süresinin uygulanması Anayasanın "Kanun Önünde Eşitlik" başlıklı 10. Maddesine ve AİHS'nin "Ayrımcılık Yasağı" başlıklı 14. Maddesine aykırı olduğunu, bu sebeple söz konusu alacakların zamanaşımına uğradığına ilişkin kararı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ,Anayasaya ve hukuka aykırı olduğunu, TBK 73.maddesi ile "Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak 2 yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. " şeklinde olduğunu, maddede geçen 2 yıllık zamanaşımı süresinin "Tazminatın tamamının ödenmiş olmasından itibaren başlayacağı" hususu madde ile açıkça belirtilmiş olmasına ve işbu rücuen tazminat davasına konu son ödeme tarihinin 01/12/2021 tarihi ve dava tarihinin 11/05/2022 tarihi olmasına rağmen, 2016 ve 2019 yıllarında yapılan aynı kazaya dair sakatlık ödemesinin ve araç hasar bedeline ilişkin ödemenin zamanaşımına uğradığının belirtilmiş olması kabul edilebilir olmadığını, konusu aynı olan bir davada faile ayrı işletene ayrı sigorta şirketine ayrı bir zamanaşımı uygulanmasının hiçbir hukuki dayanağının olmadığını, kaldı ki dava konusu olayda araç içinde bulunan ... sakat kalmış ayrıca aracının da pert olduğunu, yani müvekkili sigorta şirketi tarafından hem araca ilişkin hem de sakatlık tazminatına ilişkin ödemeler yapıldığını, sakatlık tazminatına ilişkin ilk ödemenin 11/12/2019 tarihinde yapılmış olan 31.583,16TL.'lik ödeme olduğunu, bu ödemenin kazadan tam 3 yıl sonra yapıldığını, olayda sakat kalan ... defalarca ameliyat geçirdiğini ve bu sebeple ödenen tazminatın, zararını karşılamadığı gerekçesiyle müvekkili şirket aleyhine 2020 yılında dava açtığını, bu davanın da 2 yıl sürdüğünü ve müvekkili şirket tarafından yargılamanın sona ermeden 01/12/2021'de 312.350,00TL. sakatlık tazminatı ödendiğini, yani kazadan 4 yıl sonra müvekkili şirket aleyhine dava açılabildiğini, sigorta şirketinin kazadan 5 yıl sonra ödeme yükümlülüğünün devam ettiğini ve fakat müvekkilinin şirketin yaptığı ödemeleri rücu etmesi için 2 yıllık zamanaşımı süresinin öngörüldüğünü, hatalı bilirkişi raporuna göre verilen mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu olayda ...'in sakat kalmış olmasına rağmen,mahkeme tarafından ceza zamanaşımının uygulanmamasının da kabul edilebilir olmadığını, bilirkişi raporuna karşı bu sebeple itiraz etmiş olmamıza rağmen ,mahkemece ceza zamanaşımının neden uygulanmadığına ilişkin herhangi bir açıklayıcı hüküm kurulmadığını, bilirkişi raporunda hiçbir hukuki dayanağı olmayan, zamanaşımı yönünden davanın tarafları açısından herhangi bir ayrım yapmayan KTK.m.109'a atıf yapılmak suretiyle "haksız fiilin faili aleyhine açılan davalarda uzamış ceza zamanaşımı uygulanır diğer davalarda uygulanmaz." şeklindeki kanaatin, Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararlarına da tamamen aykırı olduğunu ileri sürerek davanın kısmen reddi kararının kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiş, davalı tarafça sunulan istinaf başvuru dilekçesindeki iddialarının yersiz olduğunu beyan ederek yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasını, davanın tam kabulüne karar verilmesini, davalının tüm istinaf itirazlarının reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava, kasko sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia edilen davalılardan rücuen tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.Davacı sigorta şirketi, eldeki davayı sigortalısının halefi olarak açmış olmasına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyetinin nazara alınması gerekir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22/03/1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır.

Öte yandan, TTK'nın "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. (eski TTK 1301.) maddesinde; “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.” hükmüne yer verilmiştir.... plakalı kamyonun davalı... adına tescilli olduğu araç tescil raporundan anlaşılmakatdır.Davacının ödeme yaptığı ... plakalı ... marka ... model araç olduğu aracın kullanma şeklinin hususi olduğu UYAP üzerinden yapılan sorgulamada görülmüştür. Davacı sigortalısının tacir olduğu yönünde bir iddiası bulunmamaktadır.Bu durumda, davacının sigortalısının tacir olduğu yönünde delil olmadığı gibi davanın sigorta sözleşmesinden değil, davalının kusuru ile gerçekleşmesine sebebiyet verdiği iddia edilen haksız fiilden kaynaklandığı anlaşılmakla,mutlak ya da nispi ticari dava niteliğinde olmayan işbu davanın/uyuşmazlığın HMK 2. Maddesi uyarınca Asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. (Yargıtay 5. H.D 2020/9900 Esas 2022/4409 Karar- Yargıtay 17. H.D 2019/3314 Esas 2020/910 Karar)Mahkemenin görevi hususu HMK 114/1-c ve 115. Maddeleri uyarınca kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilecek hususlardan olduğundan (HMK 355 ikinci cümle), mahkemece Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilip görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde esastan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.

Açıklamalar ışığında davacı ve davalının istinaf talebinin HMK 353/1-a-3 uyarınca davanın esası incelenmeksizin, mahkemenin görevi yani kamu düzenine ilişkin husus yönünden kabulüne, kaldırma kararı gereği tarafların sair istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Davacı ve davalı tarafın istinaf başvurusunun ayrı ayrı KABULÜ ile;

  2. HMK'nın 353/1. a.3 md. gereğince, KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 31/05/2023 tarih ve 2022/393 E . 2023/433 K sayılı kararın esası incelenmeden KALDIRILMASINA,

  3. HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın ilk derece mahkemesince taraflarına tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde taraflarca Yerel Mahkemesine müracaat/talep edilmesi halinde, dosyanın yeniden yargılamasının yapılması için görevli KAYSERİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmek üzere KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NE GERİ GÖNDERİLMESİNE,

  4. Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine ayrı ayrı iadesine ,

  5. İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  6. Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve isitnaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

  7. H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 09/11/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınKaynaklıticaretTazminatkonusutaraflarınRücuen)özetiSözleşmesisavunmalarınınistinafderecesebeplerininhukukideğerlendirilmesiSigortanitelendirmeasliyekararının(Trafikkesindelillerinkayseriiddiamahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:58:12

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim