Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2023/1298
2024/1061
3 Temmuz 2024
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1298
KARAR NO: 2024/1061
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/04/2023
DAVANIN KONUSU: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
DAVA TARİHİ: 27.10.2020
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH: 03.07.2024
YAZILDIĞI TARİH: 03.07.2024
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/710 Esas, 2023/261 Karar sayılı kararı davalı ... A.Ş. vekili, ... A.Ş. vekili ve Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili tarafından istinaf incelemesi için dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde; 12/02/2020 tarihinde ... idaresindeki ... plakalı itfaiye aracı ile müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışma sonucu maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini ve müvekkilinin yaralandığını, geçici ve kalıcı iş göremezlik zararına ve manevi yönden zarara uğradığını, müvekkilinin zararlarının müşterek ve müteselsil sorumlu olan davalılar tarafından karşılanması gerektiğini; sürücü ... 'ın tam kusurlu olduğunu; kaza sonrasında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/7115 Soruşturma sayılı dosyasının açıldığını, 15/06/2020 tarihli bilirkişi raporu alındığını; müvekkilinin perde satış işi yaptığını, asgari ücretin üzerinde kazanç sağladığını; müvekkilinde büyük bir üzüntü ve manevi çöküntü meydana geldiğini; ZMMS poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı aracın sigorta şirketine 07/08/2020 tarihinde, kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı aracın sigorta şirketine 07/08/2020 tarihli dilekçe ile başvurduklarını, müvekkilinin zararının karşılanmadığını belirterek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 250,00-TL kalıcı iş göremezlik, 250,00-TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplamda 500,00-TL maddi tazminatın müştereken ve müteselsilen sorumlu olan davalı ... , davalı ...ve davalı ... A.Ş. (sigorta şirketi açısından poliçe limitleri dahilinde)'nden alınarak müvekkiline ödenmesini; müvekkilinin yaşadığı manevi zararların karşılanması adına, 50.000,00-TL manevi tazminatın müştereken ve müteselsilen sorumlu olan davalı ... , davalı ...ve davalı ... A.Ş. (sigorta şirketi açısından poliçe limitleri dahilinde)'nden alınarak müvekkiline verilmesini; hükmedilecek maddi ve manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ... 'ın sürdüğü ... plakalı aracın itfaiye aracı olduğunu, kaza tarihi ve anında yangına müdahale etmek için siren sesini ve tepe ışıklarını açarak trafiği de kontrol ederek olay mahalline gitmekte iken davacı ... 'un kendisine ait ... plaka sayılı aracın kırmızı ışıkta geçerek müvekkilinin kullandığı araca çarptığını; davacının kusurlu olduğunu, davacının maddi ve manevi tazminat isteme hakkı olmadığını; davacının gelir durumunu yazılı belge ile ispatı gerektiğini belirterek davanın reddini; mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza tutanağı incelendiğinde, kazada müvekkili idareye ait itfaiye aracı sürücüsünün herhangi bir kural ihlalinin bulunmadığını, buna bağlı olarak da müvekkili idarenin tazminat sorumluluğunun olmadığını; 2918 sayılı 55/1-c.maddesinin amir hükmü ve 12/02/2020 tarihli kaza tutanağı birlikte incelendiğinde davacının, tepe lambası ve sireni açık olan itfaiye aracına yol verme zorunluluğuna uymayarak dava konusu kazaya kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini; 2918 sayılı KTK'nun 71. maddesinin 4. fıkrasında "Bu (geçiş üstünlüğüne sahip) araçlar, bu Kanun ve yönetmelikte yazılı trafik kısıtlama ve yasaklarına bağlı değildir." hükmünün bulunduğunu, davacının kanun ve yönetmelikte yazılı olan kuralları ihlal ettiğini belirterek davanın müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin temerrüde düşmediğini, davacının başvurusunun usulüne uygun olmadığını; davaya konu olan kaza neticesinde SGK başta olmak üzere kurum va kuruluşlardan davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının irdelenmesini; kazadaki kusur oranının tespitini; davacı tam kusurlu kabul edilmemesi halinde ağır kusurlu olduğunun kabul edilmesini ve müvekkili yönünden davanın reddini, aksi halde kusur raporunda emniyet kemeri takmaması nedeniyle ve başkaca kusurları da değerlendirilerek müterafik kusur indirimi yapılmasını; davacının maluliyet iddiasının ispatını, Adli Tıp Kurumu'ndan maluliyet raporu alınmasını; geçici iş göremezlik zararı'nın poliçe teminatı kapsamında olmadığını, müvekkili yönünden reddi gerektiğini; tazminat hesabında asgari ücretin esas alınmasını; kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili nezdinde 10/02/2020 - 10/02/2021 tarihleri arasında ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınıclı olduğunu; talep edilen faiz ve faizin başlangıç tarihini kabul etmediklerini belirterek davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin temerrüde düşmediğini, davacının başvurusunun usulüne uygun olmadığını; davaya konu olan kaza neticesinde SGK başta olmak üzere kurum ve kuruluşlardan davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının irdelenmesini; kazadaki kusur oranının tespitini; davacının tam kusurlu kabul edilmemesi halinde ağır kusurlu olduğunun kabul edilmesini ve müvekkili yönünden davanın reddine; aksi halde kusur raporunda emniyet kemeri takmaması nedeniyle ve başkaca kusurları da değerlendirilerek müterafik kusur indirimi yapılmasına; davacının maluliyet iddiasının ispatı için Adli Tıp Kurumu'ndan maluliyet raporu alınmasına; manevi tazminat talebinin reddini talep ederek kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili nezdinde 18/04/2019 - 18/04/2020 tarihleri arasında genişletilmiş kasko sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu; talep edilen faiz ve faiz başlangıç tarihini kabul etmediklerini belirterek davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde;Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir." Davacı tarafından ZMMS poliçesi nedeniyle davalı ... A.Ş.'nden maddi tazminat ve kasko sigorta (İMMS) poliçesi nedeniyle davalı ... A.Ş.'nden manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Dosya içesindeki bilgi ve belgelerden davacı tarafın dava açılmadan önce davalı sigorta şirketlerine başvurduğu anlaşılmıştır.Kusur durumunun değerlendirmesinde;Davalı sürücü ... 'ın,12/02/2020 günü saat 14:30 sularında, yangına müdahale için sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı itfaiye aracıyla ... 'ni takiben ... Caddesi ve ... Caddesi istikametine seyirle girdiği olay yeri olan ... Bulvarı ışık kontrollü kavşağını geçişi esnasında, aracının sağ ön köşe kısımlarına bulvarı takiben seyrine göre sağ taraftan kavşağa giren davacı sürücü ... 'un sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin sol yan ön köşe kısımlarından çarptığı dava konusu trafik kazası meydana gelmiştir.12/02/2020 tarihli trafik kaza tespit tutanağında özetle "Davacı sürücüsü ... 'un sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın yeşil ışıkta geçtiği, davalı sürücü ... 'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı itfaiye aracının ise her ne kadar tepe lambası ve sireni açık olsa da, kırmızı ışıkta geçtiği ve KTK'nun 47/1-b maddesindeki kuralı ihlal ederek tam kusurlu olduğu" bildirilmiştir. Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/733 Esas sayılı dava dosyası içinde bulunan trafik kusur bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 15/06/2020 tarihli raporda özetle "Davacı sürücü ... 'un sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin 2918 sayılı KTK'nun 57/1-a maddesinde yer alan kavşaklara yaklaşırken aracının hızını azaltmamak, geçiş önceliği olan araç trafiğine ilk geçiş hakkını vermemek, yine aynı kanunun 84/h maddesinde yer alan kavşaklarda geçiş önceliğine uymamak kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu, davalı sürücü ... 'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı itfaiye aracının 918 sayılı KTK'nun 52/1-a maddesinde yer alan kavşaklara yaklaşırken aracının hızını azaltmamak kuralını ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğu" bildirilmiştir.Mahkememizce Trafik Makine Mühendisi bilirkişi ... 'dan alınan 01/07/2021 tarihli raporda özetle; "Bahse konu 12/02/2020 tarihli trafik kazasında, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın trafik ışıkları yeşil konumda iken kavşağa giriş yapmış olduğu, dolayısıyla sürücü ... 'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı itfaiye aracının kırmızı ışıkta kavşağa giriş yapmış olduğu, ... plaka sayılı itfaiye aracı sürücü ... , KTK'nun 71. maddesi ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 141. maddesine göre trafik kısıtlamalarına ve yasaklarına bağlı olmamakla beraber, bu hakkını, halkın can ve mal üvenliğini tehlikeye sokmamak, duyulur ve görünür geçiş üstünlüğü işaretini vermek şartı ile kullanabileceğinden, tam kural ihlalinin olduğu, ... plaka sayılı araç sürücüs ... 'un ise, KTK'nun 52/a ve b maddesi, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 101/a ve b maddesi ile tali kural ihlalinin olduğu" belirtilmiştir. Adli Tıp Ankara Grup Başkanlığı'nca düzenlenen 16/02/2022 tarihli raporda özetle "Cankurtaran, itfaiye ve benzeri gibi görev halinde iken geçiş üstünlüğüne sahip araçların sürücüleri; hizmetin yerine getirilmesini sağlamak amacına uygun olması şartıyla, Karayolları Trafik Kanunu ile buna bağlı yönetmelikte gösterilen trafik kısıtlamalarına ve yasaklarına bağlı değillerse de, halkın can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamak açısından duyulur ve görünür geçiş üstünlüğü işaretlerini bir arada vermek şartı ile sahip olacakları bu haklarını, trafikteki diğer unsurları tehlikeye atmayacak şekilde kullanmaya özen göstermek; geçiş üstünlüğüne sahip bu araçların duyulur-görünür işaretlerini alan diğer sürücüler de bu araçların kolayca ilerlemelerini sağlamak için taşıt yolu üzerinde yer açmak, gerekiyorsa durmak ve bu araçlar tarafından tamamen geçilinceye kadar beklemek mecburiyetindedirler. Buradan hareketle, ışık kontrollü kavşakta meydana gelen olayda, itfaiye aracının şoförü ... 'ın, yangına müdahale için duyulur-görünür geçiş üstünlüğü işaretlerini birarada vermekle trafik kısıtlamalarına ve yasaklarına bağlı olmama hakkıyla ancak, diğer kollardan gelen araç trafiğini dikkate almadan girdiği kavşağı müteyakkız geçmemekle tali kusurlu; otomobil sürücüsü ... 'un da yeşil ışıkta girdiğini beyan etse de görüşün açık olduğu kavşağa, duyulur-görünür geçiş üstünlüğü işaretleri açık şekilde sol tarafından giren geçiş üstünlüğüne sahip iftaiye aracını fark edemeyecek şekilde dikkatsiz girmekle asli kusurlu olduğu kanaatine varılarak aşağıdaki şekliyle rapor tanzimi cihetine gidilmiştir. Mevcut verilere göre; davalı şoför ... ; tepe lambası ve sireni açık sevk ve idaresindeki itfaiye aracıyla girdiği kavşağı, diğer kollardan gelen araç trafiğini dikkate alarak müteyakkız geçmeye özen göstermemekle aracının sağ ön köşe kısımlarına bulvarı takiben seyrine göre sağ taraftan kavşağa giren sürücü ... idaresindeki otomobilin sol yan ön köşe kısımlarından çarptığı olayda, kusurludur. Davacı sürücü ... ; sevk ve idaresindeki otomobille görüşün açık olduğu yoldan seyirle geldiği olay yeri kavşağa, tepe lambası ve sireni açık vaziyette seyrine göre sol taraftan girdiği kavşağı geçmekte olan şoför ... idaresindeki geçiş üstünlüğüne sahip itfaiye aracını fark edemeyecek şekilde dikkatsiz girdiğinde aracının sol yan ön köşe kısımlarıyla itfaiye aracının sağ ön köşe kısımlarına çarptığı olayda, kusurludur. Davalı şoför ... 'ın %25 (yüzdeyirmibeş) oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ... 'un %75 (yüzdeyetmişbeş) oranında kusurlu olduğu" bildirilmiştir. Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 20/10/2021 tarihli, 2020/733 Esas ve 2021/769 Karar sayılı gerekçeli kararında bu dosya içindeki bilirkişi ... tarafından düzenlenen 15/06/2020 tarihli rapor benimsenerek, taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan yargılanan davalı ... 'ın 12/02/2020 tarihli trafik kazasında tali derecede kusurlu olduğu kabul edilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Davaya konu kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde "Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz" hükmü öngörülmüştür. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı, "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması" kararı da niteliği itibariyle kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadığından hukuk hakimini bağlayan bir karar olmadığı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Y.H.G.K. 11/10/989 gün ve E.1989/11-373, K.472 sayılı ilamı). Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hakiminin hukuk hakiminden çok daha elverişli konumda bulunmasıdır. O halde bir ceza mahkemesinin uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptamasının, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin delil oluşturacağı açıktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu - 2008/4-564 E, 2008/536 K.).Mahkememizce Trafik Makine Mühendisi bilirkişi ... 'dan alınan kusur raporu ile ilgili taraflarca yapılan beyan ve itirazlar ile Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/733 Esas sayılı dava dosyası içinde bulunan trafik kusur bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 15/06/2020 tarihli rapor arasında çelişki dikkate alınarak, bu çelişkilerin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı'nda yeniden rapor alınmıştır. Ceza mahkemesi dosyası içindeki trafik kusur bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 15/06/2020 tarihli rapor ve Adli Tıp Ankara Grup Başkanlığı'nca düzenlenen 16/02/2022 tarihli raporda yapılan tespitler genel olarak birbiri ile örtüşmektedir. Adli Tıp Ankara Grup Başkanlığı'nın16/02/2022 tarihli kusur raporu dosya kapsamındaki trafik kaza tespit tutanağı, ceza mahkemesi dosyası, hasar dosyası ile diğer deliller ve olayla uyumlu olduğundan mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır.Geçici ve sürekli iş göremezlik durumuna ilişkin değerlendirmede;Yargıtay uygulamalarına göre, maluliyet raporu adli tıp uzmanları tarafından düzenlenmeli ve maluliyet oranı kaza tarihindeki mevzuata uygun olarak belirlenmelidir."Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan" başlığı altında düzenlenen TBK'nun 54. maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil; 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 ila 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne, İşlemleri Yönetmeliği'ne, 01/06/2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri, yaralananın çocuk olması halinde ise 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmektedir. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nca 10/02/2022 tarihli raporda özetle; "..... 'un 12/02/2020 tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen kafa içi (subaraknoid) kanama ve kontüzyon, çoklu kot kırıkları alt ekstremitede mevcut (patella ve talus kırığı, kaynama kusuru, patellofemoral eklemde deplasman, kemik fragmanları, dejeneratif sabkortikal kist, orteoporoz) patolojileri nedeniyle, üç ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı (tıbbi şifa süresinin 3 (üç) ay olduğu, tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya engel oranının %18 olduğu" bildirilmiştir.Eldeki davada, mahkememizce, usulüne uygun teşekkül ettirilmiş olan Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nden alınmış olan 10/02/2022 tarihli "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" kapsamında alınmış olan rapor mevzuata uygun kuruluşlardan ve maluliyet yönünden mevzuata uygun yönetmelik uygulanarak alınmış, olup maluliyet raporunun usul ve yasaya aykırı olup, hüküm vermeye yeterli olmadığı yönündeki davalı tarafının itirazları yerinde görülmemiştir. Bu raporun, dosya kapsamındaki delillerle örtüştüğü, hüküm vermeye ve denetime elverişli olduğu değerlendirilmiş ve bu raporlar mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır.Aktüer bilirkişi raporuna ilişkin değerlendirmede;Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK'nun 90. ve 92. maddelerinde "genel şartlara" atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nce zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir (Yargıtay 17. H.D.'nin 22/12/2020 tarihli, 2019/5206 Esas ve 2020/8874 Karar sayılı emsal ilamı).Mahkememizce görevlendirilen aktüer bilirkişi ... tarafından düzenlenen 20/02/2023 tarihli ek raporda özetle; "...Mahkeme davacının aylık gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğu kanaatinde olur ise; geçici iş göremezlik zararının 1.743,52-TL olduğu, söz konusu zararın davalı ... A.Ş. tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sağlık/tedayi giderleri teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 410.000,00-TL) kapsamında kaldığı, ... A.Ş.'nin sorumluğunun bulunmadığı, sürekli iş görmezlik (maluliyet) zararının 217.561,36-TL olduğu, söz konusu zararın davalı ... AŞ tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 410.000,00-TL) kapsamında kaldığı, ... A.Ş.'nin sorumluğunun bulunmadığı, davacının aylık gelirinin asgari ücretin 1,98 katı düzeyinde olduğu kanaattinde olur ise; geçici iş göremezlik zararının 3.452,17-TL olduğu, söz konusu zararın davalı ... A.Ş. tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sağlık/tedavi giderleri teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 410.000,00-'TL) kapsamında kaldığı, ... A.Ş.'nin sorumluğunun bulunmadığı, sürekli iş görmezlik (maluliyet) zararının 365.469,15-TL olduğu, söz konusu zararın davalı ... A.Ş. tarafından temin cdilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 410.000,00-TL) kapsamında kaldığı, ... A.Ş.'nin sorumluğunun bulunmadığı" belirtilmiştir. Aktüer bilirkişi ... tarafından düzenlenen 20/02/2023 tarihli ek raporda, zararın belirlenmesi bakımından TRH yaşam tablosu ve %10 arttırma %10 iskonto uygulanmak sureti ile hesaplama yapıldığı görülmekle davalı ... A.Ş. vekilinin yaşam tablosu ve teknik faize ilişkin aksi yöndeki itirazının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Aktüer bilirkişi ... 'ün düzenlediği 20/02/2023 tarihli ek raporda davacının gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğu seçeneğine göre ve davacının gelirinin asgari ücretin 1,98 katı olduğu seçeneğine göre iki ihtimalli olarak hesap yapılmıştır.Davacının gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Cismani zarar nedeniyle uğranılan mevcut ve gelecekteki zararın karşılığı olan tazminat miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle zarar görenin kazadan önce elde ettiği net gelirin doğru saptanması gerekmektedir. Gerçek zararın belirlenmesi için, davacının kaza tarihindeki işinin ve gelir durumunun net ve ispata yarar somut delillerle ortaya konulması gerekmektedir. Bu amaçla mahkememizce, öncelikle davacının kaza tarihindeki işi ve gelirine dair delillerinin ibrazının sağlanmış, davacının kaza tarihinde ne iş yaptığı ve gelir durumu hakkında kolluk marifetiyle araştırma yaptırılmış, gösterilen tanıklar duruşmada usulünce dinlenmiş, SGK ve Vergi Dairesi kayıtları celp edilmiş, Kayseri Ticaret Odası'na, Kayseri Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na ve Kayseri Terziler ve Konfeksiyon İmalatçıları Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na gelir araştırmaları için müzekkereler yazılmış, perde satışından elde edilecek gelire ilişkin trafik kaza tarihi itibariyle ve en son tarih itibariyle TÜİK'in verilerine ilişkin istatistiki bilgiler dosya arasına kazandırılmış ve davacının bu faaliyeti nedeniyle tuttuğu defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Mahkemece zararın hesaplanmasında gözönünde tutulacak kazanç, vergi kayıtlarıyla bağlı kalmaksızın, tanık ifadeleri de gözönünde tutularak tayın ve tespit edilmelidir (Yargıtay 19. H.D. 09/03/1995, 94/7459-95/2055).Yargıtay HGK'nun 21/03/1990 tarihli, 4-67 Esas ve 197 Karar sayılı emsal ilamında "Davacıların vergi yükümlüsü olarak tuttukları defterler ve vergi beyannamelerinde gösterdikleri kazançların zarar hesabında esas alınması ve davacıların oradaki beyanlarıyla bağlı sayılarak zararın hesabı, tazminat hukuku ilkeleriyle bağdaştırılamaz. Mahkemece, davacıların defter ve vergi beyannameleri incelenerek ve ticari defterlerine yansıtılan kazançlar esas alınarak kazanç kaybı ile faizinin tahsiline ve fazla istemin reddine karar verilmiştir. Oysa, davacıların vergi yükümlüsü olarak tuttukları defter ve verdikleri vergi beyannamelerinde gösterdikleri kazançların zarar hesabına esas alınması ve davacıların oradaki beyanlarıyla bağlı sayılarak zararın hesabı, tazminat hukuku ilkeleriyle bağdaştırılamaz. Kazanç vergisine ilişkin bu belgeler, üçüncü kişi durumundaki Vergi Dairesine karşı hazırlanmıştır. Hal böyle olunca, vergi mevzuatını ilgilendiren bu belgelerdeki açıklamalar, zarar hesabında gözetilebilecek delil olabilir, ancak bağlayıcı nitelikte kabul edilemez. Mahkemece yapılacak iş, davacıların gerçek kazançlarına ait delillerini toplayıp sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir." denilmiştir (T. Uygur, Borçlar Hukuku, C. I, sf. 362-363) .Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 29/05/1989 tarihli, 662 Esas ve 4892 Karar sayılı emsal ilamında "Vergi mevzuatını ilgilendiren belgelerdeki açıklamalar, zarar hesabında gözetilebilecek kanıt olabilir, ancak bağlayıcı nitelikte kabul edilemez.Davacıların vergi yükümlüsü olarak tuttukları defter ve verdikleri vergi beyannamelerinde gösterdikleri kazançların zarar hesabında esas alınması ve davacıların oradaki beyanlarıyla bağlı sayılarak zararın hesabı, tazminat hukuku ilkeleriyle bağdaştırılamaz. Kazanç vergisine ilişkin bu belgeler, Vergi Dairesine karşı hazırlanmış olup, vergi daireleri üçüncü kişi durumundadır. Hal böyle olunca, vergi mevzuatını ilgilendiren bu belgelerdeki açıklamalar, zarar hesabında gözetilebilecek delil olabilir, ancak bağlayıcı nitelikte kabul edilemez. Açıklanan esaslar gözetilmeksizin yukarda yazılı olduğu şekilde kazanç kaybına ilişkin bilirkişi raporuna göre kazanç kaybı hakkında hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir. Mahkemece yapılacak iş, davacıların gerçek kazanç kayıplarına ait delillerini toplayıp sonucuna göre karar vermekten ibarettir." şeklindedir (YKD. 1989/11-1554).Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27/06/1986 tarihli, 3111Esas ve 3213 Karar sayılı emsal ilamında "Vergi kamu düzeni ile ilgili olup, davacının gelirini düşük göstermesi veya gerçeğe aykırı beyanname vermesi vergi mevzuatını ilgilendirir, kazanç kaybının hesabında dikkate alınmaz. Mahkemece, her ne kadar vergi beyanı esas alınmak suretiyle yazılı olduğu şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, vergi kamu düzeni ile ilgili olup, davacının gelirini düşük göstermesi veya gerçeğe aykırı beyanname vermesi vergi mevzuatını ilgilendirir; kazanç kaybının hesaplanmasında esas alınamaz. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatları da bu doğrultudadır. Bu durumda, mahkemece BK'nun 43. maddesi de gözetilmek suretiyle davacının kazanç kaybı yönünden gerçek zararının saptanarak ona göre hüküm kurulması gerekir." açıklaması mevcuttur.
Yukarıda sözü edilen emsal yüksek mahkeme ilamları ve yerleşik uygulaması karşısında mahkememizce davacının gerçek gelir durumunun tespitinde vergi beyannamesi esas alınmamış, emsal ücret araştırmaları, TÜİK verileri, Kayseri Ticaret Odası, Kayseri Esnaf ve Sanatkarlar Odası ve Kayseri Terziler ve Konfeksiyon İmalatçıları Esnaf ve Sanatkarlar Odası'nın emsal gelire ilişkin cevabi yazılarındaki verilerin ortalaması olan asgari ücretin 1,98 katı kadar davacının geliri olduğuna yönelik ihtimale göre yapılan hesaplamanın somut uyuşmazlığa uygun olduğu değerlendirilmiştir. Aktüer bilirkişi ... tarafından düzenlenen 20/02/2023 tarihli ek rapor hüküm vermeye ve denetime elverişli bulunarak mahkememizce benimsenmiştir.Mütefarik kusura ilişkin değerlendirmede;6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418)
Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığında, davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.12/02/2020 tarihli trafik kaza tespit tutanağında kaza sırasında davacının emniyet kemeri takıp takmadığı durumunun tespit edilemediği yazmaktadır. Davalı ... tanıkları ... , ... ve ... mahkememizdeki anlatımlarında davacının emniyet kemerinin takılı olmadığını beyan etmişlerdir. Kaza tarihinde itfaiye aracında itfaiye eri olarak görevli bulunan ... , ... , ... ve ... polis merkezinde verdikleri ifadelerinde ise davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı konusunda herhangi bir beyanda bulunmamışlardır. Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/733 Esas sayılı dava dosyası içinde davacının emniyet kemerinin takılı olmadığına dair hiç bir delil bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı ... tanıkları ... , ... ve ... 'ün olayın sıcağı sıcağına polis merkezinde verdikleri ifadelerinin daha doğru olacağı değerlendirilmiştir. Davalılar ... A.Ş. ve ... A.Ş. vekili ... tarihli maluliyet raporunda yazılı yaralanmaların (çoklu kot kırıkları v.s.) davacının emniyet kemerinin takılı olmadığını gösterdiğini iddia etmişse de davacının tespit edilen yaralanmaları tek başına emniyet kemeri takmadığını göstermez. Mahkememizce mütefarik kusura ilişkin kanaat oluşturmaya yeterli delil bulunmadığından mütefarik kusur indirimi yapılmaması gerektiği görüşü oluşmuştur.Davalıların sorumluluğuna ilişkin değerlendirmede;Bilindiği üzere; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, "İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur."; 85/1. maddesinde, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar."; 85/son. maddesinde ise, "İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükümlerine yer verilmiştir. Yine, aynı sorumluluk olgusu Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmiştir.6098 sayılı TBK'nun 54. maddesinde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybı, bedensel zararlar kapsamında sayılmış olup, geçici iş görmezlik zararlarının da bu kapsamda olmasına, sürücü ve işletenin, zarar görenin geçici iş görmezlik zararlarından sorumlu olması nedeniyle, aracın sigortalı olması halinde 2918 Sayılı Yasanın 90. maddesi gereğince, sigortanın sorumluluğu da TBK hükümlerine göre belirleneceğinden ve geçici iş göremezlik zararları da 2918 Sayılı Kanunun 92. maddesinde sigorta teminatı dışında tutulmadığından, davacının geçici iş göremezlik tazminatını, davalı sigorta şirketinden talep edebilmesine, her ne kadar davalı tarafından ZMSS yeni genel şartları ve 6111 Sayılı Yasa ile değişiklik yapılan 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesi gereğince geçici iş görmezlik zararlarının tedavi giderleri kapsamında olduğundan bahisle, SGK'nın sorumluluğunda olduğu iddia edilmiş ise de, genel şartlara atıf yapan kanuni düzenleme Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildiği gibi, geçici iş göremezlik zararı tedavi gideri olmayıp, 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesinde geçici iş göremezlik zararlarının SGK'nın sorumluluğunda olduğuna ilişkin düzenlemenin de yer almamasına göre mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmış olup, davalı ... A.Ş. vekilinin bu yöndeki itirazının yerinde olmadığı tespit edilmiştir. Buna göre davacının trafik kazasından kaynaklanan geçici ve sürekli iş göremezlik zararından haksız fiil hükümlerine göre ... plaka sayılı itfaiye aracının sürücüsü olan davalı ... 'dan, ... plaka sayılı itfaiye aracının maliki ve işleteni olan davalı Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan ve yine bu aracın ZMMS poliçesini düzenleyen davalı ... A.Ş.'nden talep etmesinin mümkün olduğu, adı geçen davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun ZMMS poliçesi teminat limiti olan 410.000,00-TL ile sınırlı olduğu değerlendirilmiştir. ... plaka sayılı itfaiye aracının ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olan davalı ... A.Ş.'nden ise davacının maddi tazminat istemi bulunmamaktadır.Bilindiği üzere, trafik kazasında sürücünün kusurlu olması halinde zarar gören maddi ve manevi zararını kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nun 49. ve 54 ile 56. maddeleri uyarınca sürücüden (somut olayımızda davalı ... 'dan) isteyebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi uyarınca bir motorlu aracın işletilmesinin bir kişinin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zararına sebep olması halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüs sahibi bu zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Aynı Kanun'un 3. maddesi uyarınca aracın maliki işleten sayıldığından araç malikinden (somut olayımızda davalı ...) da zararın tazmini talep edilebilir. Ayrıca ihtiyari mali mesuliyet sigortası (İMMS), motorlu araç işleteninin, bu aracın işletilmesinden dolayı KTK ve Genel Hükümlere göre oluşan ve ZMMS limiti üzerinde kalan hukuki sorumluluğunu sigorta poliçesinde yazılı azami hadlere kadar sigorta güvencesi altına alan bir sigorta sözleşmesidir. Bu sözleşme, ZMMS'nın güvencesini yeterli bulmayan işletenler tarafından ek olarak yapılmaktadır. İMMS kapsamının başlangıç noktası, ZMMS limitinin üzerinde kalan kısımdır. Kapsamın sonu ise İMMS limitidir. İMMS Poliçesi Genel Şartları'nın 1. maddesine göre, sigortacının sorumluluğu ZMMS poliçesi limitinin üzerinde kalan miktardan başlayıp, İMMS teminat limiti ile sona ermektedir. Bu limitin tesbitinde, ZMMS'nın hiç yapılmaması veya teminat miktarlarının yeni limitlere getirilmemesi halinde, Hazine Müsteşarlığı'nca tesbit olunan yeni tarife limitleri esas alınır. Bu durumlarda dahi, İMMS'nın sorumluluğu ZMMS'sı limitini aşan kısım için söz konusudur. Dolayısıyla davacının ... plaka sayılı itfaiye aracının ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olan davalı ... Anonim Şirketi'nden de manevi zararlarını poliçe limitleri dahilinde isteme hakkı vardır. Davalı ... Anonim Şirketi'nin İMMS poliçesinde manevi tazminattan sorumluluğu poliçe teminat limiti olan 375.000,00-TL ile sınırlıdır.Davacının talep arttırım istemi; Davacı vekili 27/02/2023 tarihli talep arttırım dilekçesinde özetle "...Bilirkişi raporundaki aleyhe hususları kabul etmemekle ve daha yüksek bir miktar çıkması durumundaki haklarımızı saklı tutarak sürekli iş göremezlik zararının 365.469,15-TL ve geçici iş göremezlik zararının 3.452,17-TL (Yargıtay kararları gereği gerçek zararın hesabı açısından asgari ücretin 1,98 katının dikkate alınması gerekmektedir.) olarak belirlemiştir. Tespit edilen bu zararlardan davalılar müşterek ve müteselsilen sorumludur. Bu açıdan müvekkil için dava başında bilirkişi raporu neticesinde arttırmada bulunmayı saklı tutarak talep ettiğimiz miktar; geçici iş göremezlik tazminatı olarak şimdilik 250,00-TL ve kalıcı iş göremezlik tazminatı olarak şimdilik 250,00-TL olmak üzere şimdilik 500,00-TL şeklindedir. Bu nedenle davalı açısından geçici iş göremezlik için dava başında talep ettiğimiz 250,00-TL üzerine 3.202,17-TL, sürekli iş göremezlik zararı için dava başında talep ettiğimiz 250,00-TL üzerine 365.219,15-TL daha arttırarak toplamda 368.921,32-TL maddi tazminata karar verilmesini talep etmekteyiz." şeklinde beyan ve talepte bulunmuştur. Davacı vekili talep arttırım dilekçesi ile birlikte ilgili tamamlama harcını da yatırmıştır. Bu dilekçe, davalılara usulünce tebliğ edilmiştir.Manevi tazminat istemine ilişkin değerlendirmede;
6098 sayılı TBK'nun 56. hükümlerine göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Somut olayda, meydana gelen trafik kazasının oluş şekli, olay tarihi, kazanın oluşumundaki kusur durumu, bu kaza neticesi davacının yaralanması, yaralanmanın ve maluliyetin mahiyeti, ağırlığı ve derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü ile yukarıda ilkeler birlikte değerlendirildiğinde davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 30.000,00-TL manevi tazminatın davalı ... A.Ş. yönünden genişletilmiş kasko sigorta poliçesi teminat limiti ile sınırlı olmak ve temerrüt tarihi (arabulucuya başvuru tarihi) olan 10/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalılar ... ve ...ise trafik kaza tarihi olan 12/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, gerektiği kanaati oluşmuştur. Sübut bulmadığından dolayı davacının, davalılar ... A.Ş., ... ve Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı hakkındaki fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.Davalıların temerrütüne ve faiz türüne ilişkin değerlendirmede;Trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkin tazminat davasında, alacak haksız fiilin yani kazanın meydana gelmiş olduğu tarihte muaccel olduğundan, alacağa kaza tarihinden itibaren araç sürücüsü ve işleten malikten faiz istenebilecek, sigortadan ise sigortaya başvuru tarihinden itibaren 2918 sayılı KTK'nun 99. maddesi uyarınca 8 işgünü içerisinde tazminatın ödenmemesi halinde temerrüte uğradığı tarihten itibaren, dava açılmadan sigortanın temerrüte uğratılmamış olması halinde ise dava tarihinden itibaren faiz istenebilecektir.Eldeki davada, davalı ... 'ın kazaya karışan aracın sürücüsü olması ve davalı ...kazaya karışan aracın maliki ve işleteni olması nedeniyle haksız fiil hükümleri uyarınca bu davalılar yönünden tazminat alacağı kaza tarihinde muaccel olmuştur. Davalı ... A.Ş. ise, kazaya karışan ve davacının zarara uğramasına neden olan aracın trafik sigortacısı olup 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2. maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlıkta davalı ... ve ...trafik kaza tarihi olan 12/02/2020 tarihinden tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, davalı ... A.Ş.'ne davacının başvurusunun bulunduğu, ancak davacı tarafça eksik belge ile başvuru yapıldığı görülmekle davalı ... A.Ş.'nin arabuluculuk tarihi itibarı ile temerrüde düştüğü tespit edilmiş ve arabuluculuk başvuru tarihi olan 10/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline hükmedilmesi gerekmiştir. Bu nedenle davalı ... A.Ş. yönünden hükmedilen maddi tazminata trafik kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin davacı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Yine ... A.Ş. kazaya karışan ve davacının zarara uğramasına neden olan aracın kasko sigortacısıdır. TTK'nun 1427. maddesinde "..Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur.." düzenlemesi mevcuttur. Dosya kapsamından davacının dava tarihinden önce 10/08/2020 tarihinde başvuruda bulunduğu, ancak davacı tarafça eksik belge ile başvuru yapıldığı görülmekle davalı ... A.Ş.'nin arabuluculuk tarihi itibarı ile temerrüde düştüğü tespit edilmiş ve arabuluculuk başvuru tarihi olan 10/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline hükmedilmesi gerekmiştir. Bu nedenle davacının hükmedilen manevi tazminat tutarına davalı ... A.Ş. yönünden trafik kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesine ilişkin istemlerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.Dava dilekçesinde davacının maddi ve manevi tazminat istemlerine yasal faiz işletilmesi talep edilmiştir. Mahkememizce talep doğrultusunda hükmedilen maddi ve manevi tazminatlara yasal faiz işletilmesi uygun bulunmuştur.Yargılama sonunda tüm dosya kapsamına göre;Davacının davalılar ... , ... A.Ş. ve ...hakkındaki maddi tazminat davasının kabulü ile, 3.452,17-TL geçici iş göremezlik zararı ve 365.469,15-TL sürekli iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 368.921,32-TL maddi tazminatın davalı ... A.Ş.'nin ZMMS poliçe limiti ile sınırlı olmak ve temerrüt tarihi (arabulucuya başvuru tarihi) olan 10/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalı ... ve ...ise trafik kaza tarihi olan 12/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... A.Ş. yönünden hükmedilen maddi tazminata trafik kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin davacı isteminin reddine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 30.000,00-TL manevi tazminatın davalı ... A.Ş. yönünden genişletilmiş kasko sigorta poliçesi teminat limiti ile sınırlı olmak ve temerrüt tarihi (arabulucuya başvuru tarihi) olan 10/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalılar ... ve ...ise trafik kaza tarihi olan 12/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının davalılar ... A.Ş., ... ve ...hakkındaki fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine ve davalı ... A.Ş. yönünden hükmedilen manevi tazminata trafik kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin davacı isteminin reddine karar verilmesi görüş ve kanaatine varılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... A.Ş. ile ... A.Ş. vekili, süresi içinde verdiği istinaf dilekçelerinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli kararda da belirtildiği üzere davacının dava açmadan önce müvekkili sigorta şirketine eksik evrakla başvuruda bulunduğunu, dolayısıyla davacı tarafın usulüne uygun başvuru yapmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmeyerek, davanın kabul edilmesi, dava açılmasına sebebiyet verilmediği, temerrüde düşülmediği dikkate alınmadan müvekkili şirket aleyhine faize, yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacının %75 oranında asli kusurlu olduğu, maluliyet raporunun hatalı olduğu dikkate alındığında hükmedilen 30.000,00 TL manevi tazminatın fahiş olduğunu, bu nedenlerle zenginleşme amaçlı manevi tazminat talebinin reddini talep ettiklerini, dosyada alınan maluliyet raporu ve hesap raporunun hatalı olduğunu, bu nedenle manevi tazminata ilişkin hükmün de hatalı olduğunu, davacının kendi adına çalışan pazarcı olduğunu, kendi yerine asgari ücret ile birini çalıştıracağından tazminat hesabına asgari ücretin esas alınması gerektiğini, bu nedenle asgari ücretin 1,98 katı üzerinden yapılan hesaplama üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle tazminattan en az %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken bu indirim yapılmadan tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle tehir-i icra taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili, süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, konu ile ilgili 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve yönetmelik hükümleri ile dava dosyasında mevcut olan 12.02.2020 tarihli trafik kazası tespit tutanağı incelendiğinde açıkça görüleceği üzere, davacının aracı ile birlikte kazaya karışan ve müvekkili idareye ait itfaiye aracı sürücüsünün herhangi bir kural ihlali yapmadığı, buna bağlı olarak da müvekkili idarenin davacının zararının giderilmesi konusunda tazminat sorumluluğunun bulunmadığının sabit olduğunu, dava konusu kazaya karışan ve müvekkili idareye ait olan itfaiye aracının geçiş üstünlüğüne sahip olduğunu ve kaza tarih ve saatinde göreve gittiğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Geçilen Araçlara Ait Kurallar" başlıklı 55-1/c maddesi ve 12.02.2020 tarihli trafik kazası tespit tutanağı birlikte değerlendirildiğinde davacının, tutanakta açıkça belirtildiği üzere, tepe lambası ve sireni açık olan itfaiye aracına yol verme zorunluluğuna uymayarak dava konusu kazaya kendi kusuru ile sebebiyet verdiğinin ortada olduğunu, göreve gittiği dosyada mevcut belgelerle sabit olan, buna bağlı olarak da geçiş üstünlüğüne sahip olan ve kanunun emrettiği şeklide tepe lambası ve sireni açık olan itfaiye aracının kırmızı ışıkta geçtiği düşünülse dahi, kanunda açıkça yazılı olduğu üzere göreve giden itfaiye aracının kanun ve yönetmelikte yazılı trafik kısıtlama ve yasaklarına bağlı olmadığını, davacının, kanun ve yönetmelikte yazılı olan kuralları ihlal ederek ve sorumluluğunu yerine getirmeyerek dava konusu kazaya tamamen kendi kusuru ile sebebiyet verdiğinin açıkça görüldüğünü, ilk derece mahkemesinin itirazlarını kapsar nitelikte bilirkişi raporu almaksızın, alınan raporların ise birbiri ile açıkça çelişki ihtiva ediyor olmasına rağmen eksik inceleme ile kanuna ve hukuka açık aykırılık teşkil eden bir karar verdiğini, ilk derece mahkemesinin davacı lehine ve tüm davalılar aleyhine manevi tazminata hükmettiğini, manevi tazminatın ancak haksız fiile sebep olan araç sürücüsünden talep edilebilir ve mahkemece ancak bu davalı aleyhine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, buna rağmen ilk derece mahkemesi kararında müvekkili idare aleyhine de manevi tazminata hükmedilmiş olmasının kanuna ve hukuka açık aykırılık teşkil ettiğini, kararın bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili, süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın hukuka ve yasanın amir hükümlerine aykırı olduğunu, müvekkilinin dava konusu kazada kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin geçiş üstünlüğü olan itfaiye aracı kullandığını, her türlü tedbiri alarak yangına müdahaleye giden araç şoförüne %25 dahi olsa kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, davacının gelirinin asgari ücretin 1,98 katı olarak hesaplanmasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda davacının aylık gelirinin asgari ücretin 1,98 katı olarak hesaplandığını, oysa ki dosyada mevcut davacıya ait vergi levhasına göre; davacının gelirinin asgari ücretin altında olduğunun tespit edildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından asgari ücretin 1,98 katı üzerinden tazminat hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, tazminat kavramının temsil ettiği hukuki değerlere tamamen ters olduğunu, maluliyet oranının yüksek hesaplandığını, her ne kadar davacının sürekli maluliyet oranının %18 olarak tespit edildiğini, üç ay süre ile %100 geçici iş göremezlik verilmiş ise de bu oranın ve sürelerin hatalı olduğunu, davacının maluliyeti ve geçici iş göremezlik süresinin tam ve kesin olarak tespiti için Erciyes Üniversitesinden alınan raporun yeterli olmadığını, İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden yeni bir maluliyet raporu alınması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dairemizce, HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınmak suretiyle yapılan incelemede;Dava, trafik kazasından kaynaklı yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada gerek bilirkişi ... ve gerekse ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporlarında davalı sürücü ... 'ın %25 oranında, davacı sürücü ... 'un %75 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş, bu kusur raporlarının ceza yargılamasında alınan kusur raporları ile uyumlu olduğu anlaşılmakla tarafların kusur oranına ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.Yine ilk derece mahkemesince davacının maluliyet oranı ERÜ Adli Tıp Anabilim Dalından alınan rapor ile belirlenmiş ve bu maluliyet oranı dikkate alınarak aktüerya bilirkişi tarafından geçici ve sürekli iş göremezlik tazminat miktarları Yargıtay kararlarına uygun bir şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve %10 iskonto yöntemine göre hesaplanmış, davacının gelirinin asgari ücretin 1,98 katı olacağı tespit edilerek karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince müterafik kusur indirimi yapılmaması da Dairemizce uygun görülmüştür.İlk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarının da tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacının yaralanma derecesi dikkate alındığında dosya kapsamına uygun olduğu sonucuna varılmıştır.Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle dairemizce istinaf kanun yoluna başvuran davalılar ... A.Ş. vekili, ... A.Ş. vekili ve ...vekili ve davalı ... tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmeyerek 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince başvurunun esastan reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
-
) Davalılar ... , ... A.Ş., ... A.Ş. ve ... istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1. b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
) Maddi tazminat talebi yönünden; istinaf başvurusu nedeniyle davalılar ... , ... A.Ş. ve ...alınması gereken 25.201,01 TL istinaf karar harcından davalı ... A.Ş. tarafından başvuru sırasında peşin yatan 6.300,25 TL, davalı Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından başvuru sırasında peşin yatan 6.300,25 (6.812,58TL . 512,33 TL) TL ve davalı ... tarafından başvuru sırasında peşin yatan 6.300,25 (6.812,58TL . 512,33 TL) TL harcın mahsubu ile eksik kalan 6.300,26 TL'nin bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına,
Manevi tazminat talebi yönünden; istinaf başvurusu nedeniyle davalılar ... , ... A.Ş. ve ...alınması gereken 2.049,30 TL istinaf karar harcından davalı ... tarafından başvuru sırasında peşin yatan 512,33 TL, davalı ...tarafından başvuru sırasında peşin yatan 512,33 TL ve davalı ... A.Ş. tarafından başvuru sırasında peşin yatan 512,33 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 512,31 TL'nin bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına,
-
) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
) Davalılar ... , ... A.Ş., ... A.Ş. ve ...tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin bu davalılar üzerinde bırakılmasına,
-
) İstinaf yargılaması bakımından davalılar ... , ... A.Ş., ... A.Ş. ve ...tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine,
-
) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin HMK md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda, HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1 - a maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09