Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
bam
2024/1753
2024/1247
9 Eylül 2024
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
1. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1753
KARAR NO: 2024/1247
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/06/2024
NUMARASI: 2024/474 Esas 2024/662 Karar
DAVANIN KONUSU: 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 09/09/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 09/09/2024
Yukarıda esas numarası yazılı dosya re'sen istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla yapılan inceleme neticesinde;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: davalı ... Vergi Dairesi Müdürlüğü, dava dışı amme borçlusu ... Limited Şirketi'nin (... Vergi Dairesi / ...) 10.048.447,50 TL tutarındaki amme borcuna yönelik müvekkil şirkete 6183 sayılı kanuna göre haciz bildirisinin gönderildiğini, bildirinin 22.09.2023 tarihinde müvekkilin e-tebligat adresine gönderildiğini ve 27.09.2023 tarihinde yasa gereği tebliğ edilmiş sayıldığını, müvekkil..., elektronik adresine tebliğ edilen bu bildiriden haberdar olmadığının ve yedi günlük yasal süre içerisinde itiraz edemediğini, müvekkil şirket süresinde itiraz edemediğinden dolayı vergi dairesi ödeme emri tanzim edip göndermeye dahi gerek duymaksızın müvekkili tüm borçtan sorumlu tuttuğunu ve sistemlere işlediğini, dava dışı amme borçlusu...'nin müvekkil şirket uhdesinde bir alacağının bulunmadığını, buna rağmen vergi dairesi tarafından müvekkil şirket tüm borçtan dolayı sorumlu kılındığını, bu denli bir miktar yönünden müvekkil şirketin sorumlu tutulması hak ve nesafete göre de uygun olmadığını, ticari hayatın olağan akışında da sermaye miktarı oldukça düşük olan bu iki şirket arasında bu tutarda bir cari olmasının mümkün olmadığını, 6183 sayılı Yasa'nın 79/4 maddesinde; "Herhangi bir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi halinde üçüncü şahıs, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır. Menfi tespit davası açılması halinde mahkemece bu Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan türden teminat karşılığında takip işlemlerinin durdurulmasına karar verilebilir. Teminat, alacaklı tahsil dairesine verilir ve haciz varakasına dayanılarak haczedilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, takip işlemlerinin durdurulması hakkında kararı veren mahkeme tarafından çözümlenir. Davasında haksız çıkan üçüncü şahıs aleyhine, haksız çıktığı tutarın % 10'u tutarında ayrıca inkâr tazminatına hükmedilir." düzenlemesine yer verildiğini, bu noktada amme borçlusuna müvekkil şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığını, dolayısıyla müvekkil şirketin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiklerini, takip işlemlerinin durdurulmasının talebi hk; 6183 Sayılı Kanun'un 79/4 maddesi uyarınca öncelikle teminatsız bir şekilde mümkün değilse de teminat karşılığında takip işlemlerinin durdurulmasına karar verilmesini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle eldeki davayı açma mecburiyetinin hasıl olduğunu, yukarıda arz ve izah edilen sebepler ve sayın mahkemenizce re'sen gözetilecek sebeplerle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla; öncelikle 6183 Sayılı Kanun'un 79/4 maddesi uyarınca öncelikle teminatsız bir şekilde, sayın mahkeme aksi kanaate ise teminat karşılığında takip işlemlerinin durdurulmasına, borçlu ... Limited Şirketi'nin davacı müvekkil şirket nezdinde herhangi bir hak ve alacağı olmadığından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini saygı ile arz ve talep ederiz.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Pınarbaşı (Kayseri) Asliye Hukuk Mahkemesince; "Somut olayda davalı kurum alacaklı olduğunu iddia ettiği dava dışı ...LTD.ŞTİ'nin vergi borcu için bu şirketten alacağı olduğu iddia edilen davacı ...LTD.ŞTİ.'ne 6183 Sayılı A.A.T.U.H.Kanunun 79. maddesi gereği haciz bildirisi göndermiş olup davacı 7 günlük Yasal sürede itiraz edemediğinden bahisle dava dışı şirkete borcu olmadığını iddia etmektedir.
Eldeki davada davacı, dava dışı şirkete borcu olmadığını iddia etmiş olmasına davacı ile dava dışı şirket arasındaki ticari ilişkinin 6183 sayılı yasadan kaynaklanmamasına göre davacının genel hükümler çerçevesinde Adli yargıda takip ve dava yoluna başvurmasında hukuki yararı bulunduğunun kabul edilmesi gereklidir.(Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2017/3306 Esas 2019/10537 Karar).
Ancak; Temel ilişkinin tarafı olduğu söylenen dava dışı borçlu ...LTD.ŞTİ (Ticaret şirketi) olup davacının da ...LTD.ŞTİ. (Ticaret şirketi) olduğu gözetildiğinde ticari iş niteliğindeki işbu uyuşmazlığa karşı açılan menfi tespit davasının da TTK 4 ve 5. Maddeleri uyarınca ticari dava olması nedeniyle Asliye Ticaret mahkemesinde görülmesi gerekir. (Aynı yönde Yargıtay 19. HD'sinin 2019/1500 E- 2019/4799 K sayılı emsal kararı).
Bu nedenlerle yargı yolu bakımından işbu davanın adli yargıda görülmesi gerekli ise de, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu anlaşılmıştır. Adliyemizde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmamakla birlikte, Adalet Bakanlığı'nın teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun 07/07/2021 tarihli 608 numaralı 08/07/2021 tarihli ve 31535 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı ile Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi kurulmuş, yargı çevresinin Kayseri İlinin mülki sınırları olduğu ve iş bu kararın 01/09/2021 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanmasına karar verilerek faaliyete başlama tarihli belirlenmiştir. Bu nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 138. madde gerekçesinde de açıklandığı üzere bu düzenleme ile hâkime dava şartlarına ilişkin olarak hangi aşamada karar verilmesi noktasında takdir hakkı tanınmış olup, hâkim tarafların dinlenmesine ihtiyaç duymaması hâlinde gerekli gördüğü takdirde dosya üzerinden de karar verebilecektir.
6100 sayılı HMK’nın 30. maddesi uyarınca hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olup, dava şartlarına ilişkin bir sorunun yargılamanın başında çözülmeyip sonrasında dava şartı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ekonomisi ilkesi ile de bağdaşmayacaktır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, mahkemece dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi, 6100 sayılı HMK’nın 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkündür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11/04/2019 tarih, 2017/15-2141 Esas, 2019/442 Karar sayılı ilamı)
Açıklanan nedenlerle mahkemizce dosya üzerinden, görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş olup aşağıda ki şekilde hüküm kurulmuştur.
" gerekçesiyle Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin karar verilmiştir.
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesince; "6183 sayılı Kanun'un 79. maddesindeki, "...Haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır. Üçüncü şahsın süresinde itiraz etmemesi halinde, mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve hakkında bu Kanun hükümleri tatbik olunur.
Herhangi bir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi halinde üçüncü şahıs, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır..." düzenlemesi gereğince eldeki davayı çözümlemekle görevli mahkemenin genel mahkeme olduğu ve görev konusu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği gözetilerek, eldeki davada ticaret mahkemesinin görevli olmadığı, davanın genel mahkeme olan Pınarbaşı Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde görülmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddesi uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, HMK'nun 21. maddesi gereği işbu kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde mahkememiz ile Pınarbaşı Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki olumsuz görev uyuşmazlığı nedeniyle görevli mahkeme tayini (merci tayini) için dava dosyasının Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi Başkanlığı'na gönderilmesine, HMK'nun 20. maddesi gereği Pınarbaşı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yargı yeri olarak belirlenmesine ilişkin merci kararı verilirse bu kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyamızın görevli mahkemeye gönderilmesini istememesi halinde dava dosyasının ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretleri hakkında HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca görevli mahkemece karar verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Nitekim Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 12/02/2020 tarihli, 2018/2974 Esas ve 2020/1106 Karar sayılı ve 17/01/2019 tarihli, 2018/2856 Esas ve 2019/300 Karar sayılı emsal ilamlarında bu hususa açıkça yer verilmiş olup, 6183 sayılı Kanun'un 79. maddesine göre eldeki davayı çözümlemekle görevli mahkemenin genel mahkeme olduğu açıkça belirtilmiştir." gerekçesiyle Pınarbaşı (Kayseri) Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna dair karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep, merci tayinine ilişkindir.
Uyuşmazlık, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 79 uncu maddesi uyarınca menfi tespit istemine ilişkindir.
6183 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinin uygulanabilmesi için, üçüncü kişinin asıl amme borçlusuna borcu olduğunun ve borç miktarının somut olarak tespit edilmiş olması ve 3. kişinin elinde olan borçluya ait malın maddenin ilk fıkrasında sayılan mallardan olması gerekir. Eş söyleyişle, amme borçlusunun 3. şahıslardaki alacakları üzerine haciz konulabilmesi için amme borçlusunun 3. şahıs nezdinde alacağı bulunduğunu bildirmiş olması veya idarece borçlu şirketin bu şahıslardan alacağı olduğunun tespit edilmesi ve tespit edilen tutar kadar haciz konulması gerekmektedir.
Haciz bildirisini alan 3. şahıs, haciz bildiriminin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 7 gün içerisinde ilgili vergi dairesine itirazda bulunmadığı takdirde, aynı maddenin üçüncü fıkrasında açıklandığı üzere mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve hakkında haciz ve takip işlemleri uygulanır. Bundan sonra, 3. kişi hakkında ödeme emri düzenlenerek takip işlemlerine başlanır.
Haciz bildirisine karşı süresi içerisinde itiraz etmediğinden zimmetinde sayılan borç için veya elinde bulunduğu sayılan mal için 3. kişi haciz bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir yıl içerisinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açabilir. Kanunda öngörülen bir yıllık süre, hak düşürücü niteliktedir.
Somut olayda, uyuşmazlığın temeli 6183 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesi uyarınca üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczine ilişkin olup uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme genel mahkemedir. Hal böyle olunca, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. (Emsal Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2023/3908 Esas 2024/1753 Karar )
Bu nedenle, davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin Pınarbaşı Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı HMK'nın 21, 22 ve 23. maddeleri gereğince Pınarbaşı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yargı yeri olarak belirlenmesine ve dosyanın yargı yeri olarak belirlenen mahkemeye gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
) 6100 sayılı HMK'nın 21, 22 ve 23. maddeleri gereğince Pınarbaşı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
-
) Dosyanın yargı yeri olarak belirlenen mahkemeye gönderilmek üzere merci tayini talebinde bulunan mahkemeye iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-c maddesi gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 09/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32