Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
bam
2024/1594
2024/1180
10 Temmuz 2024
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
1. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1594
KARAR NO: 2024/1180
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/05/2024
NUMARASI: 2024/99 Esas- 2024/522 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 10/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 10/07/2024
Yukarıda esas numarası yazılı dosya resen istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla yapılan inceleme neticesinde;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Develi İcra Müdürlüğünün ... ve ... esas sayılı dosyaları ile davalı aleyhine sehven kambiyo yolu ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun hiç bir geçerli sayılabilecek neden ve hukuki dayanak göstermeksizin başlatılan takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve davalının % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Develi 1. Asliye Hukuk Mahkemesince; "Dava dilekçesinin incelenmesinden, davanın bonoya dayanılarak yapılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptaline yönelik olduğu anlaşılmıştır. Davanın temelini oluşturan icra takibinde bonolara dayanıldığı görülmüştür. Bonolar 6102 sayılı TTK'nun 3.kitabında Kambiyo Senetleri başlığı altında düzenlenmiş olup zamanaşımı hükümleri de aynı kanunda özel olarak yer almıştır. Kambiyo senedine dayalı olarak ilamsız takip yapılması da bu hususta herhangi bir değişiklik yapmamaktadır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/2110 E. 2016/10872K. Sayılı ilamında bu husus; "Dava, kambiyo senetlerine (bono) dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 4. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. TTK.’nun 26.06.2012 tarih ve 6335 sayılı yasanın 2. maddesi ile değişik 5. maddesinde; asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu ve bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı düzenleme altına alınmıştır. Açıklanan gerekçelerle dava tarihi itibariyle görev hususunun re’sen gözetilerek dava dilekçesinin mahkemenin görevsizliği nedeni ile usulden reddine, görevli mahkemenin İstanbul Nöbetçi Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verilmesi gerekirken davanın esası hakkında hüküm tesisi isabetsizdir. " şeklinde açıklanmıştır.
6100 sayılı HMK’nın 1. maddesinde mahkemelerin görevlerinin kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirtilmiştir. Bu düzenlemenin bir sonucu olarak görev hususu mahkemece her aşamada re’sen dikkate alınacaktır. HMK’nın 114. maddesine göre mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup, mahkemece dava şartı eksikliğinin tespiti halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Her ne kadar dava mahkememizde açılmış ise de Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 07/07/2021 tarihli Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı çevrelerinin belirlenmesine ilişkin kararında Kayseri ilinin mülki sınırları bakımından görevli mahkemenin Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi olarak belirlendiği, kararın 01/09/2021 tarihinden itibaren uygulanacağının belirtildiği, açıklanan nedenlerle mahkememizin görevsiz olduğu" gerekçesiyle Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin karar verilmiştir.
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesince; "Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı'na müzekkere yazılarak davalı ...'un tacir olup olmadığı hususu araştırılmış, gelen yazı cevabı ile, davalının tacir olmadığı bildirilmiştir.
Kayseri Develi Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/362 esas 2023/345 karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararında eldeki davaya konu Develi İcra Müdürlüğünün ... ve ... Esas sayılı takip dosyası ile kambiyo senetlerine özgü takip yapıldığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, dosyanın incelenmesinde dava konusu yapılan takibin Develi İcra Genel Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasından kaynaklı olduğu, ilamsız takip yapıldığı, davalının tacir olmadığı, davanın ticari dava olmadığı" gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı vermiş, her iki karar da istinaf edilmeksizin kesinleşmiş olduğundan dosya merci tayini için dairemize gönderilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep, merci tayinine ilişkindir.
Ticarî davalar; mutlak ticarî davalar, nispi ticarî davalar ve yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Bir davanın ticarî dava sayılmasına bağlanan en önemli sonuç, o davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi ve buna bağlı olarak özel birtakım usul kurallarına tabi olmasıdır. Hangi iş ve uyuşmazlıkların ticarî dava sayıldığı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) ve bazı özel kanunlarda sınırlı olarak belirtilmiştir.
Mutlak ticarî davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticarî işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticarî sayılan davalardır. Mutlak ticarî davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunlar yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticarî İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticarî davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticarî dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticarî işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticarî dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticarî dava sayılan davalardır.
Nispi ticarî davalar, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticarî nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî iş sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. Ticarî iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan bir işin diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiştir.
Üçüncü grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticarî dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticarî davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5. maddesinin 1. fıkrası; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesi tüm ticarî davalar ile ticarî nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” 5. maddesinin 3. fıkrası; “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Görüldüğü üzere, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukukî ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hâlinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca re’sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez.
Bir hukukî işlemin veya fiilin 6102 sayılı TTK’nın kapsamında kaldığının kabul edilebilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlarla, bir ticarî işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekmektedir. Nitekim, aynı hususlara Hukuk Genel Kurulunun 15/06/2021 tarihli ve 2017/(6)3-2222 E., 2021/760 K. sayılı kararı ile 30/06/2020 tarihli ve 2019/4-231 E., 2020/487 K. sayılı kararında da yer verilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ve ortaya konulan yasal düzenlemeler karşısında somut olay incelendiğinde; davalının tacir olmadığı, takibin dayanağını da ilamsız icra takibi oluşturduğu dolayısıyla davanın ticarî dava olarak kabul edilemeyeceği açık olduğuna göre, davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahsedilemez. Bu durumda dava genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk mahkemesi tarafından esastan görülüp sonuçlandırılmalıdır.
Bu nedenle, davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin Develi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı HMK'nın 21, 22 ve 23. maddeleri gereğince Develi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yargı yeri olarak belirlenmesine ve dosyanın yargı yeri olarak belirlenen mahkemeye gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
) 6100 sayılı HMK'nın 21, 22 ve 23. maddeleri gereğince Develi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
-
) Dosyanın yargı yeri olarak belirlenen mahkemeye gönderilmek üzere merci tayini talebinde bulunan mahkemeye iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-c maddesi gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 10/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52