Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1155 E. 2024/83 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/1155
2024/83
1 Şubat 2024
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLLERİ : Av. ... -
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVA : Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)
DAVA TARİHİ : 22/11/2019
KARAR TARİHİ : 01/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 05/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı) davasının BOZMA sonrası yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; müvekkilinin Kayseri'de konut yapı kooperatifi olduğunu, kooperatifin 2010 hesap yılına ilişkin olarak 20/02/2011 tarihinde yapılan Genel Kurul gündem maddeleri arasında yer alan; biten ve teslim edilen konutların geçici maliyetlerinin tespiti için komisyon kurulduğunu, belirlenen maliyetin ve şerefiye bedellerinin ilgili üyelere tebliğ edilmesi maddesi gereğince üyelere teslim edilen toplam 196 dairenin geçici maliyeti çıkarılarak üyelerden talep ve tahsil edildiğini, Kooperatif tarafından bugüne kadar 196'sı Kooperatif üyesi, 197'si arsa sahibi olduğunu, toplamda 393 daire teslim edildiğinin, halihazırda 309 daire, 152 kooperatif ve + 157 arsa sahibi olduğunu, dairelerin ise yarım kalıp henüz teslim edilmediğini, daireleri teslim edilen 197 arsa sahibinin daire maliyetleri hesaplanmadığını, kooperatiften dairesini teslim almış üyelere yansıtılmadığını, 506 dairenin maliyeti teslim edilen 197 arsa sahibi dairesinin, devam eden 152 üye dairesi ve devam eden 157 arsa sahibi dairesinin geriye kalan 109 üyeye yüklendiğini, kooperatif tarafından yapılan 21/04/2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan tüm kararların, muhalefet şerhi olmaksızın oy birliğiyle alınmış olduğunu, genel kurul toplantısının iptali amacı ile açılmış hiçbir dava bulunmadığını, alınan tüm kararların kesinleşmiş olduğunu, Kayseri ili, Melikgazi ilçesi, ... Mah. 6074 ada, 5 parsel A Blok Bağımsız Bölüm No:7''de kayıtlı bulunan mesken için, 3. kişilere devrinin önlenmesi amacı ile tapu kaydına öncelikle teminatsız olarak istendiğini, aksi takdirde ise dava değerinin %15'i teminat miktarı ile ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiğini, bu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı kooperatif adına tescil edilmesini, davalının kooperatif üyesi olduğunun kabulü ile tescil taleplerinin reddedilmesi halinde davalının kooperatife karşı kesin maliyet ve diğer hususlardan doğan edim borçları nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklık kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00-TL kesin maliyet bedeli alacağının arabuluculuk barşvuru tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesi, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davaya açılan bu davanın tapu iptali ve tescil talebinin reddedildiği takdirde kesin maliyet bedelinin ödenmesi talebiyle açıldığını, 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Ara buluculuk Kanunu çerçevesinde ticari davalarda ara bulucu başvurusu dava şartı olarak düzenlendiğini, ancak davacı tarafın dosyaya sunulan ara buluculuk tutanağına bakıldığında anlaşamama tutanağına konu edilen talep ticari uyuşmazlık olarak belirtildiğini, bu sebeple anlaşmama tutanağının dava şartının kapsayıp kapsamadığı noktasında belirsizlik bulunduğunu, ara buluculuk anlaşmamama tutanağındaki uyuşmazlığın dava dilekçesindeki hususları kapsamaması halinde ara buluculuk yargılama giderinden sorumlu olunmaması gerektiğini, bu nedenle davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, davacı taraf yeniden kesin maliyet hesabı belirlendiğinden hareketle müvekkilden iş bu dava ile kesin maliyet bedelinin kendisine ödenmesini talep ettiğini, ancak dava değeri olarak 5.000,00 TL olarak gösterdiğini, davacı taraf hem kesin maliyet bedelini belirlendiğini hem de şimdilik 5.000,00 TL'nin müvekkilinden tahsilini talep ettiğini, mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafa harcı tamamlaması için kesin süre verilmesi aksi halde haksız davasının HMK kapsamında usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı kooperatif tarafından her ne kadar 21/04/2019 tarihli Genel Kurul Kararı ile müvekkilinin aleyhine kesin maliyet bedeli talep etmiş olduğunu, davacı kooperatif tarafından çekilen Kayseri 13. Noterliği'nin ... yevmiye no:lu ihtarında ikrar edildiğini, 2019 yılından önce de kesin maliyet hesabı yapıldığını, ayrıca müvekkilinin kooperatif üyeliğinden yıllar önce 2011 yılında sona erdiğini, üyelikten kaynaklı olarak alacak talep edilmesi hukuka aykırı olduğunu, kooperatif ile ilişiği bulunmadığını, borçtan sorumlu tutulması mümkün olmadığını, davacı tarafından 21/03/2011 tarihinde daire kesin maliyetlerinin tespit edildiğini, evrak müvekkiline verildiğini, yine bu doğrultuda 06/05/2011 tarihli müvekkiline taahhütname ve ilişik kesme belgesi verildiğini, 2019 tarihli genel kurula davet edilmemiş, hazirun cetvellerinde yeralmadığını, celbedildiğinde görüleceğini, tarafların birbirini ibra ederek davalının kooperatiften ilişiğinin kesildiğini, yapı kooperatifleri ana sözleşmesi uyarınca davacının alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, davacı kooperatifin eşitlik ilkesine aykırı davrandığını, bu nedenlerle davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesi talep etmiştir.
DELİLLER: Tapu kayıtları, Kayseri 13. Noterliğinin ... ve ... yevmiye numaralı ihtarı, kooperatifin 21/04/2019 tarihli Genel Kurul Kararı, Kooperatif Yönetim Kurulu Kararları, Kooperatif Ana Sözleşmesi, arabuluculuk tutanakları, kooperatif kayıtları, keşif ve tanık.
GEREKÇE:
Dava, davalının kooperatif üyesi olup olmadığı, ilk yapılan kesin maliyet hesabının geçerli olup olmadığı, üyeleri bağlayıcı olup olmadığı, kooperatif kesin maliyetin usulüne uygun olup olmadığı, eşitlik ilkesine aykırı olup olmadığı, alacaklarının davalı kooperatif üyesi tarafından davacı kooperatife ödenmemesi nedeniyle davalıya devir ve tescili yapılan konut yönünden tapu iptali ile davacı kooperatif adına yeniden tescili, terditli talep olarak kesin maliyet ve diğer hususlardan doğan borçlar nedeniyle kesin maliyet bedelinin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline yönelik alacak istemine ilişkindir.
Tarafların bildirdiği delil ve belgeler getirtilerek dosya içerisine alınmış, dosya kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bozma kararı öncesi dosya kapsamından alınan bilirkişi heyeti raporunda sonuç olarak; "Davalının davacı kooperatifin ortağı olduğu, kooperatif tarafından davalıya tapusunun verilmesi, bir dönem kurullara çağrılmaması, kendisine borcu olmadığına dair belge verilmesi onun ortaklıktan ayrıldığı anlamına gelmeyecektir. Zira KoopK ve davacı kooperatif ana sözleşmesi gereği ortaklar kooperatif tasfiye oluncaya kadar hak ve borçlarda eşit olup, buna aykırı genel kurul ve yönetim kurulu kararları veya temsil yetkisine sahip kişilerin bu yöndeki beyanları KoopK m.23 emredici ilkesine göre geçersiz olacaktır. Bununla birlikte kooperatifin inşaatları halen devam etmektedir ve inşaatlar devam ederken tapu alarak üyelikten ayrılmasının mümkün olmayacağı düşünülmektedir. Davacı kooperatifin 21/04/2019 tarihli kesin maliyet hesabının önceki kesin maliyetin iptal edilerek yapılması kararı verilmiş, bu karara istinaden davalıya kooperatif ana sözleşmesinin 61.maddesi uyarınca uygun bir kesin maliyet yapılarak tebliğ edilmiş ve davalı açısından kesinleşmiştir. Davalının kooperatif ana sözleşmesi m.61/d uyarınca kesinleşen kesin maliyeti kabule mecbur olduğu ve çıkarılan maliyeti ödemekle yükümlü olduğu değerlendirilmektedir. Yapılan kesin maliyet hesabında davalıdan talep edilen miktar içinde yer alan ve kooperatif borç payı olarak isimlendirilen 77.682,00-TL tüm ortaklara daire büyüklükleri dikkate alınmadan ayın miktarda usule uygun olmayan şekilde dağıtılmıştır. Ancak, teknik komisyon tarafından 04/03/2020 tarihli ek hesaplama ile nispi eşitlik ilkesi doğrultusunda usule uygun olarak yeniden hesaplanmıştır. Buna göre davalının davacı kooperatife 182.415,58-TL kesin maliyet ve şerefiye borcu hesaplanmaktadır. Davalıya teslim edilen dairenin tescil tarihindeki değerinin 100.000,00-TL, arabuluculuk ve dava tarihindeki değerinin ise 235.000,00-TL olduğu değerlendirilmiştir. Davalıya yapılan tebligatın 27/07/2019 tarihli olduğu gözönüne alındığında davalı borcuna 28/08/2019 tarihinden itibaren genel kurulda kararlaştırılan yıllık %18 (aylık %1,5) oranı üzerinden faiz uygulanacağı değerlendirilmektedir. Ancak davacının talebi dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi yönündedir..." şeklinde rapor sunulmuştur.
Dosya arasına celbedilen tüm kayıt ve belgeler incelendiğinde; davacı kooperatifçe üyelerine tahsis ve teslim edilecek taşınmazların inşaatlarının etap etap yaptırıldığı, 20/02/2011 tarihli genel kurulda biten ve teslim edilen konutların geçici maliyetlerinin tespiti için komisyon kurulması ve belirlenen maliyetin ve şerefiye bedellerinin ilgili üyelere tebliğ edilmesine karar verildiği, bu karar doğrultusunda 196 dairenin geçici maliyet bedelinin tespitinin yapılıp üyelerden talep ve tahsil edildiği, tapularının devrinin yapıldığı, halen 109 üyenin dairesini alamadığı, 21/04/2019 tarihli genel kurulda gündemin 10. maddesinde kooperatifin teslim edilen ve devam eden konutlarının teknik komisyon tarafından hazırlanan kesin maliyet hesaplarının görüşüldüğü, şimdiye kadar belirlenmiş olan hesaplanan tüm geçici ve kesin maliyet bedellerinin iptaline, kooperatifin daha önce teslim edilen ve teslim edilecek olan dairelerinin teknik komisyon marifetiyle yeniden kesin maliyet bedelinin hesaplanması için yönetim kuruluna yetki verildiği, bu karar doğrultusunda teknik komisyon oluşturulup kesin maliyet bedelinin belirlendiği, davalıya ortaklığına bağlı bağımsız bölümün tapuda adına tescil edildiği, davalının kooperatif üyeliğinden istifasına veya çıkarılmasına ilişkin kayıt olmadığı, davacı vekilinin aksi savunulmayan beyanına göre kooperatifin henüz dairelerini teslim alamamış 109 üyesinin dairelerinin inşaatının devam ettiği anlaşılmıştır.
Davacı kooperatifin 21/04/2019 tarihli genel kurulunda gündemin 10. maddesinde alınan kararlar aleyhine iptal davası açıldığı yolunda herhangi bir iddia veya savunma ileri sürülmediği gibi, dosyaya bu hususta herhangi bir delil de sunulmamıştır. Genel kurula bakanlık temsilcisinin katıldığı, toplantı ve karar nisaplarının oluştuğu, bir başka anlatımla genel kurul kararlarının yokluk sebeplerinin bulunmadığı görülmektedir. Kural olarak, kooperatif ortaklığından istifa edenlerin, kooperatifçe ortakları için yaptırılan daireler üzerinde hakkı kalmayıp, dairenin kooperatife iadesi ile ancak ayrıldıkları yıl bilançosuna göre payına düşeni talep edebilmesi mümkündür. Başka bir deyişle, ortaklıktan çıkma iradesi ile birlikte ortaklık payı dahil ortaklıktan kaynaklanan tüm hakların kooperatife iadesi gerekir (Yargıtay 23. HD. 13/12/2012 tarih ve 5200 E., 7357 K., 22/05/2012 tarih ve 769 E., 3526 K. Yargıtay 11. HD. 13/03/2008 tarih ve 2006/11210 E., 2008/3143 K., 13/03/2008 tarih ve 2006/11193 E., 2008/3190 K. sayılı ilamları). İstifa eden ortağın ise, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 15. ve anasözleşmenin 17. maddesi uyarınca, kooperatiften ayrıldığı yılın bilançosunun görüşüldüğü genel kuruldan bir ay geçtikten sonra, kooperatife ödediği miktarları talep edebileceği tabiidir.
Bu kuralın istisnası 1163 sayılı Kanun'un 81/2. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddede, "Konut yapı kooperatifleri, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır. Ancak tescil tarihinden itibaren 6 ay içerisinde usulüne uygun şekilde anasözleşme değişikliği yapılarak kooperatifin amacının değiştirilmesi halinde dağılmaya ilişkin hüküm uygulanmaz. (Ek cümle: 3/6/2010-5983/2 md.) Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar." hükmüne yer verilmiştir.
Davacı vekili 12/04/2021 tarihli ıslah dilekçesi vererek, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00-TL olarak talep ettiği kesin maliyet bedeli alacağını bilirkişi ek raporu doğrultusunda 177.415,58-TL artırarak 182.415,58-TL'ye yükseltmiş olup, ıslah harcını ikmal etmiştir.
Davacının asıl talebi davalı kooperatif üyesine devir ve tapuda tescili yapılan taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkin olup (davacı tarafça taşınmazın dava tarihindeki bilirkişilerce tespit edilen değeri üzerinden harç ikmal edilmiştir); terditli talebi davalının davacı kooperatife olan borcundan kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
Asıl talep yönünden yapılan incelemede davalının halen kooperatif üyesi olduğunun kabulü halinde devredilen taşınmazın yeniden davacı adına tescili menfaatler dengesine uygun olmayıp aksine davacı kooperatifin alacağının davalıdan tahsili istemi yerinde görülmüş olup bu sebeple asıl talep olan tapu iptali ve tescil isteminin reddi ile davacının terditli talebi olan alacak yönünden yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmuştur.
Mahkememizce dosya arasına celbedilen tüm kayıt ve belgeler, alınan uzman bilirkişi raporu, ve ek raporu bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacının üyesi olan davalıdan kooperatif üyeliğinden kaynaklı kesin maliyet bedeli alacağını talep edebileceğinden bahisle, benimsenen bilirkişi ek raporuna göre davacının talep edebileceği kesin maliyet bedelinin 182.415,58-TL olduğu, kesin maliyet bedelinin tebliğ tarihinden itibaren 1 ay sonra muaccel olacağını, davalıya Kayseri Gündem Gazetesinde ilanen yapılan tebligatın 27/07/2019 tarihli olduğu gözönüne alındığında davalı borcuna 28/08/2019 tarihinden itibaren genel kurulda kararlaştırılan yıllık %18 (aylık %1,5) oranı üzerinden gecikme faizi uygulanacağı sonuç ve kanaatine varılmış ve davanın kabulü ile 5.000,00-TL'nin dava tarihi olan 22/11/2019 tarihinden, 177.415,58-TL alacağın ıslah tarihi olan 12/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle bozma öncesi davacının terditli talebi olan alacak talebinin kabulüne dair hüküm verilmiştir.
Mahkememizin 08/07/2021 tarih, 2019/774 E. 2021/577 K. sayılı gerekçeli kararına karşı davalının istinaf başvurusu üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi tarafından yapılan yargılama yonucu verilen 13/10/2021 tarih 2021/1602 E. 2021/1705 K. sayılı kararı ile; "Dosya kapsamında somut olayın özelliklerine uygun, denetlenebilir bilirkişi raporu, toplanan deliller, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında; davalının halen kooperatif üyesi olması ve daha önceki yıllarda kesin maliyet bedelinin ödenmesi nedeniyle genel kurul tarafından ibra edilmemiş bulunması ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun eşitlik prensibi gereğince belirlenen kesin maliyet bedelinin davalıdan talep edilebileceğine yönelik davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararında yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davalının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine..." dair karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen karara karşı BAM tarafından İstinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmesi üzerine hükmün davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine dosyanın Yargıtay 6. H.D'ne gönderildiği, yapılan temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 13/10/2021 tarih 2021/6310 esas 2022/185 karar sayılı kararı ile davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmekle birlikte;
"Dava kooperatif genel kurulu kararı uyarınca oluşturulan komisyon tarafından yapılan kesin maliyet hesabı doğrultusunda davalıdan talep edilen alacağa ilişkindir. Yapı kooperatiflerinin amacı ortaklarının konut ihtiyaçlarını karşılamaktır. Bu amaçla biraraya gelen ortaklar emeklerini ve birikimlerini birleştirerek amaçlarını gerçekleştirirler. Kooperatifler Kanunu 23. maddesine göre “kooperatif ortakları bu yasanın kabul ettiği ilkeler ışığında hak ve yükümlülüklerde eşittirler. Kooperatiflerin ana sözleşmesi kooperatif ortaklarının birbiri ve ortaklarla kooperatif tüzel kişiliği arasında özel hukuk sözleşmesidir.
Ana sözleşmeye Kooperatifler Kanunu’na aykırı olmamak koşulu ile sözleşme serbestisi çerçevesinde istenilen hükümler konulabilir. Somut olayda; Kooperatif Ana Sözleşmesinin kesin maliyete ilişkin 61. maddesi ve kur’a çekimine ilişkin 62. maddesinde değişiklik yapılarak kooperatifin etap etap yapılacağı, inşaat bittikçe biten binalar için kur’a çekileceği ve çıkarılan kesin maliyet hesabına göre % 10 fazla ödeyenlerin bağımsız bölümlerinin teslim edilerek kooperatiften istifa edebilecekleri ana sözleşme hükmü olarak belirlenmiştir. Bu ana sözleşme hükmü; gerek kanunla belirlenen kooperatiflerin ana ilkesine, gerekse eşitlik ilkesine aykırıdır. Her ne kadar ana sözleşme değişikliği ile ilgili iptal davası açılmamış ise de kanuna aykırı kararlar yok hükmünde olacağından her zaman göz önünde bulundurulur. Ana sözleşmenin 61 ve 62. maddelerindeki değişiklikler Kooperatifler Kanununda çerçevesi çizilen ana ilkelere ve eşitlik ilkesine aykırı olduğundan yok hükmünde oldukları eldeki davada da gözetilmelidir. Konut sahibi olmak isteyen kooperatif ortakları son bağımsız bölüm bitip teslim edilene kadar kooperatif ortağı olmaya devam etmelidir. Kooperatif, inşaatlar bitmeden bağımsız bölümü teslim alıp istifa eden üyelerden bağımsız bölümü geri alma hakkına sahiptir. İnşaatlar devam ederken başkaca aidat alınmayacağına ilişkin taahhütlerin kooperatif açısından geçerli kabul edilemeyeceği, maliyetin artması halinde bu bedelin kooperatif ortaklarından talep edilebileceği yerleşmiş Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir. Yine somut olaya gelindiğinde kooperatif yukarıda belirlenen gerekçeyle geçersiz olan ana sözleşmenin 61 ve 62. maddesi uyarınca kesin maliyet hesabı çıkartıp bu bedeli davalıdan talep etmiş ise de henüz tüm inşaatlar bitmeden yapılacak kesin maliyet hesabı hiçbir zaman kesin maliyet sonucunu vermeyecek, her genel kurul sonrasında yapılacak hesaplamaya göre ortaklardan yeniden talepte bulunma zorunluluğu doğacaktır. Bu gerekçeler doğrultusunda kanuna aykırı olarak düzenlenen ana sözleşme uyarınca belirlenen bedelin davalıdan talep edilebilmesini kabul etmek mümkün değildir. Ancak kooperatif, inşaatlarının bitmesini müteakip yapılacak kesin hesap sonucunda belirlenen bedeli bağımsız bölüm teslim alan ortaktan kooperatiften istifa edip etmediğine bakılmaksızın talepte bulunulabilecektir. Bu durumda mahkemece eldeki davanın erken dava olduğu gerekçesiyle reddi ile masraf ve vekalet ücretinin bu doğrultuda sonuçlandırılması gerekirken yazılı gerekçelerle kabulü doğru görülmemiştir.
Yukarıda (1) nolu bendde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) bentte açıklanan nedenle ilk derece mahkemesi kararının davalı yararına bozulmasana... " şeklindeki gerekçeler ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrası yapılan yargılama sonucu mahkememizce verilen önceki hükmün (2019/774 E. 2021/577 K.) usul ve yasaya uygun olduğuna kanaat getirilerek ve ayrıca;
"Davacı kooperatif tarafından 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununa, esas sözleşmeye uygun olarak genel kurul toplantısı yapıldığı ve usulüne uygun olarak alınan genel kurul kararları ile biten ve teslim edilen konutların geçici maliyetlerinin tespiti için komisyon kurulmasına karar verildiği, belirlenen maliyetin ve şerefiye bedellerinin ilgili üyelere tebliğ edilmesi kararı alındığı, üyelere teslim edilen toplam 196 dairenin geçici maliyeti çıkarılarak üyelerden talep ve tahsil edildiği, bilirkişi komisyonu tarafından hesaplanan maliyetlerde arsa sahiplerine yapılan dairelerin maliyetlerinin kooperatif ortaklarına pay edilmediği, bu dairelerinin maliyetlerinin kooperatif üzerine diğer bir deyimle henüz konutlarını teslim almamış üyelerin üzerine bırakıldığı, daha önce yapılan eksik ve/veya hatalı maliyet hesaplarıyla kooperatif ortaklığına (üyelerine) kat mülkiyeti tapuları ferdileştirme yoluyla devredilerek daireleri teslim edilen arsa sahiplerinin daire maliyetleri hesaplanmayarak ve kooperatiften dairesini teslim almış üyelere bu maliyetler yansıtılmayarak 506 dairenin maliyetinden geriye kalan 109 üyeye bu maliyetin yüklendiği, kooperatiften istifa eden üyelere ait olan borçların evlerini teslim alan üyeler için kullanılan banka kredisi borçları, vergi, SGK vb. borçların dairesini teslim alan üyelerin kesin maliyet bedeli hesabına eklenmediği ve tüm bu borçların dairesini teslim almamış üyelerin üzerinde bırakıldığı, tüm bu sebeplerle evini almamış kooperatif üyeleri ile etap halinde bitirilmiş ve teslim almış kooperatif üyeleri arasında hak ve borçlar bakımından farklılık yaratıldığı ve bu farklılığın kooperatif üyelerine yüklenecek hak ve borçlara ilişkin kanun ve esas sözleşmeye uygun olmayacak şekilde hakkaniyeti olmayan bir sonuç ortaya çıkardığı, bu sonucun ortadan kaldırılması ve kooperatif üyelerine yüklenecek hak ve borçların eşitlik ilkesi de gözetilmek suretiyle hakkaniyetli bir çözüme kavuşturulması gerektiği ortadadır. Yargıtay 6. HD. bozma kararında da davanın esastan reddi gerektiği yönünde görüş belirtmemiş tam aksine henüz tüm inşaatlar bitmeden yapılacak kesin maliyet hesabının hiçbir zaman kesin maliyet sonucunu vermeyeceği, her genel kurul sonrasında yapılacak hesaplamaya göre ortaklardan yeniden talepte bulunma zorunluluğu doğacağına dikkat çekerek kanuna aykırı olarak düzenlenen esas sözleşme uyarınca belirlenen bedelin davalıdan talep edilebilmesini kabul etmenin mümkün olmadığını, ancak inşaatların bitmesine müteakip yapılacak kesin hesap sonucunda belirlenen bedelin bağımsız bölüm teslim alan ortakların kooperatiften istifa edip etmediğine bakılmaksızın kooperatif tarafından talepte bulunulabileceğini, bu durumda mahkemece davanın erken açılan dava olduğu gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. Ancak Yargıtay'ın bozma kararına kadar olan ve yerleşik olarak nitelendirilebilecek uygulamasına göre; kooperatif üyesi, kooperatiften edindiği taşınmazı iade etmeden istifa etmesi halinde, istifadan önce veya sonra olmasına bakılmaksızın inşaat maliyetine ilişkin aidatlardan sorumludur. Ortaklıktan çıkma iradesi ile birlikte ortaklık payı dahil ortaklıktan kaynaklanan tüm hakların kooperatife iadesi gerekir. Zira varlığı ve faaliyetleri devam eden henüz tasfiye alınmamış olan kooperatif ortaklığından istifa etmek suretiyle ayrılma halinde ortaklığın yüklediği yükümlülüklerden tümüyle muaf kalınıp, ortak olmakla amaçlanan bütün yarar ve menfaatleri elde etmeye cevaz verilmesi, eşitlik ilkesini zedeleyici sonuçlar çıkaracağı gibi istifa suretiyle ortaklığı sona eren üyelerin genel kurul kararı doğrultusunda yaptıkları ödeme ve karşılığında ibraname verilerek tahsisli konutların ferdi tapulu mülkiyete kavuşmaları sonrasında kooperatif ortaklığı sayesinde edinilen hakların ortaklık statüsüne bağlı doğmuş ve doğacak yükümlülüklerden ayrı ve bağımsız bir himaye görmesi gerektiğine dair savunma argümanlarına itibar edilmesi olanaklı gözükmemektedir. (Yargıtay 11.HD. 2006/11210 E-2008/3143 K; Yargıtay 23. HD. 2012/5200 E- 2012/7357 K; Yargıtay 23. HD. 2016/6783 E- 2019/4723 K sayılı emsal kararlar)
Mahkememizce yapılan yargılamada etaplar halinde tamamlanıp tahsisli konutların ferdi tapulu mülkiyete dönüştürülmeleri sonucu daire tapusu devredilen kooperatif üyelerinden biri olan davalı yönünden davacının asıl talebi olan taşınmaz mülkiyetinin devri maksatlı tapu iptali ile tescil istemi hakkaniyetli bir çözüm sunmayacak olduğundan davacının terditli talebi olan kesin maliyet bedelinin tahsili istemi uyuşmazlığı çözmeye uygun hakkaniyetli bir çözüm yolu olarak benimsenerek davanın terditli talep yönünden ve ıslah dilekçesi dikkate alınmak suretiyle kabulüne karar verilmiştir." şeklindeki gerekçelerle önceki hükümde direnilmesine karar verilmiş; önceki hükümde direnilmesi suretiyle davacının asıl talebi olan tapu iptali ve tescil isteminin reddi ile terditli alacak talebinin sunulan ıslah dilekçesi doğrultusunda kabulüne karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen, önceki hükümde direnilmesine ilişkin karara karşı davalı tarafın temyiz başvurusu üzerine dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderildiği, yapılan temyiz incelemesi sonucu verilen 01/11/2023 tarih 2022/6-1227 Esas 2023/1045 karar sayılı ilamı ile davalının temyiz itirazlarının kabulüne karar verilerek direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu söz konusu direnme hükmünün bozulmasına ilişkin kararında şu gerekçelere yer vermiştir:
"Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, Kooperatif Ana Sözleşmesinin kesin maliyete ilişkin 61 inci maddesi ile kur’a çekimine ilişkin 62 nci maddesinin ve kooperatif tarafından alınan genel kurul kararlarının 1163 sayılı Kanun'da belirlenen ana ilkeler ile Kanun'un 23 üncü maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırı ve geçersiz olup olmadığı, etaplar hâlinde tamamlanıp tahsisli konutların ferdi tapulu mülkiyete dönüştürülmeleri sonucu daire tapusu verilen davalı kooperatif üyesinin kooperatiften edindiği taşınmazı iade etmeden istifa etmesi hâlinde, istifadan önce veya sonra olmasına bakılmaksızın inşaat maliyetine ilişkin aidatlardan sorumlu tutulup tutulmayacağı, davacı kooperatifin henüz tüm inşaatlar bitmeden davalıdan kesin maliyet bedeli talep edip edemeyeceği, eldeki davanın “erken açılan dava” olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
-
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde fayda vardır.
-
Kooperatif, 1163 sayılı Kanun’un 1 inci maddesinde; “Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar” şeklinde tanımlanmıştır.
-
Türk Hukuk Lûgatında da kooperatifin Kanun’da düzenlenen tanımı aynen muhafaza edilmiş; kooperatiflerin amaçlarına ve ortaklarının niteliklerine göre “tüketim kooperatifi”, “üretim kooperatifi”, “kredi kooperatifi”, “yapı kooperatifi” gibi çeşitli adlarla çalıştıkları belirtilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 712).
-
Kooperatiflerde ortaklık sıfatının kazanılması beş hâlde söz konusu olabilir. İlk olarak kooperatifin kuruluşunda kurucu ortaklar, kuruluşun gerçekleşmesiyle ortak sıfatını aslen kazanırlar. Daha sonraki evrede ise giriş talebinin kabulü yoluyla veya payın bir başkası tarafından devralınmasının yönetim kurulu tarafından kabulüyle ortaklık gerçekleşir. Bir diğer ihtimal olarak ortaklığın taşınmaz mülkiyetine veya bir teşebbüsün işletilmesine bağlandığı durumlarda, taşınmazın veya işletmenin devir alınması hâlinde ortaklık sıfatı kazanılır. Son olarak ise ana sözleşmede hüküm bulunması durumunda miras ile kooperatif paydaşlık hakkı kazanılır.
-
Gerçek ve tüzel kişiler, ekonomik menfaatlerini ve ihtiyaçlarını sağlayıp korumak amacıyla kooperatiflere ortak olurlar. Bu amacın gerçekleştirilmesi doğrultusunda ortaklara katılma hakları, koruyucu haklar, malî haklar ve belli sayıda ortağın kullanabileceği haklar şeklinde birtakım haklar tanınmış, yükümlülük ve sorumluluklar getirilmiştir. Her ortağın sermaye payı taahhüt etme ve ödeme, aidat borçlarını zamanında ve eksiksiz ödeme, kooperatif ana sözleşmesinde hüküm bulunması hâlinde ve bilanço açıklarının kapatılması için ek ödeme yükümlülüğü ve sır saklama yükümlülüğü vardır.
-
Kooperatifler Kanunu’nun “Ortaklığa girme şartları ve ortak sayısı” başlıklı 8 inci maddesine göre; kooperatif ortaklığına girmek için gerçek kişilerin medeni hakları kullanma yeterliliğine sahip olmaları gerekir. Ortak olmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler, kooperatif ana sözleşmesi hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvururlar. Kooperatif, ortaklarına kendi varlığı dışında şahsi bir sorumluluk veya ek ödemeler yüklüyor ise ortak olmak isteği, bu yükümlerin yazılı olarak kabul edilmesi hâlinde değer taşır.
Yönetim Kurulu; ortaklar ile ortak olmak için müracaat edenlerin ana sözleşmede gösterilen ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadıklarını araştırmak zorundadır.
Yapı kooperatiflerinde konut, işyeri ve ortak sayısı genel kurulca belirlenir. Yönetim Kurulu, genel kurulca kararlaştırılan sayının üzerinde ortak kaydedemez.
-
Görüldüğü üzere anılan düzenleme uyarınca kooperatife üye olunabilmesi objektif koşullara bağlanmış olup, kooperatiflerde ortaklık (üyelik) sıfatı, ortak olmak isteyen gerçek ve tüzel kişilerin giriş bildirimi ile yönetim kuruluna başvurmaları ve yönetim kurulunun ortaklığa kabul kararı ile gerçekleşmektedir.
-
Bu aşamada yönetim kurulu kararı alınmadan eylemli olarak, diğer bir anlatımla zımnen ortaklığa kabul edilmiş sayılma durumunun da açıklanmasında yarar vardır.
-
İlke olarak kooperatiflere üyelik kaydının, yetkili organlarının bu hususta verecekleri açık bir kararla olması yanında, böyle bir karar olmasa dahi ortak olmak isteyen kişinin ödemelere davet olunması ve düzenli olarak yaptığı ödemelerin kooperatifçe kabul olunması ya da kişinin genel kurul toplantılarına çağrılması gibi kişiyi ortak olarak kabul eden işlemlerin yapılması suretiyle eylemli şekilde ortaklık sıfatının kazanılabileceği de kabul edilmektedir. Yani ortaklığa kabul açıkça olabileceği gibi örtülü olarak da mümkündür.
-
Kooperatif ortaklarından her biri ortaklık amacı çerçevesinde borç ve yükümlülük altına girerler. 1163 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesine göre ortaklar hak ve vecibelerde eşittirler. Bilindiği üzere, “eşitlik” kavramı mutlak ve nispi eşitlik olmak üzere ikiye ayrılır. Ortaklık statüsünden doğan objektif haklara sahip olma ve bunların korunmasını isteme hakkı mutlak eşitlik kapsamındaki haklara örnek gösterilebilecek iken, kooperatif ortaklığına bağlı olarak yararlanma ve maddi menfaat sağlamada ortağın eylemli katkısı ve özverisinin gözetilmesi ise nispi eşitlik ilkesi gereğidir. Bu itibarla, ortaklıktan kaynaklanan borçlarını yerine getiren bir ortağın, eşit durumda bulunduğu diğer ortaklara tanınan haklardan kendisinin de yararlandırılmasını istemeye hakkı vardır.
-
Kooperatif ortakları bakımından geçerli olan ve öğretide "açık kapı ilkesi" olarak kabul edilen ilke uyarınca ortaklık şartlarını taşıyan ve kooperatife ortak olmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler kooperatife girmekte serbest olduğu gibi kooperatiften çıkarken de serbesttir. Açık kapı ilkesi kooperatiflere özgün bir nitelik katar ve onu diğer ticaret şirketlerinden ayırır, ancak bu kural mutlak olarak serbestlik anlamına da gelmemektedir. Zira açık kapı ilkesinin bir uzantısı olup onu tamamlar nitelikte olan "kooperatifin korunması ilkesi" gereğince ortağın kooperatiften çıkışı kooperatife zarar vermemelidir. Kooperatifin korunması ve varlığını sürdürebilmesi için ana sözleşme ile birtakım koruyucu ve sınırlandırıcı hükümler getirilebilir, ancak ana sözleşmeye konulan sınırlandırıcı hükümler hiçbir şekilde ortağın kooperatiften çıkmasını önleyemez ve kooperatiften ayrılmayı da haksız olarak güçleştiremez.
-
Kooperatiflerde ortaklık sıfatını kazanan herkesin, açık kapı ilkesi gereğince kooperatiften çıkma hakkı olduğu gibi ana sözleşmede açıkça belirtilmiş olan nedenlerle ortağın çıkarılmasına (ihracına) karar verilmesi de mümkündür. Kooperatif ortaklığından çıkarılma nedenleri ve esasları 1163 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinde düzenlenmiş olup, bu madde gereğince ortaklar ana sözleşmede açıkça gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamazlar. Ortaklıktan çıkarılmaya yönetim kurulunun teklifi ile genel kurulca karar verilir. Ana sözleşme, çıkarılanın genel kurula başvurma hakkı saklı kalmak üzere, bu hususta yönetim kurulunu da yetkili kılabilir. Kötü amaçlı olarak ortaklıktan çıkarılmaların önüne geçilmesi ve ortaklıktan ihraç kararlarının iptali üzerine yeniden ortaklığa dönecek olan kişilerin menfaatlerinin korunması ve bu süreçte ortaya çıkabilecek mağduriyetlerin önlenmesi amacıyla anılan maddenin son fıkrasında haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamayacağı, bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülüklerinin çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam edeceği hükmüne yer verilmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 15.02.2023 tarihli, 2022/6-1054 Esas, 2023/88 Karar sayılı kararı).
-
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı kooperatif tarafından ana sözleşmenin kesin maliyete ilişkin 61 inci maddesi ile kur’a çekimine ilişkin 62 nci maddesinde değişiklik yapılarak kooperatifin etap etap yapılacağı, tüm konutların yapımı tamamlanmadan önce çekilen kura neticesinde kendisine konutu tahsis edilmiş ve tamamlanmış olan ortağın kat mülkiyeti tapusunu alarak ortaklıktan ayrılmak istemesi hâlinde tamamlanmış ve tahsis edilmiş konutların kesin maliyet bedelinin belirlenerek tapusunun verilebileceği, bu şekilde konutunu teslim almak isteyen ortaklardan konutun teslim tarihindeki kesin maliyet bedelinin %10'unun ayrıca alınacağı, başka bir ifadeyle çıkarılan kesin maliyet hesabına göre %10 fazla ödeyenlerin bağımsız bölümlerinin teslim edilerek kooperatiften istifa edebilecekleri belirlenmiştir.
-
Anılan ana sözleşme değişikliği doğrultusunda kooperatifin 21.04.2019 tarihli genel kurul toplantı tutanağının "Kooperatifin teslim edilen ve devam eden konutların teknik komisyon tarafından hazırlanan kesin maliyet hesapları ile ilgili hususların görüşülmesi" başlıklı 10 uncu maddesinde; kooperatifin daha önce belirlediği tüm geçici ve kesin maliyet bedellerinin iptaline ve kooperatif ana sözleşmesinin 61 inci maddesi gereğince kooperatifin daha önce teslim edilen ve teslim edilecek olan dairelerin teknik komisyon marifetiyle yeniden kesin maliyet bedeli hesaplanması için yönetim kuruluna yetki verilmesine karar verilmiş; alınan bu genel kurul kararı gereğince eldeki davada kooperatif yönetimi tarafından ana sözleşmenin 61 inci maddesine göre yeniden hesaplanan kesin maliyet bedeli alacağı davalıdan talep edilmiştir.
-
Vurgulamakta fayda var ki; yapı kooperatiflerinin amacı ortakların konut ihtiyaçlarını karşılamak olup, gerçek ve tüzel kişiler ekonomik menfaatlerini ve ihtiyaçlarını sağlayıp korumak amacıyla kooperatiflere ortak olmaktadırlar. Kooperatifin kurulabilmesi için, ortakların menfaatlerini ortaya koydukları ve üzerinde anlaşmış oldukları, karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarını gösteren ana sözleşmenin varlığı gereklidir. Kurucu ortaklar ana sözleşmeyi emredici hükümlere, ahlâk ve adaba, kamu düzenine ve iyiniyet kurallarına aykırı olmayacak şekilde sözleşme özgürlüğü kapsamında diledikleri gibi hazırlayabilirler. Ana sözleşmeye 1163 sayılı Kanun'a aykırı olmamak koşuluyla sözleşme serbestisi çerçevesinde istenilen hükümler konulabilir.
-
Somut olayda ise, davacı kooperatifin ana sözleşmenin 61 inci ve 62 nci maddesinde değişiklik yaparak bu değişiklik gereğince alınan genel kurul kararının 1163 sayılı Kanun'da belirlenen ana ilkeler ile Kanun'un 23 üncü maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine uygun olduğundan söz edilemez. Şöyle ki, dosya kapsamından inşaatların hâlen devam ettiği anlaşılmakta olup, kooperatif tarafından henüz tüm inşaatlar bitmeden yapılan kesin maliyet hesabı hiçbir zaman kesin maliyet sonucunu vermeyecektir ve her genel kurul toplantısı sonrasında yapılacak hesaplamaya göre ortaklardan yeniden talepte bulunma zorunluluğu doğacaktır.
-
Bu durumda Kanun'un emredici hükümlerine aykırı olarak düzenlendiği için geçersiz ve yok hükmünde olan ana sözleşmenin değişiklik yapılan 61 inci ve 62 nci maddelerine göre hesaplanan kesin maliyet bedelinin davalıdan istenmesi mümkün değildir. Ancak davacı kooperatifin inşaatların tamamlanmasından sonra yapacağı kesin hesap neticesinde belirlediği tutarı kooperatiften istifa edip etmediğine ve ortaklıktan ayrılıp ayrılmadığına bakmaksızın bağımsız bölümünü teslim alan davalı ortaktan talep edebilmesine olanak vardır. İlk Derece Mahkemesince tüm bu hususlar ve davanın "erken açılan dava" olduğu dikkate alınmaksızın, kooperatifin ana sözleşmede yaptığı değişiklik ile genel kurul kararlarının 1163 sayılı Kanun ve hukukun genel prensiplerine uygun olduğu gerekçesiyle alınan bilirkişi raporunda hesaplanan kesin maliyet bedelinin tahsiline karar verilmesi yerinde ve isabetli olmamıştır.
-
Hâl böyle olunca İlk Derece Mahkemesince önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir."
Bozma sonrası yapılan yargılama sonucu; Yargıtay HGK bozma kararı ekli usulüne uygun duruşma davetiyesi ile taraf vekilleri duruşmaya davet olunmuş, duruşmaya katılan davalı vekili davayı takip edeceklerini beyan etmekle birlikte Yargıtay HGK bozma kararı doğrultusunda davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bozma kararı doğrultusunda bozma kararında belirtilen sebep ve gerekçeler ve dolayısıyla Özel Daire bozma kararında (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 13/10/2021 tarih 2021/6310 esas 2022/185 karar sayılı karar) gösterilen bozma sebep ve gerekçeleri dikkate alınmak suretiyle inşaatların bitmesini müteakip yapılacak kesin hesap sonucunda belirlenecek bedelin, bağımsız bölüm teslim alan ortaktan, kooperatiften istifa edip etmediğine bakılmaksızın talepte bulunulabileceği ve fakat eldeki davanın henüz inşaatların tamamlanmaması nedeniyle erken açıldığı anlaşılmakla; davanın Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 18/02/2022 tarih 2019/5 E. 2022/1 K sayılı (R.G. Tarih: 04/11/2022, Sayı: 32003) içtihadı birleştirme kararı gereğince usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
-
Erken açılan davanın usulden REDDİNE,
-
Alınması gereken 427,60. TL karar ve ilam harcının, davacıdan peşin olarak alınan 85,39. TL harç ve 3.927,83. TL tamamlama harcından mahsubu ile 3.585,62. TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
-
Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Davalı tarafça yapılan 364,50. TL posta masrafı, 162,10. TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı, 195,40 TL tehir. i icra karar harcı, 292,10 TL temyiz yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 1.014,10 . TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesap ve taktir olunan 17.900,00. TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A. 11. 13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00. TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
-
Taraflarca yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yokluğunda ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay temyiz kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.
01/02/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:29