Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1045 E. 2024/480 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/1045
2024/480
16 Mayıs 2024
T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : / Esas
KARAR NO : /
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av
DAVALI :
DAVA : Elatmanın Önlenmesi
DAVA TARİHİ : 24/11/2023
KARAR TARİHİ : 16/05/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Elatmanın Önlenmesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Müvekkilinin ...’a aitnolu bağımsız bölüm olan ( Eray suit) adlı daire ile ilgili davalı şirket ile sözleşme yapıldığını, İş bu sözleşme ile 10.09.2021 tarihli taşınmazı kiralama aracılık sözleşmesi ile taşınmazın kiralanmasına aracılık ettiklerini, taraflar arasında yapılan sözleşmenin 1 yıllık olduğunun açık olduğunu, ayrıca sözleşme bitiminden en az 15 gün süre önce yazılı fesih bildiriminde bulunulmadığı taktirde sözleşmenin 1 yıllık süre ve aynı şartlarda yenilenmiş sayılacağının belirtildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin bitim tarihi 10.09.2023 tarihi olduğunu, yine sözleşmede sözleşmeye aykırılık yapan taraf diğer tarafa 1 yıllık kira bedeli kadar cezai şartı ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, yukarıda detayları verilen sözleşmede müvekkili ... sözleşmeyi yenilemek istemediğini ve taşınmaza kendi ihtiyacı olduğunu içerir Kayseri 13. Noterliğinin 02.06.2023 tarihli ve ... yevmiye numarası ile davalı tarafa ihtarda bulunduğunu, bu ihtarın davalı şirkete gönderilmesi üzerine davalı şirket tarafından da Kayseri 11. Noterliğinin 20.06.2023 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile cevap verildiğini, davalının ihtarının içeriğinde fiili imkansızlık olduğu ve içinde kiracı olduğunun belirtildiğini, söz konusu durumun sözleşmeye ayrılık anlamına geleceği için iş bu sözleşmeyi fesih ettiklerini belirtip ve boş olarak 10.09.2023 tarihinde söz konusu daireyi var ise içindeki kiracıyı tahliye ederek daireyi temiz ve boş şekilde müvekkiline teslim edilmesi ve aksi halde cezai şart olarak belirlenen miktarında talep edileceği gibi sözleşmeye aykırılık sebebi ile her türlü ceza şikayeti ve hukuk davası açılacağını ve oluşan zarardan dolayı tazminat haklarının saklı tuttuklarına dair ihtar çekmiş olmalarına rağmen davalı tarafın daireyi müvekkiline halen teslim etmediğini, müdahaleye devam ettiğini, fazlaya ilişkin her türlü dava ve haklarının saklı kalmak üzere; öncelikle davacının söz konusu taşınmazdan dolayı geliri olmaması ve dava açma masraflarını karşılayacak ekonomik güçte olmaması sebebi ile adli yardım taleplerinin kabulünü,
taraflar arasındaki aracılık sözleşmesi bittiği belirtilerek davalı tarafın söz konusu taşınmazı davacının rızasına aykırı olarak başkalarına kiraya vermeye devam ederek müdahale etmesi sebebi ile sözleşmenin sona erdiğinin tespiti ile davalının bağımsız bölüm olan taşınmaza müdahalesinin menini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Davacı, el atmanın önlenmesi istemiyle bu davayı açmış ise de davacı taraf, dosyaya, taraflar arasında akdedilen "taşınmaz kiralama aracılık sözleşmesi" sunmuş, bu sözleşmenin feshedildiğini ve fakat davalı tarafça taşınmazın tahliye edilmediğini ileri sürerek dava konusu taşınmaza müdahalenin önlenmesini talep etmiştir.
Davacı taraf her ne kadar dava dilekçesinde taraflar arasındaki sözleşmenin aracılık sözleşmesi olduğunu ileri sürmüş, "taşınmaz kiralama aracılık sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin bir suretini dosyaya sunmuş olsa da 6100 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca; hâkim Türk hukukunu resen uygular. 04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hâkimin görevidir. Diğer bir deyişle; bir davada maddi olayı anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hâkime aittir (6100 sayılı Kanun madde 33). Anılan yasal düzenlemeye göre davayı aydınlatma görevinin mahkeme hâkimine ait olması karşısında uyuşmazlığın çözümüne dair hukuki nitelendirmeyi de yine hâkim yapacaktır (Yargıtay HGK'nun 29.11.2023 tarih, 2022/1-843 Esas, 2023/1162 Karar sayılı kararı). Bu çerçevede davacının dosyaya sunduğu sözleşmenin içeriği, taraflara yüklediği hak ve borçlar değerlendirildiğinde; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 299 ila 378 maddeleri arasında düzenlenen kira sözleşmesi olduğu, davacının kiraya veren, davalının ise kiracı olduğu, bununla beraber kiralananın özellikleri dikkate alındığında aynı kanunun 339 ila 356 maddeleri arasında düzenlenen konut ve çatılı iş yeri kiraları hakkındaki hükümlerin geçerli olduğu, hatta "alt kira ve kullanım hakkının devri" başlıklı 322. madde çerçevesinde davalı kiracıya, kullanım hakkını devredebileceği ve üçüncü kişilere alt kira sözleşmesi ile kiralananı kullandırabileceğine dair açıkça rıza verildiği anlaşılmaktadır. Davacı her ne kadar, taraflar arasındaki sözleşmeyi aracılık sözleşmesi olarak nitelendirmiş ise de; TBK'nun 520 ila 525. maddeleri arasında düzenlenen aracılık (simsarlık) sözleşmesinin hüküm ve sonuçları kira sözleşmesinden farklı olup, 520. maddede yapılan tanım uyarınca simsarlık sözleşmesinde simsar, taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi taahhüt ettiği, diğer tarafın ise simsara ücret ödemeyi taahhüt ettiği sözleşmedir. Bu doğrultuda, taraflar arasında simsarlık (aracılık) sözleşmesi kurulmuş olsa idi, davacının, taşınmazın kullanımı konusunda ayrıca davalı simsar (aracı) dışında bir üçüncü kişi ile kira sözleşmesi kurmuş olması gerekirdi. Fakat davacının iddiaları ve sunulan sözleşme içeriğinden taşınmazın kullanımının davalıya devredildiği, ayrıca ve açıkça alt kira ve kullanım hakkının devrine rıza gösterildiği anlaşılmaktadır. O halde davalının kiracı olarak taşınmazı alt kira ilişkisi çerçevesinde üçüncü kişilere kullanım hakkını devrettiği yahut devretme hak ve yetkisine sahip olduğu, dolayısıyla taraflar arasındaki ilişkinin aracılık değil kira ilişkisi olduğu anlaşılmaktadır.
Ticari davalar, TTK.nun 4. maddesinde düzenlenmiş olup görülmekte olan davanın, TTK.nun 4/1. maddesi kapsamında sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, davanın nispi ticari dava kabul edilmesi için her iki tarafın da tacir olması ayrıca uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmasının gerektiği, somut olayda, yukarıda da ifade edildiği üzere uyuşmazlığa konu tazminat ve alacak taleplerinin her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren uyuşmazlık niteliğinde olmadığı, davanın nispi ticari dava olarak kabulünün de mümkün bulunmadığı, diğer özel düzenlemelerle (İİK.nun 154, TİRK.nun 22, Koop.K.nun 99, FKK.nun 31…gibi) belirlenmiş görev hükümleri gereğince mahkememizin görevli kılınmadığı anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK'nın 4/a Maddesinde ; "Kiralanan taşınmazların, 09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na göre ilâmsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları" dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemeleri'nde görülür denilmektedir.
Dava konusu uyuşmazlığın kira ilişkisinden kaynaklandığı, HMK.'nun 4. maddesinin 1/a bendine göre, kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıkları konu alan davalara Sulh Hukuk Mahkemelerinde bakılması gerektiği, bu davayı görmeye mahkememizin görevli olmadığı sonucuna varılmıştır. Tüm bu hususlar dikkate alınarak mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
-
Mahkememizin görevsizliği sebebiyle 6100 Sayılı HMK. 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine,
-
Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde talep halinde dosyanın görevli Kayseri Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
-
Kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içinde görevli mahkemeye gönderme talebinde bulunulmaması durumunda HMK. 20. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
-
6100 sayılı HMK. 331/2. maddesi uyarınca harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 16/05/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:32