Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/871 E. 2024/48 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/871
2024/48
24 Ocak 2024
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No:
T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :...
VEKİLİ :
DAVALI :...
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 14/09/2022
KARAR TARİHİ : 24/01/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 06/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; Davacı şirkete Kasko Sigorta Poliçesi yapılmış olan dava dışı ... adına kayıtlı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın tramvay yolu yapım çalışmasından dolayı servis yoluna girdiği esnada, yol yapım çalışma alanını çevreleyen davalı şirkete ait demir korkulukların rüzgardan dolayı devrilmesi sonucu hasarlandığını, trafik denetleme ekipleri tarafından sürücü ...'nun kusuru bulunmadığının tespit edildiğini, olay sonrasında sigortalı ... plakalı araçta yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucu araçta kdv dahil 20.513,05 TL'lik hasar meydana geldiği tespit edildiğini, bu tutarın 20.341,95 TL.'si 20/12/2021 tarihinde ... Otomotiv San. ve Tic. AŞ.'ye, 171,10 TL 'si 20/01/2022 tarihinde ... Otomotiv San.ve Tic.Aş'ye ödendiğini, davalı şirketin olayda %100 kusurlu olduğunu, TTK'nın halefiyet ilkelerini düzenleyen 1472.maddesinde "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmünün yer aldığını, arabuluçuluk görüşmelerinin de olumsuz olduğunu belirterek/ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.513,05 TL tutarındaki alacağın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle; Davalının sigorta şirketinin davaya dahil edilmesi gerektiğini, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davalı şirketin kusur sorumluluğu olmadığını, talep edilen miktarın afaki olduğunu, davalı şirketin kusurlu bulunması halinde kusur durumuna göre kusur neticesinde meydana gelen zarar talep edilebilirken tüm masraf ve zarar kalemlerinin davalı şirketten talep edildiğini, davacının sigorta poliçesine göre rücu hakkı bulunmadığını, sigorta şirketinin tazminat ödemesi yapmadığını, reeskont faiz talebinin geçersiz olduğunu belirterek/ileri sürerek davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, sigorta şirketi tarafından davalı şirketin kusuru nedeniyle dava dışı şahsa ait araçta meydana gelen hasar dolayısıyla ödenen bedelin davalı şirketten tahsili talebine yöneliktir.
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine, Kayseri İl Emniyet Müdürlüğüne, Türkiye Noterler Birliğine, Ankara Vergi Dairesine, Kayseri Valiliğine, Kayseri Vergi Dairesine yazılan müzekkerelere cevap verildiği ilgili evrakların dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür.
Kayseri 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30/03/2023 tarih ... esas, ... karar sayılı görevsizlik kararı verilerek dosyanın mahkememize gönderilmiş olduğu görülmüştür.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/1026 E, -2015/1765 K)
TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.
Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin 2018/4402 E, 2019/7373 K sayılı kararında “…Somut olayda, uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK'nın 1472. (6762 sayılı TTK'nın 1301) maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın haksız fiile (trafik kazasına) sebebiyet veren davalıdan tahsili isteminden kaynaklanmaktadır. Ancak, davacının sigorta şirketi, davalının tacir ve dava dışı sigortalının da tacir olmasına göre ticari dava niteliğindeki uyuşmazlığın ticaret mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir…” denildiği görülmekle iş bu davamızda ise dava dışı sigortalı ...’ın tacir olmadığı Vergi Dairesinin yazı cevabı ile anlaşılmış ve söz konusu kişiye ait aracın kullanım amacının ticari olmaması ile davanın mutlak ticari dava olmadığı da dikkate alınarak bu durumda genel yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu görülmüştür.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nin 2022/1949 E, 2022/1988 K sayılı kararında “Dosya kapsamına göre davacının halefi olduğu sigortalısı tacir olmayan gerçek kişidir. Bu durumda davaya konu uyuşmazlıkta görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi değil genel nitelikte mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesidir. Şu halde, ilk derece mahkemesince görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu dikkate alınarak işin esasına girilerek iddia ve savunmaya ilişkin tüm deliller toplandıktan sonra hüküm tesis edilmesi gerekirken davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.” denildiği görülmüş olup yukarda açıklandığı üzere dava dışı sigortalı ...’ın tacir olmadığı ve aracında hususi kullanım amacına sahip araç olması ile haksız fiile dayanan dava konusu uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olmayıp Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu anlaşılmıştır.
6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.
Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Asliye Hukuk mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Asliye Hukuk mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemelerince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
-
Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın HMK 114/1. c ve 115/2 maddeleri gereği USULDEN REDDİNE,
-
Görevli ve yetkili mahkemenin KAYSERİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA,
-
Mahkemeler arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğundan HMK' nın 21/1. c maddesi uyarınca kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde görevli mahkemenin tayini için dosyanın re'sen Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi Başkanlığı'na GÖNDERİLMESİNE,
-
6100 sayılı HMK. 331/2. maddesi uyarınca harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,
Dair, Davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/01/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:29