Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/375 E. 2024/467 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/375
2024/467
14 Mayıs 2024
T.C.
KAYSERİ
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI : KAYSERİ TİCARET SİCİLİ MÜDÜRLÜĞÜ [35359-49530-04743] UETS
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 13/05/2024
KARAR TARİHİ : 14/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; Müvekkilin ortağı bulunduğu ... ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. 22.03.1999 yılında Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı olarak kurulduğunu, Beyoğlu 20. Noteri 14.12.2006 ve ... yevmiye numaralı hisse devir senedine dayanılarak ... 50.000 YTL'sinin tamamını müvekkili ...'a devrettiğini ve şirket hissedarlığından ayrıldığını, 18.12.2007 tarihli karar ile şirket müdürü ...'ın ortaklıktan ayrılmasıyla müvekkil ...'ın şirket müdürü olarak tayin edilmesine karar verildiğini, işbu hususların Ticaret Sicil Gazetesi'nin 19.01.2007 tarih ve 6727 sayısının 543. Sayfasında yayımlandığını, Müvekkilinin ortağı bulunduğu şirkete ait 16.02.2009 tarihli 20 numaralı karar ile şirketin adres değişikliği yapılarak şirket ortaklarından İsmail Göktaş'ın şirketteki 500 hisse karşılığı 50.000 TL sermayesini nominal değer üzerinden ... ...'e devretmesine karar verildiğini, bu hususta Kayseri 5. Noterliği'nin 16.02.2009 tarih ve ...yevmiye numaralı hisse devir ve temlik sözleşmesinin kabul edilerek hisselerin ortaklar pay defterine kaydedilmesine oy birliğiyle karar verildiğini, müvekkili ... 16.02.2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirketin ...ile birlikte münferiden imzaları ile 10 yıllığına yetkili kılındığını, müvekkilin ortağı bulunduğu şirket için halihazırda şirket şubesine ait kapanış işlemleri gerçekleştirildiğini, müvekkilinin şirketin ortağı bulunduğu ... ...'in İstanbul Şubesi'nin kapandığı ve ticaret sicil işlemleri gerçekleştirildikten sonra re'sen vergi dairesinde de mükellefiyetin sona erdiği hususu sübuta erdiğini, ... ...'in İstanbul'da bir şubesi bulunmadığını, ... ...'in merkezi, Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bağlı bulunduğundan Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı Erciyes Vergi Dairesi Müdürlüğü çevresinde vergi mükellefi olduğunu, yaklaşık olarak 2013 yıldır şirketin aktif faaliyetlerine devam etmediğini, ortaklar arasında husumet olduğundan hiçbir şekilde bir araya gelinemediğini, bu süre zarfında tutulması zorunlu olan defterlerin akıbeti hakkında şirket ortaklarından olan müvekkil bilgi sahibi olmadığını, Şirketin on bir seneden bu yana faaliyet göstermemesi sebebiyle şirketin feshedilmesi zaruri olduğunu, ... ... San. ve Tic. Limited Şirketi 2 ortaklı bir limited şirket olup müvekkili ... diğer şirket ortağı ile bir araya gelip karar alamamakta ve şirketin faaliyeti 11 senedir durmuş durumda olmasına rağmen herhangi bir şekilde şirketin kapatılması için karar alınamadığını, ayrıca şirketin aktif faaliyetlerine devam etmediğinden Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı Erciyes Vergi dairesi Müdürlüğü'nde mükellefiyet durumu 14.06.2023 tarihinde "terk" olarak görünüyor ise de şirket Mersis üzerinde hala aktif olarak göründüğünü, ancak 11 sene gibi uzun bir süredir şirket ticari hayatta aktif olarak varlığını sürdürmediğini ve kuruluş amacına uygun olarak ticari faaliyetlerini gerçekleştirmediğini belirterek Kayseri merkezli ... ... San. ve Tic. Limited Şirketi'nin aktif bir ticari faaliyeti uzun yıllardır olmadığından şirketin devamını ve amacını gerçekleştirmesi artık mümkün olmayıp şirketin feshedilmesini Mahkeme aksi kanaatte ise müvekkil ...'ın şirket ortaklığından bireysel ticari hayatındaki menfaat dengesini de etkilemesi nedeniyle çıkartılmasını yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava; limited şirketin feshi talebine ilişkin olup bu talebin kabul görmemesi halinde davacın şirket ortaklığından çıkarılması istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukukî kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır.
Limited şirketin işletme amacının gerçekleştirilebilmesi için ortaklar arasında güven ilişkisinin varlığı, şirketin devamı için zorunludur. Şirketin amacının gerçekleştirilmesi için gerekli olan güven ilişkisinin zedelenmesi durumunda ortakların aynı şirket çatısı altında bir arada bulunmaları beklenemez. Ayrıca bir ortağın payını devrederek ayrılma imkânının bulunmadığı yahut zor olduğu durumlarda güven unsurunun zedelendiği ortaklık ilişkisinin nihayete erdirilmesi amacıyla limited şirketlerde de haklı sebeple fesih kurumu düzenlenmiştir.
Bu amaçla düzenlenen TTK’nun 636/3. maddesi uyarınca; haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.
Anılan hükme göre her ortak, haklı sebeplerin varlığı hâlinde limited şirketin feshini isteyebilecektir. Haklı sebepten ne anlaşılması gerektiği ise somut durumun ve ileri sürülen hususların niteliğine göre mahkemece takdir edilecek olup esasında dürüstlük kuralı temelinde ortaklık ilişkisinin devam ettirilemeyecek düzeyde zedelenmiş olması durumu, limited şirketin feshinin haklı nedenini oluşturur. Başka bir deyişle ortaklıktaki güven ilişkisinin ortadan kalkması veya ortaklılığın devamının dürüstlük kuralı gereği ortaklar bakımından çekilmez hâle gelmesine neden olan olaylar, limited şirketin feshi için haklı neden olarak kabul edilebilirler. Zira hiçbir ortaktan, dürüstlük kuralı gereği kendisi için çekilmez hâle gelen bir ortaklık ilişkisini devam ettirmesi beklenemez. Haklı sebep kavramı, her somut olayın niteliğine göre farklı tanımları bünyesinde barındırır.
Limited şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin davada (fesih davasında) davacı sıfatı şirketin ortaklarına aittir. Bu kapsamda TTK’nun 636/3. maddesi kapsamında ancak pay defterine kayıtlı ortaklar limited şirketin haklı nedenle feshini mahkemeden isteyebilirler. Limited şirketin feshini isteyen davacının ortaklık sıfatının yargılama boyunca mevcut olması gerekir. Aksi durumda ortaklık sıfatını yitiren davacı, taraf sıfatını da yitirecektir. Bu durum yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re’sen nazara alınır.
Limited şirketin fesih davasında davalı sıfatı kural olarak limited şirketin tüzel kişiliğine aittir. Zira feshi istenen limited şirket, açılacak davada kural olarak davalı olarak yer almalıdır.
Öte yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 30. maddesi “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan hükümle amaçlanan; yargılamanın makul sürede tamamlanmasını sağlamaktır. Bu amaç; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6. maddesi ile düzenleme altına alınan adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından olan “yargılamanın makul bir süre içinde” bitirilmesi ilkesine dayanmaktadır. Bu bağlamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), sözleşmenin tarafı devletlerin hukukî sistemlerini, AİHS şartlarına uyacak şekilde düzenlemekle görevli olduğunu belirtmiştir (AİHM, Zimmerman ve Steiner-İsviçre, 13 Temmuz 1983, 29. Paragraf). Anayasa’nın 141. maddesi ile de “davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir” denilerek ve HMK'nın "Usul Ekonomisi ilkesi" başlıklı 30. maddesi de benzer hükümle davaların makul bir süre içerisinde bitirilmesi gerektiğini açıkça düzenlenmiştir. Usul ekonomisi ilkesi, HMK’nın 30. maddesiyle düzenleme altına alınmış olup; uyuşmazlıkların en az giderle, en makul sürede ve en az emekle çözümü ve gereksiz yere dava açılmasının engellenmesi şeklinde açıklanmaktadır.
Bu kapsamda limited şirketin TTK’nun 636/3. maddesi çerçevesinde haklı nedenlerle feshine ilişkin olarak açılan bir davada husumetin, feshi istenen şirketin tüzel kişiliğine karşı yöneltilmesi gerektiği halde, eldeki davada Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne husumetin düşmediği, davacının bu davada Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne husumet yöneltmesinin yanlış olduğu görülmekle davalının HMK md. 114/1-d ve HMK md. 115/2 gereğince pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
-
Davanın HMK md. 114/1. d ve HMK md. 115/2 gereğince PASİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİYLE REDDİNE,
-
Alınması gereken 427,60. TL karar ve ilam harcı dava açılış sırasında peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
-
Davacı tarafça yapılan yargılama harç ve giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafça yapılmış bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
-
HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra yatıran ilgili tarafa iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 14/05/2024
Başkan
¸E-imzalıdır
Üye
¸E-imzalıdır
Üye
¸E-imzalıdır
Katip
¸E-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:32