SoorglaÜcretsiz Dene

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1213 E. 2024/135 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1213

Karar No

2024/135

Karar Tarihi

14 Şubat 2024

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.

KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO :

KARAR NO :

HAKİM : ... ...

KATİP : ... ...

DAVACI :... (T.C. ...) ...

VEKİLİ : Av. ... -

DAVALI : ... - ... ...

VEKİLİ : Av. ... -

DAVA : Kooperatif Üyeliğinin Tesbiti

DAVA TARİHİ : 12/12/2022

KARAR TARİHİ : 14/02/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 23/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan Kooperatif Üyeliğinin Tesbiti davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10.06.2022 tarihinde kabul edilen ve 15.06.2022 tarihinde resmi gazetede yayımlanmış olan (RG Sayı No: 31867) 7410 Sayılı Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. Maddesine göre 1163 sayılı Kooperatif Kanununa Geçici-11.madde eklenmiş olduğunu, bu maddenin dikkate alınması gerektiğini, anılan kanun değişikliği ile -sadece Kayseri ilini kapsayacak şekilde- yapı kooperatiflerinin yönetim giderleri hariç olmak üzere her ne ad altında olursa olsun yapılmış borçlandırmalar veya bu kapsamda üçüncü şahıslara kooperatif tarafından yapılan alacağın devrine ilişkin işlemler hükümsüz olacağını, davacının, davalı kooperatife ait etaba ilişkin ferdileştirme ve tapu devri yapıldıktan sonra kooperatif ile ibra sözleşmesi imzalamış, akabinde noter kanalı ile istifa etmiş olduğunu fakat davalı kooperatifin davacı gibi yüzlerce üyeye aynı muameleyi yapmış, hukuki bir hakkı bulunmamasına rağmen devam eden etaplar için 'inşaat maliyeti ve genel gider' adı altında üyeler aleyhine borç tahakkuk ettirmeye devam etmiş olduğunu, işbu menfi tespit davası ile taleplerinin, davacının davalı kooperatif ile üyelik ilişkisinin bulunmadığının, Yönetim gideri hariç olmak üzere her ne ad altında olursa olsun davalıya borcu bulunmadığının (1163 s. Yasa geçici m.11) tespitine karar verilmesi olduğunu, davacının 24.06.2014 tarihinde kooperatiften istifa etmesine rağmen, davalı tarafından 'devam eden etaplar için inşaat maliyeti ve genel gider' adı altında borçlara maruz kalmakta olduğunu, ayrıca bu borçlar için icra tehdidi ile karşı karşıya olduğunu, açık Kapı İlkesi'ne aykırı bir şekilde davacının senelerdir kooperatif yönetiminin gayrihukuki ve keyfi işlemlerine maruz kalmakta olduğunu, davalı kooperatifin devam eden etapların ödemelerini almasına rağmen bu inşaatı bitirememesi, basiretli bir tacir olmadığının açık göstergesi olduğunu, davalının yapmış olduğu hukuka aykırı işlemlerin, davacının üyelik durumunun ve atfedilecek borçlandırmaların davacının mülkiyet hakkına doğrudan sirayet edeceği aşikar olduğunu, dolayısıyla tespitini istedikleri hususlar bakımından davacının hukuki yararı ortada olduğunu, davacının kooperatif üyesi iken davalı kooperatifin genel kurul kararına istinaden üyelikten istifa etmiş olduğunu, Kooperatifin 01.07.2012 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararlar Ticaret Sicil Gazetesi'nin 17.07.2012 tarihli ve 8113 sayısı ile 579. Sayfasında yayımlandığını, davacının davalı kooperatifin 81 numaralı üyesi iken davalı tarafın genel kurul kararı ve yukarıda belirtilen sicil gazetesi ilanına istinaden üyelikten istifa etttiğini, yapılan 2012 yılı olağan genel kurulunda alınan kararlar ve ilanı yapılan 6. Maddesinde kooperatif tarafından "Tapusunu alan ve borçlarını ödeyen üyelerin üyelik durumlarının görüşülmesinde, geçmiş genel kurul kararı çerçevesinde hesap komisyonunca belirlenen daire başına düşen bakiye borcunu kapatan ve tapusunu alan üyelerin dairesini alarak üyelikten çıkabilmesine karar alınmıştır." şeklinde karar alındığını, davacının, genel kurul kararından sonra 31.07.2012 tarihinde tapusunu almış ve bakiye borçlarını ödeyerek 24.06.2014 tarihinde noter kanalı ile istifa etmiş olduğunu, sundukları evraktaki tarihsel sürece bakıldığında ilk önce davacının bakiye borcunu ödemiş (28.01.2012), daha sonra kooperatif ile ibra sözleşmesi yapılmış (15.02.2012), sonra kooperatif üyelerinin istifasına imkan tanıyan genel kurul kararı yayımlanmış (17.07.2012), en son davacının noter kanalı ile istifa etmiş olduğunu, (24.06.2014) dolayısıyla bu süreçte kooperatif kanunu çerçevesinde hukuka uygun bulunmayan herhangi bir işlem olmadığını, davalı kooperatifin, istifaya imkan tanıyan genel kurul kararına rağmen istifa eden üyelere inşaat maliyeti adı altında borç çıkarmış olduğunu, davacı ile kooperatif arasında akdedilen kesin maliyet ibra sözleşmesi ve kooperatifin istifaya imkan tanıyan genel kurul kararı, davacının geçerli bir istifa işlemi yaptığını göstermekte olduğunu, dolayısıyla kendi etabı biten ve tapusunu alan davacının devam eden etaplar için borçlu duruma düşeceği endişesine katlanması mümkün olmadığını ayrıca davacının daha önce kooperatifin haksız olarak tahakkuk ettirdiği 9.500 TL inşaat maliyeti borcunu istifa etmiş olmasına rağmen, sırf icra tehdidi altında olduğu için ödemek zorunda kaldığını, davalı kooperatifin inşa ettiği daireler etaplar halinde yapılmaktadır ve davacının tapusu yapımı tamamlanan etap içerisinde olduğunu, davacının satın almış olduğu eve ilişkin tapu kaydı incelemesi yapıldığında görülecektir ki ferdileştirme işlemi 2012 tarihinden önce olduğunu, yani davacıya tapu devri yapıldığında (31.07.2012) ilgili etap tamamlanmış bulunmakta olduğunu, bu minvalde 1163 sayılı Koop. Kanunu Geçici 11. Maddesi a ve ç bendinde belirtilen 'etaplar halinde yapılma' ile 'tapu devrinin yapılmış olması' şartı gerçekleşmiş olduğunu ayrıca Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/5266 E. 2019/1242 K. No'lu ve 08.04.2019 tarihli kararının dikkate alınması gerektiğini, kooperatifin halihazırda hukuki varlığını sürdürmekte olduğunu, dolayısıyla 1163 sayılı yasanın geçici 11.madde b bendindeki 'terkin edilmemiş olma' şartı da sağladığını, kooperatife ait ticaret sicil gazetesi ve kooperatifler siciline bakıldığında herhangi bir infisah veye terkin işleminin yapılmadığını, dolayısıyla somut olayda 1163. Yasanın geçici 11.maddesi b bendinde belirtilen şart da sağlanmakta olduğunu, yapımı tamamlanan etaba ilişkin kooperatif tarafından davacıya tahakkuk ettirilen bedelin davacı tarafından ödendiğini, yukarıda izah ettiği gibi Ek-3 ve Ek-4'de sunulan belgelere bakıldığında tahakkuk ettirilen 33.956,28 TL'lik meblağın davacı tarafından ödendiğini ayrıca ödemeden sonra davacının kooperatif tarafından ibra olunduğu hususu Ek-4'de sabit olduğunu, ibra sözleşmesine bakıldığında, ibra ile birlikte borcun yüklenici firma tarafından üstlenildiği kaleme alınmış olduğunu, davacı kooperatif, inşaatları yapması için yüklenici firma ... İnş. Gıda Teks. Orm. Ür. Yak. San. Tic. Ltd. Şti. İle anlaşmış, yüklenicinin davacı ile yaptığı mutakabatnamenin mevcut olduğunu, 15.02.2012 tarihli ibra sözleşmesinde en altta yer alan 'NOT' kısmına bakıldığında, davacıya ait dairenin borcunun, ibradan sonra yüklenici firma tarafından üstlenildiği kaleme alınmakta olduğunu, bu doğrultuda davacı ile kooperatif arasında imzalanan sözleşmeye göre, dosyaya konu dairenin borcu yüklenici firma tarafından üstlenildiğinden davacıya inşaat maliyeti ve genel gider adı altında bir borç atfedilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Davacının istifa ihtarnamesinin incelenebilmesi için Kayseri 2. Noterliği 7463 yevmiye numaralı evrakın celbini istediklerini, üye istifalarına dair evraklar kooperatif merkezinde bulunmamakta olduğunu, daha önce aynı etapta oturan vatandaşların açmış olduğu davalarda da bu evraklara ulaşılamadığını belirterek, davacı ...'ın davalı S.S. ... Konut Yapı Koop. ile üyelik ilişkisinin bulunmadığının tespitine, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun Geçici-11.maddesine istinaden müvekkilin, yönetim giderleri hariç olmak üzere her ne ad altında olursa olsun davalı kooperatife borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Arabuluculuk görüşmesi yapılmaksızın açılan iş bu davanın yasaya aykırı olduğunu, davacının dava açabilmesi için öncelikle arabuluculuk son tutanağının sunulması dava şartı olduğundan davacı tarafından açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından 15.05.2022 tarihli genel kurulun 9.maddesi gereğince borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmiş olduğunu, davacının açmış olduğu iş bu davada hukuki yararı bulunmadığını, davacı davasını kooperatifler kanuna eklenen geçici 11. madde düzenlmesine dayandırmış olup, dava konusu genel kurul kararı 15.05.2022 de alınmış olmakla davaya dayanak yapılan yasa değişikliği ise 15.06.2022 tarihinde yürürlüğe girmiş olduğunu, her ne kadar davalı kooperatif tarafından 15.05.2022 tarihli genel kurulda üyelerden ödeme alınmasına karar verilmiş ise de bugüne değin ne davacıya ne de diğer kooperatif üyelerine genel kurul kararı gereğince ödeme yapılması için herhangi bir dava veya icra takibi yapılmadığını, kooperatifler kanunun geçici 11.maddesi ile madde de sayılan şartların gerçekleşmesi durumunda kooperatifçe yapılan borçlandırmaların hükümsüz olduğu emredici bir şekilde düzenlenmiş olduğunu, eğer madde de belirtilen şartların davalı kooperatif yönünden uygulanması imkanının yasal olarak varlığı mahkemece kabul edilirse emredici bir şekilde yapılan düzenleme gereğince davalı kooperatif zaten hiç bir şartta inşaat finansmanı adı altında davacıdan bir talepte bulunamayacağını, dolayısıyla yasanın emredici bir hükmünün mahkeme kararı ile tescil ettirilmeye çalışılmasında hiç bir hukuki yarar bulunmamakta olduğunu, davacı tarafından 15.05.2022 tarihli genel kurulda alınan 30.000,00 TL’ lik alacak dolayısı ile borçlu olunmadığının tespitine yönelik dava açılmış ise de, söz konusu genel kurul kararı incelendiğinde bu bedelin 2022 Temmuz ayından başlamak üzere 12 eşit taksitte alınmasına karar verilmiş olduğunu, Genel Kurul Kararı çerçevesinde dava tarihi itibari ile henüz 5 taksit karşılığı olan 12.500,00 TL muaccel halde olup muaccel halde bulunmayan 17.500,00 TL için dava açılmasında davacının dava tarihi itibari ile hukuki yararı bulunmamadığını, hukuki yarar şartının kendiliğinden oluşması veya mahkemenin vereceği süre ile davacı tarafından tamamlanması hmk gereği mümkün olmayıp henüz vadesi gelmeyen alacaklar için açılan davanın zamansız dava olması nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, zira menfi tespit davalarında davacının alacak veya borç durumu dava tarihine göre belirlenmekte olduğunu, Yargıtay İçtihatı birleştirme büyük Genel Kurulunun 18.02.2022 tarih ve 2019/5 Esas, 2022/1 Karar sayılı ilamı ile de muaccel olmayan (müeccel) alacak için açılmış bir davada mahkemece ifa zamanının henüz gelmediği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği hususu açıklıkla belirtilmiş olduğunu, davalı kooperatifin unvanından anlaşılacağı üzere davalı kooperatif toplu konut kooperatifi olup konut imalatlarını etap etap yapmadığını, Kooperatife kayıtlı üyelerden bir bütün halinde aidat alacakları tahsil edilerek toplanan aidatlar, kooperatif uhdesinde yapılmakta olan inşaatlara, herhangi bir bölge ada/parsel veya üyelik ayrımı yapılmaksızın kullanılmakta olduğunu, davalı kooperatifte kayıtlı olan üyeler de yine inşaat ayrımı veya imalat ayrımı yapılmaksızın toplu bir şekilde kayıtlı bulunmakta olduğunu, davalı kooperatifte ferdileşme işlemlerine esas kura çekim işlemleri de herhangi bir bölge, numaralandırma, isimlendirme veya inşaat ayrımı yapılmaksızın gerçekleştirilmiş olduğunu, Kura çekimine kooperatife kayıtlı olan üyeler herhangi bir ayrım yapılmaksızın icabet edebilmiş olduklarını, yine davalı kooperatifin ana sözleşmesinde konutların etaplar halinde yapılarak ortaklara dağıltılması yönünde herhangi bir ana sözleşme değişikliği dahi söz konusu olmadığını, diğer taraftan kooperatif genel kurul kararı ile davalı kooperatif uhdesinde bulunan inşaatların etaplar halinde yapılıp teslim edileceğine dair alınmış bir genel kurul kararı da bulunmadığını, Kooperatif ana sözleşmesinin 61. ve 62. Maddesi gereğince çıkartılmış kesin maliyet hesabı bulunmamakta olup davacının ödemesi gerek Yargıtay kararları gerekse Bölge Adliye Mahkemesi kararları çerçevesinde geçici maliyet hesabı kabul edilmiş olduğunu, dolayısı ile davacı tarafından kendisine tahakkuk ettirilen bedelin ödenmesi şartı gerçekleşmediğini, dolayısıyla davacı tarafından her ne kadar 1103 sayılı Kooperatifler Kanunun Geçici 11. Maddesi gereğince dava açıldığı belirtilmiş ise de geçici 11.madde de sayılan şartları sağlamayan davacının açtığı davanın bu yönü ile reddi gerektiğini, zira kanun maddesin de sayılan şartların birlikte sağlanması halinde davanın açılabileceğini açıklıkla belirtilmiş olduğunu, 7410 sayılı Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca Kooperatifler Kanuna eklenen geçici 11.madde somut davaya uygulanma ihtimali olan bir madde ise de söz konusu düzenleme açıkça Anayasaya aykırılık teşkil etmekte olduğunu, bu kanun çerçevesinde Her ne kadar Kayseri ilinden bahsedilip genel bir düzenleme gibi bir görüntü verilmeye çalışılsa da kişi veya zümreye özgü kanun çıkartılmış olduğunu, zira Kayseri ilindeki kooperatifler belirlenebilir durumda olup bu belirleme kanunun şahsa yönelik olduğunu göstermekte olduğunu, zümre veya kişi için kanun çıkartılması Anayasada yer bulan Kanunlar önünde eşitlik ilkesini tam anlamı ile ihlal etmiş olduğunu, ayrıca bu kanun maddesi kooperatifler kanunu ve kooperatifler ana sözleşmesine aykırı şekilde düzenlendiğini, bu düzenlemenin uygulanması durumunda kooperatif üyeleri eşit duruma gelmeyecek olduğunu, sadece Kayseri İlinde kooperatifler ile ilgili çıkartılan kanunun bölgesel kanun görümünde olsa da münhasıran kooperatif ve kooperatif üyelerini kapsayıcı mahiyette düzenlendiğinde esasen kişiye özgü kanun mahiyetinde bir durum oluşturduğunu, bu hususun açıkça anayasaya aykırı olduğunu, yine kanunlaştırılan geçici 11.maddede kooperatifçe tahakkuk ettirilen borcun ödenmesi ibaresi yer almış ise de gelişen ekonomik süreçler çerçevesinde kooperatifçe çıkartılan borçların piyasa gerçeklerinden uzaklaşması pratik olarak günümüzde yaşandığından bu düzenleme ile çıkartılan borcu ödeyen kooperatif üyelerinden kalan imalatı tamamlayacak oranda bir bedel tahsil edilmemesi durumunda kalan üyelerin bu parayı tamamlaması gibi bir sonuç doğacağı için kanun ile anayasaya aykırı olarak tam bir eşitsizlik durumu yaratılmış olduğunu, Yargıtay 6.Hukuk Dairesi'nin 2021/6310 Esas, 2022/185 Karar sayılı ilamının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, yine kooperatif ana sözleşmesinin 61. Ve 62.maddesinin mutlak butlan ile batıl olduğu Yargıtay tarafından kabul edilmiş, bu göre mutlak butlan ile batıl olduğu ortada olan ana sözleşme hükmüne göre kooperatifçe çıkarılan hesabın ne kooperatif tüzel kişisinin ne de henüz evi teslim edilmemiş olan üyeleri bağlamayacağı sabit iken geçici 11.madde de kooperatifçe çıkarılan borçtan bahsedilip bu bedelin ödenmesi ile borçtan kurtulabileceğine dair öngörülen şart yasa yapma sistematiğine aykırı olduğunu, Geçici 11.madde ile kesinleşmiş mahkeme kararlarına dahi müdahalede bulunarak kanunların geriye yürümezliği ilkesi ihlal edildiğini, zira yasa metninde kesinleşen mahkeme ilamları karşısında borçlu olunmadığının tespitine dair dava yetkisi oluşturulmuş olduğunu, HMK da yargılamanın yenilenmesi kurumu sıkı şekil şartları ile düzenlenmiş olup bu kanuni düzenleme ile kanunlar arasında çelişki yaratılmış, sadece Kayseri bölgesindeki kooperatifler için kooperatif üyelerine yeni bir kanuni düzenleme yapılması ile yargılama yenilenmesi davası ile alınabilecek sonucu kanuni bir düzenleme ile alınması ihtimali oluşturulmuş olduğunu, Bu ise Anayasanın 2.maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinin ihlalini doğurmuş olduğunu, kesinleşmiş mahkeme kararları ile alacak elde eden kooperatiflerin bu paraları iade edilmesi konusuna yol açacak şekilde yapılan düzenleme yine hukuk devletinde olması gereken hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğunu, Mahkemece aksi kanaat oluşsa dahi meskur davanın açılmasında davalı kooperatifin kusuru olmayıp devletin kusuru ile iş bu dava ikame edildiğinden davalı kooperatifin talep edilen masraf ve vekalet ücreti taleplerinden ve kötüniyet tazminatından herhangi bir sorumluluğu olmadığını belirterek, Davanın reddine karar verilmesini, 7410 sayılı Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca Kooperatifler Kanuna eklenen geçici 11.maddesinin Anayasaya aykırı olması nedeniyle iş bu maddenin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.

YARGILAMA VE GEREKÇE

Dava, Davacının 7410 sayılı Çevre Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. Maddesi ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na eklenen geçici 11. Maddesi gereğince davalı kooperatife borcu olup olmadığı hususlarına ilişkindir.

Kayseri Çevre Şehircilik İl Müdürlüğüne, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan müzekkerelere cevap verildiği ilgili evrakların dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür.

Anayasa Mahkemesi 16/02/2023 tarih 2022/126 esas 2023/29 karar sayılı ilamında; "24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na 10/6/2022 tarihli ve 7410 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle eklenen geçici 11. maddenin birinci fikrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline, kalan kısmının 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usûlleri Hakkında Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince oy birliği ile iptaline" karar vermiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. Maddesinde; "Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir."

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331.maddesinde;" Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir eder."

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30.maddesinde;" Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." denilmektedir.

Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan bir olay nedeniyle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada davanın konusuz kalmasından söz edilebilir. Böyle bir durum söz konusu olduğunda mahkemenin yargılamaya devam etmesine gerek yoktur. Bu durumda mahkemenin bir tespit hükmü niteliğinde olmak üzere esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermesi gerekir. Dava konusu hakkın davacıya ödenmesi, verilmesi ya da müdahalenin kaldırılması, davacı ve davalı sıfatının birleşmesi, yeni çıkan bir kanun ya da Anayasa Mahkemesi kararı ile ya da kişiye sıkı sıkıya bağlı ve mirasçılara geçmeyen bir hakka ilişkin davalarda taraflardan birinin ölümü gibi nedenlerle dava konusuz kalabilir. (Hukuk Genel Kurulunun 2013/10-1860 Esas, 2015/1451 Karar ve 27.05.2015 tarihli kararı)

Her ne kadar davacı vekili tarafından dava dilekçesinde geçici madde ile birlikte genel hükümlere dayanılmış ise de Mahkememizin 14/02/2024 tarihli celsesinde davacı vekili tarafından sadece 7410 sayılı yasa kapsamında davacının borçlu olmadığının tespitinin talep edildiğinin belirtilmesi ile daraltılan talep gereğince karar verilmesi gerektiği görülmüştür.

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nin 2023/981 E, 2023/987 K sayılı ilamında “… davacının işbu menfi tespit davasının dayanağı olan 7410 sayılı Çevre Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına dair kanunun 2. Maddesi ile1163 sayılı Kooperatifler Kanuna eklenen geçici 11. Maddesinin Anayasa Mahkemesinin 16/02/2023 tarih ve 2022/126 Esas 2023/29 Karar sayılı ilamı ile ve işbu davanın açılmasından sonra, dava devam ederken iptali nedeni ile ve tarafların haklılık durumu gözetilerek davanın konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, taraf vekilleri lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.” denildiği görülmüş olmakla ilgili ilam ve yukardaki yasal düzenlemelerde dikkate alınarak takdiren taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş ve davacı tarafça yapılan yargılama giderleri üzerinde bırakılmıştır.

Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davacı vekili tarafından mahkememizin 14/02/2024 tarihli celsesinde, 7410 sayılı Çevre Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına dair kanunun 2. Maddesi ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanuna eklenen geçici 11. Madde gereğince davacının davalıya borçlu olmadığı belirtilerek talepte bulunulmuş ise de, yargılama devam ederken davanın dayanağı olan söz konusu maddenin Anayasa Mahkemesinin 16/02/2023 tarih ve 2022/126 Esas 2023/29 Karar sayılı ilamı ile iptaline karar verilmiş olması ile yukarda açıklandığı üzere davanın konusuz kaldığı görülmüş, bu durumda esas hakkında karar verilemeyecek olması nedeni ile dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;

  1. Davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına,

  2. Alınması gereken 427,60 TL harcın dava başında davacı tarafından yatırılan 179,90 TL harcından mahsubu ile eksik kalan 247,7‬0 TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

  3. HMK'nun 331/3. maddesi gereğince davacı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

  4. 6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,

  5. TMK'nun 4. maddesi uyarınca hakkaniyet gereğince tarafların lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.

14/02/2024

Katip ...

¸e-imzalıdır

Hakim ...

¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapTesbiti'not'ÜyeliğininKooperatifhükümvekili

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim