SoorglaÜcretsiz Dene

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1074 E. 2024/96 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1074

Karar No

2024/96

Karar Tarihi

6 Şubat 2024

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***

T.C.

KAYSERİ

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO :***

KARAR NO :***

**HAKİM : *****

**KATİP : *****

**DAVACI : *****

VEKİLİ : Av.

DAVALI : *** KÜTAHYA

VEKİLLERİ : Av. ***

Av.

Av.

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

**DAVA TARİHİ : *****

**KARAR TARİHİ : *****

GEREKÇELİ KARARIN

**YAZILDIĞI TARİH : *****

Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali (ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 01/01/2020 tarihinde "Hizmet Alımlar Sözleşmesi" başlıklı iki adet sözleşme akdedildiğini, birinci sözleşme hükümlerine göre; müvekkili şirketin, davalı şirketin Tavşanlı Şubesi'nde kullandığı 21 adet "FRENSEİUS" marka hemodiyaliz makinesine ikinci sözleşme ile de yine davalı şirketin kullandığı 39 adet "FRENSEİUS" marka hemodiyaliz makinesine ayda bir defa olmak üzere periyodik bakım hizmeti sağlayacağının, davalı şirket ise bu hizmet karşılığında kullanılan parça hariç her bir makina için aylık 85,00-TL + KDV hizmet bedeli ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin sözleşme ile üstlendiği edimini eksiksiz olarak yerine getirdiğini ve cari yıl içerisinde faturalarını aylık olarak düzenleyerek davalı şirkete gönderdiğini, davalı şirketin hiçbir zaman düzenli ödeme yapmadığını, daha sonrada müvekkili şirkete önceden hiçbir bildirimde bulunmadan, makine bakımına giden müvekkili şirket yetkilisine şifahi olarak sözleşmenin feshedildiği bildirdiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin, "D-Bakım Ücreti ve Ödeme" başlıklı bölümünün 6. maddesinin "İdare toplamda beş fatura üst üste ödemediği takdirde sözleşme fesh olup bir yıllık sözleşme bedelini yükleniciye ödemeyi taahhüt eder." hükmüne amir olduğunu, aynı sözleşmenin "G-Sözleşmenin Süresi - Feshi - Yenilenmesi - Devri" başlıklı bölümünün 1. maddesinin "Sözleşme, sözleşmede belirtilen tarihler arasında geçerlidir. Bu süre bitiminde fesh edilmezse, takiben bir sonraki yıl için yenilenmiş sayılır." hükmünü; 3. maddesinin de "İdare sözleşme bitim tarihinden önce sözleşmeyi fesh ederse bir yıllık bakım ve onarım ücretini yükleniciye ödemeyi kabul eder." hükmünü amir olduğunu, sözleşmede kararlaştırılan bu hükümlerden hareketle davalı şirket aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin *** Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, söz konusu takipte davalı şirketten KDV hariç 1 yıllık bakım bedeli olan 61.200,00-TL'nın tahsilinin talep edildiğini, davalı borçlunun haksız ve yersiz itirazı üzerine söz konusu takibin durdurulmasına karar verildiğini belirterek öncelikle yetki itirazının kaldırılmasını ve gereği yargılamanın yapılarak davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça işbu davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkili şirketin merkezinin Kütahya İli'nde olduğundan yetkili mahkemenin Kayseri Asliye Ticaret Mahkemeleri değil; Kütahya Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça dava dilekçesinde sözleşmenin fesholunduğunun ikrar edildiğini, ifaya ekli cezai şartın istenebilmesi için taraflar arasındaki sözleşmenin ayakta yani feshedilmemiş olması gerektiğini, davaya konu sözleşmenin fesholunduğunun beyan edilmiş olması nedeniyle davacının ifaya cezai şart isteyebilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle davacının işbu davayı açmakta haksız olduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER : Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.

Davacı tarafından Kayseri Genel İcra Dairesi'nin 2020/252999 Esas sayılı takip dosyasına, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına, 01/01/2020 tarihli hizmet alımları sözleşmelerine, arabuluculuk son tutanağına, tarafların ticari defter kayıtlarına, banka kayıtlarına, bilirkişi incelemesine, keşif ve yemine delil olarak dayanılmıştır.

Davalı tarafından Kayseri Genel İcra Dairesi'nin 2020/252999 Esas sayılı takip dosyasına, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına, 01/01/2020 tarihli hizmet alımları sözleşmesine, banka dekontlarına, faturalara, cari hesap ekstresine, tarafların ticari defter kayıtlarına, bilirkişi incelemesine, keşif ve yemine delil olarak dayanılmıştır.

Kayseri Genel İcra Dairesi'nin 2020/252999 Esas sayılı takip dosyasının Uyap örneği dosyamız arasına alınmıştır.

Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının Uyap örneği dosyamız arasına alınmıştır.

Taraflara HMK'nun 222 ve TTK'nun 83. maddesi gereğince uyuşmazlık konusu olan 2020, 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ait tüm ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmeleri, ibrazı mümkün değilse bunun nedenlerinin açıklanarak ticari defter ve kayıtlarının bilirkişiye ibraz edileceği açık adresini ve bu adreste ticari defter ve kayıtları incelemeye sunacak kişinin adı, soyadı ve telefon numarasını bildirmesi için taraflara 2'şer haftalık kesin süre verilmiş, kesin süreye uyulmadığı takdirde HMK'nun 222 ve TTK'nun 83. maddeleri uyarınca ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınmış sayılacaklarının, HMK'nun 94/2. maddesi gereğince ticari defter ve kayıt deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının, 7251 sayılı Kanun ile değişik HMK'nun 222/3. maddesi uyarınca taraflardan birinin ticari defterlerini ibraz etmemesi veya bilirkişi incelemesine hazır edileceği açık adresini bildirmemesi halinde karşı tarafın kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinin sahibi ve onun halefi lehine delil olarak kabul edileceği hususları ihtar edilmiştir. Davacı vekili 05/10/2023 tarihli beyan dilekçesi ile, davalı vekili ise 11/10/2023 tarihli dilekçesi ile ticari defterlerin bilirkişi incelemesine hazır edileceği adresini bildirmiştir.

Davacı vekili tarafından 01/01/2020 tarihinde hizmet alımlar sözleşmelerinin, teknik servis formlarının örnekleri dava dosyasına sunulmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava; hizmet alımı sözleşmelerinden kaynaklı sözleşmenin haksız feshi sebebiyle dönme cezasının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67/1. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.

6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama tek hakim tarafından yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır.

Yargılama sırasında davalı vekili Av. Sinem Gül Eroğlu 02/02/2024 tarihli dilekçesi ile vekillikten istifa ettiğini bildirmiş, bu dilekçesinin bir örneği davalı şirkete tebliğ edilmiştir.

Tarafların uyuşmazlık konularının; takibe konu nedenlerle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine vaki itirazının haklı olup olmadığı, bu itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, davalının icra dairesinin ve mahkememizin yetkisine yönelik itirazlarının haklı olup olmadığı, icra inkar ve kötü niyet tazminatlarının koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Tarafların ticari şirket olduğu ve tarafların düzenledikleri 01/01/2020 tarihli sözleşmenin (I) maddesinde Kayseri Mahkemelerinin yetkili kılındığı görülmekle davanın mahkememize yönelik itirazın reddine karar verilmiştir. Yine tarafların düzenledikleri 01/01/2020 tarihli sözleşmenin (I) maddesinde Kayseri Mahkemelerinin yetkili kılındığı görülmekle bu sözleşme hükmü ve TBK'nun 89/1. maddesi uyarınca davanın Kayseri Genel İcra Dairesi'nin 2020/252999 Esas sayılı takip dosyasına vaki yetki itirazının kaldırılmasına (yetki itirazının reddine) karar verilmiştir.

Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223). İcra dosyasında itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edildiğine ilişkin bir belge bulunmadığı gibi, eldeki davanın bir yıllık yasal süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.

Taraflar arasında 01/01/2020 tarihinde "Hizmet Alımlar Sözleşmesi" başlıklı iki adet sözleşme düzenlendiği tarafların kabulündedir. Birinci sözleşme hükümlerine göre; davalı şirketin Tavşanlı Şubesi'nde kullandığı 21 adet "FRENSEİUS" marka hemodiyaliz makinesine ikinci sözleşme ile de yine davalı şirketin Kütahya'da şirket merkezinde kullandığı 39 adet "FRENSEİUS" marka hemodiyaliz makinesine davacı şirketin ayda bir defa olmak üzere periyodik bakım hizmeti sağlayacağının, davalı şirketin ise bu hizmet karşılığında kullanılan parça hariç her bir makina için aylık 85,00-TL + KDV hizmet bedeli ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin, "D-Bakım Ücreti ve Ödeme" başlıklı bölümünün 6. maddesinde "İdare toplamda beş fatura üst üste ödemediği takdirde sözleşme fesh olup bir yıllık sözleşme bedelini yükleniciye ödemeyi taahhüt eder." şeklinde, aynı sözleşmenin "G-Sözleşmenin Süresi - Feshi - Yenilenmesi - Devri" başlıklı bölümünün 1. maddesinde "Sözleşme, sözleşmede belirtilen tarihler arasında geçerlidir. Bu süre bitiminde fesh edilmezse, takiben bir sonraki yıl için yenilenmiş sayılır." şeklinde ve 3. maddesinde "İdare sözleşme bitim tarihinden önce sözleşmeyi fesh ederse bir yıllık bakım ve onarım ücretini yükleniciye ödemeyi kabul eder." şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür. Sözleşmelerin 3. maddesinde "İdare sözleşme bitim tarihinden önce sözleşmeyi fesh ederse bir yıllık bakım ve onarım ücretini yükleniciye ödemeyi kabul eder." şeklindeki hüküm dönme cezası mahiyetindedir.

Öncelikle fesih, - cayma - dönme hukuki kavramları üzerinde durulup, eldeki davada taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerin, tarafların beyan ve işlemlerinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

Dönme cezası (peine résolutoire, dédit consensuel / Wandelpön), belirli bir "ceza" bedelinin ödenmesine bağlı olarak sözleşmeden dönme hakkı sağlayan bir sözleşme (yan) kaydıdır. Kanun dönme cezasını, ceza koşuluna ilişkin hükümler arasında düzenlemiş, onu sanki ceza koşulunun bir "başka" türü (ifayı engelleyen ceza koşulu) gibi sınıflandırmıştır (Bkz. TBK m. 179 f.3). Bununla birlikte durum tam olarak böyle değildir. Zira "gerçek anlamıyla" ceza koşulunda esas amaç alacaklının elini güçlendirmek, onun ifa menfaatini güvence altına almaktır. Dönme cezasında ise amaç, tam tersine, borçluya ilişkiden sıyrılmak noktasında bir "ferahlık" sağlamak, onu belirli bir ceza bedelini ödemesi suretiyle sözleşmeden beri kılabilmektedir. Yani ceza koşulu ifanın gerçekleşmesini temin ederken, dönme cezası ifanın gerçekleşmemesi için bir "arka kapı" oluşturur. Bu açıdan ceza koşulu ile dönme cezası birbiriyle taban tabana zıt özellikler gösteren iki ayrı kavramdır. İlgili özelliğiyle dönme cezası, daha çok cayma parasıyla yakınlık gösterir. Ayrıca, dönme hakkı kullanmak suretiyle ilişkiden sıyrılabilme sadece cayma parasını fiilen veren taraf bakımından değil, kendisine verilen edimi gerisin geriye iade edip bir de üstüne aynı edim yükümlülüğünden yerine getirmek suretiyle diğer taraf için de sağlanmaktadır. Asli edim yükümlülüklerinden en az birinin ifasına başlandığı tarihten sonra ise, eğer verilmiş olan cayma parasına istinaden bir dönme hakkı kullanılmamışsa, cayma parasının konusunu oluşturan edim yükümlülüğünün iadesi sağlanacaktır.

Bu iki kavramın farklılıkları: İlk nokta, kararlaştırılan edim yükümlülüğünün yerine getirilme zamanı bakımındandır. Dönme cezasında, sözleşmeden dönmek için kararlaştırılan edim yükümlülüğü, dönme hakkı kullanılacağı zaman yerine getirilse (veya en azından yerine getirilmesi teklif edilse) yeterlidir. Cayma parasında ise, taraflardan biri kararlaştırılan edim yükümlülüğünü peşin olarak verir, yani dönme cezasındaki gibi ortada sadece ve yalın olarak "şartlı" (dönme hakkının fiilen kullanılmasına bağlı) bir borçlanma taahhüdü yoktur; bunun ötesinde bizzat tasarruf işleminin de gerçekleştirildiği, fiilen önceden ifa edilen bir edim yükümlülüğünün varlığı söz konusudur. Tabii cayma parasında bu durum yalnızca taraflardan biri bakımındandır. Diğer taraf, sözleşmeden dönmek isterse, bu edim yükümlülüğü aynen iade etmeli ve bir o kadar daha edim yükümlülüğünü de bizzat kendisi yerine getirmelidir (ya da en azından bunu fiilen teklif etmiş olmalıdır). İkinci nokta, dönme cezasında sadece bu kaydın lehine konulduğu kişinin (tarafın), ilgili ceza bedelini ödeyerek sözleşmeden dönme hakkını kullanabilecek olmasıdır. Yoksa diğer taraf, kural olarak böyle bir haktan istifade edemez. Buna karşılık cayma parasında dönme hakkı temelde her iki taraf için de kullanılabilir durumda olacaktır. Üçüncü farklılık arz eden nokta ise, cayma parasından faydalanarak sözleşmeden dönme hakkı kullanılabilmesi zamanının en geç asli edim yükümlülüklerinden birinin ifasına başlandığı ana kadar olmasıdır. Dönme cezasında ise durum farklıdır, ceza olarak yükümlenilen edime dayalı dönme hakkının kullanılması için herhangi bir özel zaman sınırlaması bulunmamaktadır. Belki bir tek, her hak bakımından olduğu üzere, bir dürüstlük kuralına dayalı hakkın kötüye kullanılması (TMK m. 2 f.2) sınırlaması olduğu söylenebilir. Yani eğer dönme cezasına dayalı olarak sözleşmeden dönülmesi somut durumda herhangi bir suretle haklı olarak görülemiyor ve gerekçelendirilemiyorsa, misalen hiçbir fayda edilmeksizin sadece karşı tarafa zarar verilmesi amacıyla kullanılıyorsa, hakkın kötüye kullanılması itirazıyla karşılaşılır ve dolayısıyla hak kullanılamamış olur. Son olarak, öğretide bu konuda herhangi bir yaklaşımda bulunulmamış olmakla birlikte, iki hukuki yapının yol verdiği sözleşmeyi sona erdirici beyanlar arasında da bir farklılığın daha bulunması gerektiği belki iddia edilebilir. Şöyle ki, madem ki cayma parası, daha çok sözleşmenin kurulması aşamasını ilgilendiren bağlanma parasıyla birlikte düzenlenmiştir; o zaman belki onun asıl hedeflediği sözleşmeden dönme değil de, sözleşmeyi kurmak için bulunulan irade beyanının geri alınmasıdır, denilebilir. Dönme cezasında ise, var olan bir sözleşmenin sona erdirilmesi söz konusudur, ona yakışacak olan ise sözleşmeden dönme hakkıdır. İki hukuki kurumun hak verdiği sona erdirici yenilik doğuran hakların bu suretle farklılaştırılması ise, beraberinde ciddi bazı sonuç farklılıklarına da yol açabilecektir. Sonuçta dönme hakkının kullanılması üzerine oluşacak hukuki kurgu, tartışmalı olan bu konuda kabul edilecek görüşe göre farklılık gösterir: Öyle ki, kimi görüşe göre sözleşme baştan itibaren ortadan kalkar (klasik dönme teorisi), kimi görüşe göre sözleşme ortadan kalkmaz ama içerik değiştirerek devam eder (modern dönme teorisi), kimi diğer görüşe göre de yasal bir tasfiye ilişkisi (yasal tasfiye ilişkisi teorisi) kimliğine bürünür Oysa geri alma hakkının kullanılması üzerine oluşacak hukuki kurgu hakkında böyle bir tartışma bulunmaz, kurucu unsurlarından biri "geri çekilmekle" sözleşme baştan itibaren ortadan kaldırılmış olur ( Dönme Cezası (TBK m. 179 f.3) ve Cayma Parası (TBK m. 178) Kavramları Arasında Kısa Bir Karşılaştırma Yrd. Doç. Dr. Kadir Berk Kapancı).

Borçlunun temerrüde düşmesi halinde, alacaklının sahip olduğu seçimlik haklar, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinde sıralanmıştır. Bu seçimlik hakların kullanılabilmesi için, TBK madde 123 hükmü uyarınca borçluya, alacaklı tarafından bir "mehil" vermesi gerektiği ve TBK madde 124 hükmü uyarınca da mehil verilmesine gerek bulunmayan haller düzenlenmiştir. Borçluya borcunu ifa etme şansı olarak verilen bu mehil süresince, alacaklı, kendisine yapılacak olan gecikmiş ifayı kabul etmek zorundadır. Mehilin verilebilmesi için ön koşul ise, borçlunun temerrüde düşmüş olmasıdır. Verilen mehilin sonuçsuz kalması üzerine ise, alacaklının TBK madde 125 uyarınca sahip olduğu seçimlik haklardan biri de sözleşmeden dönmedir. Sözleşmeden dönme, sözleşmenin tarafları tarafından saklı tutulan bir hak olabileceği gibi, kanundan kaynaklanan bir hak da olabilir. Sözleşmeden dönme seçimlik hakkının kullanması halinde, sözleşme geriye etkili olarak sona erer. Bu durumda her iki tarafın da asli edimlerini ve fer'ilerini yerine getirme borcu sona erdiği gibi, daha önce verilmiş olan her bir edimin de karşı tarafa iadesi gerekir. TBK madde 138'de ele düzenlenen aşırı ifa güçlüğü halinde de sözleşmeden dönme söz konusu olabilecektir. Aynı şekilde TBK madde 227 ve madde 475'te ayıp halinde sözleşmeden geri dönme seçimlik hak olarak tanınırken, madde 480’de de öngörülemeyen haller nedeniyle eserin tamamlanamamasında da yükleniciye bir hak olarak verilmiştir. Bu durumda, sözleşme "ex tunc" yani geriye etkili olarak geçersiz hale gelecektir.

Fesih hakkı ise sözleşmeden dönme ile karıştırılan, ancak sonuçları sözleşmeden dönmeden farklı olan bir kavramdır. Fesih hakkının ani edimli sözleşmelerden ziyade; kira sözleşmesi veya hizmet sözleşmesi gibi sürekli borç ilişkilerinde kullanılması söz konusudur. Bu hakkın kullanılması ise, sözleşmeden dönmede olduğu gibi "ex tunc" yani geriye etkili değil, "ex nunc" yani ile ileriye yönelik sonuç doğacaktır. Bu durumda taraflar o ana kadar elde ettikleri edimleri geri verme yükümlülükleri bulunmadan sözleşmeyi geleceğe yönelik olarak sona erdirmiş olacaklardır. Her iki taraf da kendi kazanımlarını koruyacak, aralarındaki sözleşme fesih anından itibaren sona ermiş olacaktır. Kendi kusuruyla temerrüde düşmüş olan borçludan alacaklı, aralarındaki sözleşmenin geçerliliğine inanması dolayısıyla uğradığı müspet yani olumlu zararları isteyebilecektir (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin *** Karar sayılı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin *** Karar sayılı ve Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin *** Karar sayılı emsal karar ilamları).

Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerin, "D-Bakım Ücreti ve Ödeme" başlıklı bölümünün 6. maddesinde "İdare toplamda beş fatura üst üste ödemediği takdirde sözleşme fesh olup bir yıllık sözleşme bedelini yükleniciye ödemeyi taahhüt eder.", aynı sözleşmenin "G-Sözleşmenin Süresi - Feshi - Yenilenmesi - Devri" başlıklı bölümünün 1. maddesinde "Sözleşme, sözleşmede belirtilen tarihler arasında geçerlidir. Bu süre bitiminde fesh edilmezse, takiben bir sonraki yıl için yenilenmiş sayılır." ve 3. maddesinde "İdare sözleşme bitim tarihinden önce sözleşmeyi fesh ederse bir yıllık bakım ve onarım ücretini yükleniciye ödemeyi kabul eder." denilmektedir. Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının Uyap kayıtlarının incelenmesinde 10 adet fatura tutarının tahsili amacıyla davacı tarafından davalı aleyhine 22/09/2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takibin kesinleştiği ve davalı tarafından takip konusu borca ilişkin ödemeler yapıldığı görülmüştür. Bu icra takibi ile taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerin, "D-Bakım Ücreti ve Ödeme" başlıklı bölümünün 6. maddesinde "İdare toplamda beş fatura üst üste ödemediği takdirde sözleşme fesh olup bir yıllık sözleşme bedelini yükleniciye ödemeyi taahhüt eder." hükmünün koşulun ve bu nedenle de sözleşmelerin 3. maddesindeki "İdare sözleşme bitim tarihinden önce sözleşmeyi fesh ederse bir yıllık bakım ve onarım ücretini yükleniciye ödemeyi kabul eder." hükmünün koşullarının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacının davalıdan sözleşmelerin bu hükmüne göre dönme cezası isteme hakkı olduğu açıktır. İncelenen sözleşme içeriklerine göre; davalı şirketin Tavşanlı Şubesi'nde kullandığı 21 adet "FRENSEİUS" marka hemodiyaliz makinesine ikinci sözleşme ile de yine davalı şirketin Kütahya'da şirket merkezinde kullandığı 39 adet "FRENSEİUS" marka hemodiyaliz makinesine davacı şirketin ayda bir defa olmak üzere periyodik bakım hizmeti sağlayacağının, davalı şirketin ise bu hizmet karşılığında kullanılan parça hariç her bir makina için aylık 85,00-TL + KDV hizmet bedeli ödeyeceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre sözleşmelere konu 21 adet + 39 adet olmak üzere davalının toplam 60 adet cihazı vardır. Sözleşmelerde her bir makine (cihaz) için aylık 85,00-TL + KDV hizmet bedeli ödeyeceğinin kararlaştırıldığı dikkate alındığında 60 adet cihaz x 85,00-TL'den cihazların aylık bakım ücreti 5.100,00-TL'dir. Sözleşmelerin 3. maddesindeki "İdare sözleşme bitim tarihinden önce sözleşmeyi fesh ederse bir yıllık bakım ve onarım ücretini yükleniciye ödemeyi kabul eder." hükmüne göre 5.100,00-TL x 12 ay = 61.200,00-TL etmektedir. Sözleşmelerde bu bedele KDV ilave edileceği de belirtilmiş olmasına rağmen davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ve davaya konu edilen Kayseri Genel İcra Dairesi'nin *** Esas sayılı takip dosyasında toplam 61.200,00-TL alacak talep edilmekte olup, taleple bağlılık ilkesi uyarınca ayrıca bu miktarın üzerine KDV hesabı yapılmamıştır. Sözleşme hükümlerine göre dönme cezası hesabı basit matematiksel işlemden ibaret olduğundan HMK'nun 30. maddesi uyarınca bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekli görülmemiştir. Yine tarafların iddia ve savunmaları ile dosya kapsamı incelendiğinde davalının bahsi geçen dönme cezasını davacıya ödemediği tartışmasız olup mevcut durumda tarafların ticari defterlerinin incelenmesinin yargılamaya katkı sağlamayacağı değerlendirilmiş ve ticari defter incelemelerine gerek görülmemiştir. Mevcut delillere göre davacının davalıdan 61.200,00-TL dönme cezası talep etmekte haklı olduğu görüş ve kanaatine varılmakla davanın kabulü ile Kayseri Genel İcra Dairesi'nin *** Esas sayılı takip dosyasına davalının vaki itirazının iptali ile 61.200,00-TL asıl alacak üzerinden icra takibinin devamına, takip tarihinden tahsil tarihine kadar takipteki taleple bağlı kalınarak 61.200,00-TL asıl alacağa yasal faiz işletilmesine karar vermek gerekmiştir.

Eldeki davada, davacı icra inkar tazminatı, davalı ise kötü niyet tazminatı talep etmektedir.

İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir". Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Takibe konu edilen alacak taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerin içeriğinden, taraflar arasındaki icra takiplerinden, tarafların ticari defter ve kayıtlardan ve faturalardan tespiti ve hesabı mümkün olduğundan ve davacının davalıdan alacaklı olduğu sabit olduğundan alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle itirazın iptaline karar verilen 61.200,00-TL'nın takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, koşulları bulunmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Davanın KABULÜ ile Kayseri Genel İcra Dairesi'nin *** Esas sayılı takip dosyasına davalının vaki İTİRAZININ İPTALİ ile 61.200,00. TL asıl alacak üzerinden İCRA TAKİBİNİN DEVAMINA,

  2. Takip tarihinden tahsil tarihine kadar takipteki taleple bağlı kalınarak 61.200,00. TL asıl alacağa yasal faiz işletilmesine,

  3. İtirazın iptaline karar verilen 61.200,00. TL'nın takdiren %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  4. Koşulları bulunmadığından davacının kötü niyet tazminatı isteminin reddine,

  5. 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 4.180,57. TL nispi karar ve ilam harcının davacıdan peşin olarak alınan 739,15. TL peşin harcın, 306,00. TL icra dosyasına yatırılan peşin harcın mahsubu ile bakiye 3.135,42. TL karar ilam harcının davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

  6. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A. 13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00. TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

  7. Davacı tarafından yatırılan başvurma harcı 179,90. TL, peşin dava harcı 739,15. TL ve icra dosyasına yatırılan peşin harç 306,00. TL olmak üzere toplam 1.225,05. TL'nın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  8. Davacı tarafça yapılan 50,00. TL e. tebligat gideri, ve 116,00. TL tebligat gideri olmak üzere toplam 166,00. TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  9. Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığında bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

10-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,

11-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince davanın kabulü nedeniyle hesap ve taktir olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

12-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

13-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,

Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/02/2024

Katip ***

E-imzalıdır

Hakim ***

E-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

delillerinHizmetticaret(TicarigerekçeSözleşmesindenhükümvekiliNiteliktekideğerlendirilmesicevapdelillervekilleriasliyeİtirazınİptalimahkemesikayseriyargılamaKaynaklanan)"frenseius"

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim