Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/935 E. 2024/751 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/935
2024/751
11 Temmuz 2024
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
**ESAS NO : *****
**KARAR NO : *****
**HAKİM : *****
**KATİP : *****
**DAVACI : *****
VEKİLLERİ : Av.
Av.
**DAVALI : *****
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikte Faturadan Kaynaklı)
**DAVA TARİHİ : *****
**KARAR TARİHİ : *****
GEREKÇELİ KARARIN
**YAZILDIĞI TARİH : *****
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, sıhhi tesisat malzemeleri satımı ve yapımı alanında faaliyet gösterdiğini, davalı ... Petrol ve Petrol Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti., davacı müvekkili şirketten sıhhi tesisat malzemeleri aldığını, davacı şirketin, davalı ile aralarında ticari alım - satımdan kaynaklı edimini yerine getirdiğini, yani satmış olduğu malzemeleri teslim ettiğini ve buna karşılık davalı şirketin aşağıda tarih ve sıra numaraları belirtilen fatura bedellerini ödemediğini, davalı şirket tarafından ödenmeyen 23 adet fatura olduğunu, delil olarak karşı tarafın ticari defterlerine dayandıklarını, taraflar arasındaki ticari alım-satım ilişkisinden kaynaklanan ve müvekkiline mal teslim borcunu yerine getirmesine rağmen davalı şirket tarafından 23 adet fatura bedelinde gösterilen tutarın ödenmemesi sonucu fazlaya ilişkin hakkı saklı kaydıyla şimdilik 20.000 TL'nin ticari işlerde uygulanacak faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacı müvekkili şirkete ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirket nezdinde talep edebileceği hiçbir alacağı bulunmadığını, taraflar arasında vaki ticari ilişki davacı tarafından tanzim edilen faturaların müvekkili şirket tarafından ticari defterlere işlenmesi ve bunların karşılıklarının ticari defter kayıtlarına işlenmesi fiilen ve hukuken mümkün olmayan türden ödenmiş olunması fırsat bilinerek bilinçli ve kötü niyetli bir şekilde delil olarak münhasıran müvekkiline ait ticari defter kayıtlarına dayanıldığını, davacı şirket ile müvekkili arasında vaki ticari ilişkinin devam ettiği dönemde davacının ödeme güçlüğü içerisine düşmesi, ekonomik olarak zor bir duruma girmesi, hakkında sayıca fazla icra takibinin ikame edilerek haciz işlemlerine maruz kalması nedeniyle davacı tarafın bir kısım faturalar yönünden müvekkilinden olan alacaklarının aynî olarak daire tapusu ve araç devirleri ile gösterdiği başkaca kişilere ödenmesini istediğini, davacının müvekkilinden olan alacaklarının belirtildiği şekilde başkaca üçüncü kişilere ödenmesini istemesinin altında yatan sebebin davacı şirketin mali yönden içerisinde bulunduğu olumsuzluklar nedenine dayandığı ise vekil eden şirket tarafından söz konusu üçüncü kişilere yapılan devirler gerçekleştikten sonra öğrendiğini, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından bahse konu olan faturaların karşılığı ödemeler aynî şekilde davacının gösterdiği üçüncü kişilere yapıldığını, aradaki güven ve devam eden ilişki nedeniyle bu hususta davacıdan bir yazı ya da belge alınmadığını, gelinen safhada davacının tabiri caiz ise borca battığının öğrenilmesi ve taraflar arasında var olan güvenin yok olması üzerine müvekkili tarafından davacıdan bu devirlerin borç ödemesi olarak yapıldığının ispatı kapsamında bir yazı alınmak istenildiğini ve talepte bulunulduğunu, davacı şirket yetkilisinin aksi bir tutum içerisine girerek işbu eldeki davayı ikame ettiğini, davacı tarafın davasının tamamen kötü niyetli olduğunu, davanın reddini, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Davacı vekilince 03/04/2023 tarihinde ıslah dilekçesinin sunulduğu, bir suretinin davalı tarafa tebliğe çıkarıldığı görülmüştür.
Davacı vekilinin 27/04/2023 tarihli dilekçesi ile davalı vekilinin 27/04/2023 tarihli dilekçesi ile ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi mahkememize bildirdiği, dosyanın bu haliyle bilirkişiye tevdii edildiği, dosyanın ve raporun mahkememize sunulduğu, görülmüştür.
Bilirkişi ...'den alınan 28/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının 2018-2019-2020 yılı yevmiye-kebir-envanter (2020 yılı hariç) defterlerini ibraz ettiği, mübrez defterlerin açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı ancak; 1-kapanış tasdikine tabi yevmiye defterlerinin kapanış tasdiklerinin yapılmadığından, 2-2020 yılı envanter defter ibrazının olmadığından ve mübrez kebir ve envanter defterlerinin yazılı olmadığından; defterlerin içerdiği kayıtların birbirini doğrulama teyidi yapılamadığından; davacı defterlerinin sahibi lehine delil kudretinin olmadığı tespit edilmiştir.
Davalının 2018-2019-2020 yılı yevmiye-kebir-envante defterinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, ancak defterlerin fiziki olarak ibrazı olmadığından içerdiği kayıtların birbirini doğrulama teyidi yapılamamıştır. Davalının 2021-2022- yılı yevmiye ve kebirin e-defter olduğu ancak defterlerin dijital olarak ibrazı olmadığından içerdiği kayıtların birbirini doğrulama teyidi yapılamamıştır. Davalının 2021-2022 yılı envanter defterlerinin açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, ancak defterlerin fiziki olarak ibrazı olmadığından içerdiği kayıtların birbirini doğrulama teyidi yapılamamıştır. Tüm bu tespitler doğrultusunda davalı defterlerinin sahibi lehine delil kudretinin olmadığı tespit edilmiştir.
Mübrez belgelere göre: Davacının davaya konu ettiği tüm faturalar toplamının 702.794,82-TL olduğu, bu faturaların davacı ve davalı defterinde kayıtlı olduğu, tarafların form BA ve BS lerinde bildirildiği tespit edilmiştir. Davalıya düzenlenen ve takibe konu edilmeyen ...-Nolu 105.787,00-TL bedelli faturaya karşılık davalının ...-Nolu 105.787,00-TL bedelli iade faturası düzenlediği, her iki faturanında taraf kayıtlarında yer aladığı dolayısı ile bu faturaların borç ve alacağa konu edilmeyeceği tespit edilmiştir.
Davacı kayıtlarında davaya konu faturalara karşılık tahsilat kaydı görünmez iken, davalı kayıtlarında muhtelif tarih ve tutarlarda, muhtelif ödeme türleri görünmektedir. Bankadan yapılan ödemelerin toplam 5.000,00-TL iade olarak davacı alacağında görünmektedir. Davacıya ödeme olarak görünen ödemelerden iade olarak görünen 5.000,00-TL çıkarıldıktan sonra kalan 119.500,00-TL ödeme ve diğer ödeme türlerine ait ispata yarar belgeye rastlanmamış olup ödeme detayları ise; davacı defterine göre davalının 702.794,82-TL borçlu göründüğü, davalı defterine göre davacının 6.879,60-TL borçlu göründüğünün tespit edildiği kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Davacı vekilinin 07/09/2023 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi sunduğu , davalı vekilinin 04/09/2023 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
Bilirkişi ...'den alınan 29/07/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Davalı defterlerindeki eksikliklerin yerinde incelenerek tespit edilerek 13.04.2023 tarihli duruşmanın 8 nolu ara kararının yerine getirilmesi amacıyla bilirkişiye tevdii edildiği, davacının bildirdiği mali müşavir ile iletişime geçilerek adrese tekrar gidilmiştir. Gerekçe ve süreç anlatılarak defter ibrazı tekrar istenmiştir. Ancak ne fiziki ve e-defter ibrazı yapılmamıştır.
Davalının ibraz ettiği belgeler kök raporda değerlendirilmiş olup, söz konusu belgelerin ticari defter kayıtları ile uyumlu olup olmadığının tespiti ticari defter ibrazı olmadığından yapılamamıştır.
Kök rapordaki tespit, değerlendirme ve kanaatimde bir değişiklik olmadığı, kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. E davacı vekilinin 17/01/2024 tarihli dilekçesi ile bilirkişi ek raporuna karşı beyan dilekçesi sunduğu, davalı *** Pet. Ve Ürn. San. Tic. Ltd.Şti vekilinin 17/01/2024 tarihli dilekçesi ile bilirkişi ek raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
Bilirkişi ...'den alınan 12/06/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;Davalının 2018-2019-2020-2021-2022 yılı yevmiye-kebir-envanter defterinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, defterlerin bu haliyle HMK 222/2 ye uygun olduğu tespit edilmiştir.
Yukarıda detayları verildiği üzere hesaplamada dikkate alınmayacaklar dışında davacı hesabının borcuna kayıtlı olan ödemeler toplamı 594.500,00-TL ve banka müzekkere cevaplarından davacıya ödeme olarak yapılan ancak davalı kayıtlarında davacıya yapılan ödeme olarak görünmeyen ödemeler toplamı 205.990,00-TL olmak üzere davalının davacıya toplam 800.490,00-TL (594.500,00+205.990,00) ödeme yaptığı hesap ve tespit edilmiştir. Davaya konu faturalar toplamı ise 702.794,36-TL olduğu hesap ve tespit edilmiştir.
Yapılan bu hesap ve tespitlere göre dava tarihi 17.10.2022 itibari ile davacının davalıdan alacaklı olmadığı, davalının davacıdan 97.695,64-TL alacaklı olduğu, ancak davalı kayıtlarında davalının davacıdan 6.879,60-TL alacaklı göründüğünün tespit edildiği, kanaatinde olduğunu bildirmiştir.
Bilirkişi raporunun 12/06/2024 tarihinde mahkememize sunulduğu, taraflara usulüne uygun tebliğ edildiği, davacı vekilinin 25/06/2024 tarihinde bilirkişi ek raporuna karşı itirazlarını sunduğu, davalı vekilinin 20/06/2024 tarihinde bilirkişi ek raporuna karşı beyanlarını sunduğu görülmüştür.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Davacı faturadan dolayı alacaklı olduğunu, davalının ödeme yapmadığını belirterek alacak talebinde bulunmuştur. Davasında ise münhasıran davalı defterlerine dayandığı görülmüştür.
-Faturanın mahiyetine dair değerlendirme;
Taraflar arasında var olduğu iddia edilen ilişki faturaya dayandırılmış olmakla, fatura ve faturanın delil olma kuvveti bakımından bir değerlendirme yapmak gerekmiştir.
Faturanın TTK'da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde fatura,"Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika" olarak tanımlanmıştır. Buna göre fatura, tek taraflı düzenlenmesi her zaman mümkün olan bir belgedir.
TTK 21/1.maddesine göre, "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir”. TTK 21/2 maddesine göre "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır".
27.06.2003 tarihli 2001/1 E.2003/1 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, "fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir.." denilmiştir.
Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle akdî ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir.
-Ticari defterlerin mahiyetine ilişkin değerlendirme;
Akdî ilişkinin ticari defterler üzerinden kanıtlanması halinde alacaklı olduğunu iddia eden kişinin delil olarak ya her iki tarafın defter ve kayıtlarına dayanması ya da münhasıran davalı defter ve kayıtlarına dayanması gerekir.
HMK'nın 222. maddesi uyarınca, tarafların ticari defterlerinin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın yukarıda belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ise ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.
Tarafların yargılama sırasında ellerindeki belgeleri mahkemeye ibraz yükümlülüklerine ilişkin genel kurallar HMK’nın 219 ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup, anılan Kanun’un 219/1. maddesi; “Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.” hükmünü içermektedir. Anılan hüküm ile taraflar, ileri sürdükleri vakıaların ispatına ilişkin sadece kendi ellerindeki belgeleri ibrazı yanında karşı tarafça delil olarak dayanılan belgeleri de ibraz yükümlülüğü altındadırlar. Anılan düzenleme ile ispat yükü üzerinde olmayan tarafın da belirli koşullarda belge ibrazı ile yükümlülük altına alınarak davanın aydınlatılmasına katkıda bulunması sağlanmakta, bu suretle gerçeğe ve hakkaniyete uygun karar tesisine imkân tanınmaktadır.
Öte yandan tarafların mahkemeye ibraz ile yükümlü oldukları belgeler, ileri sürülen hususların ispatı ile ilgili olanlardan ibaret olup bunun belirlenmesi ise HMK’nın 194. maddesi çerçevesinde taraflarca gerçekleştirilecek somutlaştırma faaliyeti ile mümkündür. Bu doğrultuda taraflar, ileri sürdükleri vakıayı ispata elverişli bir biçimde somutlaştırmanın yanında delil olarak dayandıkları belgeleri ve hangi belgenin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıklamakla yükümlüdürler. Anılan yükümlülüğün ifası ile belgenin içerik ve niteliği hakkında bilgi sahibi olunarak ispat konusu vakıaya ilişkin olarak ibrazı istenen belgenin gerekli olup olmadığı yahut belgedeki hangi kısımların gerekli olduğu belirlenebilecektir. Bu sayede ileri sürülen hususların ispatıyla ilgili olmayan belgelerin gereksiz yere ibrazı önlenebileceği gibi HMK’nın 219/2. maddesi gereğince devamlı kullanılan ve içeriği bölünebilen belgelerin tamamı yerine sadece ispat konusu vakıa ile ilgili kısımları belirlenerek tarafların mahkemeye belge ibraz yükümlülüklerinin sınırları tespit edilebilecektir. (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Korkmaz, s. 1814, 1815).
Taraflardan birinin ileri sürdüğü vakıanın ispatı için dayanılan belgenin davanın karşı tarafının elinde bulunması durumunda ise karşı tarafın anılan belgeyi ibrazı HMK’nın 220/1. maddesinde; “İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 220/1. maddesinin uygulanması için gereken ilk koşul, karşı taraf elinde olan belgenin ileri sürülen vakıanın ispatına elverişli olup bu isteğin kanuna uygun olduğuna dair kanaatin mahkeme nezdinde ortaya çıkmasıdır. Bu kapsamda ileri sürdüğü vakıanın ispatı için delil olarak HMK’nın 220/1. maddesi çerçevesinde karşı tarafın elindeki belgeye dayanan tarafın, HMK’nın 194. maddesinde düzenlenen somutlaştırma yükünü ifa ederek karşı tarafın elindeki belge ile ileri sürülen vakıanın ispatının zorunlu ve bu talebin kanuna uygun olduğuna dair mahkeme nezdinde bir kanaat uyandırması gerekir.
Bu şartın varlığı hâlinde gözetilecek diğer bir koşul ise ibrazı istenen belgenin karşı tarafın elinde olmasıdır. Burada karşı tarafın elinde olmasından kasıt, belgenin ibraz edilebilecek surette tarafın hâkimiyet alanı içerisinde olmasıdır. Bu bağlamda madde hükmünde; karşı tarafın belgenin elinde olduğunu ikrar etmesi, ileri sürülen talep üzerine susması yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşılması veya başka bir belgede ikrar olunması gibi durumlarda belgenin istenen tarafın elinde olduğu kabul edilir. Öte yandan HMK’nın 220/2. maddesi gereğince ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
Belirtilen koşulların mevcudiyeti hâlinde mahkemece, taraftan karşı tarafın delil olarak dayanmış olduğu belgenin ibrazı için kesin süre verilir. Belirtilen kesin süre içerisinde ibraz istenen tarafça belgenin ibraz edilmemesi ve ibraz edilmemeyle alakalı kabul edilebilir bir mazeretin delilleriyle birlikte gösterilmemesi yahut belgenin elinde bulunduğunu inkâr edilmesi ve teklif edilen yeminin kabul veya icra edilmemesi hâlinde mahkemece, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanı kabul edilebilir (HMK m. 220/3).
Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticarî defterlerine de dayandığı, eş söyleyişle delillerini karşı tarafın ticarî defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da uyuşmazlığa HMK’nın 222/5. maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HMK’nın 219 ve devam maddelerindeki konuya ilişkin genel düzenlemelerine tabidir. Zira ticarî defterler, sahip olduğu fonksiyonlar itibariyle belge niteliğini haizdirler. Bu sebeple yargılama sırasında ileri sürülen hususların ispatı için münhasıran karşı tarafın defterlerine dayanılmaması durumunda ticarî defterlerin ibrazında, diğer belgelerde olduğu gibi HMK’nın 219 ve 220. maddelerindeki hükümler uygulama alanı bulurlar.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 64/1. maddesinde ise: her tacirin, ticarî defterleri tutmak ve defterlerinde, ticarî işlemleriyle ticarî işletmesinin iktisadi ve malî durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanun’a göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu düzenlenmiş, aynı Kanun’un 64/3. maddesinde de, tacirlerin tuttuğu yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defterinin açılış onaylarının, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce yapılacağı, yevmiye defterinin kapanış onayının ise, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar yaptırılması gerektiği belirtilmiştir. Yine TTK’nın 82. maddesinde de her tacirin ticarî defterlerini 10 yıl süre ile saklamak zorunda olduğu düzenlenmiştir.
Ticarî defterlerin ibrazına ilişkin olarak Türk Ticaret Kanunu’nun 83. maddesi;
“(1) Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir.
(2) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.” hükmünü haiz olup TTK’da, belirtilen düzenlemenin ikinci fıkrasındaki HMK’ya yapılan atıf dışında ibraz edilmemenin sonuçları hakkında herhangi bir düzenleme ihdas edilmemiştir. Buradan hareketle HMK’daki ticarî defterlerin ibrazına ilişkin düzenlemeler üzerinde durulması da önem arz etmektedir.
Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4).
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222/5. maddesi uyarınca taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticarî defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Bu hüküm, taraflardan birinin ileri sürdüğü hususun ispatında münhasıran karşı tarafın defterlerine delil olarak dayandığı hâllerde uygulanacaktır. Ayrıca ticarî defterlerin ibraz edilmemesi durumunda ibrazı isteyen tarafın iddiasını ispatladığı kabul edilecek olup bu hususta hâkime takdir yetkisi tanınmamıştır.
Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).
-Kanun hükümlerinin somut olaya uygulanması;
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı taraf dava dilekçesinde davalının defterlerine münhasıran dayandığı görülmüştür. Mahkememizce taraflara ticari defterler için 13/04/2023 tarihinde kesin süre verilmiş, her iki taraf da sunmuş ancak fiziki olarak sunulmadığından doğruluğunun tespiti amacıyla tekrar kesin süre verilmiştir. Davalı tarafın ticari defterlerini bilirkişiye sunması ancak fiziki olarak sunmaması ticari defterlerin ibrazından kaçınmış anlamına gelmediğinden mahkememiz davalı defterleri ve davacı defterleri üzerinden yapılan inceleme sonucunda davalı defterlerine münhasıran dayanılması sebebi ile ve davalının kayıtlarında davalının davacıdan 6.879,60 TL alacağı bulunduğundan davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle:
-
Davanın reddine,
-
492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 427,60. TL maktu karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak 341,55. TL harcın ve 11.665,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 11.568,95 TL peşin harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde iadesine,
-
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A. 13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
-
Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği davacı taraf üzerine bırakılmasına,
-
Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına,
-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap edilen 104.390,97. TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
-
Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/07/2024
Katip ***
e-imzalıdır
Hakim ***
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:36:01