Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/813 E. 2024/729 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/813
2024/729
8 Temmuz 2024
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
**ESAS NO : *****
**KARAR NO : *****
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... -
VEKİLLERİ : Av. ... -
Av. ... -
Av. ... -
DAVALI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVA : Alacak
**DAVA TARİHİ : *****
**KARAR TARİHİ : *****
GEREKÇELİ KARARIN
**YAZILDIĞI TARİH : *****
Mahkememizde görülmekte olan alacak (sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Ind. Bras. Auto Peças Ltda.'nın Brezilya'da mukim bir şirket olduğunu, motorlu araçların yedek parçalarının ithal ve satışı konusunda faaliyetlerini sürdürdüğünü, ithalat işlemlerini yine Brezilya'da mukim ... Internacional Ltda. Şirketi aracılığıyla devam ettirdiğini, bahse konu faaliyetleri kapsamında müvekkili şirketin dava dışı ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ile araba yedek parçası alımı konusunda anlaşma yaptığını ve muhtelif nitelik ve sayıda yedek parçanın alımı için 98.139,22-USD bedelle anlaştıklarını, anılan anlaşma kapsamında ..., ..., ..., ..., ... ve ... numaralı faturaların düzenlenerek müvekkiline gönderildiğini, devam eden süreçte müvekkili şirkete, müvekkili şirketin sürekli olarak ticari ilişki içerisinde bulunduğu ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin kurumsal e-postasını taklit ederek, ödeme bilgilerinin değiştirildiğini, ödemelerin ...'ne yapılması gerektiği yolunda bir e-posta gönderildiğini, ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin kurumsal e-posta uzantısı olan "...@ayd.com.tr" bir harf eklenmek suretiyle "...@ayid.com.tr" olarak taklit edildiğini, ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin kurumsal logosu ve satış görevlisi ...'ün adının kullanıldığını, bahse konu sahte e-postaya binaen ürünlerin karşılığı 98.139,22-USD'nın 15/06/2021 tarihinde swıft yoluyla davalı şirket hesabına transfer edildiğini, ancak bir süre sonra ödemenin ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'ne ulaşmadığının anlaşıldığını, müvekkilinin hem kendi bankası Banco de Brasil, hem muhabir banka olan HSBC Bankası, hem de alıcının bankası Yapı Ve Kredi Bankası ile temasa geçerek paranın iadesinin istendiğini, ancak nihai olarak 09/09/2021 tarihinde anılan bankanın iadenin mümkün olmadığını, bu bedelin tahsilinin ancak yerel resmi makamlara başvuru yoluyla tahsil edilebileceğinin bildirildiğini, davalı şirket yetkilileriyle yapılan görüşmelerin ve arabuluculuk sürecinin sonuç vermediğini, müvekkilinin anılan bedeli davalı şirketten tahsil edemediğini, uyuşmazlık konusu paranın müvekkili ile aralarında herhangi bir ticari ilişki bulunmayan davalı şirke hesabına geçerli bir hukuki sebep olmaksızın aktarıldığını, müvekkilinin ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ile olan ticari ilişkisi kapsamında bu şirkete yapacağı ödemeyi aldatma ile davalı şirkete yaptığını, TBK'nun 77 ve 79. maddesi hükümleri karşısında davalı şirketin uyuşmazlık konusu parayı iade etmesi gerektiğini bildiği, haksız olarak yedinde tuttuğu paranın tamamını iade etme borcu altında olduğunu, davalı şirketin haksız fiil sorumluluğu kapsamındaki tüm dava ve talep haklarının saklı tuttuklarını, bu çerçevede 98.139,22-USD'nı sebepsiz zenginleşen davalı şirketten alınarak müvekkili şirkete iadesini talep etme mecburiyetlerinin doğduğunu belirterek 98.139,22-USD'nın Devlet bankalarının Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, TBK'nun 82. maddesi uyarınca zamanaşımı süresi içinde açılmayan davanın reddinin gerektiğini, müvekkili şirket ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin ihracatçı şirketi olup çelik kapı ihracatı sektöründe uluslararası alanda faaliyet gösteren saygın bir firma olduğunu, müvekkili şirket yetkilisi ...'a, Nijeryalı bir müşterisinin çelik kapı satın almak için başvurduğunu, 08/02/2021 tarihinde müvekkili ile Nijeryalı müşterisinin çelik kapı alım satımı konusunda anlaşmaya vardığını, akabinde müşterinin yeniden çelik kapı ve tuvalet ekipmanları almak üzere müvekkili şirket yetkilisine ulaştığını, şirkete bu siparişine ilişkin olarak yaklaşık 100.000,00-USD göndereceğini belirttiğini, 15/06/2021 tarihinde müvekkili şirket yetkilisi ile tekrar iletişim sağlayarak 98.121,22-USD göndermiş olduğunu bildirdiğini, swıft belgesini ilettiğini, sipariş detaylarını görüşmek üzere müvekkili şirketin merkezi olan Kayseri'ye geleceğini belirttiklerini, daha sonra Kayseri'ye gelen müşterinin, kendisine yapılan tuvalet ekipmanlarına yönelik teklifi kabul etmediğini, yalnızca çelik kapı alım satımı konusunda mutabık kalındığını, kendisinin şirket hesabına göndermiş olduğu tutardan iade edilmesi gereken 48.485-USD'nın kendisine iade edildiğini, davaya konu havale işleminden 2 haftalık bir süre sonra 01/07/2021 tarihinde Brezilya'da bulunan şirket yetkililerinin müvekkili şirket yetkilileriyle iletişime geçtiğini, davacının dava dilekçesinde de belirtmiş olduğu üzere kendilerine ait paranın müşterilerine gönderilecek iken müvekkili şirkete gönderildiğini iddia ettiklerini, bu durumdan şüphelenen müvekkili şirketin konu ile alakalı olarak müşterisi ile yapmış olduğu görüşmeler neticesinde iddiaların doğru olmadığı şeklinde cevap almış ise de ticari itibarının zedelenmemesi ve bilinçsiz bir şekilde herhangi bir durum içerisinde kalmamak adına üretimine başladığı siparişlerin üretimini durdurduğunu, konu ile alakalı olarak iddiaların değerlendirilebilmesi ve iddiaların doğru olması halinde mağduriyet yaşamamak adına 06/07/2021 tarihinde Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na müvekkili tarafından Nijeryalı müşterisine yönelik olarak suç duyurusunda bulunulduğunu, savcılık soruşturma sürecinin müvekkili tarafından başlatıldığını, soruşturmada müvekkilinin müşteki sıfatını taşıdığını, yargı merciilerince konuya ilişkin bir karar verilmedikçe iade yapmayacaklarını, şayet davacının iddia ettiği gibi kendilerine ait bir paranın müvekkiline gönderilmiş olması gibi bir durum olması halinde dava yoluna başvurabileceklerini davacıya bildirdiklerini, ancak davacının arabulucuya başvurma tarihi olan 31/08/2023 tarihine kadar herhangi bir şekilde yasal işlem yapmadığını, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının iddia ettiği üzere Nijeryalı müşterisinin iddia ettiğinin aksine davacı şirkete ait bir parayı müvekkiline göndermesinin söz konusu olması halinde ise TBK'nun 79. maddesi gereği müvekkilinin müşterisine iade ettiği 48.485-USD'nın dışında kalan kısmı geri verme yükümlülüğü altında olduğunu belirterek zamanaşımı süresinde açılmayan, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Davacı tarafça; davacı ile ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin arasındaki satışa ilişkin yazışmalara, faturalara, ödeme dekontlarına, swıft mesajlarına, davacı şirket ve davalı şirket arasında yapılan yazışmalara ve ihtarlara, Banco de Brasil, HSBC Bankası ve Yapı Ve Kredi Bankası ile yapılan yazışmalara, keşif, bilirkişi incelemesine ve yemine delil olarak dayanılmıştır.
Davalı tarafça; 15/06/2021 tarihli swıft belgesine, Nijeryalı müşteri ile yapılmış ticaretlere ilişkin olarak yazışma ve faturalara, davacı şirket yetkilileri ile yapılan yazışmalara, bilirkişi incelemesine ve yemine delil olarak dayanılmıştır.
Taraflarca delil olarak dayanılan bir kısım kayıt ve belge örneği dilekçe ekinde dava dosyasına sunulmuştur.
Davalının 01/12/2023 tarihli 2. cevap dilekçesinin ekinde sunduğu banka dekontunun okunaklı örneğinin eklenerek Yapı Ve Kredi Bankası Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ekte gönderilen dekonta konu uluslararası para havelesi ile ilgili davacı şirket tarafından 15/06/2021 tarihinde swift yolu ile davalı şirket hesabına gönderildiği beyan edilen 98.138,22- USD ile ilgili para transferleri aşamalarını gösterir tüm kayıt ve belge örnekleri ile davacı şirketin bu paranın kendisine iadesi istemine konu banka ile davacı şirket arasında yapılan e- mail, mesaj ve sair tüm görüşme kayıt örneklerinin gönderilmesi istenilmiştir. 14/03/2024 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir.
Davalı vekiline cevap dilekçesinde sözünü ettiği Nijeryalı müşterisi hakkında suç duyurusu bulunması üzerine başlatılan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma dosya numarasını bildirmek üzere süre verilmiştir. Davalı vekili tarafından 01/03/2024 tarihli dilekçe ile bildirimde bulunulmuştur.
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na müzekkere yazılarak ... Soruşturma sayılı dosya akıbeti sorulmuş ve bu soruşturma dosyasının tüm Uyap kayıt örneklerinin gönderilmesi istenilmiştir. 13/03/2024 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava; sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama mahkememiz heyetince yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada 7251 sayılı kanunla değişik 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 4/2. maddesi uyarınca yazılı yargılama usulü uygulanmıştır.
Dava şartı arabuluculuk faaaliyeti kapsamında taraflar görüşmüş ancak anlaşmaya varamamışlardır.
Davacı tarafından davalının banka hesabına 98.121,22-USD'nın gönderildiği tarafların kabulündedir.
Taraflar arasında uyuşmazlık; davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı, davalının zamanaşımı defi'nin kabul edilebilir olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Davalı cevap dilekçesinde Brezilya ülkesinde mukim olan davacının MÖHUK'nun 48. ve HMK'nun 114/1-ğ maddesi gereği teminat yatırması gerektiğini ileri sürmüştür.
Mahkememizce dava dilekçesinin bir örneğinin eklenerek Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler Ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmış; Brezilya Federatif Cumhuriyeti tabiyetindeki şirket tarafından Türkiye'de Türk şirketi aleyhine ekli dava dilekçesinde yazılı konularda mahkememize açılan dava nedeniyle; MÖHUK'nun 48. maddesi hükmü uyarınca Brezilya Federatif Cumhuriyeti ile Türkiye arasında karşılıklılık esasına göre çok taraflı (uluslararası) veya ikili anlaşmalarla yahut fiili mütekabiliyet esasına göre bir muafiyet olup olmadığı sorulmuştur. 25/03/2024 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir.
Davacının yabancı uyruklu olup Türkiye uyruklu olmadığı ve Türkiye Cumhuriyeti ile Brezilya Devleti arasında teminattan muafiyete yönelik herhangi bir yürürlükte anlaşma ve mütekabiyet uygulaması bulunmadığı dikkate alınarak, 5718 sayılı MÖHUK'un 48/1. maddesi uyarınca dava değeri dikkate alınarak takdiren 300.000,00-TL tutarında teminat alınmasına, HMK'nun 87/1. maddesi uyarınca teminatın nakdi teminat veya aynı miktarlı süresiz banka teminat mektubu olarak belirlenmesine, 300.000,00-TL teminatı mahkememize sunmaları için davacı vekiline duruşmanın bırakılmış olduğu 03/06/2024 gününe kadar kesin süre verilmesine, kesin süreye uyulmadığı takdirde HMK'nun 114/1-ğ., 88/1. ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verileceğinin davacı vekiline ihtarına karar verilmiştir. 27/05/2024 tarihli makbuz ile teminat davacı tarafından yatırılmıştır.
Dava dilekçesinde davacı, aldatmadan (elektronik dolandırıcılık) ve sebepsiz zenginleşmeden bahsederek davalının banka hesabına gönderdikleri 98.139,22-USD'nın faiziyle birlikte sebepsiz zenginleştiği ileri sürülen davalıdan alınarak davacıya iadesini talep edilmektedir. Somut olayda öncelikle; haksız fiile ilişkin hükümlerin mi yoksa sebepsiz zenginleşme hükümlerinin mi uygulanacağının tartışılması gerekmektedir.
Dava konusu olayların yaşandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK), “Borç İlişkisinin Kaynakları” başlığı altında, sözleşmeden doğan borçlar (m.1 - 48) ile haksız fiilden doğan borçlar (m.49 - 76) düzenlenmiş; yine aynı başlık altında, borçların üçüncü genel kaynağı olarak, sebepsiz zenginleşmeye (m.77 - 82) yer verilmiştir. Bunların dışında, ne hukukî bir işlemde açıklanan bir iradeye, ne de hukuka aykırı bir eyleme dayanan, kanundan doğan borçlar bulunmaktadır. Özetle, hukukumuzda borçların kaynağı; sözleşme, haksız fiil, sebepsiz iktisap ya da bir kanun hükmü olarak kabul edilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun “Sorumluluk” başlıklı 49. maddesinde;
“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” hükmü yer almaktadır.
Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Bir haksız fiil sonucu zarara uğrayan kimse, uğradığı zararın tazminini bu haksız fiilden sorumlu olan kimseden veya kimselerden talep edebilir.
Haksız fiilden söz edilebilmesi için TBK'nun 49. maddesine göre şu dört unsurun birlikte bulunması zorunludur: Öncelikle hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiili işleyen kusurlu olmalı, kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğmalı ve sonuçta doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda haksız fiilin varlığından söz edilemez.
Türk Borçlar Kanunu'nda sorumluluğun kaynaklarından bir diğeri olarak öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için ise, bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinde "Bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hakim, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkanı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir." hükmü bulunmaktadır.
Davacı dava dilekçesinde istemini haksız fiil hükümlerine dayandırabileceği gibi sebepsiz zenginleşme hükümlerine de dayandırabilir. Haksız fiilin unsurları ile hüküm ve sonuçları, sebepsiz zenginleşmeden tamamen farklıdır. Bu noktada davacının dayandığı hukukî sebeplere ve talep sonucuna bakarak uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekmektedir.
Gelinen aşamada taraflarca getirilme ilkesinden ve taleple bağlılık ilkesinden bahsetmek gerekmektedir. Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “Taraflarca getirilme ilkesi” başlıklı 25. maddesi “Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz.” hükmünü taşımaktadır. 14. maddede ise, dava malzemesi olan vakıaların, taraflarca getirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Maddede, mülga HUMK'nun 75. maddesindeki “hatırlatacak hâllerde dahi bulunamaz” ibaresi muhafaza edilmiştir. Bununla yasaklanan husus, somut bir olaya, vakıaya işaret edilmesi, vakıa getirilmesinin telkin edilmesidir.
Taraflar arasında meydana gelen bir uyuşmazlığın mahkemece çözümlenebilmesi için, öncelikle taraflardan birinin belli bir taleple mahkemeye başvurması gereklidir. Bu talep davacının mahkeme önündeki hukukî iddiasını içerir. Hâkim bu talebin haklı olup olmadığını iki aşamada inceler. Mahkeme öncelikle, davacının talebine uyan hukuk normunu bulacak, ancak karar vermesi için bu yeterli olmayıp, uygulanacak hükümde aranan unsurların somut olayda vakıa olarak gerçekleşip gerçekleşmediğini araştıracaktır. Hukuk uygulamasında hâkim, soyut hukuk kurallarını, somut olaya doğru bir şekilde uygulamakla görevlidir. Bu husus maddenin hükümet gerekçesinde “hâkimin getirilen olayın olgularının, vakıalarının soyut hukuk normunun unsurlarını karşılamadığını beyan edebilecektir” şeklinde açıklanmıştır. Madde ile dava malzemesinin, davanın temelini teşkil eden vakıalar ve delillerin getirilmesi konusunda, tarafların mutlak yetkisi vurgulanmaktadır. Medeni usul hukukumuzda, taraflarca hazırlama ilkesi geçerli olduğundan dava malzemelerinin mahkemeye tam olarak getirilememesinin sorumluluğu taraflara yüklenmiştir. Davada taraf, maddi hukuka göre ne kadar haklı olursa olsun, talep sonucunu dayandırdığı vakıaları mahkemeye sunmamış ise talebinin reddi sonucu ile karşılaşacağı hususu şüphesizdir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26. maddesinde ise “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.” hükmü düzenleme altına alınmıştır. Bu madde ile aynı Kanun’un 24. maddesinde düzenlenen ve medenî yargılama için asıl olan tasarruf ilkesinin açılımı yapılmış olmaktadır.
Sonuç itibariyle, taraflarca getirilmesi ilkesi ve taleple bağlılık ilkesi birlikte değerlendirildiğinde; kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkimin iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamayacağı, onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamayacağı, kendiliğinden delil toplayamayacağı, tarafların ileri sürmediği vakıaları kendiliğinden araştıramayacağı, sadece taraflarca ileri sürülen vakıaları incelenebileceği ve tarafların talep sonucuyla bağlı olacağı anlaşılmaktadır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı dava dilekçesinde sahte e-postaya binaen dava dışı ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nden almayı kararlaştırdıkları ürünlerin karşılığı olan 98.139,22-USD'nın 15/06/2021 tarihinde swıft yoluyla davalı şirket hesabına transfer edildiğini, ancak bir süre sonra ödemenin ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'ne ulaşmadığının anlaşıldığını, müvekkilinin hem kendi bankası Banco de Brasil, hem muhabir banka olan HSBC Bankası, hem de alıcının bankası Yapı Ve Kredi Bankası ile temasa geçerek paranın iadesinin istendiğini, ancak nihai olarak 09/09/2021 tarihinde anılan bankanın iadenin mümkün olmadığını, bu bedelin tahsilinin ancak yerel resmi makamlara başvuru yoluyla tahsil edilebileceğinin bildirildiğini, davalı şirket yetkilileriyle yapılan görüşmelerin ve arabuluculuk sürecinin sonuç vermediğini, müvekkilinin anılan bedeli davalı şirketten tahsil edemediğini, uyuşmazlık konusu paranın müvekkili ile aralarında herhangi bir ticari ilişki bulunmayan davalı şirket hesabına geçerli bir hukuki sebep olmaksızın aktarıldığını, müvekkilinin ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ile olan ticari ilişkisi kapsamında bu şirkete yapacağı ödemeyi aldatma ile davalı şirkete yaptığını, TBK'nun 77 ve 79. maddesi hükümleri karşısında davalı şirketin uyuşmazlık konusu parayı iade etmesi gerektiğini bildiği, haksız olarak yedinde tuttuğu paranın tamamını iade etme borcu altında olduğunu, davalı şirketin haksız fiil sorumluluğu kapsamındaki tüm dava ve talep haklarının saklı tuttuklarını, bu çerçevede 98.139,22-USD'nı sebepsiz zenginleşen davalı şirketten alınarak müvekkili şirkete iadesini talep etme mecburiyetlerinin doğduğunu belirterek alacak isteminde bulunmuştur. Dava dilekçesinin "Açıklamalar" bölümünün "(B) Hukuki İnceleme" kısmında alacak isteminin dayanağının açıkça sebepsiz zenginleşme olduğu vurgulanmış, yine cevaba cevap dilekçesinde de alacak isteminin dayanağının sebepsiz zenginleşme olduğunu açıklayarak davalının zamanaşımı def'i ile ilgili TBK'nun 82. maddesine dayalı beyanlarda bulunmuştur. Bu durumda; davacı, dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde alacak isteminin dayanağının açıkça sebepsiz zenginleşme olduğu belirttiği dikkate alınarak mahkememizce bu talep değerlendirilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun *** Karar sayılı emsal ilamı).
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında uyuşmazlık kapsamında değinilmesi gereken hukuki kurum sebepsiz zenginleşmedir.
Bu aşamada davacının yabancı uyruklu olması nedeniyle zenginleşmeye sebep olan mevcut veya mevcut olduğu iddia edilen hukuki ilişkiye hangi ülke hukukunun uygulanması gerektiğinin saptanması gerekmektedir. MÖHUK'nun 39/1. maddesinde "Sebepsiz zenginleşmeden doğan talepler, zenginleşmeye sebep olan mevcut veya mevcut olduğu iddia edilen hukuki ilişkiye uygulanan hukuka tabidir. Diğer hallerde sebepsiz zenginleşmeye, zenginleşmenin gerçekleştiği ülke hukuku uygulanır." hükmü yer almaktadır. MÖHUK'nun 39. maddesinin 2. fıkrası ise somut olayda mevcut değildir. Buna göre MÖHUK'nun 39. maddesinin 1. fıkrasının 2 cümlesi gereği sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği iddia olunan Türk Hukukunun uygulanacağı açıktır.
Sebepsiz zenginleşme, haklı bir neden olmaksızın bir başkasının malvarlığından ya da emeğinden zenginleşme olarak tanımlanabilir (Türk Hukuk Lûgatı: Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C.1. s. 962).
Sebepsiz zenginleşme davası, hukuk düzeninin bir kimseye tanıdığı bir hakkın içerdiği yetkilere aykırı şekilde veya edim ilişkisi ya da beklenmedik bir olay sonunda elde ettiği zenginleşmenin aynen veya değer üzerinden geri verilmesini amaçlar (Fikret, Eren: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara, 2019, s. 950)
Borcun kaynaklarından biri olarak öngörülen sebepsiz zenginleşme, 6098 sayılı Kanun'un 77 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Benzer hükümler Mülga 818 sayılı Kanun'un 61 ve devamı maddelerinde de yer almakta idi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77. maddesi; “Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.
Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur” hükmünü haizdir.
Sebepsiz zenginleşmeyi doğuran sebep, kazandırma veya zenginleşenin müdahalesi ya da umulmayan bir olay olabilir. Zenginleşme bu olaylardan hangisinden kaynaklanırsa kaynaklansın mutlaka haklı bir sebebe dayanması gerekir. Aksi hâlde sebepsiz zenginleşme söz konusu olacaktır. Bu itibarla 6098 sayılı Kanun'un 77. maddesinde özellikle “haklı bir sebep olmaksızın” ifadesine yer verilmiş ve haklı olmayan sebep teşkil edecek hususlar örnek olarak sayılmıştır. Buna göre kazandırmaya (edime) dayanan sebepsiz zenginleşme; “geçerli olmayan sebebe” veya “gerçekleşmemiş sebebe” veyahut da “sona ermiş sebebe” dayalı olarak gerçekleşebilir.
Borcun kaynağı olarak öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için birinci koşul taraflardan birisinin malvarlığında bir eksilmenin vukubulmasına karşın, diğerinin malvarlığında bir çoğalmanın gerçekleşmiş olmasıdır. Bir malvarlığındaki eksilme, aktifin azalması ya da pasifin çoğalması şeklinde olabileceği gibi, aktifin çoğalmasına ya da pasifin azalmasına engel olma yoluyla da gerçekleşebilir. Başka bir anlatımla zenginleşme ancak bir başkasının malvarlığındaki fakirleşmenin karşılığı olarak ortaya çıkmışsa bir iade borcundan söz edilebilir. İkinci koşul, sözü edilen eksilmeyle çoğalma arasında bir illiyet bağının bulunmasıdır. Üçüncü koşul, yine sözü edilen azalmayla çoğalmanın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Taraflardan biri, diğerine hükümsüz bir sözleşme gereğince misli mahiyette bir şey vermişse muteber olmayan sebebe dayanan bir iktisap söz konusudur. Sözleşmedeki şekil noksanlığı, fiil ehliyetsizliği, imkânsızlık, hukuka veya ahlaka aykırılık, muvazaa gibi sebepler, butlan sebebiyle kazandırmayı geçersiz kılan sebepler olduğundan bu durumlarda kazandırma geçerli hukuki sebebe dayanmamaktadır. Dördüncü koşul ise, vukubulan iktisabın (çoğalmanın) sebepsiz zenginleşme kuralları dışında, özel bir hukuk kuralına dayanılarak iadesi mümkün olmamalıdır. Zira böyle bir imkân varsa artık sebepsiz zenginleşme kuralları değil, sözü edilen özel kurallar uygulanır. İadenin; istihkak davası, haksız inşaat sebebiyle tazminat davası, sözleşmenin ifası davası, sözleşmeden dönme sebebiyle iade davası, vekâletsiz iş görmeye dayanan iade davası gibi yollarla gerçekleştirilmesi mümkünse, artık sebepsiz iktisap kurallarına başvurulamaz (Tekinay / Akman / Burcuoğlu / Altop: s. 734-738; Kenan, Tunçomağ: Türk Borçlar Hukuku Cilt 1 Genel Hükümler, İstanbul 1976, s. 610-617; Kemal, Oğuzman / Turgut, Öz: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 2009, s.725-740).
Bilindiği üzere; sebepsiz zenginleşmede zamanaşımını düzenleyen 6098 sayılı TBK'nun 82. maddesi
hükmüne göre; sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Bir yıllık zamanaşımı süresi, hak sahibinin, malvarlığındaki eksilmeye yol açan işlemi ve sebepsiz zenginleşeni tam olarak öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29/09/2020 tarihli, 2017/3-1050 Esas ve 2020/696 Karar sayılı emsal ilamı). Ondan önceki noksan bilgiler ve tahminler bu sürenin başlangıcına esas olamaz. Zira, davalının zenginleşmesinin, davacının hukuk alanının ihlali sonunda elde edildiği bilinmeden dava açılamaz.
zamanaşımı maddi hukuktan kaynaklanan bir defi ve savunma aracı olup, davalının zamanaşımı definde bulunmasıyla ilgili uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Somut olayda davacı, ithalat ve ihracat firması olan ... Internacional'e ait banka hesabından 15/06/2021 tarihinde davalının banka hesabına swıft yoluyla 98.139,22-USD göndermiştir. 01/07/2021 tarihinde davacı davalının banka hesabına yanlışlıkla ödeme yapıldığını bildirir mesaj göndermiştir. 26/07/2021 tarihinde davalı, davacıya müşterisinin parayı kendisinin gönderdiğini iddia ettiğini bu nedenle bankadan talimat gelmedin hareket etmeyeceğini bildiren mesajı davacıya göndermiştir. Davacı, dolandırıldığını düşünerek 12/07/2021 tarihinde Banco de Brasil S.A Şubesi'nden New York Şubesi'ne para transferinin durdurulması için swıft mesajı göndermiştir. Davacının talebi üzerine Yapı Ve Kredi Bankası tarafından 05/08/2021 tarihli swıft mesajı ile para iadesinin yapılamayacağını bildirmiştir. Davalı, 06/08/2021 tarihinde banka hesabına gelen parayı iade etmeyeceğini davacıya bildirmiştir. Yine davacının talebi üzerineYapı Ve Kredi Bankası, 09/09/2021 tarihinde para iadesinin sağlanamayacağını ve hukuki yollara başvurma gerekliliğini e-posta yolu ile davacıya bildirmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiğini ve paranın iadesi için hukuki yollara başvurması gerektiğini kesin olarak 09/09/2021 tarihinde öğrendiğini, zamanaşımının başladığı tarihin 05/08/2021 olduğunun kabulü halinde 2 yıllık zamanaşımı süresinin sonunun 05/08/2023 tarihi olduğunu, bu tarihin adli tatile denk geldiğini, HMK'nun 104. maddesi gereği adli tatile denk gelen sürelerin adli tatilin bitimi tarihi olan 01/09/2023 tarihinden itibaren 1 hafta uzayacağını, bu nedenle de zamanaşımı süresinin dolmadığını ileri sürmüştür. Davacı uyuşmazlık konusu ile ilgili 31/08/2023 tarihinde arabuluculuğa başvurmuş, eldeki davayı ise 07/09/2023 tarihinde açmıştır. Mevcut deliller incelendiğinde davacının malvarlığındaki eksilmeye yol açan işlemi ve sebepsiz zenginleşeni tam olarak en geç 05/08/2021 tarihinde öğrenmiş olduğu tereddütsüzdür.
Bu arada davacının öğrenme tarihi 05/08/2021 olarak kabul edilmesi nedeniyle TBK'nun 82. maddesinde yazılı 2 yıllık zamanaşımı süresinin adli tatile denk gelmesinin etkileri üzerinde durmakta yarar vardır.
6100 sayılı HMK'nun 104. maddesi "Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır." hükmünü içermektedir. HMK'nun 104. maddesine göre bitmesi adli tatile rastlayan sürelerin yedi gün daha uzatılmış sayılması, sadece, adli tatilde bakılamayacak olan iş ve davalara ilişkin olup, HMK'nun tayin ettiği süreler içindir. Başka kanunların, özellikle maddi hukuka ilişkin kanunların tayin ettikleri hak düşürücü süreler ile zamanaşımı sürelerinin bitmesi adli tatile rastlarsa, bunların adli tatilin bitmesinden itibaren yedi gün daha uzatılmış sayılmasına imkân yoktur (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru, "Hukuk Muhakemeleri Usulü" 6. Baskı Cilt: 5, sh. 5508 vd.). Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin *** Karar sayılı ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin***Karar sayılı emsal ilamları da buna işaret etmektedir. Buna göre TBK'nun 82. maddesinde yazılı 2 yıllık zamanaşımı süresinin 05/08/2023 tarihi itibarı ile dolduğu halde davacının arabuluculuk görüşmesine 31/08/2023 tarihinde başvurduğu ve eldeki davayı 07/09/2023 tarihinde açtığı dikkate alındığında davalının zamanaşımı def'inin haklı olduğu ve açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır.
Somut davada alacağın zamanaşımına uğramasından dolayı davanın reddine karar verilmesi nedeniyle "zamanaşımı" kavramı ile ilgili genel bir açıklama yapılmasında yarar vardır.
Bilindiği üzere özel hukukta teknik bir kavram olan zamanaşımı, bir hakkın kazanılmasında veya kaybedilmesinde yasanın kabul etmiş olduğu sürenin tükenmesi anlamına gelmektedir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 146-161. maddeleri arasında düzenlenen zamanaşımı, hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte olup, alacak hakkı alacaklı tarafından, yasanın öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmediğinde etkin bir hukuki himayeden, başka bir deyişle, dava yoluyla elde edilebilme olanağından yoksun bırakılmaktadır. Zamanaşımına uğrayan alacağın tahsili hususunda Devlet kendi gücünü kullanmaktan vazgeçmekte, böylece söz konusu alacağın ödenip ödenmemesi keyfiyeti borçlunun iradesine bırakılmaktadır. Şu hâlde zamanaşımına uğrayan alacak ortadan kalkmamakla beraber, artık doğal bir borç (Obligatio Naturalis) hâline gelmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, alacağın salt zamanaşımına uğramış olması onun eksik bir borca dönüşmesi için yeterli değildir; bunun için borçlunun, kendisine karşı açılmış olan alacak davasında alacaklıya yönelik bir def'ide de bulunması gerekir (Yargıtay HGK'nun 05/05/2010 gün ve 2010/8-231 E., 2010/255 K. sayılı emsal ilamı). Zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup; usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır (Kuru B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt: II, sh.1761; Canbolat F.: “Def’i ve İtiraz Arasındaki Farklar ve İleri Sürülmesinin Hukuki Sonuçları”, ERÜHFD, Cilt: III, Sayı:1, Kayseri 2008, sh.255 vd.).
Zamanaşımı def'i, davalının aslında var olan bir borcunu özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınmasına olanak veren bir haktır. Bu hakkı kullanıp kullanmamak tamamen borçluya kalmıştır. Diğer bir anlatımla, davalı tarafından zamanaşımı def'i ileri sürülmedikçe, o hak ve alacak için yasanın öngördüğü zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz (6098 sayılı TBK m.161).
Zamanaşımı usule müteallik bir mesele değildir. Zamanaşımı hakkın esasına müteallik bir meseledir (Von Tuhr, Andreas: Borçlar Hukuku (C. Edege Çevirisi), Ankara 1983, Cilt:I-II, sh.688).
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sebepsiz zenginleşme nedeniyle davalının banka hesabına gönderilen paranın tahsili istemine ilişkin davacı tarafından açılan eldeki davada alacağın zamanaşımına uğramış olması gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Görüldüğü üzere mahkememizce yapılan bu değerlendirme işin esasına yönelik bir değerlendirme olup, bu durumda mahkememizce verilen karar esastan verilmiş bir ret kararı niteliğinde olduğundan, yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirmiş davalı yararına hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi vekâlet ücreti verilmesi gerekir (Yargıtay HGK'nun 17/01/2018 gün ve 2017/4-3013 E., 2018/47 K. sayılı emsal ilamı).
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,
-
492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 427,60. TL ilam harcından, dava açılışı sırasında tahsil edilen 45.072,60. TL peşin harcın mahsubu ile fazla yatan 44.645,00. TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
-
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A. 13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00. TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
-
Kararın mahiyeti gereği davacı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin davanın üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
-
6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 269.964,87. TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
-
6100 sayılı HMK'nun 89. maddesi ile Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 217. maddesi gereğince işlem yapıldıktan sonra, hükmün kesinleşmesi, hükmedilen yargılama harç ve giderlerinin tahsili ile vekalet ücretinin ödenmesi veya teminatın iadesi hususunda davalının muvafakat etmesi ve teminatın iadesine mani bir belge sunulmaması halinde davacının talebi üzerine yatırılan teminatın bakiyesinin davacıya iadesine,
10-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/07/2024
Başkan ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:36:01