Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/964 E. 2024/40 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/964
2024/40
18 Ocak 2024
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
**ESAS NO : *****
**KARAR NO : *****
**HAKİM : *****
**KATİP : *****
**DAVACI : *****
VEKİLİ : Av.
**DAVALI : *****
VEKİLİ : Av.
DAVA : İtirazın İptali
**DAVA TARİHİ : *****
**KARAR TARİHİ : *****
GEREKÇELİ KARARIN
**YAZILDIĞI TARİH : *****
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında gerçekleşen müvekkilinden mal alımı konulu ticaret sebebiyle davacı müvekkilince davalıya düzenlenen; 06.07.2021 tarihli ... numaralı 1.244,90TL bedelli, 05.10.2021 tarihli ... numaralı 4.543,00TL bedelli, 05.10.2021 tarihli *** numaralı 5.005,56TL bedelli, 05.11.2021 tarihli *** numaralı 915,68TL bedelli, 27.11.2021 tarihli *** numaralı 5.927,73TL bedelli, 27.11.2021 tarihli *** numaralı 8.920,80TL bedelli, 30.12.2021tarihli *** numaralı 2.986,58TL bedelli faturalara istinaden davalı tarafça kısmi ödeme yapıldığını, bakiye borcunun 29.373,13TL olduğunu, 01.09.2022 tarihinde Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı tarafça borca ve yetkiye itiraz edildiğini icra takibinin durduğunu ileri sürerek; davanın kabulüne, davalının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamınına, takibe geçilen tutarın %20 sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Müvekkili şirketin, Türkiye'nin ilk yapı marketi olarak uzun süredir perakende sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, davacının ile müvekkili şirketin mağazalarında satılmak üzere ürün tedarik ettiği firmalardan biri olduğunu, ödemenin ürünün satışına bağlanmış olduğunu, bu nedenle davalının satmadığı ürünün bedelini davacıya ödetmesinin söz konusu olamayacağını, müvekkilinin davacıdan almış olduğu ürünün bedelini davacıya ödediğini, davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
HMK’nun 266/1. maddesi gereği bilirkişi incelemesi yaptırılmasına dair 16/03/2023 tarihli celsede karar verilmiş, bilirkişi ***'in mahkememize sunmuş olduğu *** tarihli bilirkişi ...'in raporunda özetle; Davacı ... San.ve Tic.A.Ş.'nin 2021-2022-2023 yıllarında e-defter berat onayına tabi olduğu, ticari defterlere ait açılış ve kapanış tasdiklerinin süresi içinde ve usulüne uygun olarak yapıldığı, sahibi lehine delil olma niteliğine haiz olduğunu, davacının Ticari defter kayıtlarında, davaya konu faturaların muhasebe usul ve esaslarına uygun olarak kaydedilmiş olduğunu, davaya konu faturalar toplamının 29.544,25TL olduğu, takip tarihi itibariyle davacının ticari defter kayıtlarında davalıya ait borç bakiyesinin 29.373,13TL olduğunu, davacının 2022 ve 2023 yıllarına ait Ticari Defter kayıtlarında, davalıya ait hesap hareketinin bulunmadığını, davalıya ait BA formlarında, 2021 yılı Ekim ve Kasım ayı BA formlarında dava konusu olan ilgili aylara ait faturalara ilişkin bildirimde bulunulduğu, dava konusu 2021 yılı Temmuz ve Aralık aylarına ait faturaların BA formu bildirim sınırı altında kaldığını, davalı tarafça dosya kapsamına dava konusu faturalara ilişkin ödeme belgesi sunulmadığını, davacının dava konusu faturalara ilişkin asıl alacak 29.373,13TL alacaklı olduğunu mahkememize bildirmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Davacı dava dilekçesiyle, faturalardan dolayı alacaklı olduğunu, davalının ödeme yapmadığını belirterek yapılan takibe itirazın iptali dilemiştir.
Davalı cevap dilekçesi ile dava dilekçesinin usule uygun olmadığını, satılmayan ürünlerin davacıya ödenmesinin mümkün olmadığını, mahkemenin yetkisiz olduğunu, davacıdan satın alınan ürünlerin parasını ödediğini, yetki itirazında bulunduklarını, belirterek davanın reddini dilemişlerdir.
Davaya konu Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede alacaklısının mahkememize ait işbu dosya davacısı, borçlusunun yine mahkememize ait işbu dava davalısı olduğu alacaklı tarafından borçlu aleyhine toplam 29.373,13 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının 7 adet fatura alacağından kaynaklı olduğu ödeme emrinin itiraz üzerine takibin yetki ve borca itiraz nedeniyle durduğu ve 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür.
- Davalının icra dairesinin ve mahkememizin yetkisine ilişkin itirazın değerlendirilmesinde;
İİK'nın 50/1. maddesi uyarınca, para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nın yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile uygulanır. 6100 sayılı HMK 10. maddesi gereğince sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği (ifa edileceği) yerde de açılabilir. Sözleşmenin yerine getirileceği yer tarafların açık ya da örtülü isteklerine göre belirlenir. Aksi durumda ise sözleşmenin yerine getirileceği yer Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesi gereğince tespit edilir. TBK 89/1. maddesi uyarınca para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Uyuşmazlık sözleşmeden doğan bir para borcuna ilişkin olup, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, bu para borcu alacaklının ödeme zamanındaki ikametgâhında ödenir. Bu nedenle para alacaklarına ilişkin takipler alacaklının ikametgâhında da yapılabilir.
Somut olayda davalı cevap dilekçesi ile akdi ilişkiyi kabule ettiğinden davacı kendi ikametgahında dava açıp ve takip yapabileceğinden ön inceleme duruşmasının (1) nolu ara kararı ile icra dairesine ait yetki itirazı kaldırılmış ve mahkememiz yetkisine ilişkin itiraz reddedilmiştir.
-Davanın esasının incelenmesine dair mesele;
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur.
Somut olayda konunun iyi anlaşılması için açıklamak gerekir ise, davacı taraf başlatmış olduğu takipte açık hesap ilişkisine dayanmamış sadece faturaya dayandığı görülmüş ve bu kapsamda değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Tarafların ticari defter incelemesinde dava konusu faturaların tarafların ticari defterlerine kayıtlı olduğu, taraflar arasında açık hesap ilişkisinin bulunduğu ancak davacı tarafça sadece faturaya dayanıldığı görülmüştür. Davacı defterlerinin incelenmesine açık hesaptan kaynaklı 29.373,13 TL alacağı bulunduğu görülmüştür. Davacının davasına esas olan faturalardan bir tanesi DKN....188 numaralı satış faturasından sonra davalı tarafça parça parça 113.500,00 TL ödemesi bulunduğu görülmüştür. Akabinde dava konusu fatura bedellerinin 28.299,35 TL olduğu ve nihai olarak 848,99 TL davalıdan hizmet alımını bulunduğu görülmüştür. Davalı ise kesin süreye rağmen ticari defter sunmamıştır.
HMK'nın 222. maddesi uyarınca, tarafların ticari defterlerinin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın yukarıda belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ise ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.
Taraflar arasında var olduğu iddia edilen ilişki faturaya dayandırılmış olmakla, fatura ve faturanın delil olma kuvveti bakımından bir değerlendirme yapmak gerekmiştir.
Faturanın TTK'da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde fatura,"Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika" olarak tanımlanmıştır. Buna göre fatura, tek taraflı düzenlenmesi her zaman mümkün olan bir belgedir.
TTK 21/1.maddesine göre, "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir”. TTK 21/2 maddesine göre "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır".
27.06.2003 tarihli *** K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, "fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir.." denilmiştir.
Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle akdî ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir.
Akdî ilişkinin ticari defterler üzerinden kanıtlanması halinde alacaklı olduğunu iddia eden kişinin delil olarak ya her iki tarafın defter ve kayıtlarına dayanması ya da münhasıran davalı defter ve kayıtlarına dayanması gerekir.
Somut olayda, davalının defterlerinde dava konusu faturanın yer alması sebebiyle davacı şirketin faturaya konu mal ve / veya hizmetin davalıya teslim edildiğini anlaşılmıştır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK.'nın 102 maddesine göre; “kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmış ise ödeme vadesi önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmiş ise mahsup orantılı olarak; borçlulardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.”
Usulüne uygun tutulsun veya tutulmasın ticari defterler sahibi aleyhine delil teşkil edeceğinden, bir açıklama yapılmadığı sürece yapılan ödemenin 6098 sayılı TBK'nun 102.maddesi gereğince muaccel olan borç için yapıldığının kabulü gerekir. Davalı tarafından daha önce yapılan ödemelerin başka bir borca mahsuben yapıldığını iddia eden alacaklının kanıtlaması gerekir. Alacaklı tarafından yapılan ödemelerin başka bir borca karşılık yapıldığı kanıtlanmadığı sürece, yapılan ödemelerin daha önce muaccel olan borca yönelik kabul edilmesi gerekmektedir. Nitekim Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22 Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın *** Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.
Somut olayda, davacı defterlerine göre TBK'nun 102 hükümleri nazara alınarak faturalardan bir tanesi DKN....188 numaralı satış faturasından sonra davalı tarafça parça parça 113.500,00 TL ödemesi dikkate alındığından anılan fatura bedelini karşıladığından söz konusu faturadan kaynaklı alacaklı olmadığı, davaya konu diğer faturaların toplamı 28.299,35 TL olduğu ve bu bedelden davalıdan alınan 848,99 TL hizmet alımı düşüldükten sonra davacının bakiye alacağı 27.450,36 TL kaldığı tespit olunmuştur. Davalı kesin süreye rağmen davalı taraf ticari defterleri sunmaktan kaçınmış olduğundan, davacının defteri usule uygun tutulduğundan ve HMK 6. Maddesi gereğince ödemeyi davalı ispat edemediğinden davacının davasının 27.450,36 TL yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacıya nihai olarak yemin delili hatırlatılmış ancak davacı bu hakkını kullanmamıştır.
-İcra inkar tazminatına dair değerlendirmede;
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı).
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarı davalı ticari defterlerinde yapılan inceleme ile de sabit olmuş ve bu miktar alacağın varlığı saptanarak hüküm kurulmuştur. Hükmedilen miktarın likid bir alacak olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle:
Davanın kısmen kabulü ile;
-
Davalının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasındaki vaki itirazının kısmen iptali ile, 27.450,36 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar ticari avans faizini geçmemek kaydı ile reeskont avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
-
Haksız itiraz sebebiyle taktiren 27.450,36 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
-
492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 1.875,13 TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 354,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.520,38 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
-
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A. 13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanın kabul / ret oranına göre hesap edilen 2.914,08 TL'sinin davalıdan bakiye 205,92 TL'sinin ise davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
-
Davacı tarafından peşin yatırılan 354,75 TL peşin harç ve 80,70 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 435,45 TL harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
-
Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 1.624,00 TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 1.516,81 TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın ise davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına,
-
AAÜT'ye göre hesap edilen 17.900,0 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
-
AAÜT'ye göre hesap edilen 1.923,13 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
10-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
11-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/01/2024
Katip ***
¸e-imzalı
Hakim ***
¸e-imzalı
5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:29