SoorglaÜcretsiz Dene

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1044 E. 2024/398 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1044

Karar No

2024/398

Karar Tarihi

18 Nisan 2024

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.

KAYSERİ

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

**ESAS NO : *****

**KARAR NO : *****

HAKİM : ... ...

KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ...

VEKİLİ : Av. ... -

DAVALI : ... - ... ...

VEKİLİ : Av. ... -

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikte Faturadan Kaynaklı)

**DAVA TARİHİ : *****

**KARAR TARİHİ : *****

GEREKÇELİ KARARIN

**YAZILDIĞI TARİH : *****

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında ürün sözleşmesi akdedildiğini ancak davalı tarafından kullanılmış olan ürünlere ilişkin borçların ödenmediğini, alacağın tahsili için Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, davalı borçlunun haksız ve hukuka aykırı itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek; davanın kabulü ile davalının Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafa dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen yasal 2 haftalık kesin süre içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır. Davalı tarafın HMK'nın 128/1. maddesi gereği dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkar etmiş sayılacağı tespit edilmiştir.

DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.

HMK’nun 266/1. maddesi gereği bilirkişi incelemesi yaptırılmasına dair 19/10/2023 tarihli celsede karar verilmiş, bilirkişi ***'ın mahkememize sunmuş olduğu 27/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının incelenen 2021-2022 yılları ticari defterlerinin kendi adına delil niteliğine haiz olduğunu, davacının İcra takibine kadar davalıya ödeme emri göndererek temerrüde düşürmediğini, bu nedenle takipte talep ettiği faiz isteminin Sayın Mahkemenizin takdirinde bulunduğunu, davacının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde 02.08.2022 takip tarihi itibariyle takdiri mahkemeye ait olmak üzere davalıdan 120.205,31 TL alacaklı olduğunun görüldüğünü, davacının 113.534,59 TL talep ettiğini, davacının icra takibi sonrası faiz talebi ile icra inkar tazminatı isteminin takdirinin mahkemede olduğunu mahkememize bildirmiştir.

06/04/2024 tarihli celsede HMK nun 267 ve 268 maddesi gereğince resen seçilecek bir mali müşavir - muhasebeci bir bilirkişiye dava dosyasının tevdine HMK’nın 273/1. maddesi gereği mahkememizce toplanan tüm deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle, taraf lehine defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerini olup olmadığı usulüne uygun tutulup tutulmadığı, davacının lehine veya aleyhine delil olma durumu bulunup bulunmadığı, davacı ile davalı arasında ticari ilişkiye dair kayıt olup olmadığı, davacının davalıdan dava konusu olan faturadan dolayı alacaklı olup olmadığı hususlarında TBK 102 hükümleri de nazara alınarak açıklamalı rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş, bilirkişi ...'in mahkememize sunmuş olduğu 23/08/2023 tarihli raporda özetle; davalının 2022 yılı Ticari Defterlerini, usulüne uygun ve süresi içinde tasdik ettirmiş olduğu, delil niteliğine haiz olduğunu, davalının davacıyı 320 satıcılar hesabının alt hesabı olan 320.0478 numaralı hesapta takip ettiğini, dava konusu alacağa esas teşkil eden ... nolu alış faturasının davalının muhasebe kayıtlarında usulüne uygun olarak muhasebeleştirildiğini, davacının 2022 yılı Mart Dönemi BS formunda dava konusu faturanın bildirilmiş olduğunu, davalının 2022 yılı Mart Dönemi BA formunda dava konusu faturanın bildirilmiş olduğunu, davalının Ticari Defter kayıtlarında, davacının takip edildiği hesabın 31.12.2022 tarihi itibariyle alacak bakiyesinin 117.897,04TL olduğunu, dava konusu faturaya ilişkin davalı tarafça ödeme bilgi ve belgesi sunulmadığını, davacının davalıdan, dava konusu faturaya istinaden asıl alacak 113.534,59TL alacaklı olduğunu mahkememize bildirmiştir. ,

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:

Davacı dava dilekçesi ile davalıya 04/03/2022 tarihli 113.534,59 TL bedelli faturadan düzenlediklerini, alacaklı olduğunu, ödeme yapılmadığını ve davalı hakkında takip yaptığını belirterek Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında itirazın iptali dilemiştir.

Davaya konu Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede alacaklısının mahkememize ait işbu dosya davacısı, borçlusunun yine mahkememize ait işbu dava davalısı olduğu alacaklı tarafından borçlu aleyhine toplam 117.726,68 TL üzerinden 02/08/2022 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının 04/03/2022 tarihli 113.534,59 TL bedelli fatura ve buna ilişkin işlemiş faiz kaynaklı olduğu, ödeme emrinin itiraz üzerine takibin durduğu ve 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür.

Faturanın TTK'da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde fatura,"Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika" olarak tanımlanmıştır. Buna göre fatura, tek taraflı düzenlenmesi her zaman mümkün olan bir belgedir.

TTK 21/1.maddesine göre, "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir”. TTK 21/2 maddesine göre "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır".

27.06.2003 tarihli 2001/1 E.2003/1 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, "fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir.." denilmiştir.

Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle akdî ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir.

Akdî ilişkinin ticari defterler üzerinden kanıtlanması halinde alacaklı olduğunu iddia eden kişinin delil olarak ya her iki tarafın defter ve kayıtlarına dayanması ya da münhasıran davalı defter ve kayıtlarına dayanması gerekir.

HMK'nın 222. maddesi uyarınca, tarafların ticari defterlerinin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın yukarıda belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ise ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.

Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmıştır. Davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda dava konusu faturaların davalı ticari defterlerinde yer aldığı ve kendi ticari defterlerine göre borçlu olduğu görülmüştür. Yine davacı ticari defterlerinin incelenmesi dava konusu olan faturaların davacı ticari defterlerinde yer aldığı ve ödenmediği yer aldığı görülmüştür.

Somut olayda ispat, davaya konu mal/hizmetin teslim edilip edilmediği ve teslim edildi ise bedelin ödenip ödenmediği noktasındadır. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. (TMK m. 6) İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. (HMK m.190) davalı taraf dava konusu faturaları ticari defterlerine kayıt etmiş olması karşısında kendi aleyhine delil teşkil ettiği, davaya konu mal/hizmetin teslim edildiği ve ödemenin davalı tarafça ispatlanması gerekmektedir. Ancak davalı taraf ödemeyi ispat edemediğinden fatura asıl alacak kısmı yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davalı cevap dilekçesi sunmadığından yemin deliline dayanamayacağından yemin delili hatırlatılmamıştır.

-İcra inkar tazminatına dair değerlendirmede;

İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.

Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih *** Karar sayılı kararı).

Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarı davalı ticari defterlerinde yapılan inceleme ile de sabit olmuş ve bu miktar alacağın varlığı saptanarak hüküm kurulmuştur. Davalı bu miktar borçlu olduğunu kendi ticari defterleri ile dahi bilebilecek durumda iken takibe itiraz etmiş olduğundan hükmedilen miktarın likid bir alacak olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.

-Faize ait değerlendirmede;

Taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğundan 818 sayılı BK'nun 101.maddesinde; "Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur" hükmü getirilmiştir. 6098 sayılı TBKnun 117.maddesinde bu hüküm ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer'' şeklinde düzenlenmiştir. Temerrüt, ya bir ihtar ile ya da dava açılması ile gerçekleşir. Somut olayda davacı tarafça sunulan herhangi bir ihtar olmadığından davacının işlemiş faize ait istemi reddedilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle:

  1. Davacının davasının kısmen kabulü ile; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına davalının vaki itirazının kısmen iptali ile takip tarihi itibariyle 113.534,13 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına, işlemiş faize ilişkin istemin reddine,

  2. İtirazın iptaline karar verilen 113.534,13 TL'nin takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,

  3. 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 7.755,51 TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 1.475,39 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.280,12 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,

  4. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A. 13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanı kabul/ret oranına göre hesap edilen 4.009,55 TL'sinin davalıdan bakiye 111,39 TL'sinin ise davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,

  5. Davacı tarafından peşin yatırılan 1.475,39 TL peşin harç ve 80,70 başvurma harcı olmak üzere toplam 1.556,09 TL harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,

  6. Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 4.158,00 TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 4.009,55 TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, artan kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına,

  7. Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına,

  8. AAÜT'ye göre hesap edilen 18.162,26 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,

  9. AAÜT'ye göre hesap edilen 4.192,55 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,

10-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,

11-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda davacı yönünden KESİN davalı yönünden ise gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/04/2024

Katip ...

¸e-imzalı

Hakim ...

¸e-imzalı

5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapKaynaklı)delillerNitelikteFaturadanİtirazınİptali(Ticarikayserikesinhükümvekili

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim