Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/914 E. 2024/15 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/914
2024/15
11 Ocak 2024
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas -***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
**ESAS NO : *****
**KARAR NO : *****
**HAKİM : *****
**KATİP : *****
**DAVACI : *****
DAVALI :***
VEKİLİ : Av.
**FERİ MÜDAHİL : *****
VEKİLLERİ : Av.
DAVA : Menfi Tespit
**DAVA TARİHİ : *****
**KARAR TARİHİ : *****
GEREKÇELİ KARARIN
**YAZILDIĞI TARİH : *****
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıyı hiç tanımadığını, ticari ve maddi hiç bir alışverişinin olmadığını, arkadaşına kefil olduğunu, teminat olarak boş senet verdiğini, senetin sonradan doldurulduğunu, bahse konu araç ile kendisinin kaza yaptığını, kazadan oluşan hasarı ödemek istediğini, fakat boş teminata 150.000,00 TL yazıldığını, bunun haksız olduğunu, sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını, takibe ve borca itiraz ettiğini, araçta oluşan hasarın 3-4 bin lira olduğunu bunu ödemeye de hazır olduğunu, kötü niyetli olarak başlatılan icra takibinin iptal edilmesini, borcunun olmadığının tespit edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı tarafa dava dilekçesi tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen yasal 2 haftalık kesin süre içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır. Davalı tarafın HMK'nın 128/1. maddesi gereği dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkar etmiş sayılacağı tespit edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, İİK'nın 72. Maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit talebine ilişkindir.
Dava davacı tarafından ilk olarak 27/04/2022 tarihinde Kayseri 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılmış, dava dosyası mahkemenin ... esas sırasına kaydedilmiş, yapılan yargılama neticesinde ... karar sayılı 31/01/2023 tarihli karar ile davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karar davalı tarafça istinaf edilmiş, Kayseri BAM 6. HD'nin *** tarihli ilam ile davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, Kayseri 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 31/01/2023 tarih ve ... esas - ... karar sayılı nihai kararının kaldırılmasına, İstinaf edilen kararın esası ve davacının istinaf sebepleri incelenmeden HMK nun 353/1-a.3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının mahkemenin görevsizliği yönünden kaldırılmış olmakla, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi ve HMK nun 20. Maddesi gereğince kararın ilk derece mahkemesince taraflarına tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde taraflarca Yerel Mahkemesine müracaat edilmesi halinde, dosyanın davanın yeniden görülmesi için görevli Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine dair karar verilmek üzere Kayseri 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne iadesine iadesine iadesine karar verilmiş dava dosyası Kayseri 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmiş, dava dosyası mahkemece *** esas sırasına kaydedilmiş, yapılan yargılama sırasında *** tarihli ilam ile HMK' nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca görevsizlik nedeniyle dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine, Mahkememizin görevsizliğine, mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren ya da kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflardan birisinin mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli mahkeme olan Kayseri Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş verilen karar kesinleşmiş ve dosya mahkememize gönderilmiş, yukarıda yazılı olan esas sırasına kaydedilen dosyada yargılamaya devam edilmiştir.
Davacı dava dilekçesi ile İstanbul Rent a Car firmasından arkadaşı olan ***'nin bir araç kiraladığını, kiralanan araç ile kendisinin kaza yaptığını, bu kaza sebebiyle dava konusu olan Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına konu senedi boş olarak teminat amacıyla verdiğini, senedin üzerinin doldurularak 150.000,00 TL yapıldığını, araçtaki hasarın çok az olduğunu belirterek menfi tespit dilemiştir.
Dava konusu Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına konu bononun incelenmesinde keşidecisinin Samet Veli İnce olduğu aval verenin ise davacı olduğu bononun düzenleme tarihinin 10/04/2022 olduğu vadesinin ise 15/04/2022 olduğu, senette nakden kaydının bulunduğu görülmüştür. Davacı nakden kaydı bulunan senedin teminat senedi olduğunu belirterek senedi talil etmiştir.
Davalı tarafça görev uyuşmazlığı öncesi görevli mahkeme olan Kayseri 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 02/01/2023 tarihli sunulan dilekçesinde "dava konusu borç borçlu davacı tarafından kiralanan araçta meydana gelen hasarı karşılamak için oluşmuştur." ibarelerini kullanmak suretiyle davacı tarafından yapılan senet talilini doğruladığı görülmüştür. Mahkememizce 11/10/2023 tarihli tensip zaptının 1 nolu ara kararı ile davalı tarafa kazaya karıştığı iddia olunan aracın plakası, kaza tespit tutanağı, yapılan tamire dair faturalar ve ödemeleri sunması için kesin süre verilmiş ancak davalı bu belgeleri sunmaktan imtina etmiştir.
Öncelikle alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin ve bu senette yer alan bedel kaydının hukuksal anlamını irdelemekte yarar vardır.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bu genel açıklamadan sonra hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 691/1).
Bonoda şekil şartları TTK’nın 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir.
Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (Poroy,R.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 11. Bası, İstanbul 1989, s. 237 vd.).
Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.
Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 sayılı YİBK ).
Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.
Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir. Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez. HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir.
Hemen burada, menfi tespit (borçsuzluğun tespiti) konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Somut olaya gelince; dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının saptanması istemine ilişkin olduğuna göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ve yukarıdaki açıklamaların ışığında ele alınması gerekir.
Dava konusu bonoda davacı keşideci, davalı lehtar olup, ihdas nedeni olarak “nakten” kaydı bulunmaktadır.
Yukarıda da ifade edildiği üzere bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir. Somut olayda davacının nakden kaydını teminat senedi olduğuna ilişkin talilin davalı tarafından doğrulanması karşısında senedin davalı tarafça da talil edildiğinin kabulü zorunludur ve bu durumda TMK’nın 6. ve HMK’nın 191. maddesi uyarınca ispat yükünün davalıda olduğu ve davalının senetten kaynaklanan alacağını ispatlaması gerektiği kabul edilmelidir.
O hâlde açıklanan nedenlerle mahkememizce davalı tarafa trafik kazasından kaynaklı alacağını ispat etmesi için kesin süre verilmiş ancak davalı bu konuda bir delil sunmamıştır. Mahkememizce yapılan değerlendirmede davacının kusuru ile aracın hasarı oluşmuş ise bundan sorumlu olması TBK'nun 49 vd.maddeleri uyarınca kanun gereğidir. Ancak söz konusu kazada davacının kusuru olup olmadığı, kusuru var ise zararın ne kadar olduğu, kaza yapan ve davalının sevk ve idaresindeki aracın kaskosunun bulunup bulunmadığı, kaskodan bedel tahsil edilip edilmediği belli olmadığından ve davalı buna ilişkin kayıtları mahkememize sunmaktan imtina ettiğinden ve mevcut alacağını ispatlamayamadığından davanın kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle:
- Davanın kabulü ile,
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyası ve bu takibe dayanak yapılan 10/04/2022 düzenleme tarihli 15/04/2022 ödeme tarihli 150.000,00 TL bedelli bono sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
-
İİK'nın 72/5. Maddesi uyarınca hüküm kesinleştiğinde davacı yönünden Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takibinin iptaline,
-
İİK'nın 72/5. Maddesi uyarınca icra takibinin davacı yönünden derhal durdurulması amacıyla Kayseri Genel İcra Dairesi'ne müzekkere yazılmasına,
-
492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 10.246,50 TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 2.561,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.685,25 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
-
Adli yardım kapsamında Kayseri 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce yapılan 186,00 TL posta ve tebligat giderinin davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
-
Davacı tarafından peşin yatırılan 2.561,25 TL peşin harç ve 179,90 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.741,15 TL harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
-
Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat gideri gideri 350,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
-
Davalı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
-
6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
10-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, davacı asil, feri müdahil vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.11/01/2024
Katip ***
¸e-imzalı
Hakim ***
¸e-imzalı
TASHİH ŞERHİ
Her ne kadar mahkememizin 11/01/2024 tarihli karar duruşmasının Hüküm kısmının 1 ve 2 nolu bendinde:
"1-Davanın kabulü ile,
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyası ve bu takibe dayanak yapılan 10/04/2022 düzenleme tarihli 15/04/2022 ödeme tarihli 150.000,00 TL bedelli bono sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
- İİK'nın 72/5. Maddesi uyarınca hüküm kesinleştiğinde davacı yönünden Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takibinin iptaline, " denilmiş ise de anılan bentlerde icra dosyasının ... olarak gösterilmesinin sehven yapılan bir hata olduğu anlaşılmakla; hüküm kısmının 1 ve 2 nolu bentlerinin:
"1-Davanın kabulü ile,
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyası ve bu takibe dayanak yapılan 10/04/2022 düzenleme tarihli 15/04/2022 ödeme tarihli 150.000,00 TL bedelli bono sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
- İİK'nın 72/5. Maddesi uyarınca hüküm kesinleştiğinde davacı yönünden Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takibinin iptaline," olarak tashihine ve işbu tashih şerhinin gerekçeli kararın son kısmına eklenmesine karar verildi. 08/02/2024
Katip *** Hakim ***
¸e-imzalı ¸e-imzalı
5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:35