SoorglaÜcretsiz Dene

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/992 E. 2024/135 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/992

Karar No

2024/135

Karar Tarihi

14 Şubat 2024

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***

T.C.

KAYSERİ

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR

**ESAS NO : *****

**KARAR NO : *****

**HAKİM : *****

**KATİP : *****

**DAVACI : *****

VEKİLLERİ : Av.

Av. ***

**DAVALI : *****

VEKİLLERİ : Av.

Av.

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

**DAVA TARİHİ : *****

**KARAR TARİHİ : *****

**KARAR YAZIM TARİHİ : *****

Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili şirket arasında süregelen bir ticari ilişki bulunduğunu, taraflar arasındaki ticaretten doğan muavin hesap dökümünden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin davalı taraftan 57.931,30-TL alacağı olduğunu, davalı tarafından bu borcun ödenmemesi üzerine Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyası ile davalıya karşı icra takibi başlatıldığını, davalının gerçek dışı ve yasal dayanaktan yoksun bir şekilde itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazının tamamen alacağın tahsilini geciktirmek amaçlı olduğundan bahisle davanın kabulü ile Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, dava sonunda müvekkilinin alacağının tahsilinin imkansız hale gelmemesi ve davalının mallarını kaçırıp davayı semeresiz bırakmaması için davalı adına kayıtlı olan taşınır, taşınmaz malları ile üçüncü kişilerde bulunan hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; huzurdaki davanın itirazın iptali davası olduğundan takip talebi ile sıkı sıkıya bağlı bir dava olduğunu, borcun konusunu oluşturan belge ve takip dayanağı belgelerin dava dilekçesi ile genişletilemeyeceğini, bu nedenle muavin defter kaydında görülen tutarın ticari bir uyuşmazlık adına soyut kalacağını, ticari alacakların ispat külfetinin davacı tarafta olduğunu, alacağını yazılı belge ile ispatlaması gerektiğini, takip dayanağı olarak belirtilen muavin defter kaydının süreklilik arz eden ticari ilişkide borcun kaynağı, ne zaman ne şartlarda ödeneceği, vadesinin gelip gelmediği, gelmişse muacceliyet zamanını gibi unsurların anlaşılmasının güç olduğunu, bu sebeple muavin defterinin tek başına borcu ispat etmeye yeterli olmadığını, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, takip konusu alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

YARGILAMA VE GEREKÇE:

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.

6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama Tek Hakim tarafından yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır.

Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada 7251 sayılı kanunla değişik 6102 Türk Ticaret Kanununun 4/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmıştır.

Dava şartı arabuluculuk faaaliyeti kapsamında taraflar görüşmüş ancak anlaşmaya varamamışlardır.

Dava, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.

Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasının uyap kayıtları, tarafların ticari defter kayıtları, vergi dairesi kayıtları ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasında; alacaklının MTC Mermer Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, borçlunun Theia İnşaat Doğal Taş Mimarlık Mühendislik ... Ltd. Şti. olduğu, 57.931,30-TL toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.

İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;

i) İlamsız takip yapılmış olması,

ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,

iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.

Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.

Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır.

Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve *** K. sayılı kararında da değinilmiştir.

Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır.

Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir.

Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.

Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 100 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun’un 101. maddesine göre birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır.

6098 sayılı TBK 102. maddeye göre de kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.

Diğer yandan belirtmek gerekir ki; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukukî sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.

Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümler uygulanamaz.

Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi ise;

“Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır”hükmünü haizdir.

Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.

6102 sayılı TTK m. 21 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.

Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.

Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.

Bu hususlarla birlikte 6100 sayılı HMK’nın "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. Maddesinin incelendiğinde:

"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.

(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.

(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.

(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.

(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklinde düzenleme olduğu görülmektedir.

7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir.

Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK'nun 222/1) Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK'nun 222/4) Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur.

Mahkememizce HMK 222. maddesi uyarınca 03/05/2023 tarihli ön inceleme duruşmasında taraflara uyuşmazlık konusu döneme ilişkin ticari defterlerini sunmak üzere kesin süre verilmiş, davalı tarafça ticari defterler sunulmamıştır.

Dosyaya mübrez 16/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafın ticari defter ve belgelerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin TTK ilgili maddelerine uygun şekilde ve zamanında yapıldığı, kayıt nizamının ve belgelerinin birbirini doğrular şekilde VUK ilgili maddelerine uygun şekilde tutulduğu bu sebeple davacının defter ve belgelerinin kendisi lehine delil olma niteliğine haiz olduğu, davacı ticari defter ve belgelerine göre taraflar arasında ticari bir ilişkinin var olduğu, davacı tarafından davalıya 112.261,30-TL satış faturası ile 2.670-TL vade farkı faturası kesilmiş olduğu, buna karşılık 7.000,00-TL EFT ve 50.000,00-TL çekle tahsilat yapıldığı kayıtlarında mevcut olduğu, davalı tarafından faturalara yapılmış bir itiraz olmadığı, davacının satışa dair sevk irsaliyesi düzenlenmiş olduğu, düzenlenen irsaliyelerin teslim alan tarafından imzalanmış olduğu, irsaliyelerde yazılı miktarların faturalar ile uyumlu olduğu, dosya içerisinde yer alan vergi dairesi kayıtlarına göre 2022 yılında davacı tarafından kesilmiş olan faturanın taraflarca BS ve BA formunda beyan edildiği, gelen yazılarda 2021 yılına ait kayıt olmadığı, davacının ticari defter ve belgelerine göre; icra takip tarihi itibarı ile davacının davalıdan 57.931,30-TL alacaklı olduğu görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir.

Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takip dosyasının muavin kaydına görülen bakiyenin ödenmemesine dayalı olarak açıldığı, alınan bilirkişi raporuna göre taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davalının davacıdan mal ve hizmet aldığı, icra takibine konu muavin kaydına görülen faturaların davacının ticari defter kayıtlarında yer aldığı, davalının ticari defterlerini sunmaktan imtina ettiği, bu nedenle yalnızca davacının ticari defter kayıtları üzerinde inceleme yaptırılabildiği, davaya konu edilen alacak kalemlerinin davacının ticari defterlerinde yer aldığı, taraflarca vergi dairesine BA-BS bildirimlerinin yapıldığı, davalı tarafça dosyaya icra takibine konu faturaların ödendiğine ilişkin ödeme belgesi vs. sunulmadığı görülmekle, davalının Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.

Davalı vekilince icra takibinin muavin kayıtlarına dayalı olarak açıldığı, itirazın iptali davası ile icra takibinin sıkı sıkıya bağlı olması nedeniyle huzurdaki davada fatura ve irsaliye sunulmasının mümkün olmadığını savunulmuş ise de muavin defterinin TTK uyarınca tacir tarafından tutulması gerekli defterlerden olmadığı, muavin defterinin iki tacir arasındaki karşılıklı ödemeleri, faturaları, verdikleri kıymetli evrakları vs kaydettikleri bir defter türü olduğu, muavin defterlerine dayanıldığında bu deftere konu faturalara da dayanılmış kabul edilmesi gerektiği, irsaliyenin ise fatura konusu ürün ya da hizmetin ispatı noktasında delil olarak sunulabileceği, dolayısıyla eldeki davada icra takibine sıkı sıkıya bağlılık ilkesinin ihlali niteliğinde delil sunulmadığı değerlendirilmekle bu savunma yerinde görülmemiştir.

Ayrıca davaya konu edilen alacağın ticari defter kayıtlarıyla sabit ve likit bir alacak olması nedeni ile İİK 67/2 maddesi uyarınca hüküm altına alınan 57.931,30-TL'nin %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

DAVANIN KABULÜ İLE;

  1. Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasında davalının yapmış olduğu itirazın İPTALİ ile asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi işletilmesine,

  2. İİK 67/2 maddesi uyarınca alacağın %20'si tutarında 11.586,26. TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

  3. 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 4.080,25. TL ilam harcından, dava açılışı sırasında tahsil edilen 699,67. TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 3.380,58. TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

  4. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A. 13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00. TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

  5. Davacı tarafın yaptığı 80,70. TL başvurma harcı, 699,67. TL peşin harç, 133,00. TL ihtiyati haciz harcı, 2.000,00. TL bilirkişi ücreti, 706,50. TL posta ücreti olmak üzere toplam 3.619,87. TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  6. 6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,

  7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 17.900,00. TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.

14/02/2024

Katip ***

e-imzalı

Hakim ***

e-imzalı

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapasliyevekilleriİtirazınticaretİptalimahkemesiSatımdan(TicarikayseriKaynaklanan)

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim