Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/856 E. 2023/1160 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/856
2023/1160
21 Aralık 2023
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
**ESAS NO : *****
**KARAR NO : *****
**HAKİM : *****
**KATİP : *****
**DAVACI : *****
VEKİLİ : Av.
**DAVALI : *****
VEKİLİ : Av.
DAVA : İtirazın İptali
**DAVA TARİHİ : *****
**KARAR TARİHİ : *****
GEREKÇELİ KARARIN
**YAZILDIĞI TARİH : *****
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili arasında davalının işletmiş olduğu maden ocağından çıkan ürünlerin nakliyesi konusunda anlaşıldığını, bu anlaşmaya istinaden de müvekkilimiz tarafından kendisine ait araç ile taşıma işlemi gerçekleştirilmiştir. Yapılan işlere karşılık da takibe konu faturaların kesildiğini, üzerine düşen edimi müvekkilinin tamamlamış ancak davalı/borçlu şirket ödemelerini yapmadığını, ilgili faturalar gereğince davalının müvekkiline ödemesi gereken bedellerin gününde ödenmediğini, müvekkilin taleplerine karşın davalının borcunu ödemediğini ve alacağına kavuşamayan müvekkilinin takibe konu alacaklarını tahsil edebilmek için davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ... Esas s ayılı dosyasıyla genel haciz yoluyla takip başlattığını, davalının 07.03.2022 tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, borçlu davalı şahsın 'icra dairesinin yetkisine' ve “tüm borç ve fer’ilerine itiraz ettiğini” bildirmiş ise de; söz konusu fatura ve müvekkil şirkete ait ticari defterler dikkate alındığında görüleceği üzere borcun mevcudiyeti sabit ve itirazın takibi uzatma maksatlı olduğunu, borçlu-davalının ödemelerini tamamlamadığını, borcunu bitirdiğini gösterir herhangi bir belge de ibraz etmediğini, takibin uzaması maksadı ile icra takibine itiraz ettiğini, takibin devamının sağlanması için öncelikle yasa gereği zorunlu olan arabuluculuk süreci işletildiğini, ancak arabulucu tarafından yapılan davete davalı-borçlu tarafından karşılık verilmediğini ve taraflar arasında anlaşma sağlanamadığına dair tutanak tutulduğunu, fazlaya ilişkin tüm hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla borçlunun icra takibine yaptığı haksız ve yersiz itirazının iptaline, takibin devamına, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın -yasada belirlenen şekliyle-%20’sinden az olmamak üzere %40 tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesi ile ileri sürmüş olduğu sebepler hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davanın bütünüyle reddi gerekmekte olduğunu, davacının müvekkilden herhangi bir alacağı bulunmadığını, davacı tarafından bahse konu faturaların bedeli karşılığı iş yapılmadığını, müvekkili şirketin davacıdan böyle bir fayda sağlamadığını, bu hususları davacı tarafın kanıtlayamadığını, müvekkil şirketin muhasebe departmanının hatalı işlemi nedeniyle faturaya itiraz için belirlenen 8 günlük süreyi geçirmiş bulunmaktaysa da tek başına bu husus fatura içeriğinin kabulü anlamına gelmediği gibi faturanın kesinleşmesini de sağlamadığını, asla kabul manasına gelmemekle birlikte davacının, müvekkil şirkete fatura edebileceği bir işin varlığının söz konusu olması halinde mevcut fatura bedeli kadar iş yapılıp yapılmadığı, işin süresinde ve ayıptan ari yapılıp yapılmadığının tespiti ile taraflar arasındaki alacak-borç miktarının bu hususa göre belirlenmesi gerektiğini, bu hususların tamamını davacı ispatlamak zorunda olduğunu, savunarak davanın reddine, davacının icra takibinin konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
HMK’nun 266/1. maddesi gereği bilirkişi incelemesi yaptırılmasına dair *** tarihli celsede karar verilmiş, bilirkişi ...'nin mahkememize sunmuş olduğu 05/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacının 2013-2014-2015 yıllarında davalıya düzenlenen faturaların dökümünün olduğu, yasal defter niteliği olmayan muavin defter dökümü sunduğu görülmektedir. Davalının 2014-2015-2016-2017-2018-2019-2020-2021-2022-2023 yıllarına ait yevmiye-kebir-envanter (2019-2020 yılı envanter defteri başka davalar nedeniyle mahkemeye ibraz edildiği beyan edilmiş ve envanter defteri ibraz edilmemiştir) defterlerinin açılış tasdikinin süresinde yapıldığı, e-defterlerin beratlarının mevcut olduğu kapanış tasdikine tabi yevmiye defterinin süresinde kapanış tasdikinin yapıldığı, defterlerin içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, 2019 ve 2020 yılı defterleri hariç mübrez defterlerin HMK 222/2 ye uygun olduğu tespit edilmiştir. Takip ve davaya konu faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Davacı kayıtlarında (yasal defter niteliği olmayan muavin defter dökümlerinden yapılan tespit) takibe konu faturaların nakit tahsil olarak kayıtlı olduğu (takibe konu edilen faturaların kapalı fatura olarak düzenelendiği), aynı zamanda davalıya düzenlenen tüm faturalar bakımından da davacı alacağının görünmediği, davalı kayıtlarında takibe konu faturalardan sonra yapılan ödemelerin fatura tutarlarından fazla olduğu, ayrıca diğer faturalar ve tüm cari bakımından da davacıya 30.12.2017 itibarı ile herhangi bir borcunun görünmediği tespit edilmiştir. Bu tespitler ile takibe konu faturalar bakımından taraf defterlerine göre davacı alacağının olmadığı tespit edilmiştir." şeklindeki görüşlerini mahkememize bildirmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Davacı dava dilekçesiyle, faturalardan kaynaklı alacaklı olduğunu, davalının ödeme yapmadığını belirterek yapılan takibe itirazın iptali dilemiştir. Davalı ise davanın reddini dilemiştir.
Davaya konu Kayseri Genel İcra Dairesi'ne ait 2019/14455 esas sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede; alacaklısının mahkememize ait işbu dava davacısı, borçlusunun iş bu davanın davalısı olduğu, alacaklı tarafından borçlu aleyhine toplam 81.069,65 üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı, takibin dayanağının 02.03.2014 tarihli, ... numaralı, 07.03.2014 tarihli, ... numaralı, 12.03.2014 tarihli, ... numaralı, 17.03.2014 tarihli, ... numaralı, 29.03.2014 tarihli, ... numaralı, fatura ve ferileri olduğu, ödeme emrinin borçlu tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, borçlunun süresi içerisinde takibe itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği ve 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür.
HMK'nın 222. maddesi uyarınca, tarafların ticari defterlerinin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın yukarıda belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ise ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.
Somut olayda mahkememizce ticari defterleri incelenmiş, alınan bilirkişi raporunda davacı defterlerinde dava konusu faturaların kapalı fatura olduğu ve nakit olarak tahsil edildiği, davalı defterinde ise fatura miktarlarından fazlaca ödeme olduğu tespit edilmiştir. Somut olayda davacı ticari defterleri kendi aleyhinde delil teşkil ettiğinden ve fatura bedeli ödenmediğini ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı yemin deliline dayandığından ilgili delil hatırlatılmış davalı şirket yetkilisi davacıya borcu olmadığını beyan ettiği görülmüştür.
Kötü niyet tazminatı talebine ilişkin değerlendirilmede:
İcra İflas Kanunun 67/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasının kısmen veya tamamen reddi halinde, borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötü niyet tazminatı olup, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötü niyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötü niyetli değilse aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilemez. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2018/6546 E., 2019/7768 K. Sayılı ilamı)
Öğretide ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir.
Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir.
Hemen belirtilmelidir ki, alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İİK’nın 67. maddesi anlamında ‘haksız’ ise de, ‘kötü niyetli’ olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.06.1980 tarihli ve *** K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Başka bir ifadeyle; İİK’nın 67/2. maddesi hükmüne göre, itirazın iptali davasının davalı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davalı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalı(borçlu)’nun üzerindedir.
Açıklanan gerekçeler ışığında, dava yönünden davacı kötü niyetli görülmediğinden ve bu hususun davalı tarafından ispatlanamaması sebebi ile davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle:
-
Davacının davasının reddine,
-
Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
-
492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 269,85 TL harcın davacı tarafından 997,41 TL harçtan mahsubu ile artan 727,56 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
-
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A. 13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
-
Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına,
-
AAÜT'ye göre hesap edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
-
6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
-
Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, davacı vekili ve davalı şirket yetkilisi ve vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/12/2023
Katip ***
¸e-imzalı
Hakim ***
¸e-imzalı
5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:49