İzmir BAM 6. HD 2024/267 E. 2024/105 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2024/267
2024/105
25 Ocak 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO : 2024/267
KARAR NO : 2024/105
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/12/2023
ESAS NO : 2023/781
KARAR NO : 2023/700
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :SÖKE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ :14/09/2023
ESAS NO :2022/256
KARAR NO : 2023/201
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ :25.1.2024
GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 25.1.2024
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi ile Söke 2. Asliye Hukuk arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yeri belirlenmesi yoluyla giderilmesi Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından talep edilmekle dosya kapsamı incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Dava, rücuen alacak istemine ilişkindir.
Davanın açıldığı Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davalının kendisine ait aracı kiralama işinde kullandığını, davacının da sigorta şirketi olduğundan uyuşmazlığın ticari nitelikte olduğu gerekçesi ile Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir. Dosyanın gönderildiği Aydın Asliye Ticaret Mahkemesince de, her iki tarafın tacir olmadığı, davanın da ticari dava olmadığı gerekçesi ile karşı görevsizlik kararı verilmiştir.
- HMK'nun 2. Maddesinde "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.",
HMK'nun 21. Maddesinde "(1) Aşağıdaki hâllerde, davaya bakacak mahkemenin tayini için yargı yeri belirlenmesi yoluna başvurulur: a) Davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin davaya bakmasına herhangi bir engel çıkarsa. b) İki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesi konusunda bir tereddüt ortaya çıkarsa. c) İki mahkeme de görevsizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse. ç) Kesin yetki hâllerinde, iki mahkeme de yetkisizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse.",
HMK'nun 22. Maddesinde "(1) Yetkili mahkemenin bir davaya bakmasına herhangi bir engel bulunduğu yahut iki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesinde tereddüt ortaya çıktığı takdirde, yetkili mahkemenin tayininde, ilk derece mahkemeleri için bölge adliye mahkemelerine, bölge adliye mahkemeleri için Yargıtaya başvurulur. (2) İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir. "şeklinde düzenlemeler mevcuttur.
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi ile Söke Mahkemeleri arasında yalnızca ticari davalar bakımından yargı çevreleri aynı olduğu, ticari olmayan davalarda ise Söke Asliye Hukuk Mahkemesi ile aynı yargı çevresine tabidir. Aydın Asliye Ticaret Mahkemesince kendi yargı çevresinde olan Söke Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, kendi yargı çevresinde olmayan Söke 1. Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı vermiştir. Aydın Asliye Ticaret Mahkemesince, görevsizlik aynı zamanda da yetkisizlik kararı verilmiş, bu karar kesinleşmiştir. Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesince hüküm kısmında görevsizlik kararı verildiği yazılmış ise de, teknik anlamda yetkisizlik kararı verilmiştir. Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesince de verilen karar taraf vekillerine tebliğ edilip, kanun yoluna başvuru olmadığından bu karar da kesinleşmiştir. Bu durumda iki mahkemenin de esası kapatılıp dosyadan el çekildiğinden dosyanın sürüncemede kalmaması için yargı yeri belirleme gerekliliği doğmuştur. Asliye Hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemeleri kararları ile birbirlerine görevsizlik kararı verdiklerini belirttiklerinden mahkemeler arasında öncelikle görev uyuşmazlığı olduğu kabul edilerek görev yönünden yargı yeri belirlemesi yapılmıştır.
- TTK'nun 1472.maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nun 1472.maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E., 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir.17.01.1972 tarih ve 1970/2 E. . 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün defilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44. maddesine (TBK m.52) de dayanabileceği;doğal olarak sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.
Diğer taraftan, 3 Temmuz 1944 tarihli ve 5746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarih ve 37 E. - 9 K. sayılı kararına göre de "Sigortacının sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir salâhiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği dâvada hukuk mahkemesine başvurması gerekir." şeklindedir.
Somut olayda; Dava rücuen alacak istemine ilişkindir. Dava dışı sigortalı gerçek kişiye ait özel araç trafikte seyrederken davalıya ait aracın çarpması sonucu oluşan zarar dava dışı sigortalıya ödendiğinden, yapılan ödemenin zarara sebep olan davalıdan rücuen tahsili istemli olarak dava açılmıştır. Eldeki uyuşmazlık sigorta poliçesinden kaynaklanmamaktadır. Bu durumda, dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki ilişkiye bakılması gerekir. Dava dışı sigortalı ile davalı arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı trafik kazasına bağlı kaynaklanan haksız fiilden kaynaklanan alacak, tazminat ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır. Haksız fiilden kaynaklanan rücuen alacak davasının Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir. (İzmir BAM 6. Hukuk Dairesi 2023/2960-2118, 2023/1274-2292, 2023/1273-2296 E/K)
Açıklanan nedenlerle Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 21.ve 22. maddeleri gereğince Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
Dosyanın yargı yeri belirlenmesi talep eden mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-c maddesi uyarınca temyiz kanun yolu kapalı olmak üzere 25.1.2024 günü oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38