İzmir BAM 4. HD 2021/1839 E. 2024/933 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2021/1839
2024/933
16 Nisan 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1839
KARAR NO : 2024/933
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2019/416 Esas - 2021/81 Karar
KARAR TARİHİ : 02/02/2021
DAVA : Alacak (Geçersiz sözleşmeden kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 16/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/04/2024
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, davalı/davacı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile davalı ... arasında 16/01/2016 tarihli bir ortaklık sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeyle ...... Ltd. Şti'nin %10 hissesinin 100.000,00-TL karşılığında müvekkiline devrinin kararlaştırıldığını, ayrıca sözleşme içeriğinde hisse bedelinin yarısı olan 50.000,00 TL'nin ödendiğinin belirtildiğini ve kalan 50.000,00-TL'nin de 01/02/2017 tarihinde kadar ödenmesinin öngörüldüğünü, 50.000,00-TL'yi sözleme öncesi nakden ödeyen müvekkilinin bakiyesini de babası ...'dan borç olarak davalıya nakden ödediğini, davalı ...'in buna karşılık 25/01/2017 tarihinde kalan 50.000,00-TL'yi de aldığına dair notu asıl sözleşme üstüne el yazısıyla yazarak müvekkilini ibra ettiğini, müvekkilinin bu sözleşmeye istinaden şirket ortağı olduğunu düşündüğünden ayrıca davalı ... tarafından kendisine bildirilen davalı şirketin borçlu olduğu İzmir 27. İcra Müdürlüğünün 2017/17871 sayılı dosyasına 9.500,00-TL ödeme yaptığını, bunun üzerine payın kendisine devredilme işlemlerinin başlatılacağını düşünen davacı müvekkilinin birkaç ay sonra durumu kontrol etmek için davalıyla görüştüğünü, davalının devir işlemlerini bugüne kadar yapmadığını, bu nedenlerle davacının 16/01/2017 tarihli sözleşme kapsamında ödediği 100.000,00-TL'nin faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan ve İcra Müdürlüğüne ödenen 9.500,00-TL'nin faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalılar yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLER:
Sözleşme, İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2017/17871 sayılı dosyası, ticaret sicil kaydı ile tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; taraflar arasında düzenlenen "Ortaklık Sözleşmesi" başlıklı sözleşmede davalı ...'ne ait olarak faaliyet gösteren ... Merkezi'nin %10 hissesinin davacıya devredileceğini, buna karşılık davacının davalıya 50.000,00TL'si peşin ve 50.000,00TL'Si 01/02/2017 tarihine kadar olmak üzere toplam 100.000,TL ödemede bulunacağının düzenlendiğini davacı taraf dava dilekçesinde TTK'nun 595. Maddesine dayanmış ise de taraflar arasında düzenlenen sözleşmede davalı şirketin hisselerinin devrinden ziyade şirkete ait rehabilitasyon merkezinin %10 hissesinin devredileceği düzenlenmiş olup bu haliyle sözleşmenin limited şirketin işletmekte olduğu bir işletmenin hissesinin devri sözleşmesi niteliğinde olduğunu, limited şirketin hisselerinin değil şirketin işletmekte olduğu işletmenin hisselerinin devri düzenlendiğinden davacı iddiasının aksine sözleşmenin geçerlilik şartlarını sağladığını, sözleşme metninden ve sözleşmeye sonradan eklendiği anlaşılan ödeme kaydından davacının sözleşme kapsamında üzerine düşen 100.000,00TL nakit para ödemesi şeklindeki edimini yerine getirdiğini, dosyaya sunulan sözleşme metninden davacının sözleşmenin düzenlenme anında 50.000,00TL ödeme yaptığını, yine sözleşmenin alt kısmında yer alan "25/01/2017 tarihinde ödenmesi gereken 50.000,00TL(Ellibin Türk Lirası) ...'dan alınmıştır." kaydı ile bakiye 50.000,00TL'nin de davalıya verildiğinin anlaşıldığını, davalı tarafça sözleşme metnine yönelik herhangi bir cevap ve itiraz sunulmamış olup bu haliyle davacının iddiasını ispatlamış olduğunun değerlendirildiğini, davacı tarafından davalı ... Şti'in İzmir 27.İcra Dairesi'nin 2017/17871 Esas sayılı takip dosyasında takibi yapılan borcuna istinaden 9.500,00TL ödeme yapıldığını, bunun da şirket ortağı olduğu inancı ile yapıldığının ileri sürüldüğünü, davalı tarafça bu hususta da bir cevap sunulmadığını, dosyaya sunulan 01/02/2018 tarihli dekont örneğinde davalının borçlu olduğu dosyaya istinaden ödeme yapıldığının görüldüğünü, icra dosyasına dekont tarihinde alacaklı vekili Av....'ın haricen tahsil beyanında bulunduğunu, her iki delilin birlikte değerlendirilmesinden davalı şirketin borcunun davacı tarafından ödendiğinin kabulü gerektiğini, davacı tarafından pay devri alacağına ilişkin dava hem şirket ortağına hem de şirkete yöneltmiş ise de sözleşme metninde sözleşmenin tarafı olarak ... bulunduğunu, sözleşme metninin altında tek imza bulunduğu da gözetildiğinde sözleşme üzerinde davalı şirketin kaşesinin bulunuyor olması tek başına davalı şirketin de sözleşmenin tarafı haline getirmeyeceği değerlendirildiğini, bu nedenle 100.000,00TL'lik pay devrine istinaden yapılan ödemenin iadesi yalnızca davalı ...'den talebinin mümkün olduğu değerlendirildiğini, davacı tarafından İzmir 27.İcra Dairesi'nin 2017/17871 Esas sayılı dosya borcuna istinaden dava dışı alacaklıya yapılan ödemenin şirket adına yapıldığını, davacının şirket ortağı olduğu inancı ile bu ödemeyi gerçekleştirdiğinin ileri sürüldüğünü, sözleşme içeriği ve diğer dosya kapsamına uygun düşen bu iddianın aksine bir delil sunulmadığı gözetilerek ödenen paranın davalı şirketten sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde talep edilebileceği anlaşılmakla davanın kabulüne davacı tarafından davalı ...'e ödenene 100.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, İzmir 27.İcra Dairesi'nin 2017/17871 Esas sayılı dosyası borcu için ödenen 9.500,00-TL'nin ...'nden alınarak davacıya verilmesine, alacak miktarına dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, Davalı ... yönünden pay devrine yönelik davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...'in, şirketi münferiden temsil yetkisiyle hareket ederek ve şirket kaşesini kullanarak davaya konu sözleşmeyi şirketi temsilen imzaladığını, davalı ... ile müvekkil arasında imzalanan sözleşmenin şirket açısından da bağlayıcı olduğunun kabulü gerekmektiğini, ilk derece mahkemesi'nin gözden kaçırdığı bir diğer hususun da ...'in ... Limited Şirketi'nin kuruluşundan beri tek yetkili temsilcisi olup, şirket adına imza yetkisini haiz olduğundan bahisle davalı ... yönünden pay devrine yönelik davanın pasif husumet yokluğundan reddine yönelik hükmün ortadan kaldırılarak davanın müteselsil ve müşterek sorumluluk nedeniyle davalı şirket yönünden de kabulüne, müvekkili ... tarafından 16/01/2017 tarihli sözleşme kapsamında ödenen 100.000 TL'nin faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak taraflarına ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; adil yargılanma hakkının gereği olarak tebligatların avukata yapılması gerektiğini, hal böyle olunca davalı asillere yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, bu nedenle davaya karşı savunmalarını sunamadıklarını ve yargılamanın adil bir şekilde yürütülmediğini, bu sebeplerle davanın yeniden görülmesi gerektiğini, davacının müvekkil şirketin %10 pay hissesinin kar ve zararına sermaye arttırımı usulüyle ortak olmak istediğini, nihayetinde taraflar arasında adi yazılı sözleşme imzalandığını, taraflar, kanunen sözleşmenin noter onaylı olması gerektiğini bilmediklerinden, ortaklık ilişkisinin kurulmuş olduğu saikiyle ticari birlikteliklerine devam ettiklerini, ortaklık ilişkisi devam ederken müvekkili şirket ile davacı arasında iş ilişkisinden kaynaklanan bir anlaşmazlık doğduğunu; davacının ortaklığı bitirme arzusunun bu anlaşmazlıktan sonra başladığını, her ne kadar dava dilekçesinde "tüm girişimlere rağmen resmi ortaklık kurulamamış olması" hususunu müvekkil ... tarafından yerine getirilmediği iddia olunsa da bu durum gerçeği yansıtmadığını, dürüstlük kuralına aykırılık oluştuğunu, zira ortaklığın resmi olarak kurulması adına davacı tarafın samimi olmadığını, davanın istem kısmında belirtilen 100.000,00 TL'nin faiziyle iadesi talebinin hakkaniyetle örtüşmediğini, zira ortaklık sözleşmesinde de belirtildiği üzere ortaklık, kar ve zarar üstüne kurulduğunu, ortaklık sürecinde davacıya, şirketin masraflarının yanında davacının kendi düğününün yapılmasına kadar hatırı sayılır miktarda ödeme yapıldığını, dolayısıyla 100.000,00 TL'nin tamamının davacının hakkı olduğu yönündeki hükmün sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, Ortaklık sürecinde kar ve zarara ortak olunduğu için davacının iddia ettiğinin aksine İzmir 27. İcra Müdürlüğünün 2017/17871 sayılı dosyasına yapılan 9.500,00 TL tutarındaki ödeme de bu ortaklık ilişkisi içerinde şirketin karından ödendiğini, sadece ödemeyi yapan şahıs olarak davacının gözüktüğünü savunarak davanın reddine karar verilmesini gerektiğini savunmuştur.
İSTİNAFA CEVAP :
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ilk derece Mahkemesi tarafından yapılan tebligatların usulüne uygun olduğu ve yargılama süresince taraf teşkilinin usulüne uygun bir şekilde sağlandığını, davalıların usule yönelik itirazlarının yargılamayı uzatmaya yönelik olduğunu, müvekkilinin sözleşme gereği 100.000,00 TL ödeme yaparak sözleşmeden kaynaklanan edimini ifa etmiş olmasının kendisinin ortaklığı bitirme gibi bir isteği olmadığını açıkça gösterdiğini, taraflar arasındaki ortaklık sözleşmesine istinaden davalı ... tarafından kendisine bildirilen, davalı şirketin borçlu olduğu İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2017/17871 sayılı dosyasına 9.500,00 TL ödeme yaptığını, şirketin kârından değil; bizzat müvekkil tarafından yapıldığını savunarak istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini istemiştir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık Limited şirket hissesinin geçersiz satışı nedeniyle ödenen bedelin ve şirket borcu için başlatılan takip için ödenen paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre faizi ile birlikte iadesi istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne kısmen (pasif husumet yokluğundan)reddine karar verilmiş bu karara karşı davacı vekili ve davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357. Maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz, maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.
Davalılar vekilinin yargılama usulüne ilişkin istinaf istemlerinin öncelikle incelenmesi gerekmektedir. Dava dilekçesinin davalı gerçek kişi ve şirkete ayrı ayrı usulüne uygun tebliğ edilmiş olması, davalılar vekilinin davadan önce yürütülen arabuluculuk faaliyetinde davalıları temsil etmiş olmasının Tebligat Kanunu madde 11 hükmündeki vekile tebliğ düzenlemesi kapsamında olmaması, anılan düzenlemenin dava dosyasında vekil ile temsil halleri için uygulama alanı bulunması nedeniyle, davalı asillere tebliğ yapılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, davalılar vekilinin bu hususa ve adil yargılanma hakkının ihlaline değinen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Bilindiği üzere, limited şirketlerde sermaye payının devrine ilişkin usul 6102 sayılı TTK Madde 595 hükmünde "(1) Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir" şeklinde düzenlemiştir. Yasada belirtilen şekil şartına uygun olmayan sözleşmeler geçersizdir.
6098 sayılı TBK madde 77 hükmüne göre, haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.
Geçersiz sözleşmeye göre bir bedel ödenmiş ise, Yargıtay'ın 10.07.1940 tarih ve 2/77 Sayılı İBK'na göre, taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca isteyebilirler. Bu sözleşmeler geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz.Herkes aldığını iade etmekle yükümlüdür.
Ayrıca, 4721 Sayılı T.M.K 'un 6. maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispat etmekle yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer.
Somut olayda, davalı şirketin hissedarlarının davalı ... ve dava dışı ..., şirket temsilcisinin davalı ... olduğu, 16/01/2016 tarihli davacı ve davalı ... imzalarını (şirket kaşesi ile birlikte) taşıyan ORTAKLIK SÖZLEŞMESİ başlıklı belgede şirketin %10 hissesinin kar ve zararına davacıya devri konusunda anlaşıldığı, 50.000 TL peşin ve sözleşme altına işlenen şerhe göre bakiye ödenmesi gereken 50.000 TL 25/01/2017 tarihinde olmak üzere toplam 100.000 TL’nin davacı tarafça ödendiği, hisse devrinin ise resmi şekilde gerçekleşmediği görülmektedir.
Her ne kadar ilk derece mahkemesince sözleşme konusunun şirket hisse devri değil, işletme hisse devri olduğu, bu nedenle geçerli bir sözleşme olduğu kabul edilmiş ise de; sözleşme metni içeriğinden sözleşme tarihinden itibaren sözleşmede geçen işletme (kurum) ile sınırlı olmaksızın şirket borçlarından da hisse oranı ile sorumluluğunun düzenlenmiş olması ve yargılama safahatindeki taraf beyanları karşısında devir iradesinin şirket hissesine ilişkin olduğu anlaşıldığından, adi sözleşme ile yapılan devrin geçersiz olması nedeniyle mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi dosya kapsamına uygun bulunmamıştır.
Öte yandan, davacının geçersiz sözleşme uyarınca ödendiği sabit olan 100.000 TL’nin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği iadesini talep hakkı bulunduğu açıktır. Davalı gerçek kişi ticaret sicil kayıtlarına göre, sözleşme tarihinde hem şirket ortağı hem de şirketi münferiden temsile ve ilzama yetkili kişi olup, sözleşmedeki imzasında şirket kaşesi de bulunmaktadır.
6098 Sayılı HMK madde 40 hükmüne göre, yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar.Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları kendisine ait olur. Ancak, karşı taraf bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor ya da hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması farksız ise, hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur. Diğer durumlarda alacağın devri veya borcun üstlenilmesine ilişkin hükümler uygulanır.
Sözleşme metni davacının %10 şirket ortağı kılınması yönünde bir anlaşma şeklinde olup, davalı ...'e ait şirket hissesinin devri hususunda açık bir ifade bulunmadığı gibi, davalı tarafça şirket kaşesi üzerine tek imza ile kurulan akdin tarafının şirket olduğu, davalı gerçek kişinin şirket temsilcisi sıfatıyla hareket ettiği, ödeme kaydının dahi şirket kaşesi ve temsilci imzası ile işlendiğinin anlaşılmasına göre; husumetin sözleşmenin tarafı olan şirkete yöneltilmesi, davalı temsilciye yöneltilen talebin ise husumet yokluğundan reddi gerekmektedir. Hal böyleyken, ilk derece mahkemesince sözleşmenin tarafının davalı gerçek kişi olduğuna, şirkete husumet yöneltilemeyeceğine dair kabulünün dosya kapsamı, sözleşme metni ve yasal düzenlemeye uygun olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin şirkete ilişkin red kararına yönelik istinaf nedenlerinin bu yönden, davalı vekilinin ... yönünden verilen kabul kararına yönelik istinaf nedenlerinin de husumet yönünden yerinde olduğu değerlendirilmiştir.
Diğer yandan şirket ve temsilci aleyhine İzmir 27 İcra Müdürlüğünün 2017/7871 takip sayılı dosyasında başlatılan takip borcu için davacı tarafça kendi hesabından ödendiği dekont ve takip dosyası kapsamından anlaşılan 9.500 TL’nin de davalı şirketin bu miktar borçtan kurtulmuş olması itibariyle sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği iadesini talep imkanı bulunduğu açık olup, ilk derece mahkemesince davalı şirket borcu için ödenen paranın iadesi isteminin kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından , davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri kabul edilmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacı vekilinin davalı şirket yönünden verilen red kararına yönelik ve davalı vekilinin ... yönünden verilen kabul kararına yönelik istinaf nedenleri dışındaki tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine, davacı vekilinin davalı şirket yönünden verilen red kararına yönelik ve davalı vekilinin ... yönünden verilen kabul kararına yönelik istinaf nedenleri yerinde görüldüğünden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-2) bendi uyarınca bu hususlardaki istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kabul edilen istinaf nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek suretiyle;
-
Davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan REDDİNE,
-
Davalı ... aleyhine açılan davanın KABULÜ ile 100.000,00. TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'nden alınarak davacıya verilmesine,
-
İzmir 27.İcra Dairesi'nin 2017/17871 Esas sayılı dosyası borcu için ödenen 9.500,00. TL'nin ...'nden alınarak davacıya verilmesine, alacak miktarına dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine dair karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davacı vekilinin davalı şirket yönünden verilen red kararına yönelik ve davalı vekilinin ... yönünden verilen kabul kararına yönelik istinaf nedenleri dışındaki tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b. 1) bendi uyarınca istinaf başvurularının ESASTAN REDDİNE,
-
Davacı vekilinin davalı şirket yönünden verilen red kararına yönelik ve davalı vekilinin ... yönünden verilen kabul kararına yönelik istinaf nedenleri yerinde görüldüğünden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b. 2) bendi uyarınca bu hususlardaki istinaf başvurularının KABULÜNE,
-
İlk Derece Mahkemesi olan İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/416 Esas 2021/81 Karar sayılı 02/02/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
-
Düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle;
a)Davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan REDDİNE,
b)Davalı ... aleyhine açılan davanın KABULÜNE,
c)100.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'nden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
ç)İzmir 27.İcra Dairesi'nin 2017/17871 Esas sayılı dosyası borcu için ödenen 9.500,00-TL'nin ...'nden alınarak davacıya verilmesine, alacak miktarına dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
d)Davacı tarafından peşin yatırılan 1.869,99 TL'nin alınması gereken 7.479,94 TL karar ve ilam harcından mahsubuyla, eksik kalan 5.609,95 TL harcın davalı ... Şirketinden alınarak Hazineye gelir kaydına, mahsubuna karar verilen 1.869,99 TL harcın davalı ... Şirketinden alınarak davacıya verilmesine, (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla)
e)Davacı tarafından yapılan 234,20 TL yargılama giderinin, davalı ... Şirketinden alınarak davacıya verilmesine,
f)Davalılar tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
g)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince; kabul edilip hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı ... Şirketinden alınarak davacıya verilmesine,
h)Davalı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince; reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak alınarak bu davalıya verilmesine,
ı)Dava şartı arabuluculuk kapsamında Hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı ... Şirketinden alınarak Hazineye gelir kaydına, bu hususta ilk derece mahkemesi tarafından harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, (daha önce yazılan harç tahsil müzekkeresi varsa tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla)
-
Davacı tarafından peşin yatırılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının mahsubuyla Hazineye gelir kaydına, 1.869,99 TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine,
-
Davalı ... tarafından peşin yatırılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının mahsubuyla Hazineye gelir kaydına, 1.870,00 TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davalıya iadesine,
-
Davacı tarafından yapılan 92,50 TL istinaf yargılama giderinin davalı ... Şirketinden alınarak davacıya verilmesine,
-
Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine,
-
Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi'nce yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 16/04/2024 tarihinde, 6100 Sayılı HMK'nun 362. Maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01