İzmir BAM 4. HD 2021/1395 E. 2024/676 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2021/1395
2024/676
11 Mart 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1395
KARAR NO : 2024/676
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2019/413 ESAS 2021/155 KARAR
KARAR TARİHİ : 23/03/2021
DAVA : Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ : 11/03/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/03/2024
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1(b-1/son) cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
TARAFLARIN İDDİA, SAVUNMA İLE YARGILAMA SÜRECİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 27.07.2017 tarihinde, ... ... İlçesi ... Sokak Evka-2’de yapılan kaldırım kazı çalışmaları sırasında davalı tarafından müvekkili şirkete ait yer altında 3 gözlü kanal ve içerisinde yer altı kabloları koparılarak telefon hatlarının kesilmesine sebep olunduğunu, Çiğli Emniyet Müdürlüğü tarafından Görgü-Tespit ve Araştırma tutanağı tutulduğunu, Aykome Yönetmeliği’ne aykırı olarak yapılan kazı çalışması sebebiyle müvekkili şirketin zarar gördüğünü, müvekkili şirketten usulüne uygun şekilde gözlemci talebinde bulunulmadığını ve kazı çalışmaları sırasında gerekli dikkat ve özenin gösterilmediğini, müvekkili şirketin kablolarına ve telefon hatlarına verilen hasar sebebi ile tam kusurlu olduğunu ileri sürerek, 12.021,25 TL zararının 27.07.2017 olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmediklerini, dava tarihi itibariyle talebin zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin davacının iddia ettiği yerde çalışması olmadığından, davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, 2016/490016 İKN’lı ihale ile, “İzmir 1. bölgedeki cadde ve sokaklarda küçük ve orta ölçekli bakım onarım yapılması işi”nin yüklenici ... Şti.’ne ihale edildiğini, İzmir İli sınırları dahilinde bulunan Bergama, Dikili, Kınık, Aliağa, Foça, Menemen, Çiğli, Karşıyaka, Bayraklı İlçelerinde bakım onarım yapılması çalışmalarını üstlenen yüklenici ... Şti.’nin işi tek başına kendi işçileri ile yaptığını, müvekkili şirketin işçilerinin çalışmadığını, davacının kaldırım bakımı sırasında zarar gördüğünü iddia ettiği kabloların davacı tarafça ilim ve fen kurallarına uygun şekilde yerleştirilip yerleştirilmediğinin irdelenmesi gerektiğinden bahisle davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sonucu verilen kararda özetle; Dosya içine alınan tüm deliller değerlendirildiğinde, kazı çalışmasının davalı tarafından yapıldığı, davalının çalışmaları sırasında davacıya ait telefon kablosuna zarar verdiği, zarar miktarının talep edilen miktarının talep edilen miktardan fazla olduğu, taleple bağlılık ilkesi gözetilerek 12.021,25 TL zararın istenebileceği, davalıdan zararın gerçekleştiği tarihten itibaren faiz isteminin yerinde olduğu, sonuç ve kanaatine varılmış davanın kabulüne 12.021,25-TL'nin 27/07/2017 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
D E L İ L L E R :
Hasar Tespit Tutanağı, Görgü ve Tespit Tutanağı, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını gösterir araştırma tutanakları, tüm dosya kapsamıdır.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşme ve şartnamelerde yüklenicinin sorumlulukları arasında 3. Kişilerin uğradığı zararlar da bulunduğunu, bu zararlardan tümüyle yüklenicinin sorumlu olduğu gerek genel hukuk kuralları gerekse müvekkil şirket ile ... İnşaat arasında akdedilen sözleşme hükümleri ile sabit olduğunu, dosya kapsamından iddia olunan zarara yüklenici firmanın sebep olduğu da yaklaşık delillerle dahi ispatlanamadığı, davacı iddia ettiği zararı ispatla yükümlü olup dosya kapsamı göz önüne alındığında davacı tarafın dava dilekçesine iddiayı ispattan yoksun tek taraflı tutulan bir tutanak ibraz ettiği, bunun dışında herhangi bir delil sunmadığı dosya kapsamıyla sabit olduğunu, ancak davacı şirket çalışanları tarafından tek taraflı olarak tutulan bu tutanağın iddiaların ispatında delil kabul edilmesi mümkün olmadığını, davacı tarafın iddia olunan zararın müvekkil şirket çalışmaları nedeniyle meydana geldiğini ispat etmesi gerekmektedir.
davacı yanın kaldırım bakımı sırasında zarar gördüğünü iddia ettiği kabloların davacı tarafça ilim ve fen kurallarına uygun şekilde yerleştirilip yerleştirilmediği hususu da bu dosya kapsamında irdelenmemiş olup eksik inceleme söz konusu olduğunu, gayet davacı tarafça kablolar gerekli derinliğe döşenmiş olsaydı son derece yüzeyde yapılan kaldırım çalışması nedeniyle bu kabloların zarar görmesi mümkün olmayacağı, bu hususun irdelenmeden zararın tahsiline karar verilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kararın bu nedenle kaldırılması gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte dava tarihi itibariyle davacının talepleri zamanaşımına uğramış olup, davanın zamanaşımı nedeniyle de reddini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP :
Davacı taraf istinafa cevap vermemiştir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık, kaldırım çalışmaları sırasında yapılan kazıdan kaynaklı yer altı kablolarına verilen zararın tazmini isteğine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357. Maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz, maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere, 6098 Sayılı TBK. 49 maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Somut olayda, davalı şirket tarafından İzmir Çiğli İlçesinde dava dışı ... Şti ne yaptırılan bakım onarım çalışmaları sırasındaki kazılar nedeniyle davacıya ait yer altında bulunan üç gözlü kanal ve içerisinde bulunan yer altı kablolarının koparılmak suretiyle zarara uğradığı polis memuru ile bekçi tarafından olay mahallinde düzenlenen 27/07/2018 tarihli mala zarar verme tutanağı, hasar tespit raporu içeriğinden anlaşıldığına göre; davacının zararından davalının kural olarak sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık görülmediğinden, davalı vekilinin sorumluluğa değinen istinaf nedenleri yerinde değildir.
Keza, üstlendiği işi dava dışı ... Şti şirketine ihale ile devretmesi, işin yapımı sırasında üçüncü kişilere verilen zarardan davalının sorumlu olmayacağı sonucunu doğurmaz. Bilakis davalı iş sahibi olarak, ihale ile işi üstlenen şirket ile birlikte zarardan TBK un 61 inci maddesi uyarınca müteselsilen sorumlu olacağından, davalı vekilinin husumete değinen tüm istinaf nedenleri hukuka uygun bulunmamıştır. Nitekim, bu şirket ile davalı arasındaki sözleşme hükümleri iç ilişkide rücu kapsamında önem ifade ettiğinden davacı bakımından sonuca etkili değildir.
Ayrıca, hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi gereğince maddi tazminatın kapsamı gerçek zarar ile sınırlıdır. Mal varlığına yönelik haksız eylemlerde gerçek zarar, mal varlığının haksız eylemden önceki durumuna gelmesi, bir başka anlatımla haksız eylem meydana gelmemiş olsa idi ne durumda olacak ise o duruma getirilmesi için gerekli olan tutardır. Bu durumda, mal varlığında meydana gelen fiili eksilmenin yanında haksız eylem meydana gelmese idi mal varlığın olacağı durumdur.
Bu kapsamda, davacının, davalının haksız eylemi nedeniyle uğradığı ve gerçek zarar kalemi olan onarım için kullanılan malzeme, işletme zararı, ek olarak ödenmiş işçilik giderlerinin ödetilmesini isteme hakkı vardır. Eldeki davada, 17/03/2020 tarihli iki kişilik uzman bilirkişi kurulu tarafından yöntemine uygun olarak düzenlenen rapor içeriğine göre, davacının malzeme, işçilik, nakliye kdv ile işletme zararı olmak üzere haksız eylem tarihi itibariyle 12.055,05 TL gerçek zararı olduğu belirlendiğinden, bu rapor esas alınarak karar verilmesinde usule aykırılık görülmediğinden, davalı vekilinin bu hususa değinen istinaf istemi de dosya içeriğine uygun bulunmamıştır.
Davalı vekilinin zaman aşımı yönünden savunmasına gelince, 6098 Sayılı TBK'nun 72.maddesinde göre; haksız eylemden doğan zararın tazminine ilişkin davalar zarar görenin zararı ve zarar vereni öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız eylem tarihinden itibaren 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
07/06/2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun dava şartı olarak Zorunlu Arabuluculuk müessesesinin yasanın 5. Bölümünde madde 18/A ve 18/B hükümlerinde özel ve detaylı olarak düzenlendiği, bu bölümde madde 18/A fıkra 15 hükmünde " Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez". fıkra 20 hükmünde ise "Bu bölümde hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu Kanunun diğer hükümleri uygulanır" denilmek suretiyle zorunlu arabuluculuk hükümlerinin yasanın tüm arabulucuk faaliyetlerine uygulanacak genel hükümlerinden ayrı olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.
Eldeki davada, davanın niteliği gereği zorunlu arabuluculuk kapsamında kaldığı; taraflar arasında arabuluculuk görüşmelerinin başladığı 23/07/2019 tarihinden sona erdiği 29/08/2019 tarihine kadar zaman aşımı süresinin durduğu,29/08/2019 tarihinden itibaren tekrar işlemeye başlayan iki yıllık zaman aşımı süresinin son günü olan 02/09/2019 tarihinde eldeki davanın açıldığı anlaşıldığından, davalı vekilinin zamana aşımı savunmasının da dosya içeriğine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
-
Davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b. 1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Davalı tarafından peşin yatırılan 162,10 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 205,30 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 821,17 TL'den mahsubuyla, bakiye 615,87 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
-
Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
Artan gider avansının yatıranlara iadesine,
-
Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. Maddesi (1-a) bendi uyarınca 11/03/2024 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39