İzmir BAM 4. HD 2021/1697 E. 2024/502 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2021/1697
2024/502
26 Şubat 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1697
KARAR NO : 2024/502
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2018/1382 Esas - 2021/262 Karar
KARAR TARİHİ : 18/03/2021
DAVA : Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ : 26/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 26/02/2024
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1(b-1/son) cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
TARAFLARIN İDDİA, SAVUNMA İLE YARGILAMA SÜRECİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 17.11.2015 tarihinde ... hakimiyetindeki araçta yolcu olarak bulunmakta iken, Seferihisar ilçesinden Menderes ilçesi istikametinde seyir eder iken, davalı sürücünün kusuru ile tek taraflı olarak, yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkilinde kaza neticesinde, boynunda ve sağ kolunun dirsek, orta kemik ve bilek kemiklerinde kırıkların meydana geldiğini, boynunda bulunan kırık sebebiyle tedavisinin yaklaşık 6 ay süresince boyunluk takılmak suretiyle gerçekleştirildiğini, ancak müvekkilin uzun süre boyunluk kullanması nedeniyle boynunda kireçlenme meydana geldiğini ve sağlıklı bir şekilde boynunu hareket ettiremediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tedavi gideri vs 2.000 TL kalıcı maluliyet gideri olarak 3.000 TL maddi tazminatın her iki davalıdan; 20.000 TL manevi tazminatın davalı şahıstan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; kazanın yaşandığı gün araç ile Menderes'e geldiğini gören davacının babasının kızının da gideceğini ve kendisiyle gidip gidemeyeceğini sorduğunu, komşusu olduğu için kabul ettiğini, yolculuk sırasında aracın 2 lastiğinin de patlaması nedeniyle aracın hakimiyetinden çıktığını ve yol kenarındaki engebelere çarparak ve tek taraflı trafik kazası meydana geldiğini, ancak söz konusu kazada kendisinin kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sonucu verilen kararda özetle; Somut uyuşmazlıkta yaptırılan tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmasına göre davalının emekli olduğu ve emekli maaşı ile geçindiği anlaşıldığını, bu sebeple tazminat miktarı belirlenirken tarafların gelirlerinin Asgari ücret seviyesinde olduğu kabul edilerek asgari ücrete göre tazminat miktarı belirlendiğini, somut olaya konu kaza nedeni ile davacı tarafta sabit bir izin olduğuna dair dosya kapsamında bir bilgiye rastlanılmadığını, davacının iş göremezlik oranı %17 tıbbi iyileşme süresinin 6 ay olarak kabul edildiğini, kaza tarihindeki asgari ücretin net 1.000,00-TL olduğu anlaşıldığını, manevi tazminat miktarını sayısallaştırmak ve objektif bir hesaplama metodu uygulanmasının çok zor bir husus olduğu verilen daha önceki kararların analizinden de anlaşıldığını, bu sorunun çözümüne katkıda bulunmak için somut olayda belirlenen tazminat miktarı için soyut ve denetlenmesi mümkün olmayan ifadeler kullanmak yerine daha somut bir hesaplama yöntemi tercih edildiğini, davacının iş göremezlik oranı %17 ve tıbbi iyileşme süresi 6 ay olduğundan bu iki verinin toplamı 23 yaptığını, iyileşme süresi boyunca davacının çektiği elem ve ızdırap için geçen her ay bir birim olarak kabul edildiğini, bundan dolayı 6 aylık tıbbi iyileşme süresi 6 birim olarak kabul edildiğini, davacının iş göremezlik yüzdesi de bu birime eklendiğinde toplam değerimiz 23 yaptığını, kaza tarihindeki asgari ücret ile elde ettiğimiz toplam değer çarpıldığında davacının isteyebileceği manevi tazminat miktarına ulaşmanın mümkün olduğunu, bulunan bu miktara olayın oluş şekline göre, sürücünün alkollü olması, kasıt veya olası kastının bulunması, kırmızı ışık ihlali, davacının vücudunun görünen kısmında sabit iz olması veya uzuv kaybının bulunması halinde, bulunan bu miktarın artırılması gerektiğini, ya da indirim konusu olabilecek etkenler nazara alınarak belirlenen miktardan indirim yapmak gerekebileceği, kazanın oluş şeklinde artırmayı gerektirecek bir husus olmadığında asgari ücret ile birim fiyat çarpılmak yolu ile manevi tazminat miktarına ulaşmak mümkün olduğunu, somut olayda davacının %17 iş göremezliğinin bulunması ve 6 ay tıbbi iyileşme süreside dikkate alındığında kaza tarihindeki asgari ücret ile birim değerimizin (23) çarpımı halinde davacının isteyebileceği manevi tazminat miktarı 23.000,00 TL olmakla birlikte kazanın oluş şekli ve taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının davasının kabulü ile 20.000,00TL manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
D E L İ L L E R :
23.03.2019 tarihli bilirkişi raporu, İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu 29/06/2020 tarihli raporu, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını gösterir araştırma tutanakları, tüm dosya kapsamıdır.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; manevi tazminata kaza tarihi olan, 17/11/2015 tarihinden itibaren hükmedilmesi hukuka aykırı olup bozmayı gerektirdiği, kaza tarihinden iki yıl sonra görevsiz bir mahkemede dava açmak, bu mahkemede bir yılı aşkın süre zaman kaybetmek davacı yanın kusur ve ihmali olup, diğer yandan karar mahkemesinde 26/02/2019 ön inceleme duruşması yapılmış olup hukuk sisteminin gecikmeleri, pandemi süreci, ekonomik durgunluk, faiz, enflasyonist etkilerin sorumlusu müvekkilim olmayıp sorumlu tutulamayacağı, mahkemenin, doktrin ve YG kararlarını gerekçe göstererek, manevi tazminatın, tatmin, ceza veya telafi edici görüşlerinden, telafi edici görüş ile açıklamaya çalıştığı hükmün gerekçesi ve kaza tarihinden itibaren faize hükmetmesi hukuka aykırı olup hak ve nısfetle bağdaşmadığı, olayın hatır taşımacılığı esnasında bir kazanın istenmeyen sonuçları olduğunu, müvekkilinde aynı araçta olup emniyet kemeri sayesinde bu kazayı ufak sıyrıklarla atlattığını, davacının kendi ihmali sonucu, emniyet kemeri takmaması sonucu zararın arttığını, ayrıca davanın ana dosyası 2018/1382 esas sayılı derdest dosya olduğunu, bölge adliye mahkemesince aynı mahkemeye ait tefrik edilen 2020/344 E, 2020/431 K dosyasınında bu dosya arasına gönderilmesinin istenmesine, karar verilmesi ile davacının feragatla davasından vazgeçmesi nedeniyle anlaşma bedeli asıl alacak olan 80.000,00 TL maddi ve mahkeme her ne kadar 20.000,00 TL manevi tazminata hükmetmiş ise de istinaf mahkemesince tayin edilecek manevi tazminat miktarı ve toplam miktar üzerinden davalı yana görevsizlik nedeniyle vekalet ücreti hükmedilmemiş olmasının da hukuka aykırı olduğundan bu yönüyle de kararın kaldırılmasını istemiştir
İSTİNAFA CEVAP :
Davacı vekili istinafa cevap vermemiştir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık, yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan haksız eylem nedeniyle manevi tazminat isteğine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince manevi tazminat davasının kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davanın başlangıçta sigorta şirketi de dahil olmak üzere maddi manevi tazminat istemli açıldığı, ancak yargılama sırasında davacının sigorta şirketi ile sulh anlaşması imzalaması nedeniyle eldeki davadan tefrik edilerek 2020/344 Esasına kaydedildiği eldeki davanın manevi tazminat ile sınırlı olduğu anlaşılmıştır.
6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; aynı Kanunun 357. maddesine göre de İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere; sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda zarar gören 6098 Sayılı TBK'nun 49. maddesi gereğince sürücüye, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince motorlu araç işletenine karşı dava açabilir .İşleten, sürücü ve sigorta şirketi zarar görene karşı TBK un 61 inci maddesi uyarınca farklı sorumluluk nedenleriyle ama müteselsilen sorumludurlar.
Ayrıca, 6098 Sayılı TBK un 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olup; aynı Kanunun 56/2 inci fıkrasında da, bir kimsenin bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda veya ölüm halinde zarar görene veya yakınlarına uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebileceği hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, 17/11/2017 tarihinde Jandarma personeli tarafından düzenlenen ve imzalanan kaza tespit tutanağına göre, davalının Seferihar Menderes karayolunda sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile seyir halinde iken ön lastiğinin patlaması sonucu direksiyon hakimiyetin kaybetmesi nedeniyle yoldan çıktığı ve yol dışındaki engebelere çarparak takla atmak suretiyle durabildiği, fren ve sürtünme izine rastlanmadığı, sol ve arka tekerlerinin patlamış olduğu, araç içinde yolcu olarak bulunan ... 'in yaralı olduğu, sürücünün araç dışında yolcunun sağ ön koltukta iken 112 acil elemanlarınca tedavi edildiği, kazanın gerçekleşmesinde sürücü davalının 2918 Sayılı Kanunun 52/1-b bendi uyarınca aracın hızını yol, aracın niteliklerine göre ayarlamadığından tam kusurlu olduğu belirlenmiştir.
Ancak, bu tutanağın savcılığa gönderilmemesi nedeniyle herhangi bir cezai soruşturma evrakı bulunmadığı, tutanak düzenleyicilerinden ... hakkında görevi kötüye kullanmaktan yapılan soruşturma üzerine Menderes 1.Asliye Ceza Mahkemesine 2020/42 Esas ile kamu davası açıldığı ve yargılama sonucunda kaza tespit tutanağının, taraf beyanlarının ve tanık beyanlarının bulunduğu evrakın Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirilmemesi nedeniyle görevi ihmalden cezalandırılmasına karar verildiği, kararın İzmir BAM si 10. Ceza Dairesinin 16/12/2020 tarih 2020/3412 karar,2020/3236 sayılı kararı ile istinaf itirazlarının esastan reddi suretiyle kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu ceza dosyasının Uyap ortamında incelenmesinden eldeki dava konusu olay ile ilgili olarak kaza tespit tutanağı dışında bir belgenin olmadığı belirlenmiştir.
Öte yandan davacının eldeki dava ile birlikte açtığı maddi tazminat davasının eldeki davadan tefriki ile İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/344 Esasına kaydedildiği yapılan yargılama sonucunda davacının davalılardan sigorta şirketi ile sulh olması nedeniyle, hem davalı ... hem de diğer davalı ... A.Ş. Hakkındaki davanın 2020/431 sayılı, 10/07/2020 tarihli karar ile feragat nedeniyle reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.Bu dosya yalnızca maddi tazminat ve bu istem ile ilgili yargılama giderleri ve vekalet ücretine yönelik olup, eldeki dava manevi tazminatı içerdiğinden hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Beri yandan, davacının davalıya ait araç içinde yolcu olması nedeniyle kazanın gerçekleşmesinde bir kusuru olmadığı gibi özellikle araçtan kaza sırasında dışarıya fırlamamış olması ile yaralanma bölgeleri uyarınca emniyet kemeri takmadığı hususu da dosya içerindeki deliller ile doğrulanmadığından, zararın artmasında bölüşük kusuru olduğu da ispatlanamamıştır. Keza, ilk derece mahkemesince dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 23/03/2019 tarihli trafik bilirkişisi raporunda da davalının aracının hızını aracın teknik ve yük özelliğine, görüş, yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmaması suretiyle asli ve tam kusurlu olduğu belirlenmiş olup, keşif yapılması dosyaya katkı sağlamayacağından davalı vekilinin kusura değinen tüm istinaf nedenleri dosya içeriğine uygun bulunmamıştır.
Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesinin 26/06/2020 tarih, 8342 sayılı rapor içeriğinden de davacının bu kaza nedeniyle vücudunda pek çok kırık oluştuğu tedaviye rağmen %17 kalıcı maluliyeti oluştuğu, iyileşmesinin olay tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceği sabittir.Bu durumda, davalının tam kusurlu eylemi ile davacının bedensel yaralanmasından kaynaklanan manevi zararından TBK un 49 ve 56 ıncı maddesi uyarınca davalının sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığından, davalı vekilinin anılan hususlara değinen tüm istinaf nedenleri yerinde bulunmamıştır.
Esasen, 6100 Sayılı HMK un 1. ve 114, 115 inci maddeleri uyarınca görev hususu kamu düzeninden olduğu için mahkemelerce kendiliğinden her aşamada göz önüne alınması gerektiğinden, görevsiz mahkemede dava açılmış olması ve yargılamanın bu nedenle gecikmiş olması davacının haksız eylemden kaynaklı zararına haksız eylem tarihinden itibaren faiz işletilmesine engel değildir. 6098 Sayılı TBK un 117/1 inci maddesi uyarınca davacının haksız eyleme dayanan manevi tazminat istemi haksız eylem tarihi olan kaza tarihinde muaccel hale geldiğinden, taleple bağlılık ilkesi kapsamında davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık görülmemiştir. Esasen ülkemizdeki ekonomik koşullar göz önüne alındığından, kaza tarihindeki paranın alım gücünün karar tarihindeki alım gücünden daha fazla olduğu da bir gerçek olup, davalının geç ödemeden kaynaklı bir zarara uğradığı yönündeki istinaf savunması da hukuka uygun değildir.
Ayrıca, 6100 Sayılı HMK madde 20 hükmü uyarınca; görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, (…)(1) süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen karar verilir.
6100 Sayılı HMK.nun 331/2. maddesindeki, "Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder" düzenlemesine göre, yetkisizlik nedeniyle davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine yetkili mahkemenin hükmedeceği düzenlenmiştir.
Bu durumda, hükmedilecek vekalet ücreti, görevli mahkemece yapılan yargılama sonunda oluşacak sonuca göre hükmedilecek vekalet ücretidir. Görevsizlik kararı için ayrı, yapılan yargılama sonucu ayrı vekalet ücreti verilmesi kanuna aykırıdır. (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2019 tarih ve 2019/565 E., 2019/4744 K. Sayılı kararı)
Benzer nitelikte bir uyuşmazlıkta Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 28/02/2019 tarih ve 2017/2-3004 Esas, 2019/217 Karar sayılı kararında, henüz yargılamayı sona erdirmeyen görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararları üzerine görevli ve yetkili mahkemede davaya devam edildiği hallerde uyuşmazlığın esası hakkında verilecek nihai kararda haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedileceği, görevsizlik/yetkisizlik sebebiyle ayrıca bir vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirtmiştir.
Eldeki davada, görevsizlik kararı üzerine görevli mahkemeye süresinde başvuru yapılması nedeniyle dosyanın görevli İzmir ticaret Mahkemelerinden 2.Ticaret Mahkemesinin esasına kaydedilmesi sonucu esastan yapılan yargılama uyarınca, davanın kabulüne karar verildiğine göre, yukarıdaki yasal düzenlemeler uyarınca davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığından, davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf başvurusu da yerinde değildir.
Davalı vekilinin manevi tazminat miktarı ile hatır taşımacılığına yönelik istinaf nedenlerine gelince; 6098 Sayılı TBK'nun 56 ve 58. maddeleri gereğince; hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İBK gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hatır taşıması, bir kimseyi ücretsiz olarak, bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır.
Eldeki davada, hatır taşımacılığı olduğu hususunun tam olarak belirlenemediği gibi olayın gösterdiği tüm özellikler uyarınca istekte bulunulduğuna göre, manevi tazminat isteğinin tam kabul edilerek bu hususta indirim yapılmamış olmasında dosya içeriğine göre hukuka aykırılık görülmemiştir. Öyle olunca, olayın gerçekleşme şekli,yeri zamanı, davacının kazanın gerçekleşmesinde kusursuz olması, davacının %17 oranında kalıcı maluliyeti bulunması istenen manevi tazminatın makul ve ılımlı olması, manevi tazminatın haksız zenginleşme ve fakirleşme aracı olmaması, hak ve nesafet kaideleri, yukarıda özetlenen ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesince davacı yararına hüküm altına alınan 20. 000 TL manevi tazminat miktarı ulaşılmak istenilen manevi tatmin (doyum) için yeterli olduğundan, fazla olmadığından davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
-
Davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b. 1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Davalı tarafından peşin yatırılan 162,10 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile toplam 342,00 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 1.366,20 TL'den mahsubuyla, bakiye 1.024,20 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
-
Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
Artan gider avansının yatıranlara iadesine,
-
Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. Maddesi (1-a) bendi uyarınca 26/02/2024 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59