İzmir BAM 22. HD 2024/404 E. 2024/730 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
bam
2024/404
2024/730
21 Mart 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
22. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/404
KARAR NO : 2024/730
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/769
KARAR NO : 2023/663
DAVA TARİHİ : 03.10.2023
KARAR TARİHİ : 09.10.2023
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 21.03.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 21.03.2024
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.10.2023 tarihli, 2023/769 Esas ve 2023/663 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, raportör üye tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA:
Davacı vekili, müvekkilinin İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2016/6040 Esas sayılı dosyasının borçlusu olan, ... Şirketi'nin ortağı olduğunu, icra dosyası kapsamında 19.09.2023 tarihinde, borçlu şirkete hiçbir borcu bulunmayan müvekkiline İİK'nın 89/3. maddesi uyarınca haciz ihbarnamesi gönderildiğini, İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2016/6040 Esas sayılı dosyanın borçlusu olan şirkete, hiçbir borcu bulunmayan müvekkili aleyhine, alacaklı olduğundan bahisle haksız olarak İİK'nın 89/3. maddesi uyarınca gönderilmiş olan ihbarnamesi hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin ... Şirketi'ne borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
CEVAP :
Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı yasanın 5/A maddesinde yapılan değişiklikle menfi tespit davalarında da arabuluculuğa başvurunun zorunlu hale getirildiği, dava açıldığı tarih itibariyle başvurunun dava şartı olduğu, davacı vekilinin beyanına göre dava konusu uyuşmazlık yönünden zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığı, davanın Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ve 6102 sayılı yasanın 5/A maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; menfi tespit davalarında dava şartı gereği zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından her ne kadar usulden ret gerekçesinde Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ve 6102 sayılı yasanın 5/A maddelerine atıfta bulunulmuşsa da, eldeki dava İcra İflas Kanunu'ndan kaynaklanmakta olan menfi tespit davası olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5A bendinde düzenlenmediğini, davanın dava şartı eksikliği sebebi ile usulden reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemesi kaydı ile eldeki davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu düşünülse dahi, usul ekonomisi gereğince esasa geçilmeden önce arabuluculuk süreci başlamışsa usulden reddedilmesinin mümkün olmadığını, taraflarınca davanın, zorunlu arabuluculuğa tabi olmasa da, 11.10.2023 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapıldığı, Arabuluculuk Daire Başkanlığı İzmir Arabuluculuk Bürosu 2023/118410 sayılı arabuluculuk dosyası ile halihazırda derdest olduğunu, mahkemeye 13.10.2023 tarihli beyan dilekçesi ile arabuluculuk sürecinin başlatılmış olduğunun bildirildiğini ve usul ekonomisi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmemesi talep edilmiş ise de, ilk derece mahkemesince haksız ve hukuka aykırı olarak davanın usulden reddine karar verildiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Dava; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 89/3. maddesi gereğince açılan menfi tespit isteğine ilişkindir.
İİK'nın 89. maddesi; "Hamiline ait olmayan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmayan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödeyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (Haciz ihbarnamesi).Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4 üncü fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir.
Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur.
(Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/22 md.) Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir.f olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur.
(Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/22 md.) Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir.
Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir...." şeklindedir.
7155 sayılı Kanununun 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen 5/A maddesi ticari davalarda dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğu öngörmüştür. Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesi zorunlu arabuluculuk dava şartını “…konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri…” ile sınırlı tutmuştur.
Somut olayda, Davacı, davalı tarafından dava dışı ... Şirketi'ne karşı İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2016/6040 Esas sayılı icra dosyasında kendisine gönderilen 3. haciz ihbarnamesi nedeniyle borçlu şirkete karşı borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Dava konusunun mutlak ticari dava olmadığı gibi dava bir alacak ya da tazminat davası olmayıp yasada özel olarak tanımlanan menfi tespit istemine ilişkin olduğundan TTK 5/A maddesinin uygulama yeri de bulunmamaktadır. İİK'nın 89/3. maddesine dayalı olarak açılan davada, Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan, mahkemece Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, arabuluculuğa tabi olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince görevli olunmadığı halde karar verilmiş olması nedeniyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-3 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
-
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.10.2023 tarihli, 2023/769 Esas ve 2023/663 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1. a. 3. maddesi gereğince RESEN KALDIRILMASINA,
-
Davanın HMK'nın 114/1. c ve 115/2. maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
-
HMK'nın 353/1. a maddesi gereğince, dosyanın görevli İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
Dosya esası kapatılmak ve İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi Tevzi Bürosu'na GÖNDERİLMEK ÜZERE dosyanın kararı veren mahkemeye İADE EDİLMESİNE,
-
İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının istinaf yoluna başvuran davacıya iadesine,
-
İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,
-
HMK'nın 359/4. maddesi gereğince, temyizi kabil olmayan kararın ilk derece mahkemesi tarafından resen tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-c maddesi gereğince kesin olmak üzere 21.03.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18