İzmir BAM 22. HD 2021/808 E. 2024/176 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
bam
2021/808
2024/176
24 Ocak 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
22. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/808
KARAR NO : 2024/176
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2016/1035
KARAR NO : 2020/687
DAVA TARİHİ : 10.08.2016
KARAR TARİHİ : 03.12.2020
DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak
KARAR TARİHİ : 24.01.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 24.01.2024
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.12.2020 tarihli, 2016/1035 Esas ve 2020/687 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, raportör üye tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA:
Davacı vekili, davacının, Türkmenistan/Aşkabat'ta yürüttüğü Aşkabat Şehri Elektrik Altyapısının Güçlendirilmesine İlişkin Proje kapsamında 200012141-AST numaralı ve 16.09.2013 tarihli satın alma emri ile davalı firmadan 56 adet topraklama trafosu temin edildiğini, trafoların davalı firmaya özel olarak ürettirildiğini, üretimden sonra 06.01.2014 tarihinde fabrikada bir kısım testlere tabi tutulduğunu ancak ZO Testinin yapılmadığını, daha sonra öğrenildiğine göre davalının fabrikasında sunulan teknik şartnamesinde belirtilen nitelikleri kapsar şekilde teste tabi tutulabilmesinin teknik olarak mümkün olmadığının anlaşıldığını, davalı firma tarafından trafoların davacıya teslimi ile ayıbın ortaya çıkması sonucunda tamir yada yeniden üretimi için Türkiye'ye 13 adet trafo getirildiğini, daha sonra bağımsız trafo fabrikası ... Elektrik Firmasının laboratuvarında yapılan testlerde trafoların testlerden geçemediğini, aynı şekilde davalı tarafından yapılan testlerde de trafoların testlerinin başarısız olduğunu, buna ilaveten testler esnasında davacı tarafından davalı firmanın tip testleri yapmaya haiz olmadığının tespit edildiğini, bu eksikliğin daha sonra giderilmeye çalışıldığını, davalı firmanın test anında sahip olduğu teknik altyapı, elektrik altyapısı oranında yapılma imkanı bulan bu testler sonucunda herhangi bir ayıp tespit edilemediğinden ilgili ürünlerin sahaya sevk edildiğini, trafoların sahaya sevkinden sonra devreye alındığını, devreye alınma işleminden sonra 18.08.2014 tarihinde trafoların arızalandığını, bu durumun davalı tarafa bildirildiğini, davalı tarafından ayıbın kabul edilerek trafoların dizaynının değiştirilerek yeniden üretilebileceğinin beyan edildiğini, garanti kapsamında sipariş karakteristiklerine uygun yeni trafo imal edilmesi hususunun talep edildiğini, davalı tarafça geri gelen trafoların imal edilerek trafolara 20.05.2015 tarihinde testler yapıldığını, ancak yapılan testlerin kısa devre gücünün Türkmenistan şartlarını sağlamadığının kaynak şebeke parametrelerinin tamamının devre şemasında tam olarak gösterilemediğinden ZO empedansının tam olarak tespit edilemediğini, bu gerekçe ile bağımsız bir firma olan ... firmasında davalının yeniden imal ettiği trafolardan 3 tanesine 21.05.2015 tarihinde testler yapıldığını, testlerde topraklama trafolarının 28 kv uygulanan gerilim dielektrik testlerinden geçemediğini, izalasyon direnci değerlerinde dalgalanmalar görüldüğünü ZO empedans değerlerinin olması gereken değerin altında bulunduğunu, topraklama transformatörlerinin şartname gereği bir saatte bir defa 300 amper 10 saniye değerinde akım sınırlama yeteneğine sahip olması gerektiğini, şalt merkezlerinde sürekli olarak her saat arıza olmayacağı bilinmekle beraber dizayn ve garantili karakteristikler gereği temin edilecek topraklama trafosunun işletmede bulunduğu süre boyunca ortalama 80 bin - 100 bin arızayı sınırlayabilmesi gerektiğini, bu miktarda arızaya 300 amper 10 saniye boyunca dayanması talep edilen trafoların bu özelliklere sahip olmadığının anlaşıldığını, bu durumun ancak davacı tarafından sahaya kurulumdan sonra meydana gelebilecek olan bir arıza sonucunda anlaşılacağı yada fabrika ortamında uygulanacak fakat ilk imalat sırasında uygulanmayan tip testler ve akabinde gerçekleştirilecek olan rutin testler ile anlaşılma olasılığı söz konusu olduğundan ayıp meydana gelir gelmez davalıya bildirildiğini, problemin giderilememesi sebebiyle 56 adet trafonun tamamının Türkmenistan'da bir depoya kaldırıldığını, yerine Schneider marka trafoların sipariş verildiğini ve kurulduğunu, sistem güvenliğinin sağlama alındığını, taraflar arasında eser sözleşmesinin söz konusu olduğunu, davalı firma tarafından üretilen trafoların "İnternational Electrotechnical Commission" tarafından sunulan standartlara uygun olmadığını, davalının trafoları ucuza maledebilmek adına standartlara aykırı malzeme kullandığını, davalı firmanın üstlendiği işi gereği gibi yerine getirmediğini ve davacıyı zarara uğrattığını, TBK 470 vd. maddeleri gereğince davacının dava konusu trafolardan yararlanma imkanının kalmadığını, bu itibarla sözleşmeden dönerek davalı firmaya ödemiş oldukları trafo bedellerinin iadesini, trafoların taşınmasına ilişkin nakliye ücretleri ile bu trafolara ilişkin yapılan işçilik giderlerine ilişkin katlanmak zorunda oldukları zararların ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
CEVAP :
Davalı vekili, dava dilekçesinde davanın, eser sözleşmesinden kaynaklandığı iddia edilmiş olup, davada TBK'nın 209 ve devamı maddeleri ile özellikle ayıp halinde izlenecek yolu belirleyen 223. madde hükümlerine göre çözüme gidilmesi gerektiğini, ayrıca TTK'nın 23/c maddesi gereğince tacirin satın aldığı malı 8 gün içinde inceleyip varsa ayıbı bu süre içinde satıcıya bildirmek zorunda olduğunu, trafolarından 2 adedinin 11.12.2013, 54 adedinin ise 16.01.2014 tarihinde teslim edildiğini, ihbar mükellefiyetlerinin yasal sürede yerine getirilmediğini, ihbar süresi ve zamanaşımı def-i sebebiyle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, sipariş formunda belirtilen özellikler ve davalının garanti karakteristikleri dışında davacı tarafından ayrı bir teknik şartname verilmediğini, birinci siparişin 16.09.2013 tarihinde, ikinci siparişinin 28.10.2013 tarihinde, üründe değişik düzeltmesinin ise 04.12.2013 tarihinde yapıldığını, 2 adet trafonun 11.12.2013 tarihinde, 54 adet trafonun ise 16.01.2014 tarihinde davacıya teslim edildiğini, 26.11.2014 tarihinde 3 adet trafonun arıza sebebiyle davacı tarafından onarılmak üzere davalıya gönderildiğini, şikayet konusu kısa devre değerlerindeki hata giderilerek trafoların tekrar davacıya 24.04.2015 tarihinde geri gönderildiğini, 07.05.2015 tarihinde 13 adet trafonun onarımı için davalıya gönderildiğini, tamir edilen 3 adet trafonun 23.05.2015 tarihinde, 8 adet trafonun 28.05.2015 tarihinde, 2 adet trafonun da 02.07.2015 tarihinde davacıya hataları düzeltilmiş şekilde geri gönderildiğini, kalan 40 adet trafonun davacıda bekletildiğini, davalının davacıya sunduğu garantili karakteristiklerinden yalnızca 300 amper 10 sn işlevselliğindeki hatasını kabul ettiğini, davacının da bu hatanın düzeltilmesini trafoların tamir ve ıslah edilmesini talep ettiğini, bu doğrultuda uygulama yapıldığını, davacının kötü niyetli olarak ihbar sürelerine uymadığını, tamir ve ıslah için kalan trafoları da göndermediğini, davalı firmanın tip testlerini yapmaya yetkili olduğunu, Türk Akreditasyon Kurumu tarafından verilen akreditasyon sertifikasının mevcut olduğunu, test yetersizliği konusunda davacı iddialarının yerinde olmadığını, teslimatlardan önce ZO testi yaptırıldığını, bu testler sırasında davacının görevlendirdiği bir mühendis ile bağımsız denetim kuruluşu olan SGS'nin de testleri gözlemleyerek onay verdiklerini, davacının testlerini yaptırdığı ... Elektrik Firmasının bağımsız bir laboratuvar olmadığını, davacının başlangıçta trafolar için her iki firmadan da teklif aldığını, davalının teklifi daha uygun bulunduğundan davacının trafoları davalıdan satın aldığını, onarım ve ıslahı için trafoların gönderildiği tarihte davacının ... Elektrik'den yeni trafo alarak kullanmaya başladığını, davacının dava dilekçesinde 14.08.2014 tarihinde arıza meydana geldiğini ve bu durumun çözülmesini davalıdan istediğini, davacının yaptığı talebin bir onarım ve ıslah talebi olduğunu, talebin kabul edilerek trafoların garanti karakteristiklerine uygun hale getirilerek alıcıya teslim edildiğini, dava dilekçesindeki iddianın aksine onarımı yapılan 3 adet trafonun ... Elektrik Firmasında 28 kv gerilim dielektrik testinden geçtiğinin bizzat davacı tarafça dava delillerine konulan rapor ile sabit olduğunu, trafoların İEC standartlarına uygun olduğunu, davacı tarafça ayıptan dolayı onarım isteme hakkının tercih edildiğini, 16 adet trafo ile ilgili onarım işlemlerinin 02.07.2015 tarihinde tamamlandığını, bu tarihten sonra onarım için davacının trafoları göndermesinin beklenildiğini ancak davacının ... Elektrik Firması ile anlaşıp davalının trafolarının yerine başka trafolar aldığını, bu olaydan yaklaşık 8 ay kadar sonra 28.03.2016 tarihinde noterden fesih ihbarı gönderdiğini, davacının ücretsiz onarım hakkını kullandıktan sonra diğer seçeneği talep edemeyeceğini, davacının istinabe yolu ile bilirkişi incelemesi yapılması talebinin de usul ekonomisine aykırı olduğunu ayrıca bu talep ile ilgili hukuki yararında bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, "davacı tarafça davalıdan temin edilen 56 adet topraklama trafosunun arızalı olduğuna bahisle davalıya ödenmiş olan bedelin iadesi ile katlanmak zorunda kalınan zararların ödenmesine karar verilmesine yönelik olarak davalı hakkında mahkememize dava açıldığı, taraflar arasında davacının, Türkmenistan/Aşkabat'ta yürüttüğü Aşkabat Şehri Elektrik Altyapısının Güçlendirilmesine İlişkin Proje kapsamında kullanılmak üzere 56 adet topraklama trafosu imaline yönelik eser sözleşmesi düzenlendiği, sözleşme doğrultusunda davalı tarafça trafoların üretilerek davacı tarafa teslim edildiği, davacı tarafça trafoların Türkmenistan'a gönderildiği, Türkmenistan'da kullanım esnasında trafoların arızalı olduğunun tespit edildiği, davacı tarafça ücretsiz onarım hakkı kullanılarak 16 adet arızalı trafonun onarım için davalıya gönderildiği, söz konusu trafoların davalı tarafça onarımı yapılarak yeniden davacı tarafa gönderildiği, davacı tarafça davalı tarafından yapılan onarıma rağmen arızaların devam ettiği gerekçesiyle davalıya ödenmiş olan bedelin iadesi ile katlanmak zorunda kalınan zararların ödenmesine yönelik eldeki davanın açıldığı, davacı tarafça Mahkememize verilen 14.03.2017 tarihli dilekçe ile T.B.K. 475. maddesi gereğince sözleşmeden dönme hakkı kullanılarak davalıya ödenen trafoların bedellerinin ve uğramış olduğu zararların ve masrafların ticari faizi ile birlikte tazmininin talep edildiği, taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında davalı tarafından davacı tarafa teslim edilen trafoların taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen testlerden geçemediği, standartlara uymadığı, gizli ayıplı olduğu, ayıbın baştan itibaren geçerli olduğu, trafoların tamir edilemediği, tamirinin mümkün olmadığı, işlevini yerine getiremez nitelikte olduğu, hatalı olarak tasarlanan, üretilen ve tamir edilemeyen trafoların davacı tarafından kullanılamayacağı, mevcut ayıplar nedeni ile hakkaniyet gereğince trafoların kabule zorlanamayacağı, trafoların taraflar arasında teknik şartnameye ve sözleşme hükümlerine uygun olarak üretilmediğinin alınan ayrıntılı, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi kurulu raporları ile belirlendiği, davacı tarafın başlangıçta ayıbın giderilmesi için trafoların ücretsiz onarılmasını isteme hakkını kullandığı ancak yapılan onarıma rağmen ayıbın giderilememiş olması nedeni ile TBK 475. maddesi gereğince sözleşmeden dönme hakkını kullandığı, davacının haklı sebeplerle dönme hakkını kullandığı ve davalı yüklenici yapılan iş sebebiyle bedele hak kazanmadığı için davacı tarafın ödenen bedelin iadesi ile birlikte menfi zararının ödetilmesini de davalı yükleniciden isteyebileceği ,davacı tarafça sözleşmeden dönme hakkı kullanıldığından kabul edilemeyecek derecede ayıplı olup reddedilen imalâtın da davalıya iadesinin gerektiği, davacı tarafından davalıdan temin edilen trafolar için toplam 473.900,00 USD ödeme yapıldığı, yapılan bu ödemenin davacıya iadesinin gerektiği, davacı tarafça dava konusu edilen trafoların nakliyesi için 36.531,00 USD ve 10.955,00 EURO maliyete katlanıldığı, katlanılan söz konusu maliyetinde menfi zarar kapsamında kalıp davacı tarafça talep edilebileceği, davacı tarafın davaya konu ürünlerin Türkmenistan içinde depolanması, uygulama alanına sevk edilmesi, tekrar Türkiye'ye sevk edilmesi için depoya taşınması vb. gibi nakliye giderlerine ilişkin olarak her bir trafo için 478,59 USD olmak üzere toplamda 26.801,04 USD nakliye masrafı ile her bir trafo için 807,14 USD olmak üzere toplamda 45.199,84 USD işçilik masrafı yaptığını iddia ettiği ancak söz konusu masraf kalemlerine ilişkin belge sunulamadığı, bu masrafların davacı tarafın ticari kayıt ve defterlerinde görülmediği, söz konusu zarar iddiasının ispat edilemediği, bu masraflara yönelik davacı yanın talebinin yerinde olmadığı, davacı tarafça dava konusu trafolar ile ilgili keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılabilmesi için nakliye, depolama ve laboratuvar ücretleri olarak 178.402,52 TL'lik harcama yapıldığı söz konusu harcamaların yargılama gideri olarak nazara alınmasının gerektiği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, davanın kısmen kabulüne, 56 adet topraklama trafosunun davacı tarafça davalı tarafa iadesi koşuluyla trafo bedelleri olan 473.900,00 USD, nakliye bedeli olan 36.531,00 USD ve 10.955,00 EURO olmak üzere toplam 510.431,00 USD ve 10.955,00 EURO'nun trafoların davalı tarafa iade tarihinden itibaren hesaplanacak ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine" şeklinde karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ayıplı trafolar için yapılan nakliye ve yine ayıplı trafoların sökülüp paketlenip, nakliye ile yüklenmesine ilişkin işçilik masrafları, ayıplı trafolara ilişkin davacı tarafından ödenen bedellerin tahsili yönünde taleplerine karşılık mahkemece bir kısım taleplerinin reddedilmesinin yerinde olmadığını, bir kısım taleplere dair sırf fatura olmaması nedeniyle şeklen reddedilmesinin doğru olmayacağını, 26.801,04 USD nakliye ve 45.199,84 USD işçilik masraflarına ilişkin davalının da herhangi bir itirazının bulunmadığını, ayrıca ayıplı trafolara ilişkin olarak müvekkili tarafından ödenen bedellerin ayıplı trafoların iadesi koşulu ile tahsiline ve yine ayıplı malların iadesinden sonra alacağa faiz işletilmesi yönünde hüküm kurulmuş olmasının da yerinde olmadığını, alacakları tazminatların şarta bağlı olarak tahsil edilmesine karar verilmesinin müvekkilinin mağduriyetine neden olacağını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin trafo satışına ilişkin tüm iş ve işlemleri ... A.Ş. ... ile gerçekleştirildiğini, dolayısıyla davacı ile müvekkili arasında ticari ilişki bulunmadığını, Türkmenistan'da yürütülen projeye ilişkin olarak yapılan mal ve hizmet alımına ilişkin faturaların tamamından bu şirket adına kesilmiş olduğu ve ödemelerin de bu unvanlı şirketten alınmış olduğunun tespit edildiğini, davacı şirket ile müvekkili firma tarafından ticari ilişki kurulan şirketin unvanlarının farklı olduğunu, yerel mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, davacının eldeki davayı açmakta taraf sıfatının bulunmadığını, yine davacının cevaba cevap dilekçesinde dava konusu 56 trafonun Türkmenistan tarafından millileştirildiğini ve bilirkişi incelemesi sonrası tekrar iade edileceğini açıkça beyan etmesi karşısında müvekkilinin teslim edilmesi mümkün olmayan trafolar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken teslime bağlı tahsilat öngörülmesinin de usul ve yasaya uygun olmadığını, yerel mahkeme kararında yer alan 56 adet trafonun teslimi gerçekleştirilmiş gibi vekalet ücretine, yargılama giderlerine, depo masrafına ve harca hükmedilmesi, davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın dava konusu trafolara ilişkin ayıptan kaynaklı olarak onarım istenen seçimlik hakkını tercih ettiğini, bir seçimlik hak kullanıldıktan sonra artık alıcı tarafından seçilen hakkın tek yanlı olarak değiştirilemeyeceğini, müvekkili şirketin arızalı trafoların ücretsiz onarımını kabul ettiğini, gerekli onarım da yapıldıktan sonra davacı tarafa tekrar iadesinin gerçekleştirildiğini, yine bilirkişilerce tüm trafolar incelenmeden sadece 4 adet trafoda yapılan tespitler üzerine rapor tanzim edildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Taraf vekilleri istinafa cevap vermemiştir.
GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Dava, eser sözleşmesine dayalı alacak isteğine ilişkindir.
İddia olunan sözleşme ilişkisinin kurulduğu tarih ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan, 6098 Sayılı TBK'nın 470. maddesi, "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." hükmünü; aynı kanunun 471. maddesi,
"Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır.
Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.
Yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, işi başkasına da yaptırabilir.
Aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenici, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç ve gereçleri kendisi sağlamak zorundadır." hükmünü; aynı kanunun 479/1. maddesi ise; "İşsahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur." hükmünü düzenlemiştir.
6098 sayılı TBK'nın 97. maddesi de, "Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir." düzenlemesini içermektedir.
TMK'nın 6. maddesi, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." hükmünü içermekte olup, taraflar iddialarını kanıtlamakla yükümlüdür.
TBK'nun 480.maddesinde;"Bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez.Ancak, başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar,taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenici,hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenemediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir."
TBK'nun 481. maddesinde;"Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir."
Hükümleri düzenlenmiştir.
Somut olayda; davacı işveren, davalı yüklenicidir.
Davacı şirketin Türkmenistan Devleti Aşkabat Şehrinin elektrik altyapısının güçlendirilmesine ilişkin proje kapsamında 16.09.2013 tarihli satın alma sözleşmesi ile davalı yüklenici şirketten 56 adet topraklama trafosu temini yönünde anlaşma yaptıkları sabittir.
Davalı yüklenici tarafından istenen 56 adet topraklama trafosunun imalatı gerçekleştirilmek suretiyle bu 56 adet trafodan 2 adedinin 11.12.2013 tarihinde, 54 adedinin ise 16.01.2014 tarihinde davacı işverene teslim edildiği, davacı tarafından ise bu trafoların teslim alındıktan sonra sahaya götürülerek kurulumlarının yapıldığı ve sisteme alındığı, bir süre sonra bu trafoların arıza vermeye başladıklarının anlaşıldığı, dosya içerisinde mevcut e-maillerden anlaşıldığı üzere söz konusu trafo arızalarının davalı yükleniciye bildirildiği, ayrıca davalı yüklenici tarafından imal edilen trafolara ilişkin garanti süresi verildiği, bu itibarla garanti süresi içerisinde meydana gelecek olan arızalardan davalı yüklenicinin sorumluluğunun devam ettiği, davalı yüklenicinin mevcut arızalar sebebiyle ve davacının isteği üzerine ücretsiz onarımı yapmayı kabul ettiği ve bu şekilde toplam 13 adet trafonun onarım için davalıya gönderildiği, davalı tarafından tamir edilerek düzeltildiği iddia edilen trafolardan 3 adedinin 23.05.2015 tarihinde, 8 adedinin 28.05.2015 tarihinde ve 2 adedinin de 02.07.2015 tarihinde davacıya tekrar teslim edildiği, davacı tarafından onarıma tabi tutulan bu trafoların tekrar sahaya götürülerek sisteme dahil edilmesinden sonra yine arıza vermeleri üzerine davacı işverenin sözleşmeden dönme hakkını kullanarak dava konusu trafoların davalıya iadesi ile ödediği bedelin iadesini ve bu trafolar nedeniyle katlanmak zorunda olduğu nakliye bedelleri ile nakliye ücretlerinin tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulü ile, 56 adet topraklama trafosunun davacı tarafça davalı tarafa iadesi koşuluyla trafo bedelleri olan 473.900,00 USD, nakliye bedeli olan 36.531,00 USD ve 10.955,00 EURO olmak üzere toplam 510.431,00 USD ve 10.955,00 EURO'nun trafoların davalı tarafa iade tarihinden itibaren hesaplanacak ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurulmuştur.
Davacının dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesi dikkate alındığında dava konusu trafoların Türkmenistan Devletine ait olduğu ve ilgili trafoların millileştirildiğinin bildirildiği, mahkemece yapılacak olan keşif incelemesi için bir kısım trafonun Türkmenistan Devletinden özel izinle getirildiği ve inceleme biter bitmez iade edileceği bildirilmiş olmakla, her ne kadar yerel mahkemece dava konusu trafoların davacı tarafça davalı tarafa iadesi koşuluyla trafo bedelleri ve nakliye bedellerinin davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de, davacı tarafın dava konusu trafoları davalıya iade etme imkanının bulunup bulunmadığı hususu araştırılmadan, ayrıca trafo bedelleri ile nakliye bedellerinin trafonun iadesi koşulu ile şarta bağlı olarak tahsiline dair hüküm kurulmuş olması da yerinde olmayıp, eksik incelemeye dayalı ve ayrıca infaza elverişli nitelikte olmayacak şekilde hüküm kurulmuş olması yerinde olmamıştır.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması nedeniyle, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davacının ve davalının istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davacının ve davalının istinaf başvurularının KABULÜNE,
-
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.12.2020 tarihli, 2016/1035 Esas ve 2020/687 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1. a. 6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
-
Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde davacıya ilk derece mahkemesince İADESİNE,
-
İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 26.665,60 TL nispi istinaf karar harcının istek halinde davalıya ilk derece mahkemesince İADESİNE,
-
İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde DİKKATE ALINMASINA,
-
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacı ve davalı lehine vekalet ücreti taktirine YER OLMADIĞINA,
-
HMK'nın 359/4. maddesi gereğince, temyizi kabil olmayan kararın ilk derece mahkemesi tarafından resen TEBLİĞE ÇIKARILMASINA,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere 24.01.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38