Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
bam
2024/1530
2024/1717
16 Ekim 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1530
KARAR NO : 2024/1717
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/08/2024
NUMARASI : 2024/504 E. 2024/453 K.
DAVA KONUSU : Ticari Şirket
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/10/2024
İSTEM:
Davacı vekili, Müvekkili ve davalı arasında ... Mahallesi, ... Bulvarı, No: ... ... adresinde bulunan ... pastahanesi isimli işletmeyi işleten adi ortaklıkta %50-%50 pay sahibi olduğunu, pastahane 1957 yılında Aydın'da ... ve ... tarafından kurulduğunu, kurucuların vefatından sonra mirasçıları tarafından işletilmeye devam edildiğini, müvekkili de mirasçılardan olduğunu, pastahaneyi 2009 yılına kadar abisi ... ve ... ile birlikte işlettiklerini, ortaklarından ... 27/01/2009 tarihinde vefat ettikten sonra eşi ve çocukları ortaklığa yaklaşık iki yıl devam ettiklerini, 03/04/2013 tarihinden ortaklıktan ayrıldıklarını, bu tarihten beri ortaklık müvekkili ve ... ile devam ettiğini, taraflar uzun yıllardır sözlü şekilde sürdürdükleri adi ortaklığı, Aydın 2. Noterliğinin 03/04/2013 tarihli, 7837 yevmiye numaralı adi ortaklık sözleşmesi ile yazılı hale getirdiklerini, ortaklıkta %50 pay sahibi olduklarını ve ortaklığın süresiz olarak tesis edildiğini belgelendirdiklerini, davacının usta olarak çalıştığını ve üretim satın alma işlerini yürüttüğünü, pastahanenin bu duruma gelmesinde önemli rol oynadığını, davalının ise sadece kasa bölümden çalıştığını, tüm işleri müvekkilinin üstüne yüklediğini, son iki yıldır öğlen saatlerinde geldiğini ve kısa süre durarak çalışmaktan imtina ettiğini, davalının çocukları da pastahanede garson komi gibi görevlerde çalıştıklarını, tarafların çalışma şartlarındaki farklılıklar ve kar payının dengesiz şekilde dağıtılması çocukların da pastahanede çalışmaya başlaması ile iyice belirginleştiğini, davalının çocukları maaşı belli olan çalışanlar olduğunu, kazançlarıyla alamayacakları ev ve araba sahibi olduklarını ve yine kazançlarıyla mümkün olmayan lüks denilecek bir hayat yaşadıklarını, davalının oğlu müvekkilinin oğlunu ölümle tehdit ettiğini, 2023 yılına girmeden önce bir araya gelerek ortak dostları ...'in hakemliğinde ortaklığı sonlandırma görüşmeleri yaptıklarını, o gün anlaşamadıklarını ve işbu dava tarihine dek neredeyse 10-12 kes daha görüştüklerini, taraflar, ortaklığı sona erdirme konusunda mutabık olsalar da tasfiye işlemlerinin yürütülmesi ve tasfiye bakiyesinin belirlenmesi hususunda anlaşmaya varamadıklarını, davalı ortaklığı feshederek pastahaneyi tek başına işletmek istemekte ancak müvekkilinin tasfiye payını ödemekten kaçındığını, müvekkiline gelir, gider ve kar payı hakkında bilgi vermediklerini, müvekkilini ve çocuklarını pastahaneye girişlerini de engellediğini, şirkete ait iki adet araç bulunduğunu, ... plakalı aracın davalıya tahsis edildiğini, onun haricinde çocukları tarafından kendi özel işleri içinde kullanmakta olduklarını, müvekkili de sürekli olarak ceza ve haciz tehdidi altında kaldığını, müvekkilinin haricen öğrendiği 20/05/2024 tarihinde 3 aylık geçici vergi bedeli olarak müvekkilinin yerine 274.423,93-TL ödeme yapıldığını, ortaklardan birisi için bu miktarda olması işletmenin yüksek oranda kar ettiğini gösterdiğini, yaşanan olaylar sonrası gelinen son aşamada birlikte herhangi bir ticari faaliyette bulunmak bir yana artık ailevi ve sosyal faaliyette dahi bulunmayacak duruma geldiklerini, taraflar arasındaki husumet nedeniyle müvekkilinin ortaklığının işletmesine girmesi engellenmekte ve gelir-gider, kar payı hususunda müvekkiline bilgi verilmemekte olduğunu, bu nedenle müvekkilinin hak kaybının ve telafisi imkansız ararlar oluşmasının önüne geçmek adına yargılama süresince adi ortaklığın ve ortaklığı işlettiği ... pastahanesi'nin yönetiminin mahkememizce resen atanacak bir kayyım eliyle yürütülmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle yargılama süresince adi ortaklığın ve ortaklığı işlettiği ... pastahanesi'nin yönetiminin mahkememizce resen atanacak bir kayyım eliyle yürütülmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini, tarafların ortak olduğu adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi, bu hususta tasfiye memuru atanması ve tasfiye işlemlerinin tamamlanmasını, tasfiye neticesinde HMK M. 107 kapsamında tam olarak belirlendikten sonra arttırma haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000.000,00-TL tasfiye bakiyesinin müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ,dava dilekçesi tebliğ edilmediğinden henüz davaya cevap vermemiştir.
MAHKEME:
"Taraflardan davacının tacir olmadığı, Yargıtayın yerleşmiş uygulamasına göre adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin davalara bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu, iş bu sebeplerle görevsizlik kararı vermek gerektiği anlaşılmakla; HMK'nun 114/1-c maddesinde düzenlenen göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 115/2. maddesi gereğince davanın usulden reddine, dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle;
"Davanın, HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca usulden reddine" karar vermiştir.
BİLDİRİLEN İSTİNAF NEDENİ:
Davalı vekili, taraf teşkili sağlanmadan ve savunma hakkı verilmeden yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE :Dava, adi ortaklığın fesih olunduğunun tespiti ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere, adi ortaklık; iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir(TBK. 620/1 md.). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzel kişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (sermaye paylarını veya emeklerini) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur.
Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra açılmıştır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.
6335 Sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı madde gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki (6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak) iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, HMK'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen incelenir.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; uyuşmazlık, taraflar arasında pastahane işletmek üzere kurulan adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Diğer bir anlatımla, uyuşmazlık, tarafların ticari işletmelerine ilişkin olmayıp, ortak oldukları ticari işletmeye ilişkindir. Kaldı ki, tarafların tacir olduğuna dair bir bilgiye de dosya içerisinde rastlanılamamıştır. Bu sebeple somut olayda uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Her ne kadar davalı tarafça dava dilekçesinin kendilerine tebliğ edilmeden görevsizlik kararı verilmesinin usule aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunda bulunulmuşsa da, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden dosyanın görevli Aydın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesinin HMK'nın 115/1 ve 138. maddesi ve usul ekonomisi uyarınca mümkün olduğu düşünülmüş, davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazlarına da itibar edilmemiştir.
Bu itibarla, yazılı gerekçe ile verilen görevsizlik kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı;
1)Davalı vekilinin Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/08/2024 tarih ve 2024/504 Esas - 2024/453 Karar sayılı kararına yöneik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
- Davalıdan alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin alındığında başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3)İstinaf giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
4)İstinaf gideri kullanılmayan kısmının HMK’nin 333/1. mad. uyarınca davalıya iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, HMK’nin 362/1-c maddesi uyarınca KESİN olmak üzere olmak üzere 16.10.2024 günü oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15