İzmir BAM 20. HD 2023/1716 E. 2024/993 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2023/1716
2024/993
13 Haziran 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1716
KARAR NO : 2024/993
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/09/2021 (Dava) - 29/05/2023 (Karar)
NUMARASI : 2022/365 Esas - 2023/475 Karar
DAVA : Maddi Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
BAM KARAR TARİHİ : 13/06/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 13/06/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/05/2023 tarihli 2022/365 Esas ve 2023/475 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16/03/2020 tarihinde, Adana ili, Çukurova ilçesi, Güzelyalı Mahallesinde meydana gelen kazaya ilişkin ekteki yaralanmalı trafik kazası tutanağına göre, ... plakalı araç sürücüsü ... isimli sürücünün asli kusurlu ve alkollü olduğunu, motosiklette yolcu konumunda bulunan ...'nün yolcu olması nedeniyle herhangi bir kusurunun bulunmadığını, çift taraflı bir trafik kazası meydana geldiğini, kazadan mağdur müvekkilinin kemiğinde kırık ve sağ ayak dorsalde kesi oluştuğunu, 2 ayrı ameliyat geçirmiş olduğunu, ayak bileğine 2 adet platin takıldığını, sağ ayak bileğinde hareket kısıtlılığı ve yürüme aksaması söz konusu olduğunu, bunun dışında söz konusu açık kemik kırığı olduğu için ayak bileği taban arasında parçalanmış olmasından kaynaklı, müvekkilinin ortopedik dahil tüm ayakkabıları giymekte güçlük çektiğini, ayak şeklinin bozulmuş olabileceğini, müvekkilinin geçici bir süre hiçbir iş göremediğini, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp raporunda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği kapsamında 2021 yılında 26 yaşında olduğundan, meslekte kazanma gücünde azalma oranı %16, olay tarihi olan 2020 yılında 25 yaşında olduğundan %15,2 olarak belirlendiğini, müvekkilinin psikolojisinin de bozulduğunu, faturasız tedavi giderleri de SGK sorumluluğunda olmayıp, sigorta şirketinin sorumluluğunun devam ettiğini, fatura bulunmadığından SGK tarafından karşılanma ihtimalinin de bulunmadığını, sigortaya başvuruları sonucunda yapılan görüşmeler neticesinde; davalı sigorta şirketinin 55.000,00 TL ödeme teklifinde bulunduğunu, söz konusu teklifin kabul edilmediğini, arabuluculuğa gidilip anlaşma sağlanamadığını, bu sebeplerden dolayı müvekkilinin nihai özür oranının tespiti ile sürekli iş göremezlik oranının, geçici iş göremezlik süresinin, bakıcıya ihtiyacı olup olmadığının ve ne kadar süre ihtiyacının olduğunun, tedavi; iyileştirme giderlerinin ayrı ayrı tespitine, her bir alacak kalemi için fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL tedavi ve iyileştirme gideri ile bakıcı giderlerinin, kaza tarihi olan 16/03/2020 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden, sigorta poliçesinde belirtilen teminat limitine kadar tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 26/04/2023 tarihli ıslah dilekçesinde; maddi tazminat talebini 371.828,30 TL olarak ıslah etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde alınan maluliyet raporundan bahsedilmişse de söz konusu raporun kaza tarihinde yürülükte olan yönetmeliğe göre alınmamış olması sebebiyle kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirkete usul ve mevzuata uygun yazılı başvuru yapılmadığını, 2918 sayılı S.K’nın 97. maddesi gereği; müvekkili şirketin yasal cevap süresinin 15 gün olduğunu, buna rağmen dava yoluna gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle davacının kusur durumunu tespit edebilmek adına ve ceza dosyasında uzlaşma mevcutsa müvekkili şirketin sorumluluğu olmayacağından ceza dosyasının celbini talep ettiklerini, müvekkili şirketin kaza tarihi itibariyle yalnızca sürekli iş göremezlik tazminatından sorumlu olduğunu, geçici iş göremezlik-bakıcı ve tedavi giderleri-yol masrafının sorumluluk kapsamında bulunmadığını, SGK tarafından karşılanması beklenen bakıcı, tedavi ve geçici iş göremezlik giderlerinin müvekkilinden talep edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığını, trafik sigortalarının teminat kapsamına girmediğini SGK sorumluluğunda olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, uzman bir bilirkişiden oluşa uygun, denetime elverişli kusur raporunun alınması gerektiğini, davacının araçta yolcu olması sebebiyle Yargıtay kararları gereği %20 den az olmamak kaydı ile hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davacı ehliyetsiz sürücünün motosikletinde yolcu olup söz konusu husus sebebiyle Yargıtay kararları gereği %20 den az olmamak kaydı ile indirim yapılması gerektiğini, davacının koruyucu tertibat kullanmaması sebebiyle %20 den az olmamak kaydı ile müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının maluliyeti varsa bu zarar miktarının bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiğini, sosyal güvenlik kurumunun ödemiş olduğu tazminat varsa tespit edilerek ödenecek tazminattan düşülmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, kabul anlamına gelmemek ile birlikte tazminat hesabı yapılacaksa trh-2010 mortalite tablosuna uygun hesaplama yapılması gerektiğini, ticari / temerrüt/ avans faizi talep edilemeyeceğini, kusur durumunun şüpheye mahal vermemesi adına ceza dosyanın celbini, istanbul adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesinden rapor alınmasına, güncel mevzuata uygun (muayeneli) maluliyet raporu alınması için İstanbul Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Dairesi’ne sevkine karar verilmesini, davacı talebinin esastan reddi ile yargılama masraf ve vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Mahkemece, ''...davacının yolcu olarak bulunduğu araçta meydana gelen yaramalı trafik kazasında, maluliyete ilişkin maddi tazminat davası için yapılan yargılama sonucunda; kazanın meydana gelmesinde davacının ehliyetsiz motorsiklet sürücüsünün, arkasında yolcu olarak bulunduğu ve kaza esnasında kaskı takmamasının tali kusurlu (%25) oranında kusurlu olduğu değerlendirilmiş olup, davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan dava dışı sürücünün ise %75 kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu kabul edilmekle alınan maluliyet, kusur ve aktüerya bilirkişilerin raporlarının denetime elverişli hüküm kurmaya da yeterli oldukları kanaati hasıl olmuş olup maluliyet raporunda %10 maluliyetin bulunduğu, 9 ay 2 gün geçici iş göremezlik süresinde kaldığı, 1 ay boyunca bakıma ihtiyacının bulunduğu, geçici iş göremezlik için 8.929,32 T.L, bakıcı gideri için 2.234,71 T.L, sürekli iş göremezlik için ise 484.517,05 T.L olmak üzere toplam tazminat oranın 493.446,37 TL'den davacının kusur oranı düşürülmek suretiyle, davacının davasının kısmen kabulüne...'' gerekçesiyle; ''...Davacının davasının kısmen kabulüyle: kusur oranları da dikkate alınmak suretiyle geçici, bakıcı ve sürekli tazminat toplamı olan 370.084,78 TL'nin sigorta şirketinin poliçe limiti aşılmamak kaydıyla(410.000,00 TL) sigortaya müracaat tarihi olan 27/12/2020 tarihi itibariyle yasal faiziyle davalıdan alınıp, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine...'' şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilamın usule, hukuka, hakkaniyete aykırı olduğunu, mevcut dosyada yaşanabilecek tüm mağduriyetleriin fazlasıyla yaşatıldığını, müvekili ... kaza anında yolcu konumunda olup, kazaya ilişkin kusuru bulunmadığını, bu durumun kusura ilişkin gelen raporla sabit olduğunu, söz konusu yaralanmanın müvekkilinin bacağında meydana geldiğini, müvekkilinin kask takmasının bacağının kırılmasına engel olmadığını, yaralanma ile kask arasında bir illiyet bağı bulunmadığını, bu nedenle davalı sigortanın indirime ilişkin taleplerinin, reddi gerekirken kabulü ile usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda müterafik kusurun % 25 olarak yanlış hesaplandığını, dosyada somut olay ve yargıtay kararlarıyla değerlendirildiğinde müterafik kusur indirimi uygulanmayacağını, söz konusu indirimler takdiri indirimler olup, mahkemece somut olaya ilişkin indirim yapma zorunluluğu bulunmadığını, somut olayda müvekkilinin kask takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmışsa da müvekkilinin yaralanmasının ayağında olduğunu, yani kask taksa bile söz konusu yaralanmanın önüne geçemeyeceğini, bu nedenle somut olayda müterafik kusur indirimi yapılamayacağını, yargılamanın kasten, gereksiz yere uzatıldığını ve yaşanan mağduriyetin daha fazla arttırıldığını, bir tarafta gerek kaza, gerek uzayan dava nedeniyle mağdur bir birey, diğer tarafta ekonomik gücü yüksek bir şirket olmasına rağmen, müvekkili ve kardeşi olan davacının mağduriyetinin daha da fazla arttırıldığını, müvekkilinin yaşadığı kaza nedeniyle yaşam kalitesinin düştüğünü, madden ve manen fazlasıyla mağduriyet yaşamış olup yaşadığı kazanın etkilerinin ömür boyunca devam edeceğini ve müvekkilinin henüz 27 yaşında olduğunu, müvekkilinin aynı zamanda kardeşi olmasından dolayı doğrudan yaşadığı kayıplara şahit olduğunu, söz konusu işleyen yasal faizin uğranılan zararı karşılamadığını, dosyanın yetkisizlik nedeniyle istinaf edilerek döndüğünü ancak yapılan bir kısım yargılama giderleri hesaplanmadığını, yargılama giderlerinin eksik hesaplandığını, müvekkilinin şuana dek herhangi bir ödeme almadığını, belirterek usul ve yasaya ve daha çok hakkaniyete aykırı olan ilk derece mahkemesi kararının itirazları doğrultusunda kaldırılarak istinaf talebinin kabulüne, tehiri icra ve duruşma talebinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı için hükme esas alınan maluliyete ilişkin rapor ATK tarafından düzenlenmemiş olup bu hususun hatalı olduğunu, raporun kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu dosyanın İstanbul ATK 3. İhtisas Dairesine gönderilerek güncel muayene yapılarak rapor düzenlenmesini talep ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber müterafik kusur halinin değerlendirilmeksizin hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu, zarar görenin zararını kendi kusuruyla ağırlaştırması olarak ifade edilebilecek müterafik kusur hali 19.10.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda tespit edilen sürüş asli kusurlarından bağımsız olup hesaplanan tazminattan Yargıtay kararları gereği ayrıca %20 den az olmamak üzere indirim uygulanması gerekirken, müterafik kusur indirimi uygulanmaksızın dosyada hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu zira davacı ...'nün ehliyetsiz sürücünün motosikletinde yolcu olmakla kalmayıp ayrıca istiab haddini aşacak biçimde motosiklette 3. kişi olarak yolculuk yaptığını ve koruyucu tertibat kullanmadığını, açıklanan sebeple her bir müterafik kusur durumu için ayrı ayrı indirim uygulanması gerektiğini belirterek tehiri icra talebinin kabul edilerek istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilmiş olan kararın icrasının geriye bırakılmasına, istinaf talebinin kabulüne, kararının kaldırılmasına karar verilmesini belirtilen şekilde karar verilmesini yargılama masraf ve giderlerinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklı bedeni zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Mahkemece, 17/01/2022 tarihli, 2021/572 E.- 2022/29 K. Sayılı yetkisizlik kararının Dairemizin 2022/412 E.- 2022/543 K. Sayılı kararı ile kaldırılmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.
- Davacı vekili istinaf başvurusu yönünden yapılan değerlendirmede;
Davacı vekilinin müterafik kusur indirimine yönelik itirazlarının kısmen kabulü gerekmiştir. Mahkemece kazanın meydana gelmesinde davacının ehliyetsiz motorsiklet sürücüsü ...'ın arkasında yolcu olarak bulunduğu ve kaza esnasında kaskı takmamasının tali kusurlu (%25) olduğu belirtilerek indirim yapılmış olduğu, tali kusur olarak adlandırılan indirim oranı, esasen müterafik kusura (zararın artmasına neden olan kusura) ilişkin olup, müterafik kusur indirimi yapılmış ise de, davacının yaralanması baş kısmından olmadığı, bacak kısmından olduğu için kask taksa dahi yaralanmanın önüne geçilemeyeceği bu nedenle zararın doğması ya da artmasında uygun illiyet bağı vasfı bulunmayan kask takmama durumunun ve davacının sürücünün ehliyetsiz olduğunu bilemeyeceğinden belirtilen hususlar müterafik kusur olarak değerlendirilemeyecek ise de, kazaya karışan motosiklette yolcu konumunda bulunan davacı ... 'nün kazanın meydana gelmesinde etken herhangi bir sürüş kusuru bulunmasa bile ... sevk ve idaresindeki motosiklete diğer şahısla birlikte binmesi, motosiklette sürücü dahil 3 kişinin istiab haddini aşacak biçimde motosiklette yolculuk yapması müterafik kusur kapsamında değerlendirilmesi gereken bir husus olup tazminattan %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerekli olmakla birlikte, yerleşik uygulamaya göre kazada tüm müterafik kusur nedenlerine istinaden ancak %20 oranında indirim yapılabileceği gözetilmeksizin, mahkemece iki ayrı müterafik kusur indirimi yönünden kabul ile bilirkişi tarafından hesaplanan tazminattan yapılması gereken %20 indirim yerine müterafik kusur indirimi oranının %25 olarak yüksek belirlenmesi hatalı olmuştur. İndirim oranı doğru olarak uygulanmadığından ve bu eksiklik yeniden yargılama yapılmasını da gerektirmediğinden, HMK 353/1-b-2.madde uyarınca Dairemizce maddi tazminat tutarından %20 müterafik kusur indirimi yapılarak yeniden hüküm tesis edilmek üzere mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Karayolları Trafik Kanununun 85. maddesi ve 88. maddesinde motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.
Yine TBK 61. maddesinde de birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğün şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır.
Yukarıda da bahsedildiği üzere davacı müteselsil sorumluluk ilkesi gereği zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. Müteselsil sorumluluk kanundan doğan bir sorumluluk türü olup kazaya neden olan her iki araç sürücü/işleten/trafik sigortacıları medyana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Davacı kazaya karışan motosiklette yolcu konumunda olup davacıya izafe edilecek kusur bulunmadığı, davacı vekili açıkça davalıların kusuru oranında sorumlu tutulmasını istemediği sürece davalıların müteselsil sorumluluğu bulunduğundan davalıların, davacının %20 oranındaki müterafik kusuru düşüldükten sonra tespit edilecek zararın tamamından sorumlu tutulması gerekir KTK 88 ve TBK 61. maddesine aykırı olarak davalıların kusuru oranında sorumlu tutulamayacağı açıktır..
Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; geçici iş görmezlik zararı toplamının 8.929,32 TL, Geçici dönem bakıcı gideri toplamının 2.324,71 TL, sürekli iş göremezlik zararı toplamının 484.517,05 TL, olmak üzere davacının toplam zararının 493.446,37 TL olduğuna, davalı şirket vekilince belirtilen zorunlu trafik sigortası yapılan araç sürücüsünün %75 kusurlu olduğu talebinin kabulü halinde, bu kusur oranı dikkate alınmak suretiyle gerekli hesaplamalar yapıldığına ve davalı şirketin %75 kusur oranıyla toplam 370.084,78 TL tutardan sorumlu olabileceği belirtilmiş, mahkemece de toplam tazminattan %25 tali kusur (müterafik kusur) indirimi yapılarak 370.084,78 TL tazminata hükmedilmiş ise de; yukarıda belirtildiği üzere hesaplanan toplam 493.446,37 TL tazminattan %20 müterafik kusuru indirimi yapıldıktan sonra davalılar bakiye 394.757,09 TL tazminatın tamamından sorumlu iseler de, HMK'nın 26. maddesi uyarınca davacının 26/04/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile talep ettiği tutar olan 371.828,30 TL ile bağlı kalınmak gerekmiştir.
- Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan değerlendirmede;
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına; davalı vekili maluliyet raporuna yönelik olarak da istinaf itirazında bulunmuş olup, haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde,zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden alınması gerekmekle dosyada yer alan ve mahkemece hükme esas kabul edilen maluliyet raporunun usulüne uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanmakta olup, hükme esas alınan raporun da bu yönetmeliğe uygun şekilde Ege Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp ABD heyetinden usulünce alındığı; müterafik kusur halinin değerlendirilmeksizin hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu, davalı vekili müterafik kusur değerlendirilmeksizin hüküm kurulmuş olduğu yönünde itiraz etmiş ise de, mahkemece gerekçeli kararda da belirtildiği üzere hesaplanan tazminattan tali kusur olarak kabul edilmek suretiyle %25 müterafik kusur indiriminin yapıldığı, yerleşik uygulamaya göre kazada tüm müterafik kusur nedenlerine istinaden ancak %20 oranında indirim yapılabileceği, bu nedenle dosya kapsamına göre yapılan tazminat ödemesinde müterafik kusur indirimi oranına karşı yapılan itirazın yerinde olmadığı görülmekle reddi gerektiği anlaşılmıştır.
Müterafik kusur indirimi bir takdiri indirim nedeni olduğundan, reddedilen maddi tazminat tutarı yönünden davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK 353/1-b-2. maddesi uyarınca kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davalı vekilinin İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/05/2023 tarihli, 2022/365 Esas ve 2023/475 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/05/2023 tarihli 2022/365 Esas ve 2023/475 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1. b. 2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
"a-Davacının davasının kabulü ile: %20 müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle sürekli ve geçici işgöremezlik tazminatı ile bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam (394.757,09 TL) olarak belirlenen tazminat alacağından davacının 26/04/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile talep ettiği tutar ile bağlı kalınarak 371.828,30 TL tazminatın poliçe limiti aşılmamak kaydıyla (410.000,00 TL) sigortaya müracaat tarihi olan 27/12/2020 tarihi itibariyle yasal faiziyle davalıdan alınıp, davacıya verilmesine,
b-Alınması gereken 25.399,59 TL nispi ilam harcından, peşin alınan 59,30 TL nispi ve 1.268,77 TL ıslah harcın olmak üzere 1.328,07 TL harcın mahsubu ile kalan 24.071,52 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
c-Davacı tarafından iş bu davada sarf edilen 59,30-TL peşin harç, 59,30-TL başvurma harcı, 8,50-TL vekalet harcı, 1.268,77-TL ıslah harcı, 220,70-TL yetkisizlik kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 80,70-TL yetkisizlik kararına istinaf karar harcı olmak üzere toplam 1.697,27-TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
ç-Davacı tarafından iş bu davada sarf edilen 19,00-TL tebligat masrafı, 131,50-TL e-tebligat masrafı (2 e-tebligat masrafı 11,00-TL yetkisizlik kararının tebliği için), 1.300,00-TL bilirkişi ücreti, 128,00-TL posta masrafı ve 0,60-TL KEP masrafı ve Ege Üniversitesi Adli Tıp Faturası olmak üzere toplam 2.159,10-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
d-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz hüküm tarihindeki AAÜT gereğince hesaplanan 57.774,25-TL vekalet ücretinin davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak davacı tarafa verilmesine,
e-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirmiş ise de müterafik kusur indirimi bir takdiri indirim nedeni olduğundan, reddedilen maddi tazminat tutarı yönünden davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına,
f-Karar kesinleştiğinde re'sen artan gider avansının davacıya iadesine,
g-Davalı tarafça gider avansı yatırılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
h-Arabuluculuk görüşme gideri olarak hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, "
ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
- Davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının yukarıda açıklanan gerekçelerle REDDİNE,
4-İSTİNAF AŞAMASINDA;
a-Davacıdan alınan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
b-Davalıdan alınması gereken 25.399,59-TL istinaf karar harcından peşin alınan 6.321,00-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 19.078,59- TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
-
Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf incelemesi esnasında davacı tarafça yapılan 738,00. TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 30,00. TL e. tebligat masrafı olmak üzere toplam 768,00. TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 13/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25