İzmir BAM 20. HD 2024/930 E. 2024/951 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2024/930
2024/951
12 Haziran 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/930
KARAR NO : 2024/951
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/05/2022 (Talep) - 21/03/2024 (Ara Karar)
NUMARASI : 2022/89 Esas (Derdest Dosya)
DAVA : Tasarıma Tecavüzün Tespiti ve Men'i, Maddi-Manevi Tazminat
TALEP : İhtiyati tedbir
BAM KARAR TARİHİ : 12/06/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 12/06/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2022/89 Esas sayılı dosyasından verilen 21/03/2024 tarihli ara kararın incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA/TALEP:
İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yaklaşık 25 senedir kent ekipmanları sektöründe fark yaratan ürünleri ile sektöre yön vererek faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin pek çok spor aleti, macera parkuru ve oyun parkı tasarımına imza attığını, oluşturduğu tescilli tasarımlarla hem ülkemizde hem dünyada sektöre öncülük ettiğini, davaya konu ettikleri 2015/01663, 2017/06041 ve 2018/00235 oyun parkı tasarımının müvekkiline ait tescilli tasarımlardan sadece birkaçı olduğunu, müvekkili tarafından her bir endüstriyel tasarım ürününün seneler süren çalışmalar ve bilgi birikimleriyle ortaya çıkarıldığını, ancak davalı ...'ın ise hiçbir çaba sarf etmeksizin ve herhangi bir AR-GE çalışması yapmaksızın müvekkilinin tasarımlarını birebir kopyaladığını, müvekkilinin hakları ihlal eder nitelikteki oyun parklarını piyasaya sürdüğünü, kendileri tarafından Mersin Millet Bahçesi ile Millet Bahçesine Ait Sosyal Donatılar İnşaatları ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi işinin ihaleye çıkmış olduğu ve tek kuleli çift kaydıraklı oyun grubu, ip tırmanma elemanı, halat salıncak, döner tahterevalli, küre tırmanma, ip tırmanmalı kaydırak, ağ temalı oyun elemanı, tekli tahterevalli ve döner çember ürünlerini de davalı ...'dan temin edileceğinin şifaen öğrenildiğini, ihale dokümanında yapılan incelemede ihalenin teknik şartnamesinde yer alan tariflerin ve görsel çizimlerin müvekkiline ait 2015/01663, 2017/04526, 2017/06041 ve 2018/00235 başvuru numaraları ile korunan tescilli tasarımlara konu ürünlere benzer nitelikte olduğunun görüldüğünü, davalıya Karşıyaka 5. Noterliği kanalıyla 08.06.2020 tarihinde ihtarname gönderildiğini ve müvekkilinin haklarını ihlal etmemesi için peşinen ihtarda bulunulduğunu, yine Aydın İli, Nazilli İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi Millet Bahçesi ve Millet Bahçesine Ait Sosyal Donatılar İnşaatları İle Altyapı ve Çevre Düzenlemesi işinin ihaleye çıkmış olduğu ve ihale yapım işi kapsamındaki oyun grubu ekipmanı, ahşap temalı teknik tahterevalli ekipmanı, ikili anne-bebek salıncak ekipmanı, üç ayaklı piramit tırmanma ekipmanı, halat salıncak ekipmanı, döner kase ekipmanı, ip tırmanma elemanı ve krom kaydırak ürünlerinin davalı tarafından temin edileceğinin şifahen öğrenildiğini, ihale dokümanında görsel çizimlerin müvekkiline ait 2015/01663 ve 2018/00235 başvuru numaraları ile korunan tescilli tasarımlara konu ürünlere benzer nitelikte olduğu görülünce davalıya Karşıyaka 5. Noterliği kanalıyla 12.06.2020 tarihinde ihtarda bulunulduğunu, ancak, anılan ihtarnamelere rağmen davalının yine de müvekkilinin tescillerini ihlal eder nitelikteki oyun parklarını müvekkilinin rızası olmaksızın ve müvekkilinden herhangi bir izin ya da lisans alınmaksızın inşa edilmekte olan Mersin ve Nazilli Millet Bahçelerine kurduğunu, davalı tarafın hukuka aykırı eylemlerinin tespiti için Mersin ve Nazilli Asliye Hukuk Mahkemelerine başvurulduğunu ve bilirkişiler tarafından da davalının kurmuş olduğu oyun parklarının müvekkilinin haklarını ihlal ettiği tespit edildiğini, bu kapsamda Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2021/1 D.İş numaralı dosyasında Mersin Millet Bahçesi’ne keşif incelemesi yapıldığını ve tanzim edilen 15.03.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda müvekkiline ait tescilli tasarımlar ile davalı ... tarafından üretilen ve piyasaya sürülen tahterevalli ile oyun ekipmanlarının iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduklarının tespit edildiğini, Nazilli Millet Bahçesi yönünden de; Nazilli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurularak 2020/43 D.İş numaralı dosya kapsamında keşif incelemesi yapıldığını ve tanzim edilen 30.12.2020 ve 26.05.2021 tarihli bilirkişi raporlarında müvekkiline ait tescilli tasarımlar ile davalı ... tarafından üretilen ve piyasaya sürülen tahterevalli, salıncak ve diğer oyun ekipmanlarının iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduklarının tespit edildiğini, davalı ...’ın müvekkiline ait tasarımları sanki kendi ürünüymüşçesine karışıklığa sebebiyet verecek şekilde kullandığı bilirkişiler tarafından tespit edilmiş olup bu durum hem piyasadaki müşterinin algısında karışıklık yaratmakta hem de müvekkilinin Sınai Mülkiyet Hukuku'ndan doğan haklarını zedelemekte olduğunu, davalı tarafın oyun parkında kurmuş olduğu cadı serisinin bir parçası olan benzer oyun ekipmanlarına ilişkin tescil başvurusunun Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde reddedildiğini, davalı tarafından seri niteliğinde olan oyun grubu tasarımının tescili için Türk Patent ve Marka Kurumu’na yapılan başvuruya karşı müvekkili tarafından tescili istenen tasarımın yenilik ve ayırt edicilik kriterini haiz olmaması sebebi ile itiraz edildiğini, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanlığı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından müvekkilinin itirazı kabul edildiğini ve davalının 2020/01877 sayılı tasarım tescil başvurusunun reddine karar verildiğini, verilen kararın bahse konu Millet Bahçesi’ndeki oyun grubunun da açıkça müvekkilinin sınai mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ortaya koyduğunu, davalının oyun parkında kurmuş olduğu cadı serisinin bir parçası olan benzer oyun ekipmanlarına ilişkin tescil başvurusu hakkında açmış oldukları Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali davası sonucunda davalının 2019/00124 ve 2019/00759 sayılı tescil başvurularının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, zira söz konusu tasarımların yayınına itiraz ettiklerini ve bu itirazın reddi üzerine ilgili Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararlarının iptali için dava açtıklarını, bahsettikleri bu davanın lehlerine sonuçlandığını (Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2019/355 Esas – 2021/62 Karar sayılı 22.02.2021 tarihli ilamı) ve gerekçeli kararda davalı tasarımın yenilik ve ayırt edici nitelik koşullarını sağlamadığı görüşüne varıldığını, davalı tescil süreçlerini önemsemeksizin cadı serisine ait farklı parçaları sahaya sürerek parçaların farklı olmasından yararlanmakla birlikte, ana tema ve ürünün karakteristik özelliklerini kopyalamaya devam ettiğinden müvekkilinin haklarını ihlal etmekten kaçamadığını, hem ürünün bütününde hem parçalar özelinde incelendiğinde ortaya çıkan nihai tasarımın renginden, malzemesine ve ürünün temasına kadar aynı olduğu görüldüğü gibi müvekkilinin tescilli tasarımının kopyası niteliğinde olduğunun da kolaylıkla anlaşıldığını, davalı tarafın kötü niyetli olarak söz konusu ürünlerin seçenek özgürlüğü geniş olmasına rağmen müvekkilinin emeklerini hiçe sayarak tasarım tescilli ürünlerinin yenilikçi karakterinin tüm konseptini kopyalayarak üretip piyasaya sunduğunu, arabuluculuk görüşmesinden sonuç alınamayınca işbu davayı ikame edip müvekkilinin zararının tazmini ve tecavüzün derhal giderilmesini talep etme zorunluluklarının hasıl olduğunu, bu tasarımların ... tasarımlarının birer taklidi niteliğinde olup özgünlük, ayırt edicilik ve yenilik niteliklerinden bütünüyle yoksun olduğunu, haksız bir çıkar elde edilmeye çalışıldığını ve müvekkilinin haklarına tecavüz edildiğini, tasarımlarının tekrar tekrar taklit edilmesinin müvekkilinin itibarını zedelediğini, müvekkiline ait tescilli tasarımlar ile davalı tarafın kopyalayarak üretip piyasaya sunduğu ürünlerin karşılaştırmalı görsellerinin dilekçelerinde yer aldığını ve benzer hususların açıklandığını, kamuya sunulmuş ve özgün niteliği ile dikkat çeken müvekkilinin tasarımlarının birebir halinin herhangi bir yeni ve özgün içeriğe sahip olmayan taklidi ile piyasaya arz edilmesinin, sadece müvekkilinin tasarım ve çalışmaları üzerinde haksız bir pay çıkarma çabasının ürünü olduğunu, işbu itibarla davaya konu tasarımların bilgilenmiş kullanıcı gözünde bir farklılık yaratmadığını ve bu sebeple müvekkilinin sınai mülkiyet hakkının tecavüze uğradığını, bu alanda seçenek özgürlüğünün geniş olduğunu, davalı tarafın ise hiçbir çaba göstermeksizin müvekkiline ait tasarımları birebir kopyaladığını, müvekkilinin tasarımının yoğun araştırmalar akabinde üretilen işbu özgün hali ile kullanılmasını haklı gösteren herhangi bir gerekçe bulunmadığı gibi bu hali ile piyasaya arzını zaruri kılan herhangi bir teknik zorunluluk da mevcut olmadığını, müvekkilinin Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca uğradığı zararın tazminini talep etme hakkı olduğunu, müvekkilinin tecavüz sebebiyle tazminini talep ettiği zarar miktarının ise davalı tarafın elde ettiği kar üzerinden tazmini olduğunu, ancak dava konusu ürünlerin yalnızca işbu Mersin Millet Bahçesi ile sınırlı olmamakla birlikte, davalının tecavüzünün boyutunun bilinememesi sebebiyle maddi tazminat talebi yönünden Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak işbu davanın ikame edildiğini, işbu dava kapsamında SMK m. 151/2.(c) uyarınca davalının tasarım hakkını bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli üzerinden ...’in uğradığı tüm zararın tazmininin talep edildiğini, ayrıca manevi tazminata hükmedilmesini talep ettiklerini, verilecek hükmün etkinliğinin sağlanması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini de talep ettiklerini, davalı taraf müvekkilinin tasarımları ile daha birçok ihaleye katılabileceği için karşı tarafın hukuka aykırı eylemlerine devam etmemesi ve müvekkilinin sınai mülkiyet haklarının daha fazla ihlal edilmemesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, bilindiği üzere, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 159.maddesinde SMK uyarınca tedbir talep edebileceğinin düzenlendiğini belirterek, davalının davaya konu tescilli tasarımlara tecavüz teşkil eden tüm ürünlerinin tespitine ve akabinde SMK madde 149 (a) uyarınca davalının müvekkiline ait 2015/01663, 2017/06041 ve 2018/00235 sayılı tasarımlara tecavüzünün tespitine, SMK madde 149 (b) bendi uyarınca gelecekte oluşabilecek muhtemel tecavüzlerin önlenmesi için davalının satış yetkisinin kısıtlanmasına ve mevcut tecavüzlerin SMK madde 149 (c) uyarınca durdurulmasına, bundan böyle olası eylemlerin men edilmesine, dava neticesinde elde edilecek kararın etkinliğini temin etmek üzere; SMK madde 159 uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilerek davalının mevcut satışlarının durdurulmasına ve mevcut kurulu alanlardaki ürünlerinin sökülmesine, HMK’nun 107.maddesi uyarınca şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, 08.06.2020 ve 12.06.2020 tarihli ihtarnamelerin davalıya tebliğ tarihinden itibaren değişen oranlı ticari faiz uygulanmasıyla tahsiline karar verilmesine, SMK madde 149 (d) bendi uyarınca, davalının ürünlerine ve bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine, kalıp gibi araçlara el konulmasına, SMK madde 149 (g) bendi uyarınca mahkeme kararının günlük gazetede ilan edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece, "...05/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Mersin Millet Bahçesinde ve Nazilli Millet Bahçesinde tespit edilmiş olan davalıya ait tahterevalli ürününün, davacı yana ait 2015/01663-5 sıra numaralı tasarım karşısında ayırt edici olmadığı bu nedenle söz konusu tahterevalliler açısından davacı tasarımına tecavüzden bahsedilebileceği, Nazilli Millet Bahçesi'nde tespit edilmiş olan 3 numaralı denge ürününün, davacı yana ait 2015/01663-11 sıra numaralı tasarım karşısında yeni ve ayırt edici olduğu, bu ürün açısından davacı tasarımlarına tecavüzden bahsedilemeyeceği, Nazilli Millet Bahçesi'nde tespit edilmiş olan 4 numaralı tırmanma ipi ürünün, davacı yana ait 2015/01663-22 sıra numaralı tasarım karşısında yeni ve ayırt edici olduğu, bu tasarım açısından tecavüzden bahsedilemeyeceği, Nazilli Millet Bahçesi'nde tespit edilmiş olan 1 numaralı kaydırak ürününün, davacı yana ait 2017/06041-1 sıra numaralı tasarım karşısında yeni ve ayırt edici olduğu, bu tasarım açısından tecavüzden bahsedilemeyeceği, Nazilli Millet Bahçesi'nde tespit edilmiş olan 1 numaralı kaydırak ürününün, davacı yana ait 2018/00235-2 sıra numaralı tasarım karşısında ayırt edici olmadığı, bu nedenle söz konusu oyun seti açısından davacı tasarımına tecavüzden bahsedilebileceği, Mersin Millet Bahçesi'nde tespit edilmiş olan kaydırak ürününün, davacı yana ait 2017/06041-1 sıra numaralı tasarım karşısında yeni ve ayırt edici olduğu, bu tasarım açısından tecavüzden bahsedilemeyeceği, Mersin Millet Bahçesi'nde tespit edilmiş olan kaydırak ürününün, davacı yana ait 2018/00235-2 sıra numaralı tasarım karşısında yeni ve ayırt edici olduğu, bu tasarım açısından tecavüzden bahsedilemeyeceğinin rapor edildiği, tescilin varlığı konusunda sunulan kanıtlar, dosya kapsamında toplanan deliller ve bilirkişi raporu dikkate alındığında davalının kullanımının tecavüz oluşturduğu iddiası yönünden SMK'nın 159. maddesinde aranan yaklaşık ispat olgusunun gerçekleştiği anlaşılmakla, tedbir talebinin Mersin Millet Bahçesinde ve Nazilli Millet Bahçesinde tespit edilmiş olan davalıya ait tahterevalli ürününün, davacı yana ait 2015/01663-5 sıra numaralı tasarım karşısında ayırt edici olmadığı, bu nedenle söz konusu tahterevallilerin satışının durdurulması yönünden kabulü gerektiği, sökülmesine yönelik talebinin esas hükümle beraber değerlendirileceği, diğer ürünler yönündeki satışının durdurulmasına yönelik yasal şartlar oluşmadığından tedbir talebinin reddi gerektiği anlaşılmakla, sonuç olarak; tescilin varlığı konusunda sunulan kanıtlar ile ön kanaat edinilmekle ihtiyati tedbir isteminin 50.000 TL nakit veya kesin banka teminat mektubunu ibraz etmesi halinde kısmen kabulüne, Mersin Millet Bahçesinde ve Nazilli Millet Bahçesinde tespit edilmiş olan davalıya ait tahterevalli ürününün, davacı yana ait 2015/01663-5 sıra numaralı tasarım karşısında ayırt edici olmadığı bu nedenle söz konusu tahterevalliler satışının durdurulmasına yönelik talebin kabulüne, diğer taleplerinin somut yasal şartlar oluşmadığından bu aşama da reddine...." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekili tarafından, "...Müvekkilinin, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2022/89 Esas numaralı dosyası ile taleplerini ileri sürdüğünü, alınan bilirkişi raporlarında davalı yanın her iki millet bahçesinde kullandığı tahterevalli ürününün müvekkiline ait 2015/01663-5 sıra numaralı tasarımı karşısında ayırt edicilik unsurunu taşımadığı, bu sebeple de iltibasa sebebiyet verdiğinin belirlendiğini, yine davalı yanın Nazilli Millet Bahçesi'nde tespit edilmiş olan 1 numaralı kaydırak ürününün, müvekkiline ait 2018/00235-2 sıra numaralı tasarım karşısında yeni ve ayırt edici olmadığı ve bu sebepler doğrultusunda iltibasa yol açtığının tespit edildiğini, öncesinde ikame edilen delil tespit dosyaları da hesaba katıldığı vakit toplamda 4 bilirkişi raporu tanzim edildiğini, gerek Nazilli gerekse de Mersin’de alınan raporlar dahilinde karşı yanın kusurlu hareketinin bir bütün olarak ortaya konduğunu, istinaf başvurusuna konu ilk derece mahkemesinin bizzat yaptığı yargılama faaliyetleri içerisinde de davalı yanın kullandığı tahterevalli ve kaydırak ürününün tecavüz teşkil eden eylemlere sebebiyet verdiğinin kaleme alındığını, buna rağmen ilk derece yargılama makamının 50.000,00 TL teminat karşılığında yalnızca tahterevalli ürününün ayırt edicilik unsuruna sahip olmadığını belirttiğini ve bu ürünlerin satışının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı kurduğunu, bahse konu kararın ne kadar eksik ve hatalı kurulduğunun, hali hazırda bu ara kararın müvekkilinin zedelenen haklarını korumaktan uzak nitelikte olduğunun sarihliğinin tartışmasız olduğunu, yaklaşık iki yıl süren ilk derece mahkemesi yargılamasında bu aşamaya kadar teknik rapor alınıp değerlendirme yapılmasının sağlıklı olduğu yönündeki bir kararla ihtiyati tedbir kararı verilmediğini, nihayetinde toplamda 4. alınan rapor karşısında sürekli en başından beri talep edilen karar tanzim edilmiş olmasına rağmen, anılı kararın da eksik biçimde hali hazırda hakkına halel gelen müvekkilini korumadan uzak biçimde tahsis edildiğini, gerek tahterevalli gerekse de 1 numaralı kaydırak ürünleri hakkında hem satışın durdurulması hem de mevcut kurulu alanlardan sökülmesine yönelik tedbir kararın verilmesi gerektiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep, tasarıma tecavüzün tespiti ve men'i, maddi ve manevi tazminat istemli derdest dosya içerisinde ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
Mahkemece; yukarıda yazılı gerekçelerle ihtiyati tedbir isteminin kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı ihtiyati tedbir talep eden/davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının eldeki davadan önce tespit istemleri ile tespit raporları aldırdığı, işbu davada da mahkemece bilirkişi heyet raporu alınarak davacının iddia ve taleplerinin değerlendirildiğinin görüldüğü, mahkemece her ne kadar bu bilirkişi raporu esas alınarak bu aşamada yaklaşık ispat ilkesi uyarınca kısmen ihtiyati tedbir istemi kabul edilmiş ise de, kararın kendi içerisinde çelişki oluşturacak surette verildiği görülmüştür. Yargılamanın aşamasına ve dosya kapsamına göre, davalının tecavüz teşkil ettiği belirtilen ürünlerinin satışının durdurulması suretiyle ihtiyati tedbir verilip, kurulan ürünlerin sökülmesine dair tedbir isteminin ise ölçülülük ilkesi de gözetilerek reddinde bir isabetsizlik yok ise de, bilirkişi raporunda davalının eylemleriyle tecavüz teşkil ettiği belirtilen "Nazilli Millet Bahçesindeki salıncak tasarımı" bakımından, mahkemece bu hususa değinilip tecavüz fiili olarak belirtildiği halde bu konuda ihtiyati tedbir kararı verilmediği görülmekle, bu husustaki eksikliğin HMK 353/1-b-2.madde uyarınca Dairemizce düzeltilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Teminat bakımından ise, harca esas değer de gözetilerek bu miktar üzerinden teminat alınmış olmasında bir isabetsizlik görülmediği gibi, teminata dair itirazların ilk derece mahkemesince ilerleyen aşamalarda gelişecek duruma göre yeniden değerlendirilebileceği de açıktır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; ihtiyati tedbir talep eden/davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, mahkeme ara kararının kaldırılarak, Dairemizce HMK 353/1-b-2. maddesi uyarınca yeniden hüküm tesisi suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
- İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2022/89 Esas sayılı dosyasından verilen 21/03/2024 tarihli ara kararın HMK’nın 353/1. b. 2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
"a-Tecavüzün varlığı konusunda sunulan kanıtlar ile ön kanaat edinilmekle ihtiyati tedbir isteminin 50.000,00 TL nakit veya kesin banka teminat mektubunun ibraz edilmesi halinde KISMEN KABULÜ İLE,
b-Mersin Millet Bahçesinde ve Nazilli Millet Bahçesinde tespit edilmiş olan davalıya ait tahterevalli ürününün, davacı yana ait 2015/01663-5 sıra numaralı tasarımla kıyaslanması neticesinde, bu aşamada söz konusu tahterevallilerin satışının durdurulmasına yönelik talebin KABULÜNE,
c-Nazilli Millet Bahçesi'nde tespit edilmiş olan 1 numaralı kaydırak ürününün, davacı yana ait 2018/00235-2 sıra numaralı tasarımla kıyaslanması neticesinde, bu aşamada söz konusu kaydırak satışının durdurulmasına yönelik talebin KABULÜNE,
d-Diğer taleplerinin somut yasal şartları oluşmadığından bu aşamada REDDİNE,
e-HMK 393. maddesi uyarınca, ihtiyati tedbirin, kararın tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre zarfında uygulanmasının zorunlu olduğuna,
f-HMK 392. maddesi uyarınca teminatın ön koşul olduğuna ve uygulamanın kararın tebliğinden itibaren 1 hafta içinde yapılması gerektiğine,
g-Kararın infazı için teminat yatırıldığında, ilk derece mahkemesince İzmir Nöbetçi İcra Müdürlüğüne yazı yazılmasına,
h-Teminat ve ihtiyati tedbirin uygulanmasına dair tüm işlemlerin ilk derece mahkemesince yürütülmesine",
ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
-
İSTİNAF AŞAMASINDA; ihtiyati tedbir talep eden/davacıdan alınan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
-
İstinaf incelemesi esnasında ihtiyati tedbir talep eden/davacı tarafından karşılanan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin istinaf yargılama giderinin davalıdan tahsili ile ihtiyati tedbir talep eden/davacıya verilmesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın taraflara tebliği, teminat, harç ve avans iade dahil tüm işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25