İzmir BAM 20. HD 2021/1316 E. 2024/897 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1316
2024/897
23 Mayıs 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1316
KARAR NO : 2024/897
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/07/2020 (Dava) - 23/12/2020 (Karar)
NUMARASI : 2020/300 Esas - 2020/628 Karar
DAVA : Şirket Temsilcisi Atamalarının ve Görevlendirilmelerinin Hükümsüz Hale Geldiği ve Yok Hükmünde Olduğu Tespiti ile Yöneticilerin Azline Karar Verilmesi
BAM KARAR TARİHİ : 23/05/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 23/05/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/12/2020 tarihli 2020/300 Esas ve 2020/628 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ... ve ...' nun ... Ltd. Şirketinin ayrı ayrı % 20 şer nispetinde, ...' nun ise %10 nispetinde olmak üzere toplamda % 50 nispetinde ortakları olduklarını, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/29862 soruşturma sayılı dosyasında yürütülen soruşturmada İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/2843 D.İş sayılı ve 30/08/2016 tarihli kararı ile müvekkili ...'nun ortağı ve yöneticisi olduğu şirketlerden ... San.ve Tic.Ltd. Şti, ... San.Tic. Ltd.Şti , ... San. ve Tic. A.Ş' ndeki hisselerinin ve gayrimenkullerin "668 sayılı KHK.nın 3/1-ı maddesi uyarınca devirlerinin tedbiren yapılmamasına" dair savcılık işleminin onaylanmasına karar verildiğini, kararın sadece "devir yasağı" ile sınırlı olmak üzere geçerli olacağının anlaşıldığını, bu karar sonrasında İzmir 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/3664 D.İş sayılı ve 29/09/2016 tarihli kararı ile müvekkili ...'nun ortağı ve yöneticisi olduğu şirketlerden ... San.ve Tic.Ltd. Şti, ... San.Tic. Ltd.Şti , ... San. ve Tic. A.Ş ünvanlı şirketlere "Yönetim organının tüm yetkilerini kullanmak ve yeni yönetim kurulunu oluşturmak üzere kayyum atanmasına" karar verildiğini, İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/2843 D.İş sayılı ve 30/08/2016 tarihli kararında, ... ve ... bakımından bir devir yasağı bulunmadığı gibi soruşturma dosyasında şüpheli sıfatı ile yer almadıklarını, adı geçen ortakların paylarına el konulmadığını, kayyım atanması kararının toplam % 70 payı olan şüpheli ortaklar hakkında verilmiş olup, müvekkilleri ... ve ...'nun şirket payları bakımından kayyım atanmasının söz konusu olmadığını, ilerleyen aşamalarda yasa gereği kayyım olarak atanan ... (...)Fon Yönetiminin anılan şirketlere değişik tarihlerde müdür ve yönetici görevlendirmeleri yaptığını, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/29862 soruşturma sayılı dosyasında yürütülen soruşturmada müvekkili ... hakkındaki soruşturmanın tefrik edilerek, açılan kamu davası sonunda, İzmir 19.Ağır Ceza Mahkemesinin 12/12/2019 tarihli, 2018/193 Esas ve 2019/442 Karar sayılı kararıyla yönetim kayyımının denetim kayyımı olarak devamına karar verilip, karar gereğinin yerine getirilmesi için karar örneğinin 13/12/2019 tarihinde ise e-imzalı olarak ...’ye gönderildiğini, daha sonra, Cumhuriyet savcısının talebi üzerine, mahkemenin 13.12.2019 tarihli ek kararla, müvekkili ...'nun ortağı ve yöneticisi olduğu şirketlerden ... San.ve Tic.Ltd. Şti, ... San.Tic. Ltd.Şti , ... San. ve Tic. A.Ş ünvanlı şirketler bakımından yönetim kayyımlığının kaldırılarak denetim kayyımlığına geçilmesine ilişkin kararın, müvekkili ...'nun ortaklık payları ile sınırlı olarak uygulanmasına karar verdiğini, %50 nispetinde pay sahibi olunan şirketlerin yönetimlerinin kayyım olan ... tarafından yürütülmesine imkan bulunmadığını, kayyım yönetimi kapsamında kalan payın %50, diğer ortaklara ait payların da %50 olması nedeniyle eşitlik halinde, yönetim ve müdürlerin Türk Ticaret Kanunu hükümleri gözetilerek belirlenmesinin gerekeceğinin tereddüte mahal vermeyecek ölçüde açık olduğunu, ... 'nin fiili durumu devam ettirmeye yönelik ve tamamen hukuka aykırı nitelikteki bu keyfi davranışının şirket organlarının hukuken geçerli olabilecek nitelikte karar alamamasına yol açtığını, ...nun 7082 sayılı kanunun 9. maddesinde yazılı "pay kayyımlığını düzenleyen" hükmün uygulanma sınırlarını genişleterek müvekkilleri ... ve ...'nun ortağı oldukları şirketlerden ... San.ve Tic.Ltd. Şti ve ... San.Tic. Ltd. şirketindeki hisseleri toplamının %50 nispetine isabet etmekte olduğundan, Fon Yönetimi tarafından müvekkillerinin adı geçen şirket yönetimlerine katılımlarının ve dahası ortaklık haklarından istifadelerinin engellenmesinin, yasa ile kendilerine yüklenen kayyımlık görevinin ağır bir kayıtsızlık ve keyfilikle kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu Türk Ticaret Kanununun 630/2 maddesinin ... nin hükümsüz hale gelen ve yok hükmünde sayılması gereken karar ve işlemlerini müdürlerin atanması ve seçimlerini de kapsadığından, tüm mevcut müdürlerin atanmaları ve görevlendirmelerinin ortadan kaldırılarak azillerine karar verilmesinin hukuki bir zorunluluk olarak ortaya çıktığını, son duruma göre ... San.Tic. Ltd. Şirketinin 2016-2017-2018-2019 yılları Genel Kurul Toplantıları hiç yapılmamış olduğundan, genel kurulun toplantıya çağrılma taleplerinin şirket yönetimine bildirildiğini, tebliğe rağmen yedi iş günü içerisinde olumlu bir cevap verilmediğini gibi genel kurulun halen toplanamadığını, İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesinin son kararı sonrasında ortaya çıkan hukuki duruma uygun biçimde genel kurulun toplanmasının gerçekleşememesi ve ve bu nedenle yeni müdürlerin genel kurulca seçim ve belirlenmesinin yapılamaması nedeniyle, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 427/4 maddesi hükmü gereğince, yeni müdürler atanıncaya kadar şirkete kayyım atanması için gerekli yasal koşullar oluştuğunu bildirmiş, ... Ltd Şirketinde ... tarafından yapılan önceki müdür atamalarının hükümsüz hale geldiğinin tespitine, yapılan işlemler ile müdür atama ve görevlendirmelerinin yok hükmünde olduğunun tespitine, ... Ltd Şirketindeki tüm mevcut müdürlerin atanmaları ve görevlendirmelerinin ortadan kaldırılarak azillerine, mevcut müdürlerin azilleri sonrasında, ... Ltd Şirketinin organsız kalmaması bakımından Türk Medeni Kanununun 427/4 maddesi uyarınca tercihen mali müşavir bir kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Ltd. Şti. hissedarlarının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı olmaları sebebiyle, İzmir CBS tarafından başlatılan 2016/29862 sor.sayılı soruşturmada, İzmir 4.Sulh Ceza Mahkemesinin 2016/3664 D. İş sayılı dosyasında kayyım atanmasına karar verildiğini, 674 sayılı KHK m.19 uyarınca yasal düzenlemenin bir sonucu olarak, davaya konu edilen şirketin yönetim hakkının ...’na devredildiğini, ...’nin bağlı olduğu bakanlığa ait yetkilerin, 674 sayılı KHK' nın 19/10 maddesi hükmü gereğince, ilgili bakan tarafından ... Fon Kurulu’na devredildiğini, yetki devri sebebiyle şirketlere kayyım atanmasına ilişkin yetkilerin, ... Fon Kurulu tarafından kullanıldığını, yasal düzenlemeler gereği ve özellikle CMK' nun133.maddesi ile 674 sayılı KHK' nun 19.maddesi hükümleri çerçevesinde, kayyım atanmasının Sulh Ceza Mahkemesi ve davanın açılmış olması halinde, yargılamayı yapan ceza mahkemesi tarafından karar altına alınan ve yine ceza yargılamasını yapan mahkeme tarafından gerekli görülmesi halinde kaldırılan, tamamen ceza yargılaması kapsamında düzenlenen hukuksal kurumlar olması sebebiyle, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olmadığını, görevli mahkemenin soruşturma sürecinde Sulh Ceza Mahkemeleri, kovuşturma sürecinde ise, yargılamayı yapan mahkemeler olduğunu, davanın görev sebebiyle reddinin gerektiğini, müvekkilleri ... ve ... dışındaki davalıların ... tarafından atanan kayyım yönetim kurulu üyeleri olup, davalılar ... ve ...' ın yalnız şirketin profesyonel çalışanları olup, kayyım ve yönetim kurulu üyesi sıfatlarının bulunmadığını, bu nedenle, adı geçen davalıların davanın tarafı olmalarının olanaksız olması nedeniyle davanın, taraf sıfatı olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, Sulh Ceza Mahkemesi tarafından kayyım atanmasına ilişkin verilen kararın aynı mahkeme ve yargılamayı yapan mahkemece kaldırılmadığını, 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname m.19 hükmü gereğince; yönetimine ...’nin kayyım olarak atanmış olduğu şirketlerin genel kurul yetkilerinin, 19/10 f. hükmü gereğince yapılan yetki devri sonucu ... Fon Kurulu tarafından gerçekleştirildiğini, 674 sayılı KHK' nun 19(9) maddesi hükmü uyarınca genel kurul yetkilerinin ...' nin ilişkili olduğu Bakan tarafından kullanılabileceğini, bu nedenle ... Fon Kurulunun Türk Ticaret kanunu hükümleri ile bağlı bulunmadığını, davacının TTK.m.630 hükmünün esas alınmasına yönelik talebinin mahkemece dinlenilmesinin olanaksız olduğunu, davacıların kayyım idaresinde olmadığını iddia ettikleri hisselere ilişkin hesaplamanın ve değerlendirmenin hukuksal dayanağı bulunmadığını, KHK' nun 9(1) maddesinde FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan gerçek ve tüzel kişilerin yüzde elliden daha az ortaklık payı olduğu şirketlerde, bu payların yönetimi ve temsili amacıyla 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca yetkili hakim veya mahkeme tarafından ...nun kayyım olarak atanacağı hükmü karşısında davaya konu şirketin %75 payı ile ilgili kayyım atandığını, bu nedenle kayyımlık görevinin paya yönelik olduğu, şirketin yönetimine yönelik olmadığı yönündeki davacı beyanlarının hiçbir hukuksal temelinin bulunmadığını, öte yandan İzmir 19.Ağır Ceza Mahkemesi, İzmir 4.Sulh Ceza Mahkemesinin 2016/3664 D.iş sayılı dosyasından verilen, dava konusu yapılan ... Ltd. Şti.’yi yönetimine kayyım atanmasına ilişkin kararında herhangi bir değişikliğe gitmeyip, sadece davacı ...’na ait paya ilişkin kayyımlık görevini denetim kayyımlığı olarak belirlediğini, yönetime katılma hakkının, ceza yargılaması kapsamında ve CMK' nun 133.maddesi ve Kanun hükmünde kararnameler gereğince kısıtlandığını, davacıların mülkiyet hakkına yönelik her hangi bir tecavüzün söz konusu olmadığını, şirketin faaliyetlerinin FETÖ/PDY Silahlı terör örgütüne tahsisi/özgülenmesi sebebiyle, ceza yargılaması kapsamında verilen güvenlik tedbirleri sebebiyle, mevcut yasal uygulamanın söz konusu olduğunu bildirmiş, dava dilekçesinde yer alan eksiklerin tamamlanması için davacılara iki haftalık kesin süre tanınmasına, kesin süre içinde eksiklerin tamamlanmaması halinde, davanın açılmamış sayılmasına, işin esasına girilmeksizin davanın görev nedeniyle reddine, davalılar ... ve ... bakımından davanın, davalı taraf sıfatı yokluğundan reddine, işin esasına girilmesi halinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kurumun mahkeme kararları ve kanun hükmünde kararnameler ile davaya konu şirketlere kayyım atanmış olup, davanın muhatabı olmadığını, dava konusu taleplerin kararı veren mahkemelerden talep edilmesi gerektiğini, bu nedenle müvekkili hakkında davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava konusu edilen hususların gerçekleştirilen idari işlem mahiyetinde olup müvekkiline husumet yöneltilerek açılan davanın İdare Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevsiz olduğunu, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen ek kararla ilgili itirazların inceleme merciinin kararı veren Ceza Mahkemesine ait olup bu konuda da Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsiz olduğunu, Sulh Ceza Mahkemesince yasal düzenlemeler gereği müvekkilinin adı geçen şirketlere kayyım olarak atandığını, CMK' nun 133(1) maddesi uyarınca kayyım olarak atanan kişilerin yönetim organının tüm yetkilerine sahip olması nedeniyle ve Fon Kurulu ile Başbakan Yardımcılığı makamının değişik kararları ile anılan şirketlerin yönetim kurullarının oluşturularak üyeliklerine atamalar yapıldığını, İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesince yönetim kayyımının denetim kayyımı olarak değiştirilmesine ilişkin kararın Cumhuriyet Savcısının talebi üzerine verilen ek kararla yargılanan davacı sanığın adı geçen şirketlerdeki hisseleri ile ilgili olarak uygulanmasına karar verildiğini, bu şirketlerdeki davacı dışındaki sanıkların sahip olduğu pay oranlarının %50 nin üzerinde olması nedeniyle müvekkili kurum tarafından herhangi bir işlemin tesis edilmediğini, kararın geçerli olup olmadığının tartışılacağı yerin Asliye Ticaret Mahkemesi olmadığı gibi davalı olarak gösterilenlerin bu konuda herhangi bir sıfatlarının da bulunmadığını, yasada geçen %50 tabirinin %50 den daha az olmadığını, bunun yanında kayyım atamasını yapan merciinin ceza mahkemesi olup Asliye Ticaret Mahkemesinin ceza mahkemesi karalarının düzeltilmesi ya da itirazen incelenmesi konusunda görevli olmadığını, davacıların genel kurul toplantısı yapılmasına ilişkin iddialarının dava konusuyla ilgili olmadığı gibi 7078 sayılı kanunun 9. ve 10.maddeleri uyarınca bu yetkinin ilgili Bakanda olup ilgili Bakanın bu konudaki yetkisini ...' ye devredebileceğine ilişkin yasal düzenlemeler gereğince yetkinin fon kuruluna devredildiğini, müvekkili kurumun yasal düzenlemeler ve mahkeme kararlarının kendisine verdiği yetkileri kullanarak idari işlem yaptığını bildirmiş davanın öncelikle husumet ve görev yönünden aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Mahkemece, ''... yönetim kayyımı atama kararının yapılan ceza soruşturması kapsamında CMK' nun 133.maddesi çerçevesinde Sulh Ceza Hakimliği tarafından verildiği, yukarıda açıklandığı üzere haklarında silahlı terör örgütü üyeliği suçlaması ile dava açılan ve soruşturması devam eden dava dışı ortaklar nedeniyle dava konusu şirketler için verilen yönetim kayyımı ataması kararının kaldırılmadığı ve değiştirilmediği, varlığını halen koruduğu, dava dilekçesinde aksi yönde de iddiada bulunulmadığı, ...'nin davacı ... dışındaki diğer ortakların payı yönünden yönetim kayyımı olarak görevinin devam ettiği, kayyım ...'nin davalı şirketlere yöneticiler atayarak yönetim kayyımı heyeti oluşturmasının ...'nin kayyımlık görevini ortadan kaldırmadığı, davanın ...'nin atadığı temsile yetkili davalı şirketlerin yöneticilerinin atanmasına ilişkin işlemlerin yok hükmünde sayılarak azillerine karar verilmesi istemli olduğu, CMK'nun 133.maddesi kapsamında kayyım atanmasına veya kayyımlık görevinin kaldırılmasına veya bu görevinin değiştirilmesine ancak Sulh Ceza Hakimliği tarafından karar verilebileceği, aynı maddenin üçüncü fıkrasında kayyım işlemlerine karşı TTK ve TMK'nundaki hükümlere göre Asliye Ticaret Mahkemesine başvurulabileceğinin düzenlendiği, bu hüküm kapsamında Sulh Ceza Mahkemesince verilen kayyım atama kararının değiştirilmesi veya kaldırılması yetkisinin Asliye Ticaret Mahkemelerine verilmediği ve yetkinin yalnız kayyım işlemleri ile sınırlı tutulduğu, davacı ...'nun yapılan yargılaması sonunda verilen mahkumiyet kararı ile birlikte adı geçen davacının payı yönünden yönetim kayyımının, denetim kayyımı olarak görevinin devamına ilişkin verilen kararın, haklarında kamu davası açılan ve mal varlıklarının müsaderesi talep edilen dava dışı ortaklar ile soruşturması devam eden ortağın payı yönünden atanan yönetim kayyımının bu sıfatla görevine devam etmesine etki eden ve niteliğini değiştirir bir karar niteliğinde bulunmadığı gibi kararın geçmişe etkili olarak da verilmediği, yukarıda kısaca açıklanan hükümsüzlük ve yokluk kavramları içinde davacı tarafın iddia ettiği gibi ... tarafından şirketi temsile yetkili müdürlerin atanmalarına ilişkin işlem ve kararların yasal düzenlemeler gereğince görevli ve yetkili Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen karara dayalı olarak yine yasal düzenlemeler çerçevesinde ilgili Kanunların veriği görev ve yetkiye dayalı olarak yapıldığı, buna göre davalı ... tarafından kayyım sıfatıyla yapılan şirketin yönetimi ile ilgili müdür atamalarına ilişkin işlem ve kararların yok hükmünde veya hükümsüz sayılmalarının mümkün olmadığı, Ağır Ceza Mahkemesi karar ve ek kararının geçmişteki yapılan işlem ve kararlara etki eder bir niteliğinin de bulunmadığı, kararın verildiği tarihten geçerli olmak üzere yalnız davacı ...'nun adı geçen şirketlerdeki payı yönünden geçerli olduğu gibi adı geçen davacının payı yönünden de geçmişe etkili olmaması yanında ... tarafından yapılan geçmişteki işlemlerin hükümsüz sayılmasını gerektirir nitelikte olmadığı, karar ve ek kararın davalı kayyım ... tarafından atanan davalı şirket yöneticilerinin azledilmelerini gerektirmediği, yönetim kayyımı davalı ...'nin adı geçen şirketler yönünden görevinin halen bu sıfatla devam etmekte olduğu göz önünde tutularak şirketin organsız olmaması nedeniyle kayyım atamasının mümkün bulunmadığı gibi kayyım ... tarafından atanan davalı yöneticilerin görevden azillerine karar verilmiş olsa dahi yeni yöneticilerin atanması görevinin kayyım ... ye ait olup şirketlere yönetici veya kayyım atanmasının mahkememizin görevi olmadığı...'' gerekçesiyle; ''...Davalılar ... ve ... hakkında açılan davaların pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalılar ... ve ... dışındaki diğer davalılar hakkındaki davanın REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/29862 soruşturma sayılı dosyasında yürütülen ana soruşturma dosyasında kalan % 50 paya sahip ortaklar haklarında yakın zamanda iddianame düzenlendiğini ve İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesince esasa alınarak 2020/277 sayı üzerinden dosyanın duruşma hazırlığının yapılmasına ilişkin tensip zaptı düzenlenmiş olup, müvekkilleri (... TC kimlik nolu) ... ve ...'nun bu dosyada da sanık olmadığını, kararda hataya düşülen en önemli hususun, İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/2843 D.İş sayılı ve 30/08/2016 tarihli şirket paylarına el konulmasına ilişkin kararında, şirket ortaklarından olan müvekkilleri ... ve (... TC kimlik nolu) ...'nun payları bakımından bir elkoyma ve devir yasağı bulunmadığını ve ayrıca ... ve (... TC kimlik nolu) ...'nun devir yasağının verildiği İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/29862 soruşturma sayılı dosyasında şüpheli sıfatını da taşımadığını, dolayısıyla bu müvekkillerinin bu soruşturma dosyasında şirket ortaklık paylarına elkonulmadığını, bu itibarla, İzmir 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/3664 D.İş sayılı ve 29/09/2016 tarihli kayyım atanması kararı haklarında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/29862 soruşturma sayısı üzerinden soruşturma yürütülen toplam % 70 ortak olan şüpheliler hakkında ve bu dosyadaki suçlar bakımından verilmiş olup, müvekkilleri ... ve (... TC kimlik nolu) ...'nun şirket payları bakımından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/29862 soruşturma sayılı dosyasında kayyım atanmasının söz konusu olmadığını, Hakkında mahkumiyet kararı verilen ortak bakımından (...) yönetim kayyımlığının kaldırılmasına rağmen, hakkında aynı soruşturma kapsamında açılmış bir dava ve verilmiş bir hüküm bulunmayan (... ve ... TC kimlik nolu ...) ortakların payları bakımından kayyımlığın devam ettiğinin kabulünün hukuken mümkün olmadığını, öte yandan; birden fazla ortak olması ve bu ortaklar bakımından ayrı ayrı soruşturma ve yargılama yapılması dikkate alındığında, el koyulan ortaklık payları ve her bir sanık hakkındaki soruşturma ve yargılama dosyaları içeriği ile CMK.nın 133. maddesi hükmü gözetilerek, gelinen aşamada şirketin tamamı hakkındaki "kayyımlığın pay kayyımlığı mı, yoksa yönetim kayyımlığı mı" olabileceğine dair tespitleri yapıp karar verme yetkisinin görevli ve yetkili Asliye Ticaret Mahkemesine ait olacağını, şirket ortaklarının bir kısmı hakkında, neticelenmiş ve bir kısmı hakkında devam eden dava ve soruşturmaların olması, bazıları hakkında ise hiç soruşturma ve kovuşturma bulunmaması halinde, ceza davalarının yürütüldüğü mahkemeler kendilerini sadece görmekte oldukları davada yargılanan sanıkların ortaklık payları bakımından karar verme hususunda görevli ve yetkili sayacaklarından, şirketin bütünü hakkındaki kayyımlığın niteliğinin ne olduğunun (Yönetim/Denetim Kayyımlığı) tespitine ilişkin kararın, Türk Ticaret Kanunu ve Türk Medeni Kanunu hükümleri gözetilerek Ticaret Mahkemelerince verilebileceğini, dolayısıyla Ticaret Mahkemesinin bu konuda kendisini görevsiz ve yetkisiz sayamayacağını, ayrıca taraf sıfatı bulunmadığı belirtilen davalılar ... ve ... bakımından davanın reddi nedeniyle müvekkilleri aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiş ise de; müvekkillerine ortağı oldukları şirkete yönetici atanmasına ilişkin ... kararları ve genel kurul yetkisinin Fon Kuruluna devredilmesi hakkındaki yönerge niteliğindeki ve resmi gazetede de yayımlanmayan ilgili Bakan kararları hiç tebliğ edilmediğinden, ilk derece mahkemesinde açılan bu dava, bizzarur dava açıldığı tarihte Ticaret Sicil ve MERSİS kayıtları esas alınarak açılmış olup, bu kayıtların sıhhatinden müvekkilleri sorumlu tutulamayacaklarından, bu itibarla davalılar ... ve ... hakkında pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddedilmesi nedeniyle HMK. nın 327/2 maddesi gereğince, ticaret sicile atanan kayyım yetkilileri tarafından eksik yapılan bildirimlere dayalı olarak bu davalılar aleyhine dava açılmış olması gözetildiğinde,, mahkemece bu davalılar lehine ve müvekkilleri aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesinin de hatalı ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın ortadan kaldırılarak, dava dilekçesindeki talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme ilamında açıklanan gerekçelerle davanın reddine dair verilen kararın onanması gerektiğini, Yerel Mahkeme tarafından hüküm bölümünün 4. ve 5. fıkralarında davalılar lehine maktu vekalet ücreti hükmedildiğini, bu hükümlerde vekalet ücretinin ... dışındaki davalılara verilmesine dair karar oluşturulduğunun anlaşıldığını, kararın incelenmesinde ... lehine vekalet ücreti hükmedildiğine ilişkin açık hüküm bulunmadığını, yasalara aykırı, hukuki dayanaktan ve gerekçeden yoksun olarak müvekkili lehine vekalet ücreti hükmedilmemiş olup kararın bu yönden de istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak, müvekkili lehine vekalet ücreti hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek, vekalet ücreti yönünden istinaf talebinin kabulünü, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 140. Maddesi gereğince fon her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olup yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, şirket temsilcisi atamalarının ve görevlendirilmelerinin hükümsüz hale geldiği ve yok hükmünde olduğu tespiti ile yöneticilerin azline karar verilmesi istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, karar davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
- ) Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; davalılar ... ve ...'in ... tarafından atanan yönetim kayyımı olmadıkları, yönetim kayyımı ve yönetim kurulu üyesi sıfatlarının bulunmadığı, bu nedenle davanın konusu itibarı ile bu davalılara husumet yöneltilemeyeceği; diğer davalılar yönünden yapılan incelemede ise İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/29862 soruşturma sayılı dosyasında yürütülen soruşturma kapsamında FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan gerçek ve tüzel kişilerin yüzde elliden daha az ortaklık payı olduğu şirketlerde, bu payların yönetimi ve temsili amacıyla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca yetkili hakim veya mahkeme tarafından ...nun kayyım olarak atanacağı hükmü uyarınca İzmir 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/3664 D.İş sayılı ve 29/09/2016 tarihli kararı ile davacı ...'nun ortağı ve yöneticisi olduğu şirketlerden ... San.ve Tic.Ltd. Şti, ... San.Tic. Ltd.Şti , ... San. ve Tic. A.Ş ünvanlı şirketlere "Yönetim organının tüm yetkilerini kullanmak ve yeni yönetim kurulunu oluşturmak üzere kayyum atanmasına" karar verildiği, diğer davalıların karar uyarınca ... tarafından atanan kayyım yönetim kurulu üyeleri oldukları anlaşılmıştır.
Davacıların dayandığı İzmir 19.Ağır Ceza Mahkemesinin 12/12/2019 tarihli, 2018/193 Esas ve 2019/442 Karar sayılı kararıyla sadece davacılardan ... hakkında yönetim kayyımının denetim kayyımı olarak devamına karar verildiği, söz konusu karar ve Cumhuriyet Savcısının talebi üzerine verilen 13/12/2019 tarihli ek karar ile haklarında silahlı terör örgütü üyeliği suçlaması ile dava açılan ve soruşturması devam eden davacı ... dışında diğer dava dışı şirket ortaklarını da kapsayan yönetim kayyımı ataması kararının kaldırılmadığı ve değiştirilmediği, kayyım atama kararının varlığını halen koruduğu, verilen karar ve ek kararının geçmişteki yapılan işlem ve kararlara etki eder bir niteliğinin bulunmadığı, karar verildiği tarihten itibaren geçerli olmak üzere yalnız davacı ...'nun adı geçen şirketlerdeki payı yönünden geçerli olduğu gibi adı geçen davacının payı yönünden de geçmişe etkili olmaması yanında ... tarafından yapılan geçmişteki işlemlerin hükümsüz sayılmasını gerektirir nitelikte olmadığı, davalı kayyım ... tarafından atanan davalı şirket yöneticilerinin azledilmelerini gerektirmediği, ...'nin davacı ... dışındaki dava dışı diğer ortakların payı yönünden yönetim kayyımı olarak görevinin devam ettiği nazara alınarak, mahkemece davacının talepleri yönünden verilen kararın dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerektiği anlaşılmıştır.
- ) Hükmün incelenmesinde mahkemece hükmün 4 nolu bendinde davalılar ... ve ... ayrı tutularak ... ve diğer davalılar lehine vekalet ücretine hükmedildiği, 5 nolu bendinde ise davalılar ... ve ... lehine vekalet ücretine hükmedildiği görülmekle, davalının bu yöne ilişkin itirazının yerinde olmadığı anlaşıldığından, davalı ... vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacılar vekili ve davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
- Davacılar vekili ve davalı ... vekilinin İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/12/2020 tarihli 2020/300 Esas ve 2020/628 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA;
Davacılardan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,30-TL'nin davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
Davalı ...'den harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
-
Davacı ve davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
-
HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 23/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02