İzmir BAM 20. HD 2024/409 E. 2024/873 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2024/409
2024/873
22 Mayıs 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/409
KARAR NO : 2024/873
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/01/2019 (Dava) - 23/11/2023 (Karar)
NUMARASI : 2022/153 Esas - 2023/102 Karar
DAVA : Faydalı Modelin Hükümsüzlüğü
BAM KARAR TARİHİ : 22/05/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 22/05/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2022/153 Esas-2023/102 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 25/03/2016 tarihinde kurulduğunu, avda ve sporda kullanılan silahların üretimini, imalatını, satışını, ihracat ve ithalat işlerini yaptığını, müvekkili şirketin 2016/06127 nolu “...” başlıklı tasarımın tasarımcısı olan davalı ile 07/04/2017 tarihli tasarım devir sözleşmesi imzaladığını ve 2016/06127 nolu “...” başlıklı tasarımının müvekkili şirkete devredildiğini, müvekkili adına sicil kaydının yapıldığını, müvekkili tarafından faydalı model başvurusu yapılmak üzere tüfeğin teknik çizimleri beklenirken Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ürünün tasarımcısı davalı ...'nin kötü niyetli olarak kendi adına 2016/15840 nolu ve “... ...” olarak "faydalı model" başvurusunda bulunduğunu ve tescilini kendi adına yaptırdığını, devir sözleşmesi gereğince 2016/06127 nolu “...” başlıklı tasarımın ise müvekkili firma adına Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından "tasarım tescili" yapıldığını, Ocak 2017 tarihinde Amerika'da, Nisan 2017 tarihinde ise Almanya’da yapılan fuarlarda, davaya konu faydalı modelin, ürün tasarımının tanıtıldığını, anılan fuarlarda, çeşitli ülkelerden kendi alanında uzman firmaların katılım sağladığını, müvekkili adına “...” olarak 2016/06127 tasarım tescil numaralı ürün için 19/09/2016 tarihinde başvurulduğunu, davaya konu faydalı model için ise 2016/15840 faydalı model numara ile 07/11/2016 tarihinde başvuru yapıldığını, müvekkili firmanın tasarım ürün başvurusunun davalıdan daha önce olduğunu, davalı adına tescilli faydalı modelin, müvekkiline ait tasarım ile birebir aynı olup yeni ürün olmadığını, davalının haksız yarar sağladığını, iltibasa sebebiyet verdiğini ve kötü niyetli alınmış bir faydalı model lisansı olduğunu, yenilik taşımayan, endüstriyel tasarımın birebir aynısı olan bir faydalı model başvurusunda bulunduğunu, tasarım ile faydalı modelin teknik ve fiziki inceleme sonucu aynı olduğunun tespit edilebileceğini, iç aksamının aynı olduğunu, silah üretiminde dışı aynı olan bir ürünün içinin de aynı olduğunu, faydalı model olarak alınan 2016/15840 “... ...” nin yenilik vasfını taşımadığını, anılan tasarım hakkında her türlü tasarrufun müvekkili firmaya ait olduğunu, başvuruların Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından fazla inceleme yapılmadan çok kısa sürede sonuçlandırıldığını, davalının faydalı model başvurusu yapmaya 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 109. maddesi gereği yetkili olmadığını, faydalı modelin hükümsüz kılınması gerektiğini, faydalı modelin yenilik şartını taşımadığı gerekçesi ile 21/04/2017 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumuna müracaat edildiğini, fakat detaylı olarak bakılmadığını ve faydalı model lisansının iptal edilmediğini, patentteki gibi olmasa bile faydalı model belgesi verilebilmesi için belirli bir düzeyde yaratıcı (buluşçu) faaliyet sonucu ortaya çıkmış olmasının aranması gerektiğini, 26/04/2017 tarihli hizmet sözleşmesinden de görüleceği üzere itiraza konu buluşa ilişkin teknik çizimlerin hazırlanması ve kalıplarının 20/05/2017 tarihine kadar teslim edilmesi konusunda sözleşme imzalandığını, davaya konu faydalı modelin tasarımının müvekkiline ait olduğunu, hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, 2016/15840 numaralı ...nin müvekkiline ait daha önceki tarihli lisansı alınan 2016/06127 tasarım ile aynı olduğunu, faydalı model lisansının yeni olma şartlarını taşımadığından hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, hakları saklı kalmak kaydı ile, davalıya ait 2016/15840 nolu faydalı model lisansının, başvurunun kötü niyetle yapılmış olması, müvekkili şirkete ait tasarım ile benzer ve aynı mal ve hizmet sınıfında yer alması ve müvekkili şirkete ait tasarımın tanınmışlığından faydalanarak haksız yarar sağlaması nedeni ile tescilinin hükümsüzlüğüne ve faydalı modelin sicilden terkin edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu ...nin hem tasarımcısı hem de faydalı model hakkı sahibi olduğunu, müvekkilinin, ''... ...'' isimli ürünü buluş niteliğini haiz olacak şekilde teknik olarak meydana getirdiğini ve tasarladığını, 07/11/2016 tarihinde buluşa ilişkin faydalı model başvurusunda bulunduğunu, bu başvurudan sonra buluşunu gerçekleştirdiği dava konusu ürünün tasarım hakkını, 07/04/2017 tarihli tasarım tescil devir sözleşmesi ile davacı şirkete devrettiğini, müvekkilinin yapmış olduğu faydalı model başvurusunun, tasarım devir sözleşmesinden daha eski tarihli olduğunu, davacı şirketin bu devir üzerine Türk Patent Enstitüsü'nde 19.09.2016 tarih ile işlem görmekte olan ''...'' isimli tasarımın kendi adına tescilini gerçekleştirdiğini, davacı şirket vekilince Türk Patent ve Marka Kurumu Patent Dairesi Başkanlığı'na itiraz edildiğini, kurum tarafından, müvekkilinin savunmaları yönünde, itiraz yerinde olmadığından ve faydalı model tescil başvurusunu engelleyecek herhangi bir neden bulunmadığından reddedildiğini, buluşun müvekkili adına faydalı model tescilinin yapıldığını, müvekkilinin, ürünün yalnızca ''tasarım'' hakkını devrettiğini, davacı şirketin haklarının bununla sınırlı kalacağını, endüstriyel tasarım ile faydalı modelin, birbirlerinden farklı hakları koruma altına aldığını ve nitelikleri itibariyle farklılıklar ihtiva ettiğini, endüstriyel tasarımda ürünün dış görünüm özelliklerinin ürüne sağladığı ekonomik değerini korunduğunu, faydalı modelde ise ürünün teknik işlevinin (fonksiyonu) korunduğunu, hükümsüzlüğü istenilen faydalı modelin davacı adına tasarımının tescilli olduğunu, hükümsüzlüğü gerektirecek kanuni hiçbir neden bulunmadığını, bir faydalı model belgesinin konusunun aynı zamanda endüstriyel tasarım niteliklerine sahip olması şartıyla, endüstriyel tasarım olarak da tescil edilebileceğini, nitekim bunun 551 Sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında KKH md.169'da apaçık bir şekilde düzenleme altına alındığını, uyuşmazlık konusu olayda da müvekkilinin ürünün tasarım hakkını, yani dış görünümünün sağlayacağı ekonomik faydayı devretmiş olduğunu, faydalı model hakkını ya da patent hakkını devretmediğini, davacı yanın tasarım hakkını faydalı model ile karıştırmakta olduğunu, birbirinden farklı hususları koruma altına aldığından aynı ürüne ilişkin olarak ayrı ayrı tescillerinin istenmesine mevzuatta cevaz verildiğini, davacı yanın dava dilekçesine eklemiş olduğu hizmet sözleşmesinde müvekkilinin taraf olmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI:
Mahkemece daha önceden verilen "davanın kabulü" ne dair karara yönelik olarak yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Dairemizin 05.10.2022 tarihli, 2020/1577 E. - 2022/1463 K. sayılı kararı ile; "....Davalı vekilinin itirazlarındaki, mahkemece 'yenilik' unsuru bakımından re'sen araştırma yapılamayacağına, davacı tarafça kötüniyetle tasarım tesciline rağmen faydalı model tescilinin yaptırıldığı iddiasına dayanılıp, yenilik unsuru bakımından bir talepte bulunulmadığına dair savunmaları yerinde görülmemiştir. Şöyle ki; 551 sayılı KHK’nin 154. maddesi uyarınca, bir buluşun tescil edilebilmesi için, bu KHK’nin 156.maddesi hükmüne göre yeni ve 10.madde anlamında sanayiye uygulanabilmesi gerekmektedir. Yenilikten ne anlaşılması gerektiği ise aynı KHK’nin 156. maddesinde tanımlanmıştır. Anılan hükümlerin değerlendirilmesinde mutlak yenilik koşulunun kabul edildiği anlaşılmaktadır. Mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de, faydalı model tescil başvurusu yapılan buluşun başvuru tarihinden önce Türkiye içinde veya dünyada herkesin ulaşabileceği şekilde yazılı olarak veya bir başka yolla açıklanmış veya ülke çapında kullanılmış olmaması gerekir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, 551 sayılı KHK ile mutlak yenilik kriteri benimsendiğinden, hükümsüzlük davasında bu yönün mahkemece re’sen dikkate alınarak, tarafların bildirdikleri delillerle birlikte anılan KHK’nin 154 ila 156. maddeleri hükümleri göz önüne alınmak suretiyle ve somut uyuşmazlık koşulları itibariyle de gerektiğinde bilirkişi görüşü alınarak çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Kamu düzenine ilişkin olan bu ilkeye dayalı olarak konusunda uzman olan bilirkişi veya bilirkişilerin yapacakları araştırma sonucunda bir buluşun 551 sayılı KHK’nin 156. maddesi uyarınca daha önce kamuya sunulduğuna dair elde edilen bilgi ve bulguların re’sen dikkate alınması gerekmektedir (Bu yönde bknz. Yargıtay 11 HD. 2008/12696 E.- 2010/7759 K). Kaldı ki, dava dilekçesi içeriği incelendiğinde, davacının davalının faydalı modelinin yenilik unsurunu içermediğine yönelik açık beyanları da bulunduğu görülmekle, açıklanan nedenlerle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Bununla birlikte, davalı vekilinin bilirkişi uzman raporuna yönelik itirazları da bulunmakta olup, dosya kapsamı ile bilirkişi raporu içeriğinin incelenmesinde; bilirkişi tarafından google araştırması sonucunda Amerika'da davalının faydalı model başvurusundan çok önce yapılmış tescil olduğu belirtilerek, görselleri ve birtakım yabancı dilde evraklarının da rapora eklendiği görülmekte ise de, dava konusu faydalı modelin hükümsüzlüğü bakımından varılan sonucun yeterli incelemeye dayalı olduğu söylenemeyeceği gibi, raporun bu kapsamda denetime elverişli olduğundan da söz etmek mümkün değildir. Eklenen belgelerin yabancı dilde olduğu ve çevirilerinin bulunmadığı görülmüştür. 6100 sayılı HMK’nın 223. maddesine göre, yabancı dildeki belgelere dayanan taraf bunların tercümesini de mahkemeye sunmak zorunda olup, bu husus karşı taraf ya da re’sen mahkemece de talep edilebilir. Somut olayda, her ne kadar sözkonusu belgeler davacı tarafça sunulmayıp bizzat bilirkişi tarafından rapora eklenmiş olmakla birlikte, davacının davasını ispat yükümlülüğü kapsamında sözkonusu belgelerin tercümelerini sunması için davacıya süre verilmesi, ayrıca bahse konu belgelerin temin edilme koşulları ve dayanaklarına yönelik davalı taraf itirazlarını da karşılayacak şekilde yeniden ek rapor alınması gerektiğinden, eksik incelemeden yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir (Aynı yönde bknz. Yargıtay 11. HD 2019/4581 E.-2020/2541 K)..." gerekçeleriyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda, "....Davacı tarafa yabancı dildeki belgelerin tercümelerini sunması için süre verildiği, tercüme evrakları sunulduktan sonra bilirkişi heyetine, bilgisayar mühendisi ve sektör uzmanı bilirkişi atanmak suretiyle ve taraf itirazları karşılanacak şekilde yeniden ek rapor aldırıldığı, 10/05/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davaya konu 2016/15840 sayılı faydalı model belgesinin tüm istemler yönünden ... numaralı Amerikan Patenti kapsamında yenilik vasfını taşımadığı, söz konusu Amerikan Patentinde davaya konu faydalı modelin tüm istemlerinin, tüm özelliklerinin tamamının yer aldığı hususlarını içeren tespitlerin bulunduğunun anlaşıldığı, dosya kapsamına, bilimsel ve teknik verilere uygun olduğu değerlendirilen raporun mahkemece benimsendiği ve hükme esas alınabilir kabul edildiği, somut olayda, davaya konu faydalı model belgesinin 551 sayılı PatKHK hükümlerine göre tescil edildiği, söz konusu KHK'nın 7. maddesi gereğince faydalı model belgesinin yenilik kriterini taşıması gerektiği, bu kriterin mutlak bir anlam taşıdığı, tekniğin bilinen durumuna göre herhangi bir yenilik getirmeyen buluşların faydalı model olarak tesciline yasal olanak bulunmadığı, davalı tarafın faydalı model tescil talebinde bulunduktan sonra aynı konuda tasarım tescili yaptığı, bu tasarım tescilini ise faydalı model tescil talebinden haberdar olmadığı anlaşılan davacıya sözleşme ile devrettiğinin anlaşılmakta olduğu, burada davalı tarafın kötü niyetli olduğu hususunda vicdani kanı oluştuğu, zira davalının, aynı konuda faydalı model tescili için başvuruda bulunup, yine aynı konuda tasarım tescili yaptığı ve bu tasarım tescilini davacıya sözleşme ile devrettiği, bu esnada daha önceki faydalı model başvurusunun da kabul edilerek, faydalı modelin kurumca tescil edildiği, diğer yandan, dava konusu olmayan tasarım tescili ile davaya konu faydalı model tesciline konu ... ürününün, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere ... sayılı Amerikan Patentine konu olduğu, bu şekilde davalının tescilinden daha önce kamuya sunulduğu, bu itibarla davalı tarafın faydalı model belgesinin yenilik kriterini sağlamamakta olduğu, konuya ilişkin 24/06/1995 tarihli 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 7., 129, 130, 131 ve 132. maddeleri ile 6769 sayılı SMK'nun 138. ve devamı maddelerinde ve birbirine benzer mahiyette hükümler bulunduğu, söz konusu KHK hükümlerinin patent tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gerektiği, mevzuat hükümleri gereğince yukarıda tafsilatı verildiği üzere yenilik kriterinin patentlenebilirlik koşulu olarak düzenlenmiş olup, bu kriteri taşımayan faydalı model belgesi veya patentin hükümsüzlüğüne karar verilebileceğinin belirtildiği, yukarıda değinilen tespitler, kabuller, bilirkişi rapor ve ek raporları, BAM kararı ve tüm dosya kapsamı, yine mevzuat hükümleri değerlendirildiğinde, davalı adına tescilli ve davaya konu faydalı modelin yenilik kriterini taşımadığı ve hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği hususunda vicdani kanı oluşmakla; DAVANIN KABULÜNE, davalı adına TPMK nezdinde 2016/15840 numara ile tescilli faydalı modelin hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine...." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili tarafından, "...6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 55. maddesinde, ‘Tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür. Faydalı model ise, sanayiye uygulanabilen buluşların sahiplerine belli bir süre, bu buluş konusu ürünü üretme ve pazarlama hakkının tanınmasıdır’ düzenlemesinin yer aldığını, tasarım ve faydalı model kavramlarının tamamen farklı olup, bir faydalı model konusunun aynı zamanda tasarım olarak da tescil edilebileceğinin de 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında KHK 169.maddede hüküm altına alındığını, işbu dosyada alınan 03.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda da, davacı tarafından devralınan tasarımın dava konusu faydalı modelin yenilik testinde kullanılamayacağının belirtildiğini, bilirkişi raporundaki bu tespite rağmen, müvekkilinin faydalı model tescil isteminde kötü niyetli olduğu sonucuna nasıl ulaşıldığının anlaşılamadığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 25.07.2013 tarihli ... no.lu patente ilişkin dokümanın incelendiğini ve müvekkiline ait faydalı modelin yenilik vasfı taşımadığı sonucuna varıldığını, bilirkişilerce dokümanın Türkçe çevirisinin incelenmediğinin anlaşıldığını, zira patentin yasal durumunun 'abandoned yani terk edilmiş' statüsünde olduğu görülmekle, ekte sundukları ve gerektiğinde Türkçe tercümesini de sunacakları google patents ekran görüntüsünden de anlaşılacağı üzere, patentin tabi olduğu Amerika Birleşik Devletleri yasaları uyarınca dahi korunmadığını, zira bu belgede belirtildiği üzere 07.12.2014 tarihinde ... no.lu patent/faydalı model başvurusunun takipsiz bırakıldığını ve patentin tescil edilmediğini, yenilik kırıcı olduğu kabul edilen patent tescil edilmediğinden ve başvurusu takipsiz bırakıldığı için yenilik incelemesinde dikkate alınmasının hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesince yetersiz inceleme ile düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alındığını..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, faydalı modelin hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; mahkemece istinaf kaldırma kararı doğrultusunda sunulan Türkçe tercüme evraklar da incelenerek, davalı itirazlarını da karşılamak üzere bilirkişi heyet raporu alındığı, buna göre davalı adına tescilli faydalı modelin davalıdan çok önce kamuya sunulmuş olduğunun, yani yenilik unsurunun bulunmadığının belirlendiği, raporun ayrıntılı, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla, usul ve yasaya uygun mahkeme kararına yönelik davalı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1. Davalı vekilinin İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2022/153 Esas . 2023/102 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. İSTİNAF AŞAMASINDA; davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcı yeterli bulunduğundan yeniden harç tahsiline yer olmadığına,
3. Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
4. HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
5. İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
- Kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 22/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02