İzmir BAM 20. HD 2021/1554 E. 2024/858 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1554
2024/858
22 Mayıs 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1554
KARAR NO : 2024/858
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/03/2017 (Dava) - 14/10/2021 (Karar)
NUMARASI : 2017/141 Esas - 2021/577 Karar
DAVA : Alacak ve Ortaklığın Tespiti
BAM KARAR TARİHİ : 22/05/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 22/05/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/10/2021 tarih ve 2017/141 Esas - 2021/577 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ve davalı şirketin kurucu ortağı olan ... ve ... arasında sözlü olarak 2015 Mart ayında ortaklık anlaşması yapıldığını, ortak sağlık güvenlik hizmeti veren şirkete gizli ortak olan müvekkilinin ... Büyükşehir Belediyesinde idareci olarak çalıştığını, bu nedenle gizli ortaklık kurulduğunu, ancak müvekkilinin iş sağlığı güvenliği uzmanlığı yapabileceğinin yasal olarak mümkün olduğunu, müvekkilinin anlaşma gereğince davalı şirketin hisselerini hissedarlarından ...'ın hisselerinin devralınması amacıyla 03.07.2015 tarihinde 35.000,00 TL ödeme yaptığını, ...'ın hisselerinin ise ödeme karşılığında gizli ortaklık anlaşması gereği diğer ortak ... ve ... adına tescil edildiğini, müvekkilinin A sınıfı iş güvenliği uzmanlığını şirkete kullandırdığı gibi daha önce ortak bulunduğu ... şirketinin tüm şirketlerini ve sigorta işlerini davalı şirkete aktardığını, davalı şirketin görünen ortağı ... tarafından müvekkiline hiçbir ödeme yapılmamaya başlandığını, ...'ün müvekkilinden habersiz müdür olarak atandığını, ...'ın da sonrasında ortaklıktan çıkarıldığını ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunun tespitine, müvekkilinin ödemiş olduğu sermaye payının tespitine ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.000,00 TL sermaye payının tahsiline, 2.000,00 TL kâr payının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla faiziyle birlikte tahsiline, aksi halde ödenen bedellerin ödeme tarihinden itibaren uygulanacak en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, müvekkili şirketin kurucu ortakları ile Mart 2015 tarihinde ortaklık sözleşmesi yapılmadığını, müvekkili şirketin Ocak 2015 tarihinde kurulduğunu, ..., ... ve ... dışında hiçbir ortağının bulunmadığını, davacının ... Büyükşehir Belediyesi ... Tic. A.Ş.'de sigortalı işçi olarak çalıştığını, 29.05.2015 tarihinde işten ayrıldığını, esasen iddia konusu hisse devri konusunda yasal bir engel bulunmadığını, davacının dava dışı ...'a 35.000,00 TL değil, 27.099,00 TL ödeme yaptığını, dava dışı diğer iki şirket ortağına da ayrı ayrı 4.200,00 TL ödeme yaptığını, davacının müvekkili şirket için ...'a yaptığı ödemenin karşılığının kendisine makbuzlarla iade edildiğini, davacının müvekkili şirkete ortak olmadığı gibi eski çalıştığı ... şirketine de ortak olmadığını, davacının müvekkili şirketin ortağı değil sigortalı çalışanı olduğunu, davacının 31.03.2015 tarihinde müvekkili şirkette sigortalı olarak çalışmaya başladığını ve 17.03.2017 tarihinde işine son verildiğini, dava dilekçesinin ekinde sunulan 23.06.2015 tarihli yazıyı kabul etmediklerini, bu yazı bilgisayar çıktısı olup müvekkili şirketle hiçbir ilgisi ve bağlantısının bulunmadığını, ... isminin altındaki imzanın müvekkili şirket yetkili ...'e ait olmadığını, 09.06.2015 tarihli 2.725,00 TL bedelli dekontun davayla bir ilgisinin bulunmadığını, müvekkili şirketin ortaklarının nakit sıkıntısı çektikleri için davacıdan borç aldıklarını ve ...'ın hisse payını ödediklerini, davacıya geri ödemelerinin yapıldığını, bu makbuzların her birinde uzman olarak davacının çalıştığı ibaresinin geçtiğini, davacının 03.07.2015 tarihinde dava dışı eski ortak ...'a tüm gider açıklamasıyla 27.099,00 TL, müvekkili şirketin ortağı ...'e hisse devri ücreti ile ilgili olarak 4.200,00 TL, diğer ortak ...'a 4.200,00 TL ödeme yaptığını, akabinde müvekkili şirket yetkililerinin 4.200,00 TL hisse devir ücretinin aynı gün eski ortak ...'e yatırdıklarını, bunun dışında davacı hesabından ...'a yapılan 27.099,00 TL ise ...'a şirketin ödemesi gereken ve gelir dağılımı sonucu oluşan bedel olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince; "....dosyada bulunan ibra belgesindeki imzaların davacıya ait olduğu imza incelemesi ile ortaya çıkmıştır. Söz konusu ibra belgesinde ise imzaları inkar edilen tüm makbuzların ayrıntılı olarak dökümleri yapılmıştır. Yani, davacıya ödeme yapıldığına dair düzenlenen belgelerdeki imzaların hiç birisi davacıya ait olmasa dahi, söz konusu ibra belgesinde ödemeler ve tarihleri ayrıntılı olarak belirtilmiş ve taraflarca imzalanmış olup bu ibra belgesindeki imzanın da davacıya ait olduğu bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkmıştır. Kaldı ki, 16/09/2021 tarihli duruşmada davacı asil bizzat hazır olmuş ve ibraname altındaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmiştir. Hal böyle olunca makbuzlar altındaki imzaların davacıya ait olup olmadığının tespiti yargılamaya herhangi bir şey kazandırmayacak olup bu konudaki imza incelemesine yönelik ara karardan dönülmüştür. Davacı asil duruşmada alınan beyanında, söz konusu ibranamede yer alan imzanın kendisine ait olduğunu, ancak kendisi tarafından başka amaçla düzenlenen belgelerin davalı tarafından başka bir şekilde ele geçirilerek kullanıldığın ileri sürmüş ve bu hususta tanık dinletme talebinde bulunmuştur. Dava konusu uyuşmazlığa ilişkin davanın açıldığı tarihte yazılı yargılama usulüne tabi bir davadır. Ve ön inceleme duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan HMK'nın 141. Maddesine göre davacı iddia ve savunmalarını ön inceleme duruşmasına kadar, ön inceleme duruşması sırasında ise davalının ön inceleme duruşmasına mazeretsiz katılmaması halinde rızasına tabi olmaksızın, davalının katılması halinde ise rızası ile değiştirebilir, genişletebilir. Yine aynı şekilde, tüm delillerini ön inceleme duruşmasına kadar sunmak zorundadır. Söz konusu belge ve ibranameler cevap dilekçesi ile davalı tarafından dosyaya sunulmuştur. Davacı tarafından belgelerin sunulması anından bu yana sadece belgeler altındaki imzaların kendisine ait olmadığı yönünde beyanlarda bulunmuştur. Oysa söz konusu belgeler altındaki imzanın kendisine ait olup olmadığını, kendi rızası ile davalıya teslim edilip edilmediğini, edilmemiş ise nerelerde boş imzalı belgelerinin bulunduğunu ve davalının bunu nasıl ele geçirmiş olabileceğini bilebilecek durumdadır. Oysa gerek dilekçeler aşamasında, gerekse mahkememizce yapılan 21 celse boyunca söz konusu ibra belgesinin kendisi tarafından çalıştığı şantiyeye imzalı ve boş olarak bırakıldığı ve davalı tarafından rızası ve bilgisi dışında ele geçirildiği yönünde herhangi bir beyan ve iddiada bulunmamış, 22. Celsede ise bu yönde beyanda bulunarak iddiasını genişletmek istemiştir. Ayrıca, davacı tarafça tanık deliline dayanılmış, tanıkların isim ve adresleri bildirilmiş ve tanıklar dinlenmiştir. Islah dilekçesi ile dahi ikinci tanık listesinin verilemeyeceği açıktır. Hal böyle olunca davacı vekilinin 22. Celsede ibranameye ilişkin tanık dinletme talebi usul ve yasaya uygun olmadığından reddine karar verilmiştir. Gerek davacının imzasını ikrar ettiği ibraname, gerekse dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile toplanan deliller davacı ile davalı şirket arasında herhangi bir ortaklık ilişkisi olduğuna dair mahkememizde kanaatin oluşmasını sağlamamıştır. Söz konusu ibra belgesinin altında yazan açıklamada ise hak edişlerden bahsetmekte olup ortaklık ilişkisine dair herhangi bir açıklama ya da kayıt bulunmamaktadır. Davacının davası ise ortaklık ilişkisine dair olduğundan hak ediş ya da benzeri ilişkinin araştırılması yönünde herhangi bir yargılama yapılmamıştır. Zira taleple bağlılık ilkesi buna engel olmaktadır. Dosyada bulunan bilirkişi raporları, tarafların dilekçe ve beyanları, davacının 16/09/2021 tarihli celsede alınan beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalı şirkete ortak olduğuna ya da taraflar arasında ortaklık vaadine dair bir ilişki olduğuna dair yeterli delil bulunmadığı...." gerekçesiyle Davanın REDDİNE karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin davalı şirkete gizli ortak olduğunun aşikar olduğunu, söz konusu hisse bedeli adı altında yapılan ödemelerin borç niteliğinde olmadığını, 23/12/2015 tarihli belgedeki şirket yetkilisi sıfatıyla atılı imzaların ...'ün eli ürünü olduğunun tespit edildiğini ve netlik kazandığını, ilgili belgede açıkça müvekkilinin davalı şirkete ortaklık sebebiyle ödeme yaptığının görüldüğünü, müvekkilinin ödeme yaptığının sabit olmasıyla birlikte davalı tarafça müvekkili tarafından borç iade makbuzu ve 21/11/2016 tarihli ibra belgesi imzalandığı ve bunun neticesinde müvkkiline karşı herhangi bir borçlarının olmadığının iddia edildiğini, söz konusu durumun ortaya çıkmasının başlı başına müvekkiline karşı bir borcun mevcut olduğunun ikrarı niteliğinde olduğunu, yerel mahkemece yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini, müvekkilinin kendi iradesiyle hiç bir şekilde herhangi bir ibraname belgesi veya borç makbuzu imzalamadığını, davalının kötü niyetli senaryosu sebebiyle mağdur olduğunu, yerel mahkemeden tanıklarının dinlenmesinin talep edildiğini ancak yerel mahkemece bu yöndeki beyanlarının hiç bir suretle kabul görmediğini, tanıklarının dinlendiğini ve ikinci bir tanık listesi verilemeyeceği gerekçesiyle reddedildiğini, hukuki dinlenilme haklarının açıkça ihlal edildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davalı şirket ortaklığının tespiti ile ortaklık alacağından kaynaklı alacağın tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, alınan bilirkişi raporlarının somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, davacının dosya kapsamındaki mevcut delillere göre davalı şirketin ortağı olduğunu ispat edemediği, davacının da kabulünde olan 21.11.2016 tarihli ibra belgesine göre davalı şirketten herhangi bir alacağının da kalmadığı, her ne kadar davacı bu belgedeki imzanın kendisine ait olduğunu ancak evrakı boş olarak imzaladığını ileri sürmüş ise de bu iddiasını yasal delillerle ispatlayamadığı anlaşılmakla mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmuş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davacı vekilinin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/141 Esas . 2021/577 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02