İzmir BAM 20. HD 2021/1650 E. 2024/857 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1650
2024/857
22 Mayıs 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1650
KARAR NO : 2024/857
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/10/2020 (Dava) - 28/09/2021 (Karar)
NUMARASI : 2020/604 Esas - 2021/684 Karar
DAVA : Menfi Tespit
BAM KARAR TARİHİ : 22/05/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 22/05/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/09/2021 tarih ve 2020/604 Esas - 2021/684 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde davacı şirketin Torbalı İzmir adresinde geri dönüşüm tesisleri işleri imalat işi ile uğraştığı, davacı ile davalı arasında davalıdan saç profil ve demir aksanları satın alınması sebebi ile cari hesap ilişkisi doğduğu, ... isimli kişinin davalı şirket temsilcisi olduğu, ... isimli kişinin ...'ın oğlu olduğu ve ... isimli kişinin ...'ın kardeşi tarihi belirtilmeyen bir tarihte adı geçen ... ve yanına aldığı 4 kişi ile birlikte davacının iş yerine geldikleri ...'ın yanlarında getirdiği 3 kişiden daire alması sebebi ile ödemelerin bundan sonra bu şahıslara yapacaksınız şeklinde söylemde bulunduğu ve bahse konu 3 kişinin gömlek arkasından silah göstermek sureti ile göz dağı vermesinden kaynaklı olarak davcı şirket temsilcisi ...'ın davalı tarafa borcunun olması sebebi ile bu konuya itiraz edemeyerek 23/07/2019 tarihinde ... bankası aracılığı ile 10.000,00 TL gönderdiği, daha sonra yine bahsi geçen kişilerin davacı şirket iş yerine gelipte baskı yapması sebebi ile 16/08/2019 tarihinde 20.000,00 TL ödemede bulunulduğu, bunun haricinde 16/08/2019 tarihinde keşide edilen 21/09/2019 vade tarihli 25.000,00 TL bedelli, 25/10/2019 vade tarihli 20.000,00 TL, 23/11/2019 vade tarihli 30.000,00 TL, 22/12/2019 vade tarihli 20.000,00 TL, 20/01/2020 vade tarihli 30.000,00 TL, 22/02/2020 vade tarihli 12.485,60 TL, 10/03/2020 vade tarihli 15.000,00 TL bedelli ve 30/03/2020 vade tarihli 22.514,34 TL bedelli olmak üzere toplamda 174.999,94 TL bedelli senetlerin düzenlenerek verildiği bu senetlerden 21/09/2019,25/10/2019 ve 23/11/2019 vade tarihli senetlerin ödemeleri yapıldıktan sonra davacı şirkete teslim edildiği, 30/03/2020 vade ve 10/03/2020 vade tarihli senetlerin dava dışı ... San. ve Tic A.Ş. adına 20/01/2020, 22/12/2019 ve 22/02/2020 vade tarihli (iş bu davaya konu edilen) senetlerin davalı adına zorla düzenlettirildiği olay hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, davacı şirketçe dava konusu edilen 3 adet senetten kaynaklı borca karşılık 24/01/2020 tarihinde 5.000,00 TL, 20/12/2019 tarihinde 10.000,00 TL 06/01/2020 tarihinde 6.200,00 TL ,03/03/2020 tarihinde 4.000,00 TL ve 27/02/2020 tarihinde 5.000,00 TL olmak üzere toplam 30.200,00 TL ödeme yapılmasının yanı sıra davacı şirket temsilcisi ...'ın ... hesabından toplamda 71.800,00 TL'lik ödemelerin tamamı dava dışı davalı şirket tarafından gösterilen ... , ... ve ...'ya yapıldığı, davalı tarafça ödemesi yapılan davaya konu 3 adet senedin yine de takibe konulduğu bu senetlerden kaynaklı davacının davalıya borcunun olmadığı, senetlerin zorla imzalattırıldığı ve bedelsiz senetlerin işleme konulduğu ve ayrıca bedelleri ödenmiş olan senetlerin icraya konulmasının yerinde olmadığı ileri sürerek, İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2020/8110 E. Sayılı dosyasının ve takibin iptali ile söz konusu icra dosyasında davacının borçlu olmadığının tespitinin ve davalının kötü niyetli olması nedeni ile % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesinin yanı sıra icra takibinin teminatsız olarak durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ödeme yaptığı iddiası ile sunmuş olduğu dekontların hiçbirinde müvekkilinin isminin olmadığını ve ödemelerin müvekkili şirkete yapılmadığını, ... isimli kişinin şirketiyle alakası olmadığını, şirketin müdürünün ... olduğunu, davacını ödeme yaptığını iddia ettiği 3. Kişilerin müvekkili ile alakası olmadığı, davacının davayı borçtan kurtulmak için açtığını, söz konusu senetlere ilişkin müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını savunarak, öncelikli olarak haksız ve hukuki mesnetten yoksun, kötü niyetli iddialar nedeni ile ve Cumhuriyet Başsavcılığının KYOK kararı da göz önünde bulundurularak ihtiyati tedbîr kararının ivedilikle kaldırılmasına, dava şartı yokluğu sebebiyle açılmış kötü niyetli davanın usulden reddine, eğer sayın mahkeme aksi kanaatte olacak olur ise müvekkilimizin alacağının sürüncemede bırakmak amacıyla açılmış bulunan işbu davanın esastan reddine, davacı/borçlu yanın tazminat talebinin reddi ile kötü niyetli olunması sebebiyle %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, davanın kötü niyetli açılması sebebiyle uğrayacakları herhangi bir zararda dava açma hakları saklı kaldığını belirterek yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince; "... Davalı tarafından davacı aleyhine İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2020/8110 E. Sayılı dosyası üzerinden 22/12/2019 ödeme tarihli 20.000,00 TL bedelli 20/01/2021 ödeme tarihli 30.000,00 TL bedelli ve 22/02/2020 ödeme tarihli 12.485,60 TL bedelli 3 adet senetten kaynaklı takip başlatıldığı, davacı tarafından hem senetlerin ikrah yolu kendilerince düzenlendiği hem de söz konusu senet bedellerinin ödendiği belirtilmiş ise de senetlerin ikrah yolu verildiği yönünde davacı ispatının yerine getirilemediği ayrıca senet bedellerinin yukarıdaki açıklamalar göz önüne alındığında davacı tarafça ödenmediği, davacı tarafça bu hususun ispatı bakımından yemin deliline başvurulmadığından ayrıca bu hususta bir inceleme yapılmadığı dolayısı ile davacının söz konusu senetlerden ve dolayısı ile bahse konu icra dosyasından davalı tarafa borcunun bulunduğu..." gerekçesiyle davanın REDDİNE, Şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda, davacı tarafın incelemeye sunulan defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkide davalını davacıya mal temin ettiğini, davacı tarafından karşılığında ödeme yapıldığını, davalının 2016-2017-2018 yıllarında düzenlediği toplam 53 adet faturaların davacının da kaydetmesi ile kabulünde olduğunu, davacının yevmiye defter kayıtları ile davalının muavin defter kayıtlarının 2018 yılı kapanış kaydıyla birbirini teyit ettiğini, 2019-2020 yıllarında davacının havale banka dekontları ile senet ödemelerine mahsuplaştırarak kapatıldığını, 2020 yılında 2.424,30 TL alacak kalanı verdiğini, davalının ise 2019 yılında 180.061,30 TL alacağından davacıdan 02/09/2019 tarihinde 62.485,00 TL tahsilat yaptığının tespit edildiğini, karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarının kendi içinde dahi çeliştiğini, müvekkili tarafından yapılan tüm ödemelerin belirtildiğini, yapılan ödemelerin cari hesap borcuna istinaden olduğunun açık olduğunu, bu hususta davalının ticari defterlerine sadece havale şeklinde kaydettiği tutarın müvekkili tarafından zorla alınan ödemelerin ve senetlerin ödenmesi sonucu oluştuğunu, karşı tarafın ödeme yapılan kişileri tanımadığı hususunun gerçeğe aykırı olduğunu, davalının bu ödemeleri almasına rağmen 12.485,60 TL bedelli, 20.000 TL bedelli ve 30.000 TL bedelli 3 senedi İzmir 25. İcra Dairesinin 2020/8110 esas sayılı dosya marifetiyle icra takibine koyduğunu ve ödeme emri gönderdiğini, alacağın ödenmediğine dair bu zamana kadar müvekkili şirkete başvurulmadığını, borcun ödenmiş olmasına rağmen gerekli kontrolleri sağlamayarak icra takibinde bulunulduğunu, bu takibin müvekkilini zor duruma düşürdüğünü ve usul ekonomisine aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle davalı şirket tarafından söz konusu borcun talep edilmesinin mümkün olmadığını, karşı yan ödemelerin cari hesaba istinaden yapıldığının farkında olduğunu, bu durumun bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, müvekkilinin ödeme yaptığı kişiler ile sadece karşı yan vasıtasıyla ilişkisi olduğunu, söz konusu ödemelerin önceden yapılan ödemeler gibi cari hesap ve senet ödemeleri olduğunun açıkça belli olduğunu, buna rağmen bilirkişinin bu ödemeleri hesaba dahil etmemesini kabul etmediklerini, müvekkili tarafından yapılan ödemelerin tamamının davalı şirket tarafından İBAN numaraları gönderilen ..., ... ve ... adına yapıldığını, toplamda 71.800,00 TL'lik ödeme yapıldığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece tazminata iliştin gerekçe olarak şartların oluşmaması nedeniyle şeklinde soyut ve genel bir sebep gösterdiğini, gerekçenin, doyurucu olması gerektiğini, kararın neden, nasıl hangi hukuki gerekçeyle ve hangi deliller değerlendirilmek suretiyle verildiği hususlarının içermesi gerektiğini, ancak bu dosyada herhangi bir gerekçe gösterilmediğini, bu nedenle tazminatın hangi sebeple reddedildiğini anlayamadıklarını, davacı tarafın esasa ilişkin haksızlığının mahkemenin ret kararı ile ortaya çıktığını, bu rağmen tazminat taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, takibe konu senetler sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Davacı vekili, takibe esas senetlerin davalıya cari hesap ilişkisi sebebiyle verildiğini ancak tehdit sebebiyle ödemelerin 3. kişilere yapılmak zorunda kalındığını, senetlerin bedelinin ödenmesine rağmen işleme konulduğunu belirterek takibin iptali ile söz konusu icra dosyasında davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise, davacının ödeme yaptığı iddiası ile sunmuş olduğu dekontların hiçbirinde müvekkilinin ismininin olmadığını ve ödemelerin müvekkili şirkete yapılmadığını, davacının ödeme yaptığını iddia ettiği 3. kişilerin müvekkili ile alakası olmadığını, davacının olayla ilgili savcılığa yaptığı şikayetin KYOK kararı ile sonuçlandığını belirterek davanın reddine ve davacının kötü niyetli olunması sebebiyle %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesinin talep edilmiştir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, icra takibinin kambiyo senedine dayalı olduğu, senetlerin ikrah yolu verildiği yönünde davacı iddiasının ispat edilemediği, senet bedellerinin 3. kişilere ödendiği, davalıya ödenmediği, bu kişilere yapılan ödemelerin davalıya ödeme manasına gelecek şekilde herhangi bir delilin dosyada yer almadığı, kambiyo senetlerinin ticari defterlere işlenme zaruretinin bulunmadığı, davacı defterlerinde takibe konu senetlerin ödemelerinin dava dışı 3. kişilere yapıldığının tespit edildiği, bu ödemelerin davalı defterlerinde yer almadığı, bu sebeple davacının iddiasını ispat edemediği, bunun yanı sıra dosya kapsamına göre davacının kötüniyetli davrandığını gösterir bir delil bulunmadığı gözetildiğinde mahkemece davalı lehine kötüniyet tazminat hükmedilmemesinin de yerinde olduğu anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Taraf vekillerinin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/604 Esas . 2021/684 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
İSTİNAF AŞAMASINDA; Davacı istinafı yönünden; alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
Davalı istinafı yönünden; alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
-
Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02