SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir BAM 20. HD 2021/1578 E. 2024/854 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1578

Karar No

2024/854

Karar Tarihi

22 Mayıs 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/1578

KARAR NO : 2024/854

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 03/03/2020 (Dava) - 23/06/2021 (Karar)

NUMARASI : 2020/171 Esas - 2021/518 Karar

DAVA : Yargılamanın Yenilenmesi

BAM KARAR TARİHİ : 22/05/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 22/05/2024

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/06/2021 tarih ve 2020/171 Esas - 2021/518 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA:

Yeniden yargılama talep eden davacı ... Ltd. Şti.’ni temsilen (hâkim ortak olduğunu beyan eden) ... dava dilekçesiyle; İzmir 5. ATM''nin 2015/828 Esas 2016/249 Karar sayılı dosyada verilen kararın kesinleştiğini ancak hukuka aykırı olduğunu, şirketin hâkim ortağı olduğunu, davalı ... Ltd. Şti.’nin iddialarının doğru olmadığını, 13.01.2015 tarihinde %1 payını ...a devrettiğini, şirketin İzmir CBS nin 2015/45908 Esas sayılı dosyasında kendisine iftira edildiğini, sahte belge düzenlemediğini, belgenin sahte olarak Av. ... tarafından düzenlendiğini, CBS nin soruşturmada bu durumu gözden kaçırdığını, genel kurul kararının yok hükmünde sayılmasının şirketi riske soktuğunu, resmi belgede sahtecilik suçunun oluşup oluşmadığının esas mahkemesince değerlendirilmesi ve bu kararında bozulması gerektiğini, 20.04.2015 tarihli Adli Tıp Raporunun alındığını ve beraat ettiğini, davalı ... Ltd. Şti. üzerinde kayıtlı bir mal varlığının bulunmadığını, Ayvalık CBS’nın 2014/1286 soruşturma dosyasında takipsizlik kararı verildiğini ileri sürerek, mahkemenin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

CEVAP:

Davalı ... Müdürlüğünün davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.

Davalı ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının aksine, davacı şirketin müvekkili nezdinde ki temsilcisinin Dr. ...'in olduğunu, ...'nun davacı şirketin temsilcisi olduğuna dair müvekkili şirkete herhangi bir yazılı/ sözlü bildirimde bulunulmadığını, diğer davalının da bunu kabul ettiğini, müvekkili şirketin ... Ltd. Şti. adıyla ... (%51 hisse) ve ... (%49 hisse) tarafından 1991 yılında kurulduğunu, ...'nın hisselerini ... ...'ya devrettiğini, 1997 yılında ...'ın %49 hissesini de ...'a devrettiğini, ortaklar kurulu karar defterinde bu durumun yazıldığını, ...'ın Almanya'daki tüm mal varlığına borcu nedeniyle haciz geldiğini, bu haczin davalı ... Ltd. Şti.’nde davacının bulunan hissesine de işleyeceği düşüncesiyle ...'ın ...'ın oğlu ...'a geçici olarak devrettiğini, ...'ın da ...'a vekaletname verdiğini, bu hisselerin ... tarafından daha sonradan mahsuplaşma yapılacağından devredildiğini, ...' da alacaklı olan ... ve ... 'da bulunan %49 hissede pay sahibi olduklarının ...'nun Türkiye'de ... Ltd. Şti.’ni kurduğunu bu şirketin imza yetkilisinin Dr. ... olduğunu 2009 yılında ...'ın mal varlığının tasfiyesinden sonra ... Ltd. Şti.. nin ... Ltd. Şti.nde bulunan %49 hissesini 300.000,00 EURO ya satmak istediğini ...'ın satın alması için teklifte bulunulduğunu, taraflar arasında 28.10.2001 tarihli (... ve ... Ltd. Şti arasında) hisse devrinde diğer tarafın muvafakatı olmadan yapılamayacağına dair devir yasağı sözleşmesinin bulunduğunu, ...'nun ...'ın beklemeden %49 hisseyi temsil eden ... Ltd. Şti.'ni ... ve ... Ltd. Şti.’ne devrettiğini, müvekkili şirketin bu devire itiraz ettiğini ancak devir için gerekli bedel ödenmediğinden devrin geçerli olmadığını ... Ltd. Şti yetkilisi tarafından beyan edildiğini, bu nedenle bu tarihe kadar bu şirket yetkilisi Dr. ...in ... Ltd. Şti.ni temsil ettiğini 13.01.2014 tarihli ortaklar kurulu kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, müvekkilinin hiç kimsenin imzasını taklit etmediğini, davacı şirketi temsil ettiğini beyan eden ...'nun bu şirketi temsil etmediğini, kaldı ki ...'nun bu hisseyi devraldığını müvekkil şirkete bildirmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN 09/03/2016 TARİHLİ KARARI:

İlk derece mahkemesince; "...Davacı tarafın dilekçesinde belirttiği, Dr. ...'in şirket temsilcisi olduğuna ilişkin ... LTD ŞTİ nin davalı ... LTD ŞTİ'ne 2001 yılında yetkili temsilci olarak bildirdiği, bu durumun 12.10.2001 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edildiği, ... LTD ŞTİ.'in de de bu konuda ortaklar kurulu kararında 28.09.2001 tarihli 5 numaralı kararın alındığı, daha sonra ... LTD ŞTİ nin yetkili temsilcisinin 30.11.2010 tarihinde değiştirilmesine ilişkin 15 yıl süreyle yetkili temsilci olarak ...'nun atanmasına ilişkin kararın ... LTD ŞTİ ne ve ...'ne bildirilmediği belirlenmiştir. Ancak 13.01.2014 tarihli ortaklar kurulu toplantısında toplantıda ... Ltd. Şti ni temsil ettiği belirtilen Dr. ...'in İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/45908 hazırlık sayılı dosyasında Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığından alınan 89 numaralı raporda inceleme konusu yapılan karar defterinin 13.01.2014 tarihli ve 2014/1 karar sayılı kararında imzası bulunan imzalardan ... ve ...'ın imzalarının kendi elleri ürünü olduğu, ancak Dr. ...'e ait olduğu belirtilen imzanın bu kişiye ait olmadığının tespit edildiği, bu imzanın kime ait olduğunun belirlenemediği bildirilmiştir. Gerek cevap dilekçelerinde ve gerekse İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/45908 hazırlık sayılı dosyasında ... bu imzanın Dr. ... tarafından karar defterinin Türkiye'den Almanya'ya götürerek imza attırdığı iddiasında bulunmuş ise de; bu imzanın bu kişinin eli ürünü olmadığının tespit edildiği sonuç olarak söz konusu ortaklar kurulu kararındaki imzanın sahte olduğu belirlenmiştir. Her ne kadar davalı ... Ltd. Şti.nin Dr. ...'in davacı ... Ltd. Şti.nin yetkili temsilcisi olmadığı, yetkisinin geri alındığı bildirilmediğinden BK m. 42 ve BK m.46'ya göre temsil edilen şirketin makul süre içerisinde yetkisiz temsilcinin yapmış olduğu işleme itiraz etmediği gibi TBK. m.550 e göre ticari temsilcinin temsil yetkisinin sona erdiğinin, tescil ve ilan edilmediği sürece bu yetkinin iyi niyetli üçüncü kişiler için geçerliliğini koruyacağı, belirlenmiş olmakla birlikte 13.01.2014 tarihli 2014/1 sayılı ortaklar genel kurulunda alınan kararın geçerli olabilmesi için imza eden ortakların imzalarının sahte olmaması gerektiği, mevcut durum itibarı ile yapılan incelemede bu imzanın ... Ltd. Şti. nin temsil ettiği iddia olunan Dr. ...'e de ait olmadığı belirlenmiş olduğundan Türk hukukuna göre ortaklar kurulunun kararlarının iptaline ilişkin TTK m. 622 atfıyla A.Ş'lere ait hükümler uygulanacağından TTK m. 445 ve devamına göre kararın iptal edilip edilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak bilindiği üzere ortaklar kurulunun da pay sahibi olan bir ortağın imzasının sahte olması halinde bu kararın keenlemyekün olması yani yoklukla malul olması söz konusudur. Mevcut halde de genel kurulun kararının yoklukla malul olduğunun tespiti gerekmektedir..." gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulüyle; 1-Davalı ... LTD ŞTİ nin 13.01.2014 tarihli ortaklar kurulunun kararının tümünün yok hükmünde olduğunun tespitine, 2-Davalı ... Müdürlüğüne karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Yeniden yargılama talep eden davacı ... Ltd. Şti.’ni temsilen ... tarafından yargılanmanın yenilenmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN 23/06/2021 TARİHLİ KARARI :

İlk derece mahkemesince; "...Davacının yargılamanın yenilenmesi sebebini teşkil edecek HMK m. 375 vd.’de yer alan bir sebebi bulunmadığı gibi diğer sebeplerinde (HMK m. 375/1-ç ve d’de olan sebeplerin) bulunmadığı, yeni bir belgenin ele geçirilmediği ve aynı zamanda HMK m. 377’de yer aldığı üzere bu konuda verilmiş olan ceza mahkûmiyetine ilişkin hükmün kesinleştiği ve yahut soruşturmanın sonuçsuz kaldığı hallerde yargılamanın iadesi süresinin 3 ay içerisinde ve her halde hükmün kesinleşmesinden itibaren istenmesi gereklidir. Mevcut durumda yargılamanın iadesi sebepleri bulunmadığı da belirlenmiştir. Bu nedenle gerek dava şartı olan davacının aktif taraf sıfatının bulunmadığı ve gerekse yargılamanın iadesi şartlarının oluşmadığı..." gerekçesiyle davacının dava açması için gerekli aktif taraf sıfatının/husumet ehliyetinin tamamlanmadığı davada tüzel kişinin yetkili organı olarak temsil yetkisinin usulüne uygun olarak yerine getirilmediği ve yargılamanın iadesi şartlarının oluşmadığı tespit edilmekle davanın REDDİNE karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ... Ltd.Şti.'nin aktif husumet ehliyeti yani taraf ehliyeti bulunmadığını, bu nedenle yargılamanın yeniden yapılması gerektiğini, ortaklar genel kurulunda alınan kararlarının sahte imzalar atılmak suretiyle alındığı yönündeki gerekçenin gerçeği yansıtmadığını, ATK'dan aldırılan iki rapor arasındaki farkın bu hususu desteklediğini, ayrıca sahte olduğu iddia edilen imzaların müvekkili şirketin o zamanki vekili tarafından atıldığı iddiasının dinlenmediğini, bu hususun eksik inceleme teşkil ettiğini belirterek, yargılamanın yenilenmesine yönelik red kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.

6100 sayılı HMK'nin Hükmün Kapsamı başlıklı 297. maddesinin 2. Fıkrasına göre “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Kanunun aradığı bu şekil, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetine sebep olabilecek, kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir. (Yargıtay HGK'nun 2013/9-1989 Esas 2014/657 Karar sayılı ilamı aynı doğrultutadır.)

Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve hukuka uygunluk denetiminin yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunludur.

Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu İle tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur.

6100 sayılı HMK'nın 298. maddesi uyarınca kararın gerekçesi ile birlikte tam olarak yazılması ve hüküm sonucunun HMK'nın 297/2. maddesinde öngörülen biçimde tefhim edilmesi asıldır. Mahkemece yargılama sonunda verilen bu kısa karar, bir davayı sona erdiren yasa yolu açık olan son kararlardandır. Bu kararla, mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur.

Ayrıca ilamların infaz edilecek kısmı, hüküm bölümü olup, hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. Gerek icra dairesi ve gerekse sınırlı yetkili İcra Mahkemesi ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E. -1997/776K.; 22.03.2006 gün ve 2006/12-92 E.-2006/85 K.; 25.06.2008 gün ve 2008/12-451 E.- 2008/453 K. sayılı ilamları)

Mahkemece, kararın gerekçe kısmında davacının ... Ltd. Şti. adına dava açabilmesi için HMK m. 52 e göre yetkili organları tarafından temsil edilmesi gerektiği, ancak davacı taraf süresi içerisinde temsil belgesini ibraz etmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği belirtilmiş ancak hüküm kısmında ise davanın reddine karar verildiği belirtilmiştir.

Tüm bu açıklamalar uyarınca, gerekçeli karar ile kısa kararın çelişkili olduğu, kısa kararın kendi içerisinde de tezatlıklar içerdiği, bu hususun kamu düzenine aykırı görüldüğü anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf itirazı kamu düzenine ilişkin sebeplerle yerinde görülmüş ve kararın aşağıda yazılı şekilde kaldırılması gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Yargılamanın yenilenmesini talep eden vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/171 Esas . 2021/518 Karar sayılı kararının HMK 353/1. a. 6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

  2. Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

  3. İSTİNAF AŞAMASINDA; istinaf eden tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,

  4. İstinaf aşamasında istinaf eden tarafça yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,

  5. İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

  6. Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

reddineizmircevaptarihiYenilenmesiYargılamanınnumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim