İzmir BAM 20. HD 2021/1633 E. 2024/720 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1633
2024/720
2 Mayıs 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1633
KARAR NO : 2024/720
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/03/2021 (Dava) - 30/09/2021 (Karar)
NUMARASI : 2021/161 Esas - 2021/734 Karar
DAVA : Maddi Tazminat (Trafik Sigortasından Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 02/05/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/05/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/161 Esas - 2021/734 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkiline ait aracın hasarlandığını, kaza tespit tutanağı ve sigorta şirketlerince de onaylanan Sigorta Bilgi Gözetim Merkezi kayıtlarından görüleceği üzere davalının sigortalısı olduğu araç %100 kusurlu olup, kusura ilişkin uyuşmazlığın bulunmadığını, müvekkilinin aracında ciddi bir hasarın meydana geldiğini, değişim, onarım ve boya yapılmış parçalar olup, tüm bu hususların aracının değerini düşürdüğünü, buna rağmen hem hasar bedeli hem de değer kaybı bedelinin usulüne uygun şekilde karşılanmadığını, müvekkilinin zararının giderilmediğini, derhal hasar ihbarının yapıldığını, eksper görevlendirilerek müvekkilinin aracının incelendiğini, ağır hasarlı olduğunun beyan edildiğini, buna rağmen gerçek hasar bedelinin çok altında olacak şekilde ödemenin yapıldığını, müvekkilinin gerek güvenlik açısından gerekse de kazada kusuru olmaması açısından orjinal ya da eş değer nitelikte parçalarla aracın onarımını istemesinin en tabi hakkı olduğunu, sigorta şirketi tarafından 17.02.2021 tarihinde hasar ödemesi olarak 11.500,00-TL ödeme yapılmış olup, değer kaybı bedeli olarak ise 21.01.2021 tarihinde 2862,00-TL ödeme yapıldığını, başkaca ödeme yapılmadığını, ancak gerek ekli ekspertiz raporu gerekse de tamirhane tarafından hazırlanan ekli parça listesinden müvekkilinin aracında meydana gelen hasarın sigorta şirketince beyan edilenden daha yüksek olduğunu, müvekkilinin zararının karşılanmadığının açık olduğunu, HATMER sisteminden ekspertiz raporu düzenlenmesi için talepte bulunulduğunu, bağımsız ekspertiz hizmeti veren ... Şti. tarafından araçla ilgili hasar raporu düzenlendiğini, meydana gelen değer kaybının sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini, eksper raporunun da faturalandırılmış olup, işbu bedelin de sigortacıdan tahsilinin gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00-TL hasar tazminatı, 50,00-TL değer kaybı bedeli alacaklarının tahsiline, sigorta şirketi için temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesine, 832,21-TL ekspertiz ücretinin yargılama gideri olarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile istemini 11.725,39-TL hasar bedeli ve 4.638-TL değer kaybı olarak arttırdığı anlaşılmıştır.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; trafik kazasına karışan ... plakalı aracın müvekkili nezdinde trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davada görevli olan mahkemenin ''tüketici mahkemeleri'' olduğunu, müvekkili şirketin genel müdürlük adresinin Ümraniye/İstanbul '' olup, yetkili mahkemenin de ''İstanbul Anadolu Tüketici Mahkemeleri'' olduğunu, davacının taleplerinin belirlenebilir talepler olduğunu, bu nedenle başvurunun belirsiz alacak üzerinden yapılmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketçe; davaya konu mezkur kazaya ilişkin olarak davacı yana 11.500,01 TL hasar bedeli ve 2.862,00 TL değer kaybı bedelinin ödendiğini, davacı yanın başkaca bir hak ve alacağı kalmamış olup, dava dilekçesinde bahsettiği zararların fahiş ve afaki olduğunu, davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirketin, poliçe teminatı ve limitiyle sınırlı olmak üzere, ancak gerçek zarardan sorumlu olduğunu, araçta meydana geldiği iddia olunan hasarların kazanın oluş şekli ile uyumlu olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nden veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, araç değer kaybının hesaplanmasında davacı yana ait aracın daha önce herhangi bir kazaya karışıp karışmadığı, karışmış ise nerelerden hasar aldığı, hangi parçalarda değişim yapıldığı, aracın kaza anındaki kilometresi, modeli, yaşı vb. hususlar baz alınarak gerçek zararın bulunması gerektiğini, eksper raporunda; davacı yana ait aracın daha öncesinde de aynı yerlerden hasar aldığı ve onarım yaptırıldığının tespit edildiğini, bu durum karşısında, genel şartlar çerçevesinde araçta herhangi bir değer kaybı hesaplamasının yapılamayacağını, değer kaybına ilişkin hesaplama yapılırken teminat dışı unsurların dahil edilmemesi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin ekspertiz ücretine ilişkin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, arabuluculuğun vekalet ücretinden hiçbir surette sorumlu olmadıklarını, basvuruya ilişkin tüm evraklar müvekkili şirkete gönderilmemiş olup, usulüne uygun bir başvurunun yapılamadığını, bu minvalde, kabul anlamına gelmemekle birlikte faiz başlangıcının dava tarihinden itibaren, ıslah ile talep edilen miktar yönünden de ıslah tarihinden itibaren uygulanması gerektiğini beyanla, davanın öncelikle zamanaşımı ve sair hususlar gözetilerek usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece, "....Kazada, bilirkişi raporunda açıklanan gerekçelerle davalı sigortasına ait aracı kullanan sürücü ...’in %100 oranında kusurlu olduğu, davacıya ait araçta kaza nedeniyle yedek parça, işçilik ve KDV dahil 23.226,40 TL hasar meydana geldiği, davalı sigorta şirketi tarafından dava açılmadan önce 17.12.2020 tarihinde yapılan 11.501,01 TL hasar zararı ödemesi mahsup edildiğinde davacının bakiye hasar zararının 11.725,39 TL olduğu, değer kaybının, aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç bedeli arasındaki fark olduğu, davacıya ait aracın alınan bilirkişi raporu uyarınca kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değerinin 105.000,00 TL, kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç bedelinin 97.500,00 TL olduğu, buna göre dava konusu araçta (105.000,00 TL -97.500,00 TL) = 7.500,00 TL' lik değer kaybı meydana geldiği, davalı sigorta şirketi tarafından dava açılmadan önce 21.01.2021 tarihinde yapılan 2.862,00 TL değer kaybı ödemesi mahsup edildiğinde davacının bakiye değer kaybı zararının 4.638,00 TL olduğu, kazanın poliçe süresi içerisinde gerçekleştiği, zarar miktarının poliçe limiti dahilinde kaldığı, davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında doğan bakiye hasar zararından ve bakiye değer kaybından sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketinin 2918 sayılı KTK.nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B 2/2.1. maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte kendisine ihbar edildiği 04.01.2021 tarihinden itibaren 8 iş günü içinde ödeme yükümlülüğü bulunmakla 15.01.2021 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmakla, sonuç olarak; DAVANIN KABULÜ İLE, 11.725,39 TL bakiye hasar bedeli ve 4.638,00 TL bakiye değer kaybı bedeli olmak üzere toplam 16.363,39 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 15.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 832,21 TL ekspertiz ücretinin yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF İTİRAZLARI:
Davalı vekili tarafından, "...Karara dayanak gösterilen hesap raporu ve kusur bilirkişi raporunun eksik incelemeyle, gerçeğe ve hukuka aykırı şekilde tanzim edildiğini, kaza ile ilgili kusur oranı tespitine ilişkin tanzim edilen raporun hatalı değerlendirmeler içerdiğini, bilirkişi raporunun, makine mühendisi tarafından tanzim edildiğini, ancak bilirkişi dava konusu olaya ilişkin teknik açıdan uzman olmadığından raporu kabul etmelerinin mümkün olmadığını, dosyanın daha detaylı ve teknik olarak incelenmesi gerektiğini, Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti vasıtası ile rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, yapılan incelemede kamera kayıtlarının olmadığının ifade edildiğini, ancak tüm kusurun müvekkili şirket sigortalısı araç sürücüsüne atfedildiğini, yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan hangi gerekçe ile müvekkili şirket sigortalısının asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiğinin anlaşılamadığını, bu sebeple ilgili raporun gerekçeli ve denetime imkan verecek nitelikte olmadığını, müvekkili şirketçe sigortalı araç sürücüsüne %100 kusur atfedilmesini kabul etmediklerini, ancak itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, hesap raporunun hükme esas teşkil etmesinin de hukuken mümkün olmadığını, bilirkişice hiçbir inceleme yapılmadan direkt davacı yanın sunmuş olduğu ekspertiz raporunun baz alındığını, hesap raporundaki fahiş miktarlara dair itirazları da yerel mahkemece dikkate alınmadan, yetersiz bilirkişi raporları üzerinden hatalı hüküm tesis edildiğini, değer kaybı ve hasar bedelinin hatalı tespit edildiğini, zira; bilirkişi tarafından davaya konu aracın rayiç bedeli hesaplanırken kaza tarihindeki rayiç bedelinin esas alınmadığını, dolayısı ile araç bedelinin kaza tarihinde olması gereken bedelden çok daha yüksek ve fahiş hesaplandığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ile müvekkili şirket tarafından alınan eksper raporu arasında açık çelişkiler bulunup bu çelişkilerin giderilmesi gerektiğini, Karayolları Fen Heyeti nezdinde veya İTÜ'den oluşan uzman heyetten rapor alınması gerekmekte iken, kazaya karışan davacı yana ait aracın, önceden hasarlı olup olmadığı dikkate alınmadan, rayiç bedel araştırması yapılmadan tanzim edilen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, sigorta şirketleri tarafından teminat kapsamı dahilinde ödenmesi gereken bedellerin ancak ve ancak gerçek zararlara ilişkin olabildiğini, hatasız ve hasarsız ibareleriyle internet sitelerinde yer alan araçların söz konusu araca emsal teşkil etmeyeceğinin aşikar olduğunu, müvekkili şirket tarafından ödeme yapılmış olup kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketçe yapılan ödemenin, rapor tarihi esas alınarak güncelleştirilmediğini, davacı yanın başkaca hak ve alacağının kalmadığını, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, müvekkili şirkete usulüne uygun başvuruda bulunmayan davacı lehine ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini, başvuruya ilişkin tüm evraklar müvekkili şirkete gönderilmemiş olup, usulüne uygun bir başvurunun olmadığını, bu minvalde, faiz başlangıcının dava tarihinden itibaren ve ıslah ile talep edilen miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren uygulanması gerektiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle karşı araç trafik sigortacısından hasar bedeli ve değer kaybı istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; mahkemece kusur ve hasarın belirlenebilmesi amacıyla bilirkişi raporu alındığı, kazanın meydana gelmesinde arkadan davacı aracına çarpmış olan davalı sigortalısının %100 kusurlu bulunduğu, bu saptamanın taraflarca düzenlenen kaza tespit tutanağı ile de uyumlu olduğu, değer kaybının Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına uygun şekilde hesaplandığı, yine hasar bedelinin de amortisman tenzili de yapılmak suretiyle usulünce hesaplanmış olduğu, maddi hasara ilişkin ödemenin ise güncellenemeyeceği (bu yönde bknz. Yargıtay (kapatılan) 17. HD 2014/22142 E.-2015/11661 K), alınan raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, davacı aracının daha önceden kazaya karıştığına dair dosyada ve özellikle tramer kayıtlarında bir delil bulunmadığı, hesaplamanın davacı tarafça davadan önce alınmış eksper raporu ile çelişkili bulunmadığı gibi, davalı tarafça alınmış olan eksper raporundaki iskontolu hesaplamanın esas alınması da mümkün görülmediğinden bu yönler itibariyle de dosya kapsamında bir çelişki bulunmadığı, faiz başlangıç tarihi bakımından kısmi davada da dava açıldığı tarih itibariyle tüm alacak bakımından faiz başlangıcının dava tarihi olduğu (bu yönde bknz. Yargıtay 4. HD. 2021/339 E.-2021/1280 K., Yargıtay (kapatılan) 17. HD 2019/5263 E.-2020/8614 K.), kaldı ki esasen davalı tarafça ilk kısmi ödemenin yapıldığı tarihin 17.12.2020 olup temerrüt tarihi bu tarih olmakla birlikte, davacı tarafın istinafa gelmemesi nedeniyle aleyhe bozma yasağı gözetilerek bu konuda kaldırma yapılamayacağı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davalı vekilinin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/161 Esas . 2021/734 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Alınması gereken nispi harcın tamamı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
-
Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
-
HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19