SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir BAM 20. HD 2021/1705 E. 2024/654 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1705

Karar No

2024/654

Karar Tarihi

18 Nisan 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/1705

KARAR NO : 2024/654

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 04/09/2020 (Dava) - 08/09/2021 (Karar)

NUMARASI : 2020/64 Esas 2021/120 Karar

DAVA : Markanın Hükümsüzlüğü, Sicilden Terkini

BAM KARAR TARİHİ : 18/04/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 18/04/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 08/09/2021 tarih 2020/64 Esas ve 2021/120 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın, gıda sektöründe faaliyet gösterip gıda sektörüne yön veren, genellikle işletmecilik üzerine yoğunlaşan ve daha çok Ege Bölgesinde bilinirliği yüksek bir ticaret erbabı olduğunu, yıllardır restoran işletmeciliği yapmış ve gıda sektöründe aktif olarak faaliyette olduğunu, müvekkilinin, ... adı altında 2010lu yıllardan itibaren çeşitli illerde işletmeler kurmuş ve işletmiş olduğunu, 2014 yılından beri ise tek ortağı ve hissedarı olarak ... San Tic. Ltd. Şti adlı şirketi kurarak şirketleşme yolunu benimsemiş olduğunu, bu şirketin işlettiği restoranın ... ünvanı ile Muğla/Bodrum ilçesinde meşhur olmuş, bilinirliği Muğla dışına taşmış Aydın İstanbul ve İzmir illerinde de ... ünvanı/markası ile işletmelerin açılmasını sağlamış olduğunu, Müvekkilinin, aynı işletmede adına tescilli "..." markasını da kullanarak faaliyetlerine uzun bir süre devam etmiş olduğunu, davalı tarafın adına tescillediği "... ... ..." markası ile aynılığı ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı nedeniyle, müvekkile tescilli ve önceden beri hak sahipliği olduğu markalar ile orta düzeydeki tüketici halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunmakta olduğunu belirterek davalı adına 2017/03081 tescil numaralı markanın hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini, mahkemece verilecek kararın hükümsüzlük olması halinde, gerekçeli kararın hüküm fıkrasının ülke çapında yayın yapan bir gazetede, tüm ilan giderleri davalıya ait olmak üzere ilan edilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP :

Davalıya usule uygun olarak tebilgat yapılmış olmasına rağmen cevap vermemiş münkir kabul edilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

Mahkemece, ''..."..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf bir marka olması ve davalının "..." ibaresine ek adı soyadı "..." ve "... " ibaresini koyuyor olması, davalının yazı stili, konumlandırması, şekli, dizilimi dikkate alındığında davacının " ... ..." ve "..." ibareleri markalardan farklılık arz ettiği iltibas bulunmadığı anlaşılmıştır. Yinde davacının "..." ibaresini 13/01/2017 tarihinden önce yerelden çok geniş coğrafyada ayırt edici hale getirdiğine dair dosyada yeterli somut delil bulunmamaktadır. Yine davalın markasını tescil ettirken "..." ibaresinden haksız yararlanma amacı taşıdığına, kötüniyetli olduğuna dair yeterli somut delil bulunmamaktadır...'' gerekçesiyle; ''...Davacının davasının reddine...'' şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının, müvekkiline tescilli "..." markasına yönelik tecavüz iddiaları ve hükümsüzlük taleplerinin hiç değerlendirilmediğini, bu konuda hükümde bir gerekçe bulunmadığını, davalının "... ..." markası, her ne kadar 13/01/2017 tarihinde tescil edilmiş ise de "... ... ..." markasının müvekkilinin önceye dayalı kullanımı nedeniyle de hak sahibi olduğu "..." ve "..." markalarıyla aynı hizmet sınıfında (43. Sınıf) tescilli olup, markanın ayrıca iltibas tehlikesi yarattığını (benzerlik), söz konusu marka tescilinin kötüniyet teşkil ettiğini, hükme esas alınan raporda müvekkilinin tescilli markaları ile davalının tescilli markası arasında tarihsel olarak önce veya sonra diyerek teknik ayrımda bulunduğunu, tüm incelemenin davalının 13/01/2017 tescilinden önceki tarihli evrak kıyaslamasına dayandığını, önceye dayalı kullanımın 13/01/2017 tarihinden önce gerçekleşmesi hususunda bazı delillerin hatalı değerlendirildiğinin görüldüğünü, bu husustaki itirazlarının değerlendirilmesi için bilirkişilerden ek rapor taleplerinin dayanaksız şekilde reddedildiğini, savunma hakkının kısıtlandığını, müvekkilinin ... isimli şirketin Bodrum'da işlettiği işletmesi ile Kuşadası'nda işlettiği işletmesinde aynı anda tabela değişikliği yaparak 04/01/2017 tarihinden de önce "..." ibaresini işletmelerinde kullanmaya başladığını, 4 büyük ilde markasal kullanımda olan "..." ibaresinin görünüşte zayıf olduğu düşünülse dahi ününün Ege ve Marmara bölgesine yayıldığını ve bilinirliğinin son derece yüksek olduğunu, dolayısıyla zayıf marka şeklindeki değerlendirmenin kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporunun son kısmında yapılan değerlendirmelerde; davalı markasının tek başına "..." ibaresinden ibaret olmayıp davalının aynı zamanda adı ve soyadı olan "..." ve "..." sözcüklerini içermesi nedeniyle müvekkili adına tescilli "... ..." ve "..." ibareli markalardan farklılık arz ettiği söylenmiş ise de müvekkilinin adına tescilli "..." markasıyla kıyasa konu edilmediğini, ayrıca bu tarz bir yaklaşımın markanın başına ve sonuna ekleme yapılarak farklılık sağlanacağı sonucuna ulaşılmasına neden olacağını ve bu yaklaşımın marka hukukunun temel ilkelerine aykırı olacağını belirterek kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, markanın hükümsüzlüğü, sicilden terkini istemine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Somut olayda; davacı adına tescilli 2017/70523 tescil numaralı "... ..." markasının 07/08/2017 başvuru tarihli, 31/01/2018 tescil tarihli olduğu, markanın 43 nice sınıfında tescilli olduğu; davacı adına tescilli 2017/70529 tescil numaralı "..." markasının ise 07/08/2017 başvuru tarihli ve 29/01/2018 tescil tarihli olduğu, markanın 35 ve 43 nice sınıfında tescilli olduğu; davalı adına tescilli 2017/03081 tescil nolu "... ... ..." markasının 13/01/2017 başvuru tarihli, 01/08/2017 tescil tarihli olduğu, markanın 43 nice sınıfında kayıtlı olduğu; davacının 2017/70523 tescil numaralı "... ..." markasının 07/08/2017 başvuru tarihli, 31/01/2018 tescil tarihli olduğu, davacı markası davalının markasına göre sonraki tarihte tescil edildiği gibi, davacının tescilli markalarını tescil tarihinden önceki tarihlerde eskiye dayalı olarak markasal olarak kullandığını ispat edemediği anlaşılmaktadır.

Davacı tarafından sunulan görsellerin davalı markasının tescil başvurusundan sonraki tarihlere ilişkin olduğu; davacının tescilli markalarını eskiye dayalı olarak yerelden çok daha geniş coğrafyada ciddi, yoğun ve markasal olarak kullandığını ispat edemediği; davacı tarafından dayanılan Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/13 D.İş. Sayılı dosya kapsamının davacının önceye dayalı kullanımını ispat edecek nitelikte olmadığı, söz konusu tespit dosyasına esas uyuşmazlığın karşı tarafı sıfatı ile davacı aleyhine tespit talep eden taraflar " ... ..." ve "..." tescilli markasının da bulunduğu tescilli markalarının bulunduğunu, taraflar arasında imzalanan franchising sözleşmesi ile "..." markasının kullanma hakkının 5 yıl süre ile davacı tarafa verildiği, ancak davacının sözleşmeye uymaması nedeni ile davacıya çekilen ihtar üzerine davacının sözleşmeyi feshettiği, sözleşme ilişkisinin sona ermesine rağmen davacının "..." markasını haksız olarak kullanmaya devam ettiği, ayrıca davacının iltibas edecek şekilde tabelasında "..." ibaresini kullanmak sureti ile tescilli markalarına tecavüz ettiği iddiası ile davacı aleyhine tespit istendiği; aynı gerekçeler ile davacı hakkında Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır.

Yine davacı vekili her ne kadar, davalının müvekkiline tescilli "..." markasına yönelik tecavüz iddialarının ve hükümsüzlük taleplerinin hiç değerlendirilmediği yönünden itiraz etmiş ise de, dosyada mevcut başvuru belgesine göre davacının 01/03/2016 tarihli "..." markasının adına tescili için başvuru yaptığı, ancak bu işaretin davacı adına tescil edildiğinin ispatlanamadığı, bu durumda bahsi geçen işaretin davacının tescilli markası olmadığı, diğer taraftan dosya kapsamına göre bu işaret yönünden de davacının bu tescilsiz işareti eskiye dayalı olarak kullandığına dair dosyada herhangi bir bilgi ve belgenin de bulunmadığı görülmektedir.

Dosya kapsamı, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davacı vekilinin İzmir Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 08/09/2021 tarih 2020/64 Esas ve 2021/120 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  2. İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60. TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30. TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,30. TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),

  3. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,

  4. HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,

  5. İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

  6. Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,

Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/04/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

Hükümsüzlüğü,izmirSicildentarihiTerkininumarasıhükümMarkanın

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim