İzmir BAM 20. HD 2021/1622 E. 2024/630 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1622
2024/630
17 Nisan 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1622
KARAR NO : 2024/630
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/06/2020 (Dava) - 20/05/2021 (Karar)
NUMARASI : 2020/261 Esas - 2021/344 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Yangın Sigortası Kaynaklı)
BAM KARAR TARİHİ : 17/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/04/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/261 Esas- 2021/344 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket ile dava dışı sigortalı ... Tic.ve San.AŞ arasında "Yangın Sigorta Sözleşmesi" bulunduğunu, sigortalı işletmenin Torbalı/İzmir adresinde olduğunu, davalı şirket tarafından üretilen, sigortalıya satışı ve montajı yapılan (06.08.2018 tarih 005143 nolu fatura numaralı) seperatörün, 14.01.2019 tarihinde hasara sebebiyet verdiğini, 14.01.2019 tarihinde sigortalı işletmenin seperatör sistemiyle bakır üretimi üzerine faaliyet gösteren ve montajı henüz tamamlanan santifrüj seperasyon çalışması sırasında, iki adet seperatörden birinin zemin bağlantısından kurtularak kontrolsüz biçimde havalanıp, makinaya, civarda bulunan tesisata ve müştemilata zarar verdiğini, aynı zamanda işletme personeli iki kişinin çarpma suretiyle ölümüne neden olduğunu, ekspertiz raporu ile; “...davalı şirket tarafından satılan makinenin kendine ait temel ankrajının hazırlanarak bağlanması gerekir iken hiçbir ankraj kaidesi olmaksızın üç ayağının mevcut bina beton zeminine dübelle bağlanması, süspansiyon ayaklarının gövdeye yakın bayrak kısımlarından çatlaması bir adetinin kopması, bu itibarla imalat ve montaj ayıbı sonucu hasarın meydana geldiği ve davalının garantisi kapsamında olan cihazın sigortalı tarafından 06.08.2018 satın alındığı, üretici sorumluluğu bulunduğundan davalı şirkete rücu imkanı bulunduğu ve hasarın miktarının 62.850,00TL olduğu" nun belirlendiğini, yapılan bu değerlendirme neticesinde, 24.09.2019 tarihinde müvekkili tarafından sigortalısına 62.850-TL hasar tazminatı ödendiğini, müvekkili, sigortalısının haklarına halef olduğundan, 62.850-TL tutarındaki tazminat bedelinin (işlemiş faiziyle) davalı şirketten tahsili iadeli taahhütlü dilekçe ile 18.10.2019 tarihinde talep edilmiş ise de, davalı tarafından kabul edilmediğini, bunun üzerine tazminat bedelinin tahsili için Torbalı İcra Müdürlüğü'nün 2020/4 sayılı dosyası marifetiyle icra takibi başlatıldığını, itiraz nedeniyle icra takibinin durduğunu belirterek, davalının itirazlarının iptaline ve davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu hasar ödemesine neden olduğu iddia edilen makinenin “HSM 1200 halı sıkma makinesi” olduğunu, imal edilen bu makinelerin yurt içine ve dışına satışının yapıldığını ve 1992 yılından bu yana müvekkili şirketin ürettiği bu makinelerle ilgili olarak tek bir olumsuzluğun yaşanmadığını, müvekkili şirketin bu makineleri sipariş üzerine ürettiğini, makinenin kurulumu, montajı ve çalışması konusunda dikkat edilecek hususlar açıklandıktan sonra makinenin fabrikada alıcıya teslim edildiğini, montaj ve kurulumların ise alıcı firmaların kendileri tarafından yapıldığını, dava konusu hasara neden olduğu iddia edilen makine de, sistematik kalite kontrollerinden geçirilerek, ayıpsız olarak ve tam randımanlı çalışır vaziyette dava dışı ... A.Ş.'ye teslim edildiğini, makinede müvekkili şirketten kaynaklanan imalat ve montaj hatası bulunmadığını, montajın makineyi satın alan şirket tarafından yapıldığını, ... A.Ş. yetkilisi olan ...’ın huzurunda her iki makinenin de çalıştırıldığını, makinelerin tam randımanlı olarak çalıştığının görüldüğünü ve teslim almaya gelenin onayı alındıktan sonra müvekkilinin fabrikasında teslim edildiğini, iki makinenin birlikte aynı araca sığması mümkün olmadığından dolayı makinelerin iki ayrı tarihte teslim edildiğini, ... A.Ş. yetkilisi olan ...'ın; "aynı makinenin farklı markasını birinci işyerlerinde halen kullanmakta olduklarını, kendisinin makine mühendisi olduğunu, anlatılanları zaten bildiğini, montaj talebinde bulunmadıklarını, hem işin hem işyerinin konumunu kendilerinin belirleyip montajını da kendilerinin yapacağını" belirttiğini, müvekkili şirket yetkililerinin; “makinanın düz, sağlam beton zemine dübel ile monte edilmesi gerektiğini, yerden yüksek platforma monte edilmemesi gerektiğini” üzerine basarak söylediklerini, her iki makinenin elektrik kumanda panoları dahil bir şekilde sağlam ve ayıpsız vaziyette teslim edildiğini, montajı ve kurulumunun dava dışı sigortalı tarafından yapıldığını, yani davacının iddia ettiği şekilde makinenin montaj hatası varsa bile bunda müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini, makinenin teslim tarihinden yaklaşık 5 ay sonra, alıcı firmanın talebi üzerine ... A.Ş.’ye müvekkili şirketin bir servis elemanının gittiğini, servis elemanının makinede gördüğü aksaklıkları aşağıdaki şekilde sıraladığını, buna göre; makine tesliminde verilen elektrik kumanda panosunun başka bir pano ile değiştirildiğini, makinenin yerden yaklaşık 30 cm yüksekliğinde bir platforma monte edildiğini, platform zemin betonunun çok kötü şekilde deforme olduğunu ve platformun oynak/gevşek olması nedeniyle makinenin verimli çalışamayacağını, makineye yukarıdan dökülen akışkan malzemenin makinenin merkezine dökülmediğini, bu nedenle ağırlığın tek tarafa birikerek eşit şekilde dağılmadığını, bu durumdan dolayı makinenin merkezinin kaçtığını ve terazide olmadığını, makine su tahliye deliklerinin küçük olmasına rağmen makine içerisinde ayrıca çuvalvari bir aparat konulduğunu, bu sebeple makinenin suyu zor sızdırdığını, bütün bu sorunlardan dolayı makinanın balans yaptığını tespit ettiğini, bu tespitlerden sonra, müvekkili şirketin, ... ile ayrıntılı olarak görüştüğünü ve gerekli uyarıları yaptığını, ...'ın gereğini yapacağını, yukarıdan gelen akışkan maddenin eşit dağılmasını sağladıktan sonra müvekkili şirketi servis için yeniden çağıracağını belirttiğini, müvekkili şirket çalışanının gereken uyarıları ısrarla yaptıktan sonra dava dışı sigortalı şirketten ayrıldığını, ancak bir daha müvekkili şirketin bu konuda aranmadığını, ayrıca bu servis için gidildiğinde, müvekkili şirketin elemanına ... A.Ş. fabrikasında çalışmakta olan bir yetkilinin (ismi hatırlanmamakta) “...daha önce de makine terazide olmadığından, bu nedenle makineyi yerinden düşürdüklerini” söylediğini, bu nedenlerle dava dışı şirketin hatalı montajından, hatalı kullanımından kaynaklanan kusurların, müvekkili şirkete imalat ve montaj ayıbı olarak yüklenemeyeceğini, ekspertiz raporunun 2. sahifesinde; "seperatör sistemiyle bakır üretimi üzerine faaliyet gösteren ve montajı henüz tamamlanan işletmede”, “seperatör içerisinde işlenmek üzere bulunan bir kısım bakır emtıasının zayı olması” şeklinde tespitler yapılmış olup, bu tespitlerin de makinenin üretim ve kullanım amacı dışında kullanıldığını gösterdiğini, zarardan müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, bilirkişi incelemesinden sonra da müvekkili şirketin kusursuz olduğunun tespit edileceğini beyanla, davanın reddine ve kötüniyetli takip nedeniyle asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere lehlerine icra tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece, "....Dosyanın makine mühendisi ve sigorta hesap bilirkişilerine tevdi edilerek alınan bilirkişi heyet raporunda özetle; davacı sigorta şirketinin davalıya rücu edebileceği 62.850,00 TL asıl alacak ve asıl alacağa işlemiş olan 1.549,73 TL yasal faiziyle birlikte, Torbalı İcra Müdürlüğü'nün 2020/4 sayılı dosyasında takip çıkışının 02/01/2020 tarihi itibari ile toplam 64.399,73 TL olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, oluşa, dosya içeriğine ve bilimsel verilere uygun bulunan raporun mahkemece benimsendiği ve hükme esas alınabilir kabul edildiği,....tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu esas alınarak; davacı şirketin davalı şirketten takip tarihi itibariyle ticari faiziyle 64.399,73 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla, davacı şirketin 'Yangın Sınai İşletme Yangın Sigorta Sözleşmesi' nden kaynaklanan alacağının ödenmediği ve bu alacağın tahsili için girişilen ilamsız icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haksız olduğu hususunda vicdani kanı oluşmakla; DAVANIN KABULÜNE, davalının Torbalı İcra Müdürlüğü'nün 2020/4 sayılı takip dosyasına vaki itirazının İPTALİNE, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla DEVAMINA, davacı tarafın icra inkar tazminatına ilişkin talebinin reddine...." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili tarafından, "...Kararda makinenin üretim amacı dışında kullanılması sebebiyle zararın meydana geldiğinin dikkate alınmadığını, ekspertiz raporunda açıklanmış olmasına rağmen bu tespitin hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, müvekkilinin imal ettiği makinenin halı sıkma makinesi olduğunu, bu işi yapan işletmelerde ve tekstil işi yapan fabrikalarda kullanıldığını, oysa ki dava konusu olayda, makinenin üretim amacının çok dışında, bakır sülfat (göztaşı) üretiminde kullanıldığı için zararın meydana geldiğini, kullanılan bu çok yoğun kimyasal maddenin makinenin bazı metal aksamlarını aşındırmaya neden olacağı ve zararın bu nedenle meydana gelmiş olabileceği yönündeki itirazlarının dikkate alınmadığını, mahkemece yapılması gerekenin öncelikle bilirkişi heyetinden ek rapor alınması veya bu itirazlarını karşılayacak nitelikte içinde kimya mühendisinin de bulunduğu yeni bir heyet oluşturularak yeni bir rapor alınması olmasına rağmen, bu hususlar değerlendirilmeden karar verildiğini, makinenin, müvekkili tarafından kusursuz olarak üretilip teslim edildiğini, ancak normal üretim/kullanım amacına uygun olarak kullanılmadığından zararın meydana geldiğini, bu durumun ortak kusuru doğuracağını ve müterafik kusurun indirim nedeni olduğunu, makinenin montajında kendilerine yüklenecek kusur olmadığının da değerlendirilmediğini, dava dışı sigorta ettiren şirketin 'montaj taleplerinin olmadığı' nı söylemesi üzerine ayıpsız vaziyette teslim edildiğini, müvekkili şirket çalışanları bu duruma tanık olduğu halde tanıkları dinlenmeden karar verildiğini, buna dair bir karar dahi verilmediğini, yine elektrik panosunun sigorta ettiren şirket tarafından değiştirildiği için zararın meydana geldiğinin de gözardı edildiğini makinenin orjinal elektrik panosu ile birlikte teslim edildiğini, dilekçelerinde sigorta ettiren şirkete gidildiğinde orjinal elektrik panosunun değiştirildiği ve hız kontrol üniteli başka bir elektrik panosu kullanıldığının görüldüğünün belirtildiğini, zararın bu nedenle meydan gelmiş olabileceğini, bu tür makinelerin terazide/dengede olması ve içine konulan maddenin eşit şekilde dağılması gerektiğini, ancak başka bir elektrik panosu takılıp, makine çalıştırılırken makinenin devrinin sürekli olarak yükseltilip düşürüldüğünün anlaşıldığını, bu nedenle makinanın dengesinin bozulduğunu, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, bilirkişilerin sadece davacı şirketin sunduğu belgeler üzerinden, kendilerinin itirazlarının hiçbirini dikkate almadan eksik rapor hazırladıklarını, kusursuzluklarını ve müterafik kusuru ispat etmelerine yarayacak delillerinin yok sayıldığını, bahse konu raporun ilk ekspertiz raporu ile de çelişmekte olduğunu, kendilerinin iddiaları konusunda teknik inceleme yapılmayıp sadece hesaplama yapıldığını, müvekkili şirketin ürettiği tüm makineleri müşteriye teslim edinceye kadar tüm kalite kontrollerinden geçirmekte ve eksiksiz-hatasız olarak teslim etmekte olduğunu, kararda ve bilirkişi raporunda, sigorta ettiren şirketin basiretli bir tacir gibi hareket etmediği hususunun gözardı edildiğini, müvekkilinin sigorta ettirene karşı ileri sürebileceği tüm def'ileri sigorta şirketine de karşı ileri sürebileceğini, bu def'ilerden birisinin de sigorta ettirenin müterafik kusurunun ileri sürerek ödenecek tazminattan indirim istenmesi olduğunu, mahkeme tarafından, mahallinde keşif yapılmadığını ve tanık dinlenmediğini, bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmayıp ek rapor dahi alınmadan karar verildiğini, yani yargılamada bir kısım delilinin hiç toplanmadığını, bir kısım delillerin ise hiç değerlendirilmediğini, ayrıca makineden kaynaklanmayan zararlardan sorumlu tutulmalarının da kabul edilemeyeceğini, zira raporda ayrıca 30.000,00 TL tutarında bakır emtiası zararından sorumlu tutulduklarını, oysa makine üretim amacı dışında kullanılırken içindeki malın uğradığı zarardan sorumlu olmalarının kabul edilemeyeceğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, makinenin kırılması nedeniyle meydana gelen maddi zararın tazmini için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; mahkemece dava konusu olaya ilişkin olarak içerisinde sigortacı bilirkişi ve makine mühendisi bulunan bilirkişi heyetinden rapor alındığı ve sözkonusu rapora göre hüküm tesis edildiği görülmekte ise de, bahse konu bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olmadığı, davalı tarafın savunmalarını karşılar nitelikte olmadığı gibi, ayrıntılı bir değerlendirme de içermediği, aynı doğrultuda mahkeme kararının da yeterli gerekçeyi içerdiğinin söylenemeyeceği, davalı vekili tarafından süresinde rapora itiraz edildiği halde gerekçeli itirazlarını karşılayacak şekilde yeni bir rapor alınmadığı, bu talep hakkında ara karar dahi kurulmadan hüküm tesis edildiği anlaşılmakta olup, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm tesis edilemez. Dava konu olayın niteliğine göre, davalının, makinenin kullanım amacına, elektrik tesisatının değiştirildiğine, sigortalının müterafik kusuru olduğuna, sigortalının iştigal alanına ve sair tüm itirazlarına dair değerlendirme yapılarak bu itirazları karşılayacak şekilde, içerisinde sigorta bilirkişinin yanısıra elektrik mühendisi, kimya mühendisi ve makine mühendisi de bulunan farklı bir heyetten yeniden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, kararın kaldırılması gerekmiştir.
Ayrıca, davaya konu olay neticesinde davadışı sigortalı işyerinde 2 işçinin vefat ettiği ve 2 işçinin de yaralandığı anlaşılmakta olup, bu konuda savcılık soruşturması yürütülmesine rağmen, mahkemece bu dosyanın/veya ceza davası açılmışsa ceza dosyasının incelenip değerlendirilmemiş olması ve yine bilirkişi incelemesine de ilgili tüm bu bilgi ve belgelerin sunulmamış olması da doğru olmamıştır.
Kabule göre de, dava konusu icra takibinde alacak toplamının 64.916,30-TL olduğu, davada harca esas gösterilen bedelin 64.399,73-TL olduğu ve dava dilekçesinde takibe itirazın kısmen iptali yerine tümden iptali de istendiğine göre, mahkemece eksik harç ile 64.399,73-TL üzerinden yargılamaya devam olunması da doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜNE; İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/261 Esas . 2021/344 Karar sayılı kararının HMK 353/1. a. 6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
-
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
-
İSTİNAF AŞAMASINDA; davalı tarafından yatırılan 1.099,78 TL istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,
-
İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01