İzmir BAM 20. HD 2021/1610 E. 2024/622 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1610
2024/622
17 Nisan 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1610
KARAR NO : 2024/622
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/03/2020 (Dava) - 14/09/2021 (Karar)
NUMARASI : 2020/192 Esas - 2021/682 Karar
DAVA : Menfi Tespit
BAM KARAR TARİHİ : 17/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/04/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2021 tarih ve 2020/192 Esas - 2021/682 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Bank A.Ş. ... Şubesi ile ... Tic. Ltd. Şti. arasındaki 09/05/2006 tarihli genel kredi sözleşmesine müvekkilinin kefil olarak imza attığını, sözleşmenin genel işlem koşullarını içerir bir sözleşme olduğunu, müvekkilinin sorumlu olduğu miktarın kefalet sözleşmesi sırasında 10.000 TL olarak belirlendiğini, müvekkilinin muvafakati olmadan, bankanın miktarı 30.000 TL'ye çıkarttığını ileri sürerek, kefalet sözleşmesi nedeniyle İzmir 15.İcra Dairesinin 2012/5330 (eski no:2007/1914) esas sayılı dosyasında müvekkilinin 10.000 TL ve bu miktar için 1 yıllık adi-yasal faizden sorumlu olduğunun, bunun dışındaki miktardan sorumlu olmadığının tespitine, icra dosyasına yaptıkları fazla ödemenin istirdatına, fazla ödenen ve istirdatına karar verilecek kısmın yasal faiziyle birlikte müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu icra takibi dosyasının dayanağının genel kredi sözleşmesi olduğunu, ticari nitelikteki genel kredi sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu savunarak, görevsiz mahkemede açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince; "...Kredi sözleşmeleri, İzmir 15.İcra Dairesinin 2012/5330 Esas sayılı icra dosyası dosya içersinde mevcuttur. Davacı vekili dava dilekçesinde imza kısmının müvekkilinin eli ürünü olduğunu açıkça beyan etmiştir.Celpedilen kredi sözleşmesinin incelenmesine göre, Temlik eden ...bank A.Ş ... Şubesi ile dava dışı ... Tic. Ltd. Şti., arasında 09.05.2006 düzenleme tarihli 30.000.-TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davacı ... ve dava dışı ... sözleşmeyi 30.000.-TL kefalet limitli olarak müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, 6098 sayılı TBK 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği, davaya konu kredi sözleşmesinin ise eski yasaya tabi olduğu, yeni TBK'nun kefalet hükümlerinde kefalet limiti, kefalet tarihi ve kefalet türünün kefilin el yazısı ile belirtilmesi zorunlu kılınmış olup, Davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı genel kredi sözleşme tarihi 09.05.2006 olup sözleşmenin düzenlendiği tarihte 818 BK. hükümlerinin geçerli olduğu, iş bu yasa hükmünde kefalet tarihi, kefalet limiti ve kefalet türünün kefilin el yazısı ile yazılma zorunluluğunun olmadığı, imzasının sözleşme limitinin kefalet sorumluluğunda yeterli olduğu, dolayısıyla davalının geçerli bir kefaletinin bulunduğu anlaşılmıştır. Bankacı bilirkişi incelemesine göre, gerek takip tarihi gerekse dava tarihi itibari ile davacının borcunun devam ettiği, fazladan ödenen bir bedel bulunmadığı, istirdat edilecek bir bedel bulunmadığı anlaşılmış, davacı taraf her ne kadar bu kez imzaya da itiraz etmiş ise de, sözleşmeden haberdar olan ve imzası ikrar edilerek dava dilekçesinde kabul edilen bir hususun sonradan inkarının borçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilmekle dava ispatlanamadığı..." gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, alacaklı bankanın önce müvekkili hakkında 10.000 TL üzerinden takip başlattığını, müvekkilinin bu miktar üzerinden sorumluluğu kabul ettiği için bu takibe itiraz etmediğini ve takibin kesinleştiğini, icra dosyasında tahsilatlar yapılırken ve müvekkilinin borç sorumluluğunun kalktığını düşünürken kredi limitinin 30.000 TL olduğundan bahisle bu miktara da %75 gibi iddia edilen sözleşme hükümlerine ve yasalara aykırı şekilde fahiş faiz hesabı ile müvekkilinin hesabından kesinti yapılmaya devam edildiğini, bu durumun TBK hükümlerine aykırı olduğunu, aslına dahi ulaşılamayan, davacının kabul ettiği limitten üç kat fazla bir tutarı ihtiva eden ve alacaklı tarafından fotokopi olduğu beyan edilen bir belgeye dayanılarak yeniden icra dosyası hesabı yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, takibe konu Genel Kredi Sözleşmesinde temerrüt halinde konundan doğan faizin uygulanacağının kararlaştırıldığını, takip konusu borca ticari faiz uygulanacağı kabul edilse dahi bu oranın 3095 sayılı Kanunun 1 ve 2. Madde hükümleri gereğince hesaplanması gerekirken %75 gibi TBK 28. Maddesine iyi niyet ve dürüstlük kurallarına, hakkaniyet ilkesine aykırı olacak şekilde asıl alacağa fahiş oranda faiz yürütülmesinin hukuken doğru olmadığını, sözleşmeye, dürüstlük kurallarına aykırı şekilde müvekkilinin durumunu ağırlaştırıcı genel işlem koşulu mahiyetinde hükümler konulduğunu, iddia edilen 30.000 TL'lik kısımla ilgili müvekkilinin TBK 583. Madde kapsamında belirtilen şekilde kendi el yazısıyla bir kabulünün bulunmadığını, davaya konu kredi sözleşmesinin dava kapsamında değerlendirilmesi yapılırken kamu düzenini ilgilendiren hüküm olması nedeniyle ve icra takibi devam ederken yürürlüğe girmesi nedeniyle TBK 583. Maddenini uygulanması gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, genel kredi sözleşmesi uyarınca başlatılan icra takibinde borçlu olunmadığının tespiti ve fazla ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
-
) Davacı genel kredi sözleşmesinde müşterek ve müteselsil kefil olup genel kredi sözleşmesinin imza tarihi 09.05.2006 olup bu tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 484. maddesi hükmü uyarınca, kefalet akdinin geçerliliğinin sözleşmenin yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı miktarın sözleşmede belirlenmiş olması koşuluna bağlı olduğu, kefalet sözleşmesi 818 sayılı BK yürürlükte iken kurulduğundan 6098 sayılı TBK'nın 583. maddesindeki düzenlemeden dolayı geçersiz kabul edilemeyeceği, dava konusu genel kredi sözleşmelerinde davacının kefalet limitinin açıkça 30.000,00 TL olarak belirtilmiş olması nedeniyle davacı şirketin kefaletinin geçerli olduğundan bu yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
-
) Genel işlem koşulları ile ilgili düzenlemeler 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nun 20. 25. maddeleri arasında yer almaktadır. Davacının kefili olduğu borcun dayanağı olan genel kredi sözleşmesi ise 09.05.2006 tarihli olup sözleşme tarihi itibariyle 6098 sayılı TBK yürürlükte olmadığından genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler somut olaya uygulanamayacağı gibi, bu hükümlerin 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 2. maddesi uyarınca kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin bir kural niteliğinde bulunmaması nedeniyle geçmişe etkili şekilde somut olaya uygulanması da mümkün olmadığı, bunun yanı sıra dayanak sözleşme "genel kredi sözleşmesi" olup kullandırılan kredi ticari nitelikte olmakla 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanmayacağı anlaşıldığından davacının bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir.
-
) Dosya içerisinde taraflar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmenin tamamı bulunmamaktadır. Mahkemece ...' ( eski ... Bankası) yazılan müzekkereye verilen cevapta ise sözleşme aslının tamamının bulunamadığı, tespit edilebilen imzalı örneklerin gönderildiği anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporu, genel kredi sözleşmesinde bulunan temerrüde yönelik hükümleri incelemeden bankanın davacıya ve diğer borçlulara gönderdiği ihtarnamede yer alan %75 temerrüt faizi oranını esas alarak hesaplama yapmıştır. Eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulamaz. Mahkemece yapılması gereken iş, davacının daha önce de borçlu olmadığına dair İzmir 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/317. 1093 E.. K. Sayılı dosyasında açtığı davasında borcun hesabı için bilirkişi raporu alınmış olması da gözetilerek bu dosya aslı getirtilip genel kredi sözleşmesinin temerrüte yönelik hükümlerine ulaşılması halinde buradan faydalanılarak, bunun mümkün olmaması halinde ise bankanın benzer tarihte yaptığı yine benzer nitelikteki genel kredi sözleşmeleri örnekleri temin edilip temerrüt faiz oranı tespit edildikten sonra bu orana göre denetime elverişli ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır.
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/192 Esas . 2021/682 Karar sayılı kararının HMK 353/1. a. 6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
-
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
-
İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01