İzmir BAM 20. HD 2021/1562 E. 2024/620 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1562
2024/620
17 Nisan 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1562
KARAR NO : 2024/620
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/10/2019 (Dava) - 07/07/2021 (Karar)
NUMARASI : 2019/561Esas - 2021/552 Karar
DAVA : İtirazın İptali
BAM KARAR TARİHİ : 17/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/04/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/07/2021 tarih ve 2019/561 Esas - 2021/552 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı ... ... Şirketi arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı gerçek kişilerin sözleşmede müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğunu, kullandırılan kredi borcunun süresinde ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek ihtarnamenin tebliğ edildiğini, ihtarnameye rağmen ödeme yapılmaması üzerine icra takibine geçildiğini, ihtar sonrası kısmi ödemede bulunan borçluların hesap kat ihtarnamesinde belirtilen borçlarının tamamını ödemeyerek temerrüde düştüklerini, bunun üzerine icra takibine geçildiğini, davalıların itirazı nedeniyle takibin durduğunu, takip sonrası 125.200-USD tutarlı teminat mektubunun 16/05/2019 tarihinde tazmin edilmiş olup, gayrinakit alacaklarının tazmin tarihindeki 6.0197-TL olan dolar kuru üzerinden 753.666,44-TL olarak nakde dönüştüğünü, 15/12/2018 tarihinden 30/03/2019 tarihine kadar olan tarihlerde bir kısım müşteri çeklerinden toplam 523.136,00-TL tahsilat sağlandığını, davalıların itirazlarının haksız ve kötüniyetli olup, alacağın tahsilini geciktirmeyi amaçladıklarını ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalıların icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal dayanaktan yoksun olup reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin muaccel hale gelmiş bir borcu bulunmadığı gibi davacı bankaya karşı olan edimlerini süresinde yerine getirmesi nedeniyle müvekkili şirkete usulüne uygun bir hesap kat ihtarnamesi tebliğ edilmediğini, usulüne uygun düzenlenmiş hesap kat ihtarı olmadığından temerrüt olgusunun oluşmadığını, taraflarıca davacı bankanın ihtarına karşı yasal süresi içerisinde itiraz edildiğini, bu nedenle usulüne uygun olarak müvekkillerinin temerrüde düşürülmediğini, banka tarafından tek taraflı olarak dayatılan kredi sözleşmesinin Borçlar Kanunu'nun 20 vd. maddeleri gereğince genel işlem koşulları kapsamında olduğunu, davalı müvekkiller aleyhine tek taraflı olarak önceden hazırlanan, aleyhe sonuçlar doğuran ve müvekkilin davacı banka karşısındaki hak ve çıkarlarını koruyamayacak şekilde güçsüz kalmasına neden olan kayıtlan kabul etmediklerini, bu nedenle Türk Borçlar Kanunu'nun 20 vd. maddesi gereğince bu kayıtların yazılmamış sayılması gerektiğini, müvekkili şirketin belirtilen miktarda anapara borcunun bulunmadığını, müvekkili şirketin ödeme emrinde belirtildiği miktarda asıl alacak borcunun bulunmadığını, müvekkilinin kredi borcu için yaptığı ödemelerin, öncelikle asıl alacaktan düşülmesi gerekirken davacı banka tarafından fahiş miktarda işletilen faiz ve temerrüt faizinden düşüldüğünü, faizlerin fahiş olarak davacı bankanın insiyatifi doğrultusunda belirlendiğinden anapara tutarının banka kayıtlarında yüksek göründüğünü, gayri nakdi risklerin takipte talep edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ödeme emrinde belirtilen faiz oranı ve miktarının fahiş olduğunu, faize ilişkin sözleşme maddelerinin kanunen yazılmamış sayılması ya da müvekkillerinin lehine yorumlanarak yasal faiz üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkillerinin usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmemesi ve muaccel hale gelmiş bir borçları bulunmaması nedeniyle işlemiş ve işleyecek faiz talep edilemeyeceğini, sözleşmenin konusunun müvekkili şirkete limit kredisi kullandırılma koşullarını kapsadığını, sözleşmenin imza anında ortada likit bir borç bulunmadığını, kredinin, kredi sözleşmenin imzalanması anında değil, müşterinin başvurusu ve talepleri doğrultusunda sözleşmeden sonra ileri tarihlerde kullandırılacak olması nedeniyle kefalet anında henüz mevcut olmayan bir borç bakiyesi için kefil olunacak miktarın açık ve net olmaması sebebiyle alacağın likit olmamasına bağlı olarak kefaletin geçersiz olduğunu, kefalete ilişkin şartların kanunen sıkı şekli şartlara bağlı tutulduğunu savunarak, davanın reddine, takibin iptaline, davacı tarafın kötü niyetli olması nedeni ile kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince; "...taraflar arasında davaya konu 28/08/2014, 28/07/2015 ve 27/08/2018 tarihli genel kredi sözleşmelerinin düzenlendiği, sözleşmenin borçlusu davalı şirket olup, davalı gerçek kişilerin sözleşmeyi müteselsil borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, davalıların borçlu davalı şirketin ortakları olmaları nedeniyle kefalet için eş rızasının gerekmediği, davalı kefillerin kefaletinin yasal ve şekli şartlara uygun olup geçerli olduğu, sözleşmeler kapsamında davalı borçlu şirkete kredilerin kullandırıldığı, hesap kat tarihi olan 10/12/2018 kat tarihi itibariyle ödenmeyen borç miktarının 1.410.005,30-TL asıl alacak, 134.620,50-TL faiz, 507,95-TL komisyon, 6.756,44-TL BSMV olmak üzere toplam 1.551.890,24-TL olduğu, bu nedenle kat ihtarının düzenlenme koşullarının gerçekleştiği gibi kat ihtarnamesinde yasal bir eksiklik olmadığı, ihtarnamenin davalılara tebliğ edilememesinin kat ihtarnamesinin geçersizliği sonucunu doğurmadığı gibi davalıların kat ihtarnamesinde yaptıkları itirazın da haklı olmadığı, sözleşmede uyuşmazlık halinde davacı bankanın kayıtlarına itibar edilerek uyuşmazlığın çözümünün kararlaştırıldığı, sözleşmedeki bu hüküm nedeniyle davalı borçlu şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine gerek bulunmadığı, davalıların sözleşmede belirlenen ödeme günlerinde ödeme yapıldığına dair hiçbir bilgi ve belgeyi dosyaya sunmadığı, bu yönde bir iddiasını dahi dile getirmediği gibi ödeme yapıldığına ilişkin bir delil toplanmadığı, bu nedenle davacı bankanın hesabı kat etme konusunda yasal koşulların oluştuğu, davalı borçlu şirket ile davalı kefillerin ihtarnamede verilen sürede ödemede bulunmamaları nedeniyle sözleşmedeki tebligata ilişkin hüküm gereği davalı gerçek kişi kefiller dışındaki davalı şirketin adına çıkarılan kat ihtarı tebliğ edilememiş ise de sözleşmedeki adresine tebliğ edilmiş sayılacağından davalı şirketin 17/12/2018 tarihinde temerrüde düştüğü, davalı kefillerin işlemiş temerrüt faizinden sorumlu tutulabilmeleri için kat ihtarnamesinin kendilerine tebliğinin zorunlu bulunması karşısında davalı kefil gerçek kişilere kat ihtarının tebliğ edilememiş olması nedeni ile davalı kefil gerçek kişilerin takip tarihine kadar işlemiş faiz yönünden ancak akdi faizden sorumlu olup temerrüt faizinden sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı, davaya konu icra takibinin 04/01/2019 tarihinde yapılmasından sonra takip talebinde ve buna bağlı olarak düzenlenen ödeme emrinde gayri nakit alacak talebi bölümünde 125.200-USD olarak depo edilmesi talep edilen teminat mektubunun dava tarihinden önce ve takip tarihinden sonra 16/05/2019 tarihinde 753.666,44-TL olarak tazmin edilerek nakit alacağa dönüşmesine rağmen ve dava dilekçesinde 125.200-USD miktarlı teminat mektubunun tazmin edildiğinden söz edilmesine rağmen nakde dönüşen bu alacak miktarı nakit alacak yönünden harca esas değere ilave edilmeksizin ödeme emrindeki gibi itirazın iptalinin talep edildiği, yine bunun yanında 04/01/2019 olan takip tarihinden sonra 10/01/2019 tarihinden başlayarak 30/03/2019 tarihinde sona eren dönemde takip tarihinden sonra ve dava tarihinden önce toplam on dört adet müşteri çekinin tahsil edilerek kredi borcuna mahsup edilmesine rağmen davacı tarafın takip tarihinden dava tarihine kadar olan bu dönemde tahsil edilen alacağı mahsup etmeden takip talebi ve ödeme emrindeki gibi itirazın iptalini ve takibin devamına karar verilmesini talep ettiği, tazmin edilen teminat mektubu ile tahsil edilen müşteri çekleri nedeniyle takip talebindeki ve ödeme emrindeki kalemler gibi itirazın iptali ve takibin devamını talep etmenin somut olaya uygun olmadığı göz önünde tutularak davacı vekilinden tazmin ve tahsilata uygun olarak her bir alacak kalemi yönünden dava dilekçesinin açıklanması istenmiş ve buna göre eksik peşin harç yatırılmış, davacı vekili dilekçelerinde tazmin edilen teminat mektubu yönünden 753.666,44-TL'nin nakdi alacağa ilavesi ile nakdi alacaklar için kararlaştırılan temerrüt faiz oranının tazmin tarihinden itibaren uygulanmasını, tazmin edilen teminat mektubu hariç ödeme emrinde talep edilen nakdi alacak yönünden 1.304.074,34-TL asıl alacak, 83.095,72-TL işlemiş faiz, 4.154,79-TL BSMV yönünden itirazın iptalini talep ettiklerini bildirmiş, bilirkişi rapor ve ek raporlarına göre dava tarihi itibariyle ödeme emrinde talep edilen nakdi alacaklar yönünden 1.338.074,34-TL asıl alacak, 692.785,02-TL işlemiş faiz, 34.639,25-TL BSMV, 593,00-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti ve masrafı olmak üzere 1.428.226,79-TL davacı alacağının bulunduğu, tazmin edilen teminat mektubundan doğan 753.666,44-TL alacak ile birlikte davacının alacağının 2.091.740,78-TL olduğu, davalı gerçek kişi kefillerin temerrüt faizinden sorumlu tutulabilmeleri için kat ihtarının kendilerine tebliğinin zorunlu olup kat ihtarının davalılara tebliğ edilememesi nedeniyle davalı gerçek kişi kefillerin işlemiş temerrüt faizinden sorumlu tutulmalarının mümkün bulunmayıp yalnız akdi faizden sorumlu tutulabilecekleri, davaya konu icra dosyasındaki takip talebinde ve ödeme emrinde işlemiş faizin temerrüt faiz ve akdi faiz olarak ayrı ayrı talep edilmediği, buna göre temerrüt faizi olarak talep edilen işlemiş faizin tamamından davalı kefillerin sorumlu tutulmalarının mümkün bulunmadığı..."gerekçesiyle 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davaya konu İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2019/99 sayılı dosyasında davalıların borca ve ferilerine ilişkin itirazlarının kısmen iptali ile; Takibin davalı ... ...Şirketi yönünden 2.091.740,78-TL asıl alacak, 85.294,33-TL işlemiş faiz, 4.264,72-TL BSMV, 593,00-TL ihtiyati haciz masrafı ve ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 2.181.892,83-TL, Davalılar ... ve ... yönünden 2.091.740,78-TL asıl alacak ve 593,00-TL ihtiyati haciz masrafı ve ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 2.092.333,78-TL alacak ile, İşleyecek faiz için bütün davalılar yönünden hükmedilen asıl alacağın 1.338.074,34-TL'lik bölümü için takip tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık %90 oranında, 753.666,44-TL'lik bölümü için 16/05/2019 tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık %90 oranında işleyecek TCMB faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişken oranlarda temerrüt faizi ve faizin %5'i oranındaki gider vergisi üzerinden devamına, 2-Davacı tarafın tüm davalılar yönünden fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, 3-İcra inkar tazminatına konu ödeme emrinde nakdi alacak olarak talep edilen ve hükmedilen 1.428.226,39-TL toplam alacağın %20'si oranındaki 285.645,27-TL icra inkar tazminatının davalılar ... ve ... yönünden hükmedilen alacak miktarı dikkate alınarak bu alacağın %20' si oranındaki 267.733,46-TL'lik bölümünden sorumlu olmak kaydı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalıların kötü niyet tazminatı istemlerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı kredi kefillerince imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi madde 6.3 gereğince, borçlu ve kefillerin imzalarının yanında yazılı yerin kanuni ikametgah kabul edildiğini, bu adrese gönderilecek tebligatların şahıslarına yapılmış sayılacağını, yerleşim yerlerini değiştirseler bile yine ikametgahlarını ticaret siciline tescil ettirip ayrıca bankaya noter aracılığıyla yazılı olarak bildirmedikleri takdirde kanuni yerleşim ikametgahı kabul edilen adrese gönderilecek veya bu adresteki muhtarlığa tebligat evrakı bırakılmak suretiyle yapılacak her türlü tebligatın geçerli olacağının kararlaştırıldığını, somut olayda davalı kefillerin genel kredi sözleşmesinde imzalarının yanında bildirdikleri adreslere tebligatın gönderildiğini, anılan sözleşme kapsamında yapılan tebliğ işleminin yeterli ve geçerli olduğunu, aynı konuda kredi borçlusuna gönderilen tebligatında geçerli sayılarak kefillere gönderilen tebligatı kabul etmemenin çelişkili olduğunu ve kabul etmediklerini, hesap katı ihtarının kefillere tebliğ edilmediğinden bahisle işlemiş temerrüt faizinden sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığını, yalnızca akdi faizden sorumlu olacaklarının gerekçeli kararda yer almasına rağmen, takip talebinde ve ödeme emrinde temerrüt faizi, akdi faiz ayrımı yapılmadığından bahisle işlemiş faizin tümden reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, temerrüt faizinin kabul edilmemesini halinde dahi akdi faize hükmedilmesi gerektiğini, yerel mahkemece reddedilen kısım için davalılar yararına hükmedilen 23.991,81 TL vekalet ücretinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kısmi redde konu edilen kısmın ne kadar olduğunun hükümde açık olarak belirlenmediğini, kredi borçlusu aleyhine toplam 2.181.892,83 TL, davalı kefilleri yönünden ise 2.092.333,78 TL müvekkili banka alacağı olarak hüküm altına alındığını, bu durumda bu iki tutar arasındaki farkın 89.559,05 TL tutarın referans alınarak vekalet ücretine hükmedildiği varsayılması halinde dahi bu fark için tahakkuk edecek vekalet ücreti tutarının 12.442,67 TL olduğunu, 23.991,81 TL vekalet ücretine hangi tutar esas alınarak hükmedildiğinin anlaşılmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, genel kredi sözleşmesi sebebiyle asıl borçlu ve kefiller hakkında başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Davacının davalılara çektiği 10.12.2018 tarihli kat ihtarnamesi 13.12.2018 tarihinde davalılar adreslerinde bulunamadıklarından iade edilmiş, mahkemece kat ihtarında verilen sürenin sonundan itibaren davalı asıl borçlu şirketin temerrüde düştüğü kabulü ile temerrüt faizinden sadece davalı şirket sorumlu tutulup diğer davalı kefillere bizzat tebliğ gerçekleşmediğinden davalı gerçek kişi kefillerin temerrüt faizinden sorumlu tutulamayacaklarına karar verilmiş ise de, davacının çektiği kat ihtarına karşı davalıların tümünün borca ve ferilerine itirazını içeren 14.12.2018 tarihli ihtarname çektikleri, bu cevabi ihtarname ile davalıların banka tarafından gönderilen ihtarnameden haberdar oldukları anlaşılmaktadır. Bu durumda cevabi ihtarname tarihi esas alınarak tebligatın bu tarihte alındığı kabul edilip banka tarafından verilen 1 günlük sürenin ilavesi ile davalı kefiller açısından da temerrüdün tıpkı davalı şirketin sorumlu tutulduğu 17.12.2018 tarihinde gerçekleştiğinin kabulü gerekir (bknz. Yargıtay 19. HD, 30.01.2013 tarih ve 2012/14950 E. - 2013/1813 K. Sayılı ilamı). Bu sebeple davalı kefillerin de temerrüt sebebiyle işlemiş faizden sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.
Bu nedenlerle; yerel mahkeme kararının davacı lehine kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından Dairemizce davanın esası hakkında HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıda yazılı şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
- Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜNE; İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/561 Esas . 2021/552 Karar sayılı kararının HMK'nın 353. 1. b. 2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE,
"a-Davanın KABULÜ ile,
b-Davaya konu İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2019/99 sayılı dosyasında davalıların borca ve ferilerine ilişkin itirazlarının iptali ile tüm davalılar yönünden;
Takibin 2.091.740,78-TL asıl alacak, 85.294,33-TL işlemiş faiz, 4.264,72-TL BSMV, 593,00-TL ihtiyati haciz masrafı ve ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 2.181.892,83-TL,
İşleyecek faiz için hükmedilen asıl alacağın 1.338.074,34-TL'lik bölümü için takip tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık %90 oranında, 753.666,44-TL'lik bölümü için 16/05/2019 tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık %90 oranında işleyecek TCMB faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişken oranlarda temerrüt faizi ve faizin %5'i oranındaki gider vergisi üzerinden devamına,
c-İcra inkar tazminatına konu ödeme emrinde nakdi alacak olarak talep edilen ve hükmedilen 1.428.226,39-TL toplam alacağın %20'si oranındaki 285.645,27-TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
d-Davalıların kötü niyet tazminatı istemlerinin reddine,
e-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 149.045,10-TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan toplam 32.852,91-TL harcın indirilmesiyle geriye kalan 116.192,19-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
f-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 32.852,91-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
g-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T.'nin 13 (1) mad. uyarınca takdir edilen 103.099,07-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
ğ-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinden oluşan yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,
h-Davacı tarafça yapılan 44,40-TL başvurma harcı, 67,60-TL dört adet tebligat gideri, 76,00-TL on dört adet elektronik tebligat gideri, 8,40-TL müzekkere gidiş ücreti, 1,00-TL kep reddiyatı ile 850,00-TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 1.047,40-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
ı-Davalı tarafça yatırılan gider avansından harcama yapılmadığı ve bunun dışında da davalı tarafça yargılama gideri yapılmadığı dikkate alınarak bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
i-Taraflarca peşin yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,"
ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
- İstinaf İncelemesi Yönünden Harç ve Yargılama Masrafları;
a-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince davacı tarafa iadesine,
b-Davacı tarafından yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL ve tebligat gideri 16,50 TL olmak üzere toplam 178,60 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
c-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
ç-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
d-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01