İzmir BAM 20. HD 2021/1498 E. 2024/606 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1498
2024/606
4 Nisan 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1498
KARAR NO : 2024/606
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/09/2021
NUMARASI : 2021/20 Esas - 2021/160 Karar
DAVA : Markaya Tecavüzün Önlenmesi, Haksız Rekabetin Tespiti, Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : 22/02/2021
BAM KARAR TARİHİ : 04/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 04/04/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29/09/2021 tarihli 2021/20 Esas ve 2021/160 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardır kendisine ait “...” markası ile ''... Cd. No:... .../...'' adresinde ... numaralı sınıf ''Yiyecek içecek sağlanması'' alanında faaliyet gösterdiğini, “...” markasını alarak kendi adına 30/06/2005 tarihinde tescil ettirdiğini, bu husustaki marka tescil belgesinin ekte olduğunu, 30/06/2015 tarihinde de müvekkile ait markanın yenilendiğini ve 10 yıl süre ile koruma altına alındığını, davalı tarafından “...” işletme adı yasalara aykırı olarak aynı faaliyet sektöründe ; aynı isim, tabela ve konseptle ''... Mah. ... Cad. No:... .../...'' adresinde kullanıldığının davacı tarafça tespit edildiğini, bu durumun, müvekkilinin yasalarla korunan marka haklarına tecavüz teşkil etmesi, haksız rekabet oluşturması ve 6769 sayılı Kanun uyarınca hukuka aykırılık teşkil etmesi sebebiyle; davalının faaliyetlerinin haksız rekabet ve marka ihlali olarak tespitine ve eylemlerinin önlenmesine, durdurulmasına ; “...” ibareli tabelanın indirilmesine ve yine “...” ibareli tüm tanıtım ve reklam ürünlerine el konulmasını karar verilmesini, bu sebeplerle müvekkilinin uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmini için fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100-TL maddi tazminat ile 10.000-TL manevi tazminatın davacı tarafa ödenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kendi adına herhangi bir vergi levhasının olmadığını, dava konusu ... Mh. ... Cd. No: ... ... - ... adresindeki işyerinin vergi levhası, tarafların kuzeni olan ...'nın adına olduğunu, davalı müvekkili ..., ...'ya ait işyerinde resmi olmamak kaydıyla, adi adi ortaklık ortağı olduğunu, dava konusu "..." markası davalı müvekkilinin tescilli markası olduğunu, ... ... marka numaralı Marka Tescil Belgesi, davacı müvekkili, "..." markasının Başvuru Numarası: .../... marka numarası ile hizmet - emtia hakkına sahip olduğunu, bu belgeye göre; bu markanın; "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri, mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; haklarının sahibi de yine davalı müvekkili ... olduğunu, davalı müvekkilinin, Marka No: ... ... sayılı Marka Tescil Belgesi "... - ... - ... - ... ibarelerini içerir şekilde tescilli logo ve markanın sahibi olduğunu, davacıya ait olan marka ise; "..." şeklinde olduğunu, bu nedenle davacının "uykulukçu" ibaresine dair hiçbir hakkının söz konusu olmadığını, davacı ve davalı yanlar kardeş olmaları karşısında; her ikisi de uzun yıllar boyunca uykuluk, badem ve kokareç sektöründe çalıştığını ve iyi bir şöhret kazanmış olan ve bu piyasa "..." olarak nam salmış ...'nın oğlu olduklarını, davalı müvekkilinin merhum ...'nın evladı olarak, "..." markasında ...'nın tüm mirasçıları gibi, doğal mirasçı olarak manevi mirasçı olarak bu markayı kullanmasının engellenemeyeceğini, davalı müvekkilinin, Ek - 1, Ek- 2 ve Ek-3 de sundukları marka tescil belgeleri ile ve diğer evraklar nedeniyle halihazırda kullandığı "..." markasının, logosunun ve hizmet haklarının, reklam ve sosyal medya kullanım haklarının sahibi olduğunu, ancak öte yandan davacı, 2005 yılında aile içindeki bu uygun olmayan işlemine rağmen; 2020 yılına kadar davalı müvekkiline hiçbir ses çıkarmayarak ve üstelik, karşılıklı ödünç mal alıp verme, karşılıklı istişare vs eylemleri ile eylemli olarak rıza göstermiş olmakla; işbu dava açısından zamanaşımı söz konusu olduğunu, öncelikle zamanaşımı itiraz/defileri doğrultusunda reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:
Mahkemece; "...Davalının 17/06/2021 tarihli dilekçesindeki faturalar, sosyal medya kayıtları, dosya kapsamında toplanan deliller, bilirkişi raporu ve taraf tanık beyanları dikkate alındığında; davacı ile davalının kardeş oldukları babalarının adının izzet olduğu, markanın gerçek hak sahibinin tarafların babaları olduğu, davalının uzun süredir nizasız ve fasilası bu markayı kullandığı, davacının bilmesine rağmen uzun süre ses çıkarmadığı, kaldı ki tarafların ve babalarının markanın tescilinden çok önce tescilsiz şekilde markayı kullandığı, benzer konuda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/1352 E - 2021/587 K ve 28/01/2021 tarihli ilamı da dikkate alındığında davalının bu kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı.." gerekçesiyle "...Davacının davasının reddine,..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; markayı tanınır hale getirenin müvekkilinin olduğunu, bir dönem müteveffa olan babaları müvekkilinin hala faaliyet gösterdiği salhane adresinde sigortalısı olarak çalıştığını, o dönem davalının davaya konu işyerinde bile çalışmadığının tanıkları ...'un beyanlarıyla sabit olduğunu, müteveffaya ait sigorta kayıtları celp edildiğinde müteveffa babanın müvekkilinin yanında çalıştığı ortaya çıkacağını, gerekçede salt sosyal medya kayıtları ile taraf beyanlarını dayanak alarak davalının uzun süredir markayı kullandığı yönünde görüş bildirmişse de bu markanın ciddi surette kullanımı için yeterli olmadığını, davalı her ne kadar uzun süredir faaliyet gösterdiğini iddia etmişse de; müvekkilinin davalının abisinin olması sebebiyle öncelikle bir şube gibi çalışmasına müsaade etmişse; davalının müvekkilinin iyiniyetini suistimal edecek mahiyette kötü niyetle müvekkilinin 2005 yılında tescil ettirmiş markayı kullanarak kendi adına işyeri açmış olduğunu görmesi üzerine öncelikle kendisini defaatle sözlü olarak uyardığını, ancak davalı müvekkilinin uyarılarını dikkate almayınca ve müşterilerden gelen şikayetlerin artması ve markaya zarar gelmesi üzerine de zorunlu olmadığı halde 09/03/2020 tarihinde arabuluculuk sürecini başlattığını; davalı tecavüze son vermeyince 22/02/2020 tarihinde işbu davayı ikame etmek zorunda kaldığını, davalının ve müvekkilinin kendi işletmesine ilişkin ticaret sicil gazetesi kayıtlarının sunulmuş olup; işbu kayıtlardan davalının 26/11/2019 tarihinden beri markayı kullandığını, uzun süredir markanın kullanılmasına zımni olarak müsaade edildiği hususu hatalı olup; sadece 2 ay iyi niyetle beklemişse de müşterilerden gelen şikayetlerin artması ve müşteri kaybı sebebiyle işbu dava ikame edilme zorunluluğunun hasıl olduğunu, bilirkişi tarafından markanın asli unsuru olan ''...'' ibaresi ile davalının kullandığı ibarenin benzerlik taşıdığını ve işbu sebeple davalı lehine koruma sağlamasının mümkün olmayacağı yönündeki raporun müvekkilinin iddialarını ispatların mahiyette olduğunu, davalının, iddia ve beyanlarının aksini ispata yönelik bir veri ortaya koyamadığı gibi gerçeklikten uzak iddia ve beyanlar ileri sürdüğünü, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, markaya tecavüzün önlenmesi, haksız rekabetin tespiti, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından
istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılmıştır.
Dosya kapsamındaki delil ve belgelerden, davacı adına "...” unvanlı markanın 43. Sınıfta yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri bakımından 09.07.2006 tarihinde tescil edildiği, koruma süresinin 29.06.2015 tarihinden itibaren 10 yıl olduğu, davalıya ait " .../..." tescil nolu "... ..." adlı markanın 43.sınıfta bulunan mal ve hizmetler yönünden 21.08.2020 tarihinde tescil edildiği, koruma süresinin 30.01.2020 tarihinden itibaren 10 yıl olduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına, tarafların kardeş olmalarına, " taraflara ait her iki markada bulunan "..." ibaresinin taraflarının murisleri babalarının adı olmasına davacı ile davalının esas unsuru "..." olan markayı babalarının vefatından sonra kullanmalarının sabit olmasına, davacının davalıya sessiz kalma suretiyle izin vermesine göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
- Davacı vekilinin İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29/09/2021 tarihli 2021/20 Esas ve 2021/160 Karar sayılı kararının kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA;
a)Davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, başlangıçta alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 368,30-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
b)Davacı tarafından yatırılan 162,10-TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir olarak kaydına,
-
Davacı tarafından istinaf yargılaması sırasında yapılan giderlerin uhdesinde bırakılmasına,
-
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
-
Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay 11. Hukuk Dairesi nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle 04/04/2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01