İzmir BAM 20. HD 2021/1423 E. 2024/554 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1423
2024/554
28 Mart 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1423
KARAR NO : 2024/554
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/02/2020 (Dava) - 24/02/2021 (Karar)
NUMARASI : 2020/11 Esas - 2021/35 Karar
DAVA : Markaya Tecavüzün ve haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Sicilden Terkini, Maddi-Manevi Tazminat
BAM KARAR TARİHİ : 28/03/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 28/03/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin 24/02/2021 tarihli 2020/11 Esas ve 2021/35 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Danimarka menşeli "..." markasının Türkiye'de tek yetkili distribütörü olduğunu, ayrıca "..." markası altında işitme cihazı temizleme ve sterilizasyon makineleri ile temizleme kitleri ürettiğini, davalı tarafın müvekkiline ait tescilli markayı taklit ederek müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunu belirterek, müvekkiline ait tescilli markaya yönelik tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, önlenmesini, durdurulmasını, davalı adına kayıtlı "..." ibareli 2019/111923 nolu markanın sicilden terkinini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı olmak üzere 1.000 TL maddi, 15.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne bağlı olarak faaliyet gösteren bir eğitim ve rehabilitasyon kurumu olduğunu, müvekkilinin 41. Sınıfta bulunan pek çok emtiadan sadece "eğitim ve öğretim hizmetleri"nde fiilen faaliyette bulunduğunu, müvekkilinin davacının ihtarından sonra markadan haberdar olduğunu, ortalama tüketicinin "... Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi"ni duyduğunda, burada tıbbi cihaz satıldığını zannetmesinin mümkün olmadığını, davacı yanın kötü niyet iddialarının ise haksız olduğunu, müvekkilinin davacı markaları ile iltibas yaratacak şekilde kullanımı olmadığını, öte yandan tescili henüz gerçekleşmemiş markanın hükümsüzlüğünün dava edilemeyeceğini, markanın hükümsüzlüğünün istenilebilmesi için dava tarihi itibariyle sicilde kayıtlı bir markanın bulunması gerektiğini belirterek, açılan davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Mahkemece, ''... davacı markaları ile davalı kullanımlarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, davacı marka sınıfları ile davalı iştigal alanlarının benzer olduğu, aynı tüketici kitlesine hitap ettiği, davacı markaları ile davalı kullanımlarının tüketici nezdinde karıştırma ihtimalinin bulunduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı, davacının Milli Eğitim bakanlığına bağlı resmi kurumunun olmadığını, markanın eğitim ve öğretim faaliyetleri kapsamında kullanılmadığını iddia etmiş ise dosyada bulunan deliller ve bilirkişi raporu dikkate alındığında davacının markası adı altında kongre ve konferanslarda uzmanlara ve öğrencilere ücretsiz eğitim verdiği, bu faaliyetinin eğitim öğretim faaliyeti kapsamında kaldığı anlaşılmakla davalının defisi yerinde görülmemiştir...'' gerekçesiyle; ''...Davacının 2019/122818 nolu markanın hükümsüzlüğüne ilişkin erken açılan davanın usulden reddine, Davalının “...” ibareli kullanımlarının, davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespitine, önlenmesine, durdurulmasına ve ortadan kaldırılmasına...'' şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; "..." markasının dava ile doğrudan ilgisi olmadığını ancak davacının faaliyet alanının "tıbbi cihazların satışı" olduğuna dair bir gösterge olduğunu, davacının "eğitim ,öğretim, rehabilitasyon" alanında hiçbir faaliyeti olmadığını davalı müvekkili( özel ihtiyaçlı kişilere yönelik) milli eğitim bakanlığı gözetiminde bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi işletiyor olmasına rağmen ; davacı yanın dava dilekçesinin hiçbir yerinde kendisinin eğitim alanında faaliyette bulunduğundan söz etmediğini, yine davacının eğitim alanında faaliyeti olduğuna dair hiçbir delil bildirmediğini, bilirkişinin dosyada olmayan (delil olarak bildirilmeyen ve süresinde sunulmayan) ,bir takım evrakı temin ederek veya davacıya ettirerek dosyaya sunulmuş gibi kullandığını ve sanki bunlar davacının eğitim faaliyetinin varlığını gösterirmiş gibi bir rapor hazırladığını, rapora süresinde itiraz ettiklerini, mahkemenin itirazları yerinde bulmayıp bu hususta def'inin yerinde görülmediğini gerekçeli kararında belirttiğini, öncelikle gerekçenin eksik ve dilekçelerindeki iddialarını karşılamaktan uzak olduğunu, gerekçede, davacı yanca delil olarak bildirilmediği gibi, delil sunma süresi içerisinde de sunulmayan ( hatta dosyaya hiç sunulmayıp; incelemede bilirkişiye teslim edildiği anlaşılan) evrakın niye, varsa hangi istinai usul kuralına göre delil kabul edildiğinin açıklanması gerektiğini, sözü edilen belgelerin davacı yanın hizmet sunucu değil, hizmeti satın alıcı olduğu alış faturaları olduğunu bir an için delil olabilecekleri düşünülse bile, bunların ancak davacının eğitim hizmetinin alıcısı(tüketicisi) olduğunu gösterebileceğini, hizmet sattığını, ticari kazanç elde ettiğini asla göstermeyeceğini, mahkemenin kararı verirken bu durumu fark etmesi gerektiğini, duruşmada kısa karar verilerek gerekçeli kararın sonradan yazılabileceğini ; ancak yargıcın gerekçesini zihninde oluşturmadan önce kararı verip;ardından verdiği karara gerekçe uydurmaya çalışmasının bir hukuk faciasına yol açacağını yargıya olan güveni sarsacağını, milli eğitim bakanlığı ilgili birimine sorulduğunu ve savunmalarını destekler biçimde, davacı yanın hiçbir eğitim faaliyeti olmadığının sabit olduğunu, mahkemenin "davacının kongre ve konferanslarda ücretsiz eğitim verdiği" tespitinin yanlış olduğunu ancak bir an için gerçekten "ücretsiz eğitim verildiğini" düşünsek bile bunun marka hukuku yönünden" markanın "eğitim faliyeti kapsamında ticaret alanında ciddi kullanımı" sayılamayacağını, ücret karşılığı olmayan bir faaliyette markanın ciddi biçimde ticari kullanıma konu edildiğinin söylenemeyeceğini, kaldı ki gerçekte davacı yanın böyle bir faaliyeti de olmadığını, yukarıda açıklandığı üzere ; aynı mal ya da hizmetler için kullanımın asla söz konusu olmadığını, öte yandan, mahkemenin kabulünün aksine görsel ,işitsel,kavramsal benzerlikler nedeniyle karıştırılma ihtimali de bulunmadığını, nitekim müvekkilinin marka başvurusuna karşı, davacı tarafından yapılan tüm itirazların türk patent ve marka kurumu'nca reddedildiğini ve müvekkilinin "..." ibareli 2019/122818 başvuru no'lu markasının, mahkeme kararından sonraki dönemde, 15/10/2021 tarihinde tescil edildiğini, yani mevcut durumda müvekkilinin " ... " ibareli kullanımının tescilli markasını kullanmaktan ibaret olduğunu, her ne kadar , mahkeme davanın açıldığı tarihe göre karar vermek durumundaysa da, tescil (15/10/2021) öncesinde de müvekkilinin kullanımının hukuka aykırı olmadığını, yine maddi gerçeğin araştırılacağı ceza davasının sonucunun beklenilmesi daha uygun iken, bu yapılmadığı gibi itirazlarına rağmen ikinci bir rapor aldırılmayarak alelacele karar verilmesinin de hatalı olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı bulunan kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacıya ait tescilli markaya yönelik tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, önlenmesini, durdurulmasını, davalı adına kayıtlı markanın sicilden terkini ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
6100 Sayılı HMK 297/2 maddesi “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmünü amir olup, buna göre hüküm fıkrasının tarafların taleplerini karşılayacak, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak, infazda tereddüt yaratmayacak şekilde, açık ve maddeler halinde oluşturulması gerekir.
Mahkemece,''...Davacının 2019/122818 nolu markanın hükümsüzlüğüne ilişkin erken açılan davanın usulden reddine, Davalının “...” ibareli kullanımlarının, davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespitine, önlenmesine, durdurulmasına ve ortadan kaldırılmasına...'' şeklinde karar verilmiş ise de, davacının dava dilekçesi ile davacıya ait tescilli markaya yönelik tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, önlenmesini, durdurulmasını, davalı adına kayıtlı markanın sicilden terkini ile maddi ve manevi tazminat talep ettiğine göre, mahkeme kararında diğer talepler yönünden değerlendirme yapıldığı, ancak maddi ve manevi tazminat yönünden olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmamış olduğu, bu hususun yukarıda belirtilen HMK'nın 297/2 maddesine aykırılık teşkil ettiği, kararın bu yönden kaldırılması gerektiği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının belirtilen yönden kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile, İzmir Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin 24/02/2021 tarihli 2020/11 Esas ve 2021/35 Karar sayılı kararının HMK 353/1. a. 6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
-
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
-
Kararın kaldırılması sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
-
İSTİNAF AŞAMASINDA; davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
-
İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359. (3) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 28/03/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01