İzmir BAM 20. HD 2021/1543 E. 2024/505 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1543
2024/505
21 Mart 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1543
KARAR NO : 2024/505
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/07/2020 (Dava) - 24/06/2021 (Karar)
NUMARASI : 2020/358 Esas - 2021/573 Karar
DAVA : Maddi Tazminat
BAM KARAR TARİHİ : 21/03/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 21/03/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2021 tarihli 2020/358 Esas ve 2021/573 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04.09.2018 tarihinde ...'a ait onun sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ...'e ait ve ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın ... ili, ... ilçesi, ... Caddesi, ... Bulvarı, ... kavşağı üzerinde meydana geldiğini, müvekkili trafik kurallarına uygun bir şekilde kendi şeridinde ilerlerken, kırmızı ışığın yanması üzerine durduğunu ve fakat arkasında seyreden sigortalı araç sürücüsü takip mesafesini ayarlayamayarak müvekkil aracına arkadan çarptığını, sigortalı araç sürücüsünün müvekkili aracına çarpmasının etkisiyle müvekkil aracının da çarpma ivmesiyle önünde durmakta olan ... plakalı araca çarptığını, böylece müvekkili aracının ön ve arka kısımlarının hasar aldığını, Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından tutulan kaza tespit tutanağında müvekkilinin işbu kazanın oluşumunda kusursuz, sigortalı araç sürücüsünün ise asli ve tam kusurlu olduğu tespit edildiğini, sigortalı araç sürücüsünün araçta meydana gelen hasara tam kusuru ile sebebiyet vermiş olup sigortalı araç sürücüsünün tam ve asli kusuru ile sebebiyet verdiği zarardan sorumlu olduğunu, 2 no.'lu davalı sigorta şirketinin 10.05.2018-10.05.2019 tarihleri arasında geçerli olan ZMMS poliçesi nedeniyle sigortalı araç sürücüsünün tam ve asli kusuru ile neden olduğu maddi hasardan sorumlu olduğu hususu izahtan vareste olduğunu, husumetin, 1 nolu davalıya araç sahibi ve işleteni sıfatıyla ve 2 nolu davalıya kazaya sebep olan ... plakalı aracın ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi sıfatıyla yöneltildiğini, 2 numaralı davalının 10.05.2018-10.05.2019 tarihleri arasında geçerli olan "Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası" ile riski üstlenmesi ve sigorta riskinin gerçekleşmesi nedeni ile maddi zarardan sigorta teminatları dâhilinde sorumlu olduğunu, 2 no'lu davalı açısından "zarar ve sigorta" arasında uygun illiyet bağı mevcut olduğunu, 1 no'lu davalının ise hem kusur sorumluluğu ilkelerine göre hem de araç işletenin kusursuz sorumluluğuna göre zararın tamamından sorumlu olduğunu, belirterek; fazlaya dair her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla haklı davanın kabulü ile; müvekkili aracının kaza sebebiyle total pert olması sebebi ile 11.300,00 EUR maddi tazminatın 1 nolu davalı bakımından kaza tarihi olan 04.09.2018'den, 2 nolu davalı sigorta şirketinden (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitinin temerrüt tarihindeki karşılığı ile sınırlı olarak) ise temerrüt tarihi olan 25.06.2020 tarihinden itibaren yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkilinin maliyet tahmin rapor ücreti olarak ödediği 100,00EUR'nun fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama giderlerine dâhil edilerek davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, kanuni vekâlet ücretinin KDV hariç olarak hükmedilerek yargılama giderleri ile birlikte davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacı tarafından müvekkiline karşı açılmış davayı kabul etmediklerini, öncelikle mahkememizin yetkisine itirazlarının bulunduğunu, müvekkiline karşı açılmış olan iş bu davada yetkili mahkemenin müvekkilinin ikametgahı veya kazanın meydana geldiği yer mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin ikametgahının ... ili ... ilçesi ... kasabası olduğunu, kazanın meydana geldiği yerin ise ... ili ... ilçesi olduğunu, bu sebeple yetkili mahkemenin Tokat Asliye Ticaret mahkemeleri veya Almus Adliyesi asliye Ticaret mahkemeleri olduğunu, davacının dilekçesinde belirtilen zarar miktarının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, zira kaza sonrası davacıya ait araçtaki hasar'a bakıldığında bu nevi miktarda zararın olmasının düşünülemez olduğunu, ayrıca kazanın 04.09.2018 tarihinde olduğunu, davacının zarar tespitinin ise 24.03.2020 tarihinde yapıldığını, davacı tarafından yapılan zarar tespitinin Yurt dışında yapılmış olup Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yapılmadığını, bu sebeple bu araç ile ilgili yapılmış olan zarar tespitinin kabul edilmesi mümkün olmadığını, fotoğraflarda görüldüğü gibi davacıya ait aracın arka kısmındaki hafif hasar için belirtilen miktarda bir zararın tespitinin hayatın olağan akışına ters olduğunu, belirterek; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesi ile özetle; davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, maddi zararın kişinin mal varlığındaki azalmayı ve eksilmeyi ifade ettiğini, huzurdaki davanın ... plakalı araçta meydan gelen maddi zararın tazminine ilişkin olup araç malikinin davacı değil ... olduğunu, dolayısıyla mal varlığında eksilme meydan gelen ve haksız fiil sorumluluğu kapsamında tazminat talebi için dava açmaya ehliyeti bulunan kişi araç maliki olduğunu, dolayısıyla araç maliki olmayan, yalnızca sürücü konumunda bulunan davacı ...'ın işbu davayı açma ehliyeti bulunmadığını, mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerektiğini, bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğini, davanın sıfat yokluğundan (husumetten) reddedileceğini, söz konusu davada, davacının zarar gören konumunda bulunmadığından davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Mahkemece, ''....Davanın kabulü ile; 11.300,00-Euro maddi tazminatın davalı ... açısından kaza tarihi olan 04/09/2018 tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş açısından 25/06/2020 tarihinden itibaren (sigorta şirketi açısından kaza tarihindeki poliçe teminat limitinin temerrüt tarihi olan 25/06/2020 tarihindeki euro efektif satış kuru karşılığı ile sınırlı olmak üzere) işleyecek 3095 sayılı yasasının 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak bir yıllık euro mevduat hesabına devlet bankalarınca uygulanan değişken faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki merkez bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirasının davalılardan alınarak davacıya verilmesine....'' şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin yetkisiz olmasına karşı yetki itirazının reddine karar vermek sureti ile yargılamaya devam ettiğini, davaya konu kazanın Tokat ili merkez ilçesine meydana gelmesi nedeni ile davaya bakmaya yetkili ve görevli mahkemenin Tokat Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, dosya kapsamında davcı olarak gözüken ...'ın aracın maliki olmaması sebebi ile dava açmaya ehil olmadığını, bu sebeple davanın aktif husumet sebebi ile reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin nihai kararında hatalı adli tıp kurumu raporu doğrultusunda nerede ise aracın değerinin tamamı üzerinden müvekkili ve diğer davalı şirketin sorumluluğunun varlığına karar verdiğini, bu yöndeki tespitin hatalı olduğunu, zira dosyaya sunulmuş olan tamirat masrafları ve hasar belgelerinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının mahkeme tarafından denetlenmediğini ve adli tıp kurumu tarafından bu hususun tartışılmadığını, kaza anında davacının kullandığı aracın hafif denilebilecek şekilde hasar gördüğünü, dosya içinde mevcut dava konusu araca ait fotoğraflarda aracın arka bagajında hafif bir içe geçme olduğunun görüleceğini, bu nebze hafif bir arza gören aracın pert sayılacak derecede hasar tazminatı tespit edilmesinin yanlış olduğunu, zarar miktarının teknik bilirkişi tarafından araç bizzat görülerek yapılmadığını, Almanya'da düzenlemiş bir kısım gerçekliği dahi sabit olmayan hasar tazmini ve giderlerine ait belgeler ile yapıldığını, arka bagajdan hasar alan aracın zararının 11.400,00 TL olmasının hayatın olağan akışına aykırı ve yanlış olduğunu, bu sebeple öncelikle dosyaya davacı tarafça sunulmuş olan bilgi ve belgelerin gerçekliğinin araştırılması gerektiğini, akabinde aracın fotoğrafları dikkate alınarak gerçek zararının tespiti yönünden üniversite bünyesinde görev yapmakta olan makina mühendislerinden oluşan bir kuruldan tekrar rapor aldırılması gerektiğini belirterek usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tazminat talebinde bulunabilmek için ise mal varlığındaki azalmanın mal sahibinin rızası dışı meydana gelmiş olması gerektiğini, huzurdaki dava ... plakalı araçta meydan gelen maddi zararın tazminine ilişkin olup araç malikinin davacı değil ... olduğunu, dolayısıyla araç maliki olmayan, yalnızca sürücü konumunda bulunan davacı ...'ın işbu davayı açma ehliyeti bulunmadığını, davacı zarar gören konumunda bulunmadığından davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirket nezdinde oluşturulan hasar dosyasında, davacının aracının incelenmek ve ekspertiz çalışması yapılmak istendiğini ancak davacının aracını yurtdışına götürdüğü anlaşılmış olup, inceleme ve değerlendirme yapılamadığını, bilirkişi raporunda tespit edilen hasar miktarının fahiş olduğunu, bilirkişi raporunda hasarlı parçaların bedelinin neye göre tespit edildiğinin anlaşılamadığını, mezkur vasıtanın ülkemiz sınırları içinde A sınıfı tam donanımlı, anlaşmalı bir serviste onarılması halinde geçerli olan birim yedek parça ve işçilik değerleri ile muhtemel asgari yedek parça ve işçilik iskontosu uygulanarak hasarın belirlenmesi gerektiğini, ... plakalı aracın hasara ilişkin tescil kaydının bulunduğu ülkede bulunan sigorta şirketinden tazminat alıp almadığının araştırılması gerektiğini, sebepsiz zenginleşmeye mahal verilmemesi adına gerekli araştırma yapılmadan esas hakkında karar verilmemesi gerektiğini ancak yerel mahkeme tarafından işbu hususa ilişkin de herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan hüküm kurulduğunu belirterek öncelikle kararın icra edilebilirliği göz önünde bulundurularak talepleri doğrultusunda tehir-i icra kararı verilmesine, usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklı hasar bedeli tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, karar davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; hasara uğrayan aracın sahibi dava dışı ...'ın hasar bedeli alacağını davacıya 04/02/2019 tarihli temlik sözleşmesi ile devrettiği, kaldı ki somut olayda kaza anında araç sürücüsü olan davacının aracı araç sahibine hasarsız teslim etme yükümlülüğünün bulunduğu, dolayısı ile davacının husumet ehliyetinin bulunduğu; davalı sigorta şirketinin merkezi İstanbul ilinde bulunmakta ise de, davalı sigorta şirketinin İzmir ilinde bölge müdürlüğünün bulunması ve kesin yetki durumunun bulunmaması da gözetilerek; KTK 110. maddesine göre de sigorta şirketinin merkez veya şubenin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemeleri, 2918 sayılı KTK uyarınca yetkili kabul edildiğine göre, genel merkezin emir ve talimatı doğrultusunda çalışan bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunu kabul etmek gerekir. Davacının seçimlik yetkilerden birini seçerek davayı usul ve yasaya uygun olarak yetkili mahkemelerden birinde açmış olduğunun kabulü gerektiği; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 16/04/2021 tarihli raporda tespit edilen kusur oranının ve hasar bedelinin somut olayın özelliklerine uygun olduğu, mahkemece hükme esas alınan raporun denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu; kaldı ki, davalı ...'nin tebliğ edilen rapora itiraz etmemiş olduğundan söz konusu raporun adı geçen davalı yönünden kesinleştiği anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalılar vekillerinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
- Davalılar vekillerinin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2021 tarihli 2020/358 Esas ve 2021/573 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA;
Davalı ...'dan alınması gereken 6.009,72-TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.502,43-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 4.507,29-TL'nin davalı ...'dan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
Davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınması gereken 2.068,36-TL istinaf karar harcından peşin alınan 517,09-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 1.551,27-TL'nin davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
-
Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,
-
HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/03/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18