İzmir BAM 20. HD 2024/483 E. 2024/434 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2024/483
2024/434
13 Mart 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/483
KARAR NO : 2024/434
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/10/2023 (Dava) - 13/12/2023 (Karar)
NUMARASI : 2023/863 Esas - 2023/1030 Karar
DAVA : Ticari Şirket (Kar Ve Zarar Dağıtma Kararına İtiraza İlişkin)
BAM KARAR TARİHİ : 13/03/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 13/03/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/863 Esas- 2023/1030 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...’nın davalı ... Şti'nde 460 paya sahip olduğunu, davalı şirketin sicilde 3 ortaklı görüldüğünü, ancak müvekkilinin erkek kardeşi ...’nun şirkete gizli ortak olduğunu ve şirketin 4 ortaktan oluştuğunu, şirket ana sözleşmesindeki 01.10.2018 tarihindeki tadil ile ortaklardan ...’in 460 payının müvekkiline devredildiğini, müvekkilinin şirketin toplam 2000 payın 920 payına sahip olarak en yüksek paylı ortak haline geldiğini, şirket ortaklarından davalı ...’ın 460 pay, aynı zamanda müdür sıfatıyla ortak olan davalı ...’ün ise 620 pay sahibi olduğunu, müvekkilinin her yıl şirketin gelir giderleri, kar payları akıbeti ve işleyişinin ne şekilde ilerlediği ile ilgili bir araya gelerek bilgi edinmek istemesine rağmen hiçbir şekilde toplantı yapılmadığını, şirketin yapmış olduğu büyük meblağlı satışların duyulmasıyla müvekkili tarafından 18.05.2022 tarihinde Samsun 4. Noterliği'nin 07106 yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek inceleme ve bilgi edinme hakkı kapsamında inceleme talebinde bulunduğunu, ancak inceleme için çok evrak olmasına rağmen süre verilmediğini, TTK m. 614 gereğince incelemenin haksız yere engellendiğini, TTK hükümlerine aykırı olan kararların iptal ettirilebileceği gibi şirketçe kâr dağıtmama konusunda haklı bir nedene dayanmayan direnme halinde ortaklar, kazancın kanun hükümleri gereğince tespiti ve dağıtılmasını da talep ve dava edebileceklerini, davalı şirketin TTK hükümlerini ve şirket ana sözleşmesini hiçe sayarak müvekkilinin paylarına karşılık gelen kar paylarını dağıtmadığını, müdür sıfatıyla hareket eden davalı ...’ün görevini özensiz ve ortaklığa zarar verecek şekilde ifa ettiğinden müdürlükten azlini ve ... ile birlikte hareket eden davalı ...’ın da ortaklıktan çıkarılmasını istediklerini, resmi mali kayıtlar dışında bilgisayar ve "yeşil defter" içerisinde gerçek meblağların yazılı olduğu ürün satış bedellerinin bulunmadığını, 14.09.2022 tarihinde müvekkilinin şirkete ziyarete gittiğini ve müdür ...’ün yeşil defteri alıp şirket kapısını kilitleyip müvekkiline hakaret ederek, tehdit ederek şirketten uzaklaştığını, şirket müdürü ...’ün görevde bulunduğu süreçte genel kurulu toplantıya çağırmadığını, şirketi özensiz yönettiğini, 2014 – 2015 – 2016 - 2017 yılındaki genel kurul toplantılarının aynı günde yapılmış gibi gösterildiğini, davaya konu genel kurul kararlarında müvekkilinin imzasının yer aldığını, genel kurul toplatı tutanaklarının oy birliği ile alındığı ifadelerine yer verildiğini, ancak kararlar altındaki müvekkiline ait imzaların noterde acele şekilde okutulmadan devir işlemlerine ilişkin olduğu söylenerek tutanaklara imza atıldığını, buna ilişkin İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2023/184 Esas sayılı dosyada dava açıldığını, bu davanın celbini istediklerini, ... ve ...’ın huzur hakkı adı altında usulsüz şekilde düzenli olarak şirket hesabından kendi hesaplarına açıklamasız para transferleri yaptıklarını, şirketle hiçbir bağlantısı olmayan ... ( ...'ın eşi) hesabına düzenli olarak para yatırıldığını, yapılan bu işlemler nedeniyle müvekkilinin ve şirketin maddi zarara uğradığını, TTK m. 543 ve m. 161’e göre davalılardan ...'ün öncelikle tedbiren imza yetkisinin durdurulmasını talep ettiklerini, müvekkili ...’nın yasal düzenlemelere uygun şekilde toplantıya çağrılması için 11.05.2023 tarihli toplantıya çağrı ihtarnamesi gönderdiklerini, şirketçe 06.07.2023 tarihinde genel kurul toplantısı yapılacağının bildirildiğini, 23.06.2023 tarihli gündeme ilişkin ihtarname gönderdiklerini, “kârın kullanım şeklinin, dağıtılacak kâr ve kazanç payları oranlarının belirlenmesi” ve “müdür atanması” maddelerinin gündeme eklenmesini talep ettiklerini, görüşülmesi talep edilen hususların çoğunluğunun toplantıda görüşülmediğini, taleplerinin gerekçesiz şekilde reddedildiğini, 06.07.2023 tarihli genel kurulun 4. ve 9. maddelerinin müvekkilinin karşı oyuna rağmen oy çokluğu ile kabul edildiğini, müvekkilinin toplantıda, şirketçe sunulan bilanço ve kar-zarar durumunun gerçeği yansıtmadığını beyan ettiğini, şirketin mali kayıtlarının bağımsız denetçi eliyle incelenmesi hususunda karar verilmesini istediğini, müvekkilinin taleplerinin diğer ortaklar tarafından yerinde görülmeyerek kabul edilmediğini, 06.07.2023 tarihli genel kurulda alınan mali kararların iptali ile TTK m. 391/1 uyarınca .... Şti'ye öncelikle teminatsız olarak, mahkemece uygun görülmediği takdirde uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati tedbir konularak eldeki davanın sonuçlanmasına dek devredilmesinin önlenmesini talep ettiklerini, arabuluculuğa başvurmadıklarını belirterek, TTK m. 644, TTK m. 395 ve TTK m. 509 gereğince davanın kabulüne, şirkete ait her türlü mali kayıt ve defterin incelenmesi için bağımsız denetçi atanarak talepleri hususunda rapor hazırlanmasına, müvekkilinin ortaklık payından kaynaklanan ve adına tahakkuk eden kâr payının fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL’nin tahakkuk tarihinden itibaren başlamak üzere reeskont faizi ile birlikte tazminine, davalı şirkete kayyım atanmasına, 06.07.2023 tarihli genel kurulda alınan kararların iptaline, ... Şti'ye öncelikle teminatsız olarak, uygun görülmediği takdirde uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati tedbir konularak dava sonuçlanıncaya kadar devredilmesinin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 2023/788 Esas sayılı dosyada özel denetçi atanması, ortaklık payından kaynaklanan kar payının tahsili ve genel kurul kararı taleplerinin tek bir dava ile ileri sürdüğünü, özel denetçi atanması ile ortaklık payından kaynaklanan kar payının tahsili ve genel kurul kararı taleplerinin tefrik edilerek ayrı esaslara kaydedildiğini, huzurdaki davanın ise ortaklık payından kaynaklanan kar payına ilişkin olduğunu, davanın ortaklık payından kaynaklanan kar payı tahsili talepli olup, zorunlu arabuluculuğa tabi olduğunu, arabuluculuğun dava şartı olup, dava açıldıktan sonra tamamlanamadığını, TTK m. 5/A ve 6325 sayılı Kanun m. 18/A-2 gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddinin gerektiğini, 02.11.2023 tarihli tefrik kararı gereğince davacı tarafa harç ve avansları tamamlaması için iki haftalık kesin süre verildiği, bu kararın 13.11.2023 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, davacının 06.11.2023 tarihli dilekçe ile alacak istemlerine ilişkin ayrılan davanın harcı yatırılmayarak açılmamış sayılmasını istediğini, Harçlar Kanunu m. 27/1 ve m. 30 gereğince davanın işlemden kaldırılmasını ve açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin üç ortaktan oluştuğunu, üç ortak dışında davacının erkek kardeşi olan ...nun gizli ortak olduğu iddialarının kabul edilemeyeceğini, davacının yıllardır kar payı almadığını ileri sürdüğünü, pay sahibine ödenecek kar payının şirketin bir yıllık dönemindeki faaliyetler sonucunda kazanç ve zarar miktarlarına uluşmak için hazırlanan ve usulüne uygun olarak düzenlenen yıllık bilançonun esas alındığını, kar payına esas olacak net dönem karına ulaşabilmek için öncelikle eski yıl zararlarının karşılanması gerektiğini, geçmiş yıl zararları varken kar payı dağıtılamayacağını, bu yasağın sermayenin korunması ilkesi ile bağlantısı oludğunu, Denizli 7. İcra Müdürlüğünün 2022/4055 Esas sayılı dosyasına kayden ... Bankası AŞ tarafından müvekkili şirketi aleyhine takip başlatıldığını ve borcun devam ettiğini, kar payı dağıtılmamasında hukuka aykırılık bulunmadığını, davacının 2022 ve geçmiş yıl karlarının şirketin öz kaynaklarında bekletilmesi yönünde oy verdiğini, davacının şirkete katılma amacının da istediği ürünü ucuza tedarik etmek olduğunu, şirketin davacıya ve oğlu ...’e büyük oranda iskonto uyguladığını, bunların şirkete borçlarının olduğunu, buna ilişkin muavin defterlerini mahkemeye sunduklarını belirterek davanın usulden, olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince; "....davacının nasıl ki ortaklık payından kaynaklanan kar payının tahsili için açtığı davada dava şartları içerisinde arabuluculuk dava şartı aranmakta ise, tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilen ve birlikte görülmesi gerekmeyen bu tip davada da dava açıldığı tarih itibariyle arabuluculuk dava şartının gerçekleşmesi gerekmektedir. Maalesef davacı tarafça bu kavramlar karıştırılarak ayrı yargılama konusu olan her üç davayı birlikte / toplu olarak açarak bu dava şartını tamamlamadan dava açtığından gerçekleşmeyen dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine" gerekçesiyle "Davanın HUAK ...18/A-2 hükmü dikkate alınarak dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE...." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili tarafından; "....06.10.2023 tarihinde ticari şirket Genel Kurul kararının iptali istemli objektif dava birleşmesi ikame edildiğini, objektif dava birleşmesi yani dava yığılması ile birçok asli talepte bulunulduğunu, mahkemece ilgili dosyanın harçları yatırıldıktan sonra üç farklı davaya ayrılacağı tensip ile bildirildiğini, bu asli taleplerinden birinin de, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 2023/863 Esas sayısına kaydedilmiş olan müvekkilinin şirketteki ortaklık payından kaynaklanan kar payının dağıtılmaması nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL'nin reeskont faizi ile birlikte tahsili olduğunu, davanın en başta dava yığılması olarak açıldığından; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından, birbiriyle bağlantılı dava konusu taleplerin bir kısmının bir miktar para alacağına, bir kısmının ise miktara tabi olmaması halinde yani objektif dava birleşmesi söz konusu olduğunda; davaların bir bütün olarak değerlendirilerek arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiğinin belirtildiğini, bu sebeple ilgili dava ikame edilirken usule uygun olarak arabuluculuk kurumuna başvurulmadığını, eldeki uyuşmazlık farklı dava ve asli talepleri içerdiğinden arabuluculuğa tabi olmayan davalarla beraber açılan tahsil davasının da arabuluculuk dava şartına tabi olmayacağından aksi yöndeki mahkeme gerekçesinin yüksek mahkemelerce isabetli görülmediğini, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tahsil davası arabuluculuğa tabi ise de ticari şirket genel kurul kararının iptali, ticari şirkete özel denetçi tayin edilmesi, ticari şirkete kayyım atanmasına ilişkin davaların konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak ya da tazminat davası olmadığından arabuluculuğa tabi olmadığını, mahkemece dava yığılması şeklinde açılan davayı üçe ayırarak; İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/788 Esas sayılı dosya ile ticari şirket genel kurul kararının iptali davası, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/863 Esas sayılı dosya ile ticari şirkette kar ve zarar dağıtma kararına itirazla alacak davası, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/864 Esas sayılı dosya ile ticari şirkete özel denetçi tayini davası görmeye başladığını, dosyalar yeni esaslara kaydedilmeden evvel mahkemenin 09.10.2023 tarihli tensip tutanağını göndererek bu durumu bildirdiğini ve eksik harçlarla avansların tamamlanmasının istenildiğini, tensibin tebliğinden 3 gün sonra tefrik edilecek dosyalardan birinde tekil olarak incelenecek taleplerden olan alacak taleplerinin dava şartı arabuluculuk kurumuna tabi olduğu bilindiğinden aynı tarihli dilekçe ile ara kararların ifası öncesi taleplerine ilişkin ara karar verilmesi istemlerini mahkemeye sunduklarını ancak olumlu ya da olumsuz bir dönüş alınamadığını, davada usuli eksiklik yaşamamak adına tefrik işleminden önce arabuluculuk sürecini bitirmeye çalıştıklarını ve her ne kadar arabulucuya son günün 06.11.2023 tarihi olduğunu bildirmişler ise de toplantı günü noktasında anlaşılamadığını, tefrik öncesi son gün olarak hesaplanan 06.11.2023'te ya da daha evvel arabuluculuk sürecinin çeşitli sebeplerden sonuçlanamayacağı görüldüğünden 06.11.2023 tarihli dilekçe ile 2023/788 Esas sayılı dosyaya mahkemeden müvekkilinin yasal haklarını korumak ve usulen bir sakatlık olmasını önlemek adına ayrılan dava yönünden dava şartı arabuluculuk hususunda izlenmesi gereken yol konusunda karar verilerek tebliğ edilmesini aksi takdirde her türlü hakkları saklı kalmak kaydı ile alacak istemlerine ilişkin ayrılan davanın harcını yatırmayarak açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, dilekçe uyarınca işlem yapılarak davanın açılmamış sayılması kararı verilmesi gerekirken ve yine Bidayet Mahkemesi 2023/788 Esaslı dosyadan gönderdiği tensip tutanağına ek olarak 2023/863 Esas sayılı dosyadan da aynı doğrultuda ara karar verdiğini, müvekkilinin de 02.11.2023 tarihli tensip tutanağı uyarınca süresinde harçlar yatırılmadığından ve son gün olan 06.11.2023 tarihinde harçların yatırılmayacağı bildirilip davanın açılmamış sayılması talep edilmişken mahkemenin ısrarla dosyayı tefrik ederek harçların yatırılmasına ilişkin ara karar göndermesinin usule uygun olmadığını, tefrik işlemleri için ilk derece mahkemesinin iki kez kesin süre verdiğini, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, 17.11.2023 tarihinde arabuluculuk sonuçlandırıldığını, 23.11.2023 tarihinde de tefrik ara kararı uyarınca harçların dosyaya yatırıldığını, buradan davanın esasına girilmeden arabuluculuk şartının sağlandığının görüleceğini, objektif dava birleşmesi şeklinde farklı asli taleplerle açılan dosyanın beklenmedik bir şekilde tefrik edilmesi akabinde dava şartı eksikliğinin giderildiği ve yeni esas numarası altında davanın esasına girilmeden arabuluculuk işleminin tamamlandığı anlaşıldığından, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken tekrar 6325 sayılı Kanun'un gereklerini yerine getirmesini istemenin Kanun'un uygulanmasındaki amacına uygun düşmeyeceği dikkate alınması gerektiğini, ilk derece mahkemesince davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatları dikkate alındığında, istinaf incelemesi neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılarak müvekkilinin talebi doğrultusunda yeniden karar verilmesi gerektiğini...." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; ortaklık payından kaynaklanan kar payının tahsili talebine ilişkindir.
Mahkemece; arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebebleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Somut olayda; Mahkemece 09.10.2023 tarihli tensip tutanağının 16. Maddesi ile davacının dava dilekçesinde bağımsız denetim kurumu tespit talebini açıklaması ile özel denetçi / bağımsız denetçi talebinin hangisi olduğunu açıklaması için bir haftalık kesin süre verilmiş ve tensibin 17. Maddesi ile de “Dosyanın davacının taleplerinin nitelikleri, istinafa tabi olup olmamaları, ayrı delil toplanma ve yargılama aşamaları bulunması nedeniyle üç ayrı dosyaya ayrılarak,
-
Asıl Dosya üzerinden davanın bağımsız denetçi / Özel Denetçi olup olmadığının belirlenmesinden sonra ayrı bir esasa kaydına,
-
Bu dosyada ikinci talep olan ortaklık payından kaynaklanan kar payının dağıtılmaması nedeniyle şimdilik 10.000 TL reskont faizi ile birlikte tahsili için ayrı bir esasa kaydına, tedbir taleplerinin bu dosya içerisinde değerlendirilmesine,
-Üçüncü olarak talebi olan 06.07.2023 tarihli genel kurulda alınan kararların iptaline taleplerinin ayrı bir esasa kaydına ve hangi maddelerinin iptalini istediğini açıklamasına, (HMK m. 194 ve HMK m. 119/1-ğ ve HMK m. 119/2) aksi halde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına,
-Davacı tarafa her üç dosya için ayrı ayrı harç yatırarak, tefrik işlemi yapması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, bu işlemin bu sürenin tensip tutanağının tebliğinden itibaren başlamasına, (ihtarat yapılmasına,) ve 18. Maddesi “Davacılar vekiline İhtiyati Tedbire konu olan kayyum atanması talebinin ve şirkete teminatsız veya uygun bir teminat karşılığı mal varlığının hisse devirlerinin engellenmesi taleplerinin hangi dosya üzerinde değerlendirilmesini istediğinin bildirilmesine, bu tarihten itibaren ihtiyati tedbir taleplerinin ayrıca değerlendirilmesine,” gereği işlem yapılarak davacı vekilinin taleplerine ilişkin dava dosyası tefrik edilerek “06.07.2023 tarihli genel kurulda alınan kararların iptali” talebi yönünden 2023/864 Esas sayılı, davacının bağımsız denetim / özel denetim talebi 2023/788 Esas sayılı dosya üzerinden, ortaklık payından kaynaklanan kar payının dağıtılmaması nedeniyle 10.000 TL reskont faizi ile birlikte tahsili” talebi yönünden ise; derdest olan 2023/863 Esas sayılı bu dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.
Anayasamızın 9. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, ülkemizde yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı ve 36. maddesinde de, herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu, mahkemelerin, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacakları esası benimsenmiştir. Bununla birlikte, 07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile; bazı hukuk uyuşmazlıkları yönünden, bir yandan tarafların kendi iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla, yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir.
Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da, 06.12.2018 tarih ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’ya 5/A maddesi ile getirilen düzenleme ile konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.
Davanın konusunun birden fazla olması ve bunlardan bir kısmının bir miktar para alacağına, bir kısmının ise miktara tabi olmaması halinde, yani HMK 110. maddesi anlamında bir dava yığılması ve talepler arasında da HMK 166. maddesi anlamında bağlantı bulunması halinde, uyuşmazlığın ne şekilde çözümleneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamakta ise de, Anayasamız uyarınca, uyuşmazlığın çözümünde asıl olanın mahkeme yargısı olduğu dikkate alındığında, aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların ticari arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekir (aynı yönde bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10.02.2020 tarih ve 2019/3048 – 2020/1093; 17.02.2020 T. ve 2020/197-2020/1578).
Bu açıklamalara göre; davacının 06/07/2023 tarihli genel toplantısında alınan 4. ve 9. maddedeki kararların iptalini talep ettiği, genel kurulda alınan 9. maddedeki karar ile davacının şirket mali kayıtlarının bağımsız denetçi eliyle yönündeki talebinin reddine karar verildiği, 4. maddedeki karar ile 2022 yılına ait geçmiş yıllar karlarının şirketin öz kaynaklarında bekletilmesine ve kar payı dağıtılmamasına karar verildiği, buna göre taleplerin birbiri ile bağlantılı bulunduğu, HMK' nın 110. maddesi anlamında dava yığılmasının söz konusu olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda; somut olayda başlangıçta davacı taraf, bir nispi ticari dava olarak, davalılardan kar payı alacağı talepleri yanında, genel kurul kararının iptali talebini ve bağımsız denetim / özel denetim talebini bir arada ileri sürdüğünden, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak arabuluculuğa tabi olmadığı nazara alınarak işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince tefrik edildikten sonra tefrik edilen işbu davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle tefrik edilen davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. ( aynı yönde bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi' nin 10/07/2023 tarihli ve 2022/1129 esas - 2023/4285 karar sayılı ilamı).
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK 353/1-a-4. maddesi uyarınca esastan kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. a. 4 maddesi gereğince ESASTAN KABULÜ ile, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/863 Esas. 2023/1030 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
-
Dosyanın yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
İstinaf kanun yoluna başvuran tarafın yaptığı istinaf giderlerinin kararın niteliği gereği ilk derece mahkemesinde yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
-
Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca mahkemesince taraflara tebliğine,
-
İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/03/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18