SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir BAM 20. HD 2021/1077 E. 2024/421 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1077

Karar No

2024/421

Karar Tarihi

13 Mart 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/1077

KARAR NO : 2024/421

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 23/09/2020 (Dava) - 16/06/2021 (Karar)

NUMARASI : 2020/80 Esas - 2021/95 Karar

DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

BAM KARAR TARİHİ : 13/03/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 13/03/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/80 Esas - 2021/95 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... (...)'nin ABD'de yerleşik bir şirket olduğunu, reçeteli ve günlük cilt bakım ürünleri yelpazesi ile 1350'dan fazla ülkede faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin 2009 yılında dünyanın en büyük ilaç üreticisi firmalarından biri olan ... Plc (...) tarafından satın alındığını, böylece ...'nın iştiraklerinden biri olduğunu, müvekkilinin "..." markasını taşıyan ürünlerinin anti-akne preparatları olarak isimlendirilen ilaç grubuna dahil olduğunu, jel formunda ve temel olarak sivilce ve akne problemlerinin önlenmesi amacıyla kullanıldığını, müvekkilinin "..." markasının dünya çapında tescilen ve ihdasen sahibi olduğunu, ... markasının müvekkili adına pek çok ülkede 1990'lı yıllardan bu yana koruma altında ve tescilli olduğunu, esasen Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde de "..." markasının 05. sınıftaki ürünler üzerinde tescili için 06.06.2006 tarihinde bir marka başvurusunda bulunmuş olup 01.06.2007 tarih ve 2006 26763 sayı ile tescil ettirdiğini, ancak 10 yıllık koruma süresi sonu olan 2016 yılında müvekkili tarafından sehven yenilenmediğini, müvekkili ve ... arasındaki anlaşma uyarınca "...” markasına ilişkin tescillerin bu ürünlerin üreticisi olan ... adına kalmaya ve yapılmaya devam edilecek olup ...'nın iştiraklerinin de bu markaları taşıyan ürünlere ilişkin dağıtım, satış gibi faaliyetlerini gerçekleştirebilmesi için her türlü markasal kullanım hakkına sahip olacağını, nitekim müvekkili ... gibi yine ...'nın iştiraklerinden biri olan ... A.Ş. (“... Türkiye”)'nin, müvekkilinin "...” markasını taşıyan ürünlerin satışını müvekkilinin bilgisi ve izni dahilinde 2010 yılından bu yana Türkiye'de ciddi ve kesintisiz bir şekilde yaptığını, ilgili sektörde bu markayı bilinir hale getirdiğini, ... Türkiye'nin aynı zamanda ”...” markalı bu ilaç için Sağlık Bakanlığı nezdinde 05.07.2010 tarih ve 130/15 sayılı ruhsatın sahibi olduğunu, müvekkili ... ve ... Türkiye'nin, bunun üzerine ... Türkiye'nin, davalıya cevabi ihtarname gönderdiğini ve özetle 2019/107166 sayılı “..." markasının müvekkili ...’e devredilmesini ve 2020/83649 sayılı “..." marka başvurusunun da tümden geri çekilmesini talep ettiğini, ancak davalı yanın 1 milyon TL talep ettiğini, davalının, müvekkilinin ilaç sektöründe uzun yıllardır kullanılan ve Türkçe'de hiçbir anlam ifade etmeyen, son derece özgün bir şekilde yaratılmış olan “..." markasını yasal boşluktan faydalanarak kendi adına tamamen kötü niyetli olarak tescil ettirdiğinin ve haksız kazanç sağlama amacında olduğunun ortada olduğunu, davaya konu “..." markasının, müvekkilinin gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğu “..." markası ile bire bir aynı olması nedeniyle hükümsüz kılınması gerektiğini, davalı şahsın ilaç sektöründe kullanılan malları kapsayan 05. sınıfta tescil ettirdiği “..." markasına ilişkin herhangi bir kullanımı veya öncelik hakkı bulunmamakta olup, Türkçe'de hiçbir anlam ifade etmeyip son derece özgün bir şekilde yaratılmış olan “..." markasını yasal boşluktan faydalanarak kendi adına tescil ettirmesinin bir tesadüf olamayacağının açık olduğunu belirterek, davaya konu 2019/107166 sayılı “..." markasının, SMK m. 25 uyarınca geçmişe etkili olarak tümden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP :

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının haksız ve mesnetsiz olup, davanın reddi gerektiğini, öncelikle dava şartı olan yabancıların yatırması gereken teminatın yatırılmaması nedeni ile davanın usulden reddi gerektiğini, ... markasının ... tarafından 5. sınıfta "ortam kokusu" olarak tescil edildiğini, müvekkilinin TPMK nezdinde 2019/107166 tescıl numaralı (5. sınıf emtialarında tescilli) “...” markasının hak sahibi olduğunu, nice sınıflandırmasına göre 5. sınıf yani insan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantların, havayı tazeleyici kokular olarak geçmekle oda sprey-kokuları olduğunu, davacı tarafça kurum nezdinde itiraz edilmediğini, kurum tarafından re'sen yapılan benzerlik araştırmasında tescile engel bir hal görülmediğini ve koruma verildiğini, bununla birlikte zaten davacının markasına ait bir tescil olmayıp, tanınmış marka kaydı da bulunmadığından tescil talebinin kabul edilmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu, davacının markasının, yasal kriterlere göre "tanınmış marka" statüsünde de koruma altında olmadığını, TPMK nezdinde tutulan tanınmış marka sicilinde kayıtlı olmadığını, davacı tarafın tek taraflı sunduğu belgelere dayanarak, müvekkilinin bu nedenle, davacının tanınmış markası olduğunu bilebilmesi mümkün olmadığı gibi, bu yönde hiçbir kayıt da bulunmadığını, tanınmış marka olup olmadığının tespiti gerektiğini, davacının iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, davacı yana ait ürünlerin dermatolojik kremler olup, eczanelerde satışa sunulduğunu, bahsi geçen kremlerin nice sınıflandırması kapsamında 03. sınıfta yer almakta olup, müvekkiline ait tescilin 05. sınıfta yer aldığını, her iki yanın kullanımı ayrıntılı olarak incelendiğinde, farklı sınıflarda kullanıldığının açık hale geleceğini, davacı tarafın ürünleri ile müvekkilinin ürünlerinin aynı kategoride olmadığını, ambalaj üzerindeki görsellerin tamamen farklı olup, tüketicinin yanılma/aldanma ihtimalinin bulunmadığını beyanla, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece, "...Marka başvurularının tescilinde 'ilk gelen alır' ilkesinin geçerli olduğu, bununla birlikte, marka başvurusu daha sonra olmakla birlikte, 6769 sayılı SMK’nın 6/3.m. uyarınca, markaya konu işaret üzerinde önceki tarihli başvurudan daha öncesinde bir hak elde edilmiş ise, bu hakka dayanarak önceki tarihli markanın hükümsüzlüğünün talep edilebileceği, marka üzerinde öncelik hakkının markayı ihdas ve istimal eden maruf hale getiren kişiye ait olduğu, eskiye dayalı kullanım iddiası ile açılan hükümsüzlük davasında davacının dava konusu ibareyi yerelde çok geniş coğrafyada yoğun bir şekilde kullanımı sonrasında belirli bir ayırt edicilik kazandırdığını ispatlaması gerektiği, dosya kapsamında toplanan delillerde davalının tescil başvurusundan önce dava konusu markayı kullandığına dair bir delile rastlanmadığı, davacı şirketin daha önce markayı adlarına tescil ettirmiş olduğu, ancak yenilememeden dolayı 06/12/2016 tarihinde marka hakkının düştüğü, davacı şirketin dava konusu marka ile ilgili Türkiye'de ilk ruhsat alan firma olup, Türkiye'de ruhsat tarihinin 05/07/2010 olduğu, yine davacı şirketin markayı 1996 yılından bu yana bir çok ülkede tescil ettirdiği ve ticaretini yaptığının dosyada bulunan deliller ve bilirkişi raporu ile sabit olduğu, davacının Türkiye'de ve yurt dışında davalının marka başvurusundan çok daha önceden beri yoğun bir şekilde kullandığı ve markaya belirli bir ayırt ediciliği kazandırdığı, marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunun dosyaya sunulan delillerden ve bilirkişi raporundan anlaşıldığı, yasada kötü niyetin bir tanımının yapılmadığı, hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulan veya tescil ettirilen marka olarak tanımlanabileceği, Yargıtay HGK 2008/11-501 E. ve 2008/507 K. sayılı kararında kötü niyeti belirlemek için bilme ve bilmesi gerektiği unsurlarını vurgulamak amacıyla '…davalının basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği, kullanacağı işaretin bir başkasına ait olup olmadığını araştırmakla yükümlü olduğu…' şeklinde belirtildiği, bu ilke çerçeveside gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimsenin kötü niyetli sayılacağı, davalı markasının davacı markasıyla birebir aynı olduğu, davalının seçme özgürlüğü bulunmasına rağmen son derece ayırt ediciliği yüksek '...' markasını seçip kullanmasının rastlantısal olmadığı, gerçek hak sahibini bildiği ve davalının markadan haksız yararlanma amacıyla tescil ettirdiği kanaatiyle davacının kötü niyetli tescil iddiaları yerinde bulunarak; DAVANIN KABULÜ İLE, davalı adına tescilli '...' ibareli 2019/107166 nolu markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ile sicilden TERKİNİNE...." şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF İTİRAZLARI:

Davalı vekili tarafından, "..... markasının müvekkili ... tarafından 5. sınıfta 'ortam kokusu' olarak tescilinin yaptırıldığını, müvekkilinin TPMK nezdinde 2019/107166 tescıl numaralı (5. sınıf emtialarında tescilli) '...' markasının hak sahibi olduğunu, nice sınıflandırmasına göre 5. sınıf, yani insan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantların, havayı tazeleyici kokular olarak geçmekle oda sprey-kokuları olduğunu, oda sprey-kokunun emtia sınıfında '...' markasının 2016 yılında müvekkili ...’in yaptığı başvuru sonucu kabul edildiğini ve tescillendiğini, davacı tarafça kurum nezdinde itiraz edilmediğini, kurum tarafından re'sen yapılan benzerlik araştırmasında tescile engel bir hal görülmeyerek koruma verildiğini, zaten davacının markasına ait bir tescil olmayıp, tanınmış marka kaydı da bulunmadığından tescil talebinin kabul edilmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu, davacı tarafça marka gaspı anlamında ortaya atılan iddiaların haksız ve yersiz olduğunu, davacının markasının, yasal kriterlere göre 'tanınmış marka' statüsünde de koruma altında olmadığını, davacı tarafın tek taraflı sunduğu belgelere dayanarak, marka hukuku konusunda uzmanlığı bulunmayan bilgisayar mühendisi olan teknik bilirkişinin marka sınıflarına veya tanınmış markaya ilişkin hiçbir bilgisi bulunmaksızın tanzim edilen raporun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili ...'in davacının tanınmış markası olduğunu bilebilmesi mümkün olmadığı gibi, bu yönde bilmesi gerektiği kabulüne yarar tescil veya hiçbir kayıt bulunmadığını, iddialarının aksine birçok ülkede de tescilli olmadığını, bilindiği üzere tanınmış markanın tanınmışlığını yitirebilmesi mümkün olmakla, tanınmış olup olmadığına dair hiçbir tespitin dosyada olmadığını, ayrıca bu hususta yerel mahkemece bir değerlendirme de yapılmadığını, davacı yana ait ürünlerin dermatolojik kremler olup eczanelerde satışa sunulduğunu, müvekkiline ait ürünlerin kozmetik ve market raflarında yer aldığını, ambalaj üzerindeki görsellerin tamamen farklı olup, tüketicinin yanılma ihtimalinin bulunmadığını, bahsi geçen kremlerin nice sınıflandırması kapsamında 03. sınıfta yer almakta olup, müvekkiline ait tescilin 05. sınıfta yer aldığını, davacı yanın, markasını müvekkilin markasına ait sınıfta tescil ettirmediğini ve koruma altına da aldırmadığını, bu hususta müvekkilinin tesciline engel bir durumun bulunduğunun kabulünün açıkça yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin haksız kazanç elde etmek gibi bir gayesinin kesinlikle bulunmadığını, bilirkişi raporunda; davacının markaya konu işarete ciddi ölçüde ayırt edici nitelik ve belirli seviyede bilinirlik kazandırdığı hususuna değinildiğini, ancak bu hususun bir markanın tanınmış marka vasıflarına haiz olduğu anlamını doğurup doğurmadığına dair bir değerlendirme yapılmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davaya konu markanın sadece cilt sorunu yaşayan kimseler ya da sağlık sektöründeki kimselerce bilindiğini, müvekkilinin ürününün ise bambaşka bir kitleye hitap ettiğini, son olarak raporda bir hukuki nitelendirme yapıldığını ve adeta karar verildiğini, bu rapora dayanarak kurulan hükmün de kabulünün mümkün olmadığını, savunmalarına yer verilmeyerek adeta taraflı bir rapor sunulduğunu, müvekkilinin söz konusu markayı çok farklı şekillerde ve başkaca renklerde kullandığını, ancak raporda sadece mavi renkli kullanımına yer verildiğini, diğer kullanımlarda hem yazı karakteri hem de renklerin davacının kullanımının çok dışında olduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; mahkemece taraflara ait marka kayıt ve belgelerinin getirtildiği ve marka vekili bilirkişiden ayrıntılı bilirkişi raporu alındığı anlaşılmaktadır. Rapor içeriğinde, davacının bahse konu marka için kurum nezdinde 06.06.2006'da başvuruda bulunup anılan markayı tescil ettirdiği, ancak yenileme işlemi yapmadığından 06.12.2016 itibariyle markanın koruma süresinin dolduğu, davacının markayı yurtiçindeki kullanımına dair 2014 yılından itibaren sunulan faturaların yanısıra 2011 yılından itibaren de bu marka ile tanıtım görsellerinin dosyada bulunduğu, tüm bilgi ve belgelere göre davacının, davalının tescil tarihinden önce markayı yoğun bir kullanımının olduğunun belirlendiği, yine davalı tarafından ise marka tescil başvuru tarihi olan 31.12.2019'dan önce kullanıma dair hiçbir delil bulunmadığının ve davalının marka görselinin davacının kullanımı ile aynı renk-yazı ve stilde olduğunun da belirlendiği, dosya kapsamına göre, davacının bu marka ile Türkiye'de ilaç ruhsatı aldığı tarihin de 05.07.2010 olduğu, 1996 yılından beri diğer ülkelerde davacının kullanımında olduğunun anlaşılmakta olduğu, tüm dosya kapsamına ve hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre, somut uyuşmazlıkta; davalı, kendilerinin oda kokusu ürettiklerini ve davacı ile ürünlerinin farklı sınıflarda kullanıldığını ileri sürmüşse de, davalının marka tescilinin, davacının dermotolojik ve tıbbi ilaç sınıfını da kapsayan 5.sınıfta kayıtlı olmasına, bahse konu markanın özgün niteliğine ve yüksek derecede ayırt ediciliğine, davacının sahip olduğu ilaç ruhsatı evraklarına, davalı hakkındaki TMP nezdindeki bilgi ve belgelere ve tüm dosya kapsamına göre, davacının eskiye dayalı kullanım sahibi olduğu dava konusu markanın, davalı tarafça kötüniyetle kendi adına tescil ettirilmiş olduğuna ilişkin mahkemenin kabul kararında ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davalı vekilinin İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/80 Esas . 2021/95 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  2. İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

  3. Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  4. HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine

  5. İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

  6. Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,

Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 13/03/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanın(Markaterkinine"hükümsüzlüğüizmirkabulüHükümsüzlüğündentarihiMarkaKaynaklanan)numarası

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim