SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir BAM 20. HD 2021/1378 E. 2024/368 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1378

Karar No

2024/368

Karar Tarihi

29 Şubat 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/1378

KARAR NO : 2024/368

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 29/06/2021

NUMARASI : 2018/1371 Esas - 2021/567 Karar

DAVA : Zorunlu Trafik Sigorta Poliçesinden Kaynaklı Geçici ve Sürekli İş Göremezlik Tazminatı

DAVA TARİHİ : 27/11/2018

BAM KARAR TARİHİ : 29/02/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 29/02/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/06/2021 tarihli 2018/1371 Esas ve 2021/567 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16/11/2017 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı çekiciye takılı ... plakalı dorse ile geri manevra yaptığı esnada müvekkili ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla çarpışması neticesinde çift taraflı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, trafik kazası sonucunda ... plakalı araçta sürücü konumunda bulunan müvekkilinin ağır derecede yaralandığını, müvekkilinin belirtilen kazadan kaynaklı geçici ve kalıcı maluliyetinin tespiti ile bu maluliyete tekabül eden maddi zararının davalı sigorta şirketinden tazmininin talep olunduğunu, davalı ... Sigorta A.Ş. 'ne 10/11/2018 tarihinde yazılı başvuruda bulunulduğunu, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından 15 günlük yasal süre içerisinde verilen cevapta birtakım eksik evrak bildiriminde bulunulduğunu, ödeme yapılmadığını belirterek, fazlaya ilişkin tüm dava ve tazminat talep hakları saklı kalmak kaydıyla, yasaca yapılacak tüm indirimlerden sonra; resen nazara alınacak hususlarla: Fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili için 100 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 100 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 200 TL maddi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden kusuru oranında tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.

Davacı vekili 02/06/2020 tarihli değer artırım dilekçesi ile; 52.492,14 TL sürekli iş göremezlik tazminatının ve 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davacı vekili 06/05/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile de; 1.959,35 TL geçici iş göremezlik ve 270.952,61 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 272.911,96 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın yapmış olduğu başvuruda özürlüler yönetmeliğine uygun heyet raporu ile gelir durumunu gösterir belgenin sunulmadığının tespit edildiğini, söz konusu kazaya ilişkin başvuru üzerine davacıdan işbu eksik evrakların gönderilmesi talep edilmişse de zorunlu olan işbu evrakların sunulmadığını, eksikliğin giderilmesi beklenirken de dava açılmış olup, belirtilen nedenlerle başvurunun başvuru şartı eksikliğinden reddinin gerektiğini, eksik yapılan başvuru nedeniyle şirketimizce başvuru sahibinin tazminat talebinin kısmen ya da tamamen reddedildiğini söylemek mümkün olmayıp, işbu başvuru, başvuru şartlarını haiz olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; ... plakalı araç müvekkili şirket nezdinde 0001021019027270 numaralı Trafik Sigorta Poliçesi ile 28.12.2016-2017 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı sakatlanma/yaralanma halinde kişi başına azami sorumluluk limiti kaza tarihinde 330.000-TL olup sigortalı araç sürücüsünün kusur oranında ve zarar nispetinde olduğunu, poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlı olup, keza masraf ve vekalet ücreti sorumluluğunun da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını, poliçe limiti maktuen ödenecek rakam olmadığını, dava konusu trafik kazasının, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) Genel Şartları’nın yürürlüğe girmesinden ve Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan değişiklikler sonra meydana gelmiş olduğu için tazminat hesabında TRH tablosunun baz alınması gerektiğini, meslekte kazanma gücü oranına göre değil, özürlüler yönetmeliğine göre rapor alınmasının gerektiğini, müvekkili şirketin hiçbir mesuliyeti olmamakla birlikte, tazminatların Aktüerler Siciline kayıtlı aktüerler tarafında yapılması gerektiği bildirilmiş olup, bu hususun da dikkate alınmasını, davacının gelirinin somut belgelerle ispatlanması gerektiğini, sigorta şirketlerinin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi’nin tedavi teminatı kalmamış olması hasebiyle işbu teminattan ödenen tedavi giderleri, bakıcı giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatı bakımından sorumluluğunun kalmadığını, davacının geçici işgöremezlik tazminat talepleri teminat kapsamında bulunmadığından reddinin gerektiğini, kaza tarihinin 16/11/2017 ve poliçe başlangıç tarihinin 28/12/2016 olduğu dikkate alındığında 01.06.2015 tarihli Yeni Genel Şartlar sonrası düzenlenen bir poliçe ve meydana gelen bir kaza olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin teminat kapsamında bulunmamakta olup geçici işgöremezlik ile ilgili davanın SGK sorumluluğunda bulunması nedeniyle reddine karar verilmesin talep ettiği görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:

Mahkemece; "....tüm dosya içeriğine göre; yönetiminde sigortalı ... plakalı çekiciye takılı ... plakalı tomruk yüklü dorse olan dava dışı sürücü ...’ın, olay günü geri manevra yapması sırasında tam kusurlu olarak sebebiyet verdiği dava konusu kaza sonucunda davacının % 23 oranında sürekli iş göremez duruma düştüğü ve 182 gün süre ile iş göremez hale geldiği, davacının sürekli iş göremezliğinden dolayı 270.952,61 TL tutarında ve geçici iş göremezliğinden dolayı 1.959,35 TL tutarında zararının oluştuğu, ... plakalı aracın ZMMS poliçesini düzenleyen davalı sigorta şirketinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesi gereğince oluşan bu zarardan dolayı sorumluluğunun bulunduğu, zarar tutarının davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limiti içerisinde kaldığı anlaşıldığından, haklı görülen davanın bu miktarlar üzerinden kabulüne.." gerekçesiyle "...Davanın kabulü ile; 1.959,35 TL’si geçici iş göremezlik tazminatı ve 270.952,61 TL’si kalıcı iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 272.911,96 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine...." şeklinde hüküm kurulmuştur.

Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ:

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; KTK'nın 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, bu nedenle davanın usulden reddi gerekmekteyken kabulünün yerinde olmadığını, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, müterafik kusur araştırması yapılmasının gerektiğini, bu hususta herhangi bir araştırma yapılmaksızın hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, Torbalı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/498E. Sayılı dosyası ile dava konusu kaza nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığını, dosyadaki mübrez evraklardan ve ekte sundukları evraklardan da anlaşılacağı üzere şikayetin geri çekilmesi üzerine ceza yargılaması 30/05/2019 tarihinde sona erdiğini, sigortalı araç sürücüsü ile davacı ... arasında yapılan sözleşmeye 27/05/2019 tarihinde yapılan sözleşmeye istinaden, sigortalı araç sürücüsü tarafından davacıya 15.000-TL tazminat ödemesinin gerçekleştirildiğini, yapılan ödemenin hesaplanacak olan tazminattan mahsup edilmesinin gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının 15.000-TL tutarındaki zararı sigortalı araç sürücüsünce karşılandığını, beyan dilekçesine ekli belgeler uyarınca ödenen 15.000-TL'nin mahsup edilmesinin gerektiğini belirterek, kararın kaldırılması istemiyle istinaf isteminde bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, trafik kazası sonucu uğranılan bedensel zarardan kaynaklanan geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından

istinaf edilmiştir.

İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılmıştır.

  1. Davalı vekilinin başvuru şartının yerine getirilmediğine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde:

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi gereği, KTK 85. maddesinde belirtilen, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere, mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur.

2918 Sayılı KTK' nın 97. maddesinde 6704 sayılı Kanun ile yapılan ve 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle; "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." denilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta; dava tarihi 27/11/2018 olup, anılan tarih itibariyle başvurunun dava şartı niteliğinde olduğu, davacının dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduğu, davalının davacı yana maluliyet raporunu ibraz etmediği gerekçesi ile herhangi bir ödeme yapmadığı, davacının davalıya eksik evrakla başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

Dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK’nın 97. maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş, bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir.

Dosya kapsamına göre davacı tarafından dava açılmadan önce, sigorta şirketine başvuru yapıldığı anlaşıldığından KTK’nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazları yerinde görülmemiş, esastan reddi gerekmiştir.

  1. Davalı vekilinin TRH 2010 Hesap tablosu ve 1,8 teknik Faize göre hesap yapılmasına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde:

Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesince TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömrün belirlenmesi ve %1,8 teknik faiz uygulanmadan tazminatın hesaplanması, bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yöntemini benimseyen aktüer rapora itibar edilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.

  1. Davalı vekilinin aktüer bilirkişi raporuna esas alınan maluliyet raporunun Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas kurulundan rapor alınması gerektiğine ve hükme esas alınan maluliyet raporunun yönetmelikte belirtilen usule göre hazırlanmadığına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde:

Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Söz konusu belirlemenin ise, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/15522 Esas - 2022/10922 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)

Mahkemece hükme esas alınan ve Ege Üniversitesi Adli Tıp Ana bilim Dalı Başkanlığının 10/02/2021 tarihli raporu(%23) Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre hazırlanmış olduğundan yeterli bir rapor olduğu söylenemez.

Kaza tarihinde( 16/11/2017) geçerli olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik olup, mahkemece daha önce Ege Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından alınan 26/06/2019 tarihli rapor(%8) anılan yönetmelik hükümlerine düzenlenmiş olduğundan mahkemece aktüer bilirkişisinden bu rapora ve TRH 2010 Yaşam Tablosu ile progresif rant yöntemine göre ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazlarının kabulü gerekmiştir.

  1. Davalı vekilinin müterafık kusur araştırması yapılması gerektiğine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde;

6098 sayılı Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43.maddesi); Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.

Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Kanununun 52.maddesinde (Borçlar Kanunu 44. madde) öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.

Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurunda kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir defi olmadığından mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/21203 Esas, 2021/6808 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır).

Mahkeme bu yönde bir araştırma yapmamış ise de. davacının yaralanmasının niteliği (sağ kaval kemiği kırığı) gözetildiğinde, müterafık kusurlu olduğu söylenemeyeceğinden, davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazının esastan reddi gerekir.

  1. Davalı vekilinin ceza dosyasında davacı yana, dava dışı sigortalı araç sürücüsü tarafından ödenen 15000 TL hüküm altına alınacak tazminatın mahsup edilmesi gerektiğine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde:

Davalı vekili yargılama sırasında dava dışı sürücü tarafından davacıya ödeme yapıldığını ileri sürmesine rağmen mahkemece bu yönde davacıya herhangi bir açıklama yaptırılmadığı anlaşılmıştır. Eksik inceleme ve araştırma ile karar verilemez. Davacıya dava dışı sürücü tarafından yapılmış bir ödeme var ise bu hususun sorularak, davalıya anılan ödemenin sirayet edip etmeyeceği değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazlarının kabulü gerekmiştir.

Açıklanan bu durum karşısında; davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin 3ve 5.nolu bentlerde belirtilen nedenlerden ötürü kabulü ile kararın HMK nın 353/1-a/6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıda belirtilen şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KISMEN KABULÜNE; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/06/2021 tarihli, 2018/1371 Esas ve 2021/567 Karar sayılı hükmünün HMK'nın 353/(1). a. 6. Maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

  2. Dava dosyasının HMK'nın 353/(1). a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

  3. Kararın kaldırılması sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA;

  4. İstinaf yoluna başvuran davalıdan başlangıçta alınan 269,85. TL istinaf maktu karar harcının istek halinde kendilerine İADESİNE, iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

  5. İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından başlangıçta alınan 162,10. TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının Hazineye gelir olarak kaydına,

  6. İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,

  7. Kararın taraflara tebliği, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 353/(1)-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 29/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

ZorunluTazminatıSürekliTrafikveSigortaGeçiciizmircevapİşKaynaklı“pmf”numarasıPoliçesindenhükümGöremezlik

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim