İzmir BAM 20. HD 2021/1002 E. 2024/30 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1002
2024/30
17 Ocak 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1002
KARAR NO : 2024/30
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/10/2020 (Dava) - 15/06/2021 (Karar)
NUMARASI : 2020/572 Esas - 2021/512 Karar
DAVA : Adi Ortaklıktan Kaynaklanan Tapu İptali Ve Tescil
BAM KARAR TARİHİ : 17/01/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/01/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2021 tarih ve 2020/572 Esas - 2021/512 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile 90'lı yıllardan beri adi ortaklık kurarak çalışılmaya başlandığını, tüm gelirlerle bir çok yatırım yapıldığını, daha sonra ortaklığın limited şirketine dönüştüğünü, dava konusu taşınmazın da ortaklık ilişkisi içinde alındığını ve güven ilişkisine dayalı olarak davalı adına tescil yapıldığını, ancak bu taşınmazda davacıların da hak sahibi olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile 1/3 hissedar olarak tapuya kayıt ve tesciline, mümkün olmadığı takdirde hissesi oranındaki tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 1984 yılında bir araba satın aldığını, arabanın ruhsatını ... üzerine yaptığını, 1985 yılında ... ile birlikte kendi adlarına bir firma kurduklarını, ...'ün bu firmada işe başladığını, 1995 yılında sermaye koymadan ortak olarak şirket kurduklarını, şirketten ayrılırken tüm haklarını ... de dahil olmak üzere ...'e verdiklerini, dava konusu zeytinliğin 1993 yılında alındığını, ...'ün o zamanlarda 17 yaşında olduğunu bu sebeple parasal katkı sağlayamadığından tapulara ortak edilemediğini, daha sonraki zamanlarda ortak edildiğini, ...'den ve ...'den alacaklarının olduğunu, zamanaşımı itirazında bulunduğunu, dava konusu taşınmazın alımında davacıların herhangi bir katkısının olmadığını, kendi geliriyle söz konusu taşınmazı aldığını ve ortaklık ilişkisinden kaynaklı alacakları olduğunu savunarak, davanın reddini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince; "... 02/11/2015 tarihli protokolde davacı ... ün 350.000 TL tarla(dava konusu taşınmaz) ve 160. 000 TL dükkan olmak üzere 510.000 TL'ye davalı ile satış konusunda anlaştıkları, ödeme yapılınca devirlerin yapılacağının anlaşıldığı, davacı ... tarafından da mahkememizdeki beyanında davalının tapuya gelmediği için ödeme yapmadığını ifade ettiği, dolayısıyla davacı ...'in ödeme edimini yerine getirmemesi nedeniyle davalınında taşınmazı devretmediği, taşınmaz satışının resmi bir şekilde yapılması gerektiği, tarafların aralarında yapılan resmi bir satış sözleşmesi de olmadığı, sunulan sözleşmenin taşınmaz satışını içerdiğinden geçersiz bir sözleşme olduğu, mahkememizce tarafların edimlerini yerine getirmek suretiyle bir tescil hükmü kurmasının mümkün olmadığı, davacı ... 'ün sunulan protokolde taraf olmadığı, davacıların dava konusu taşınmazda 1/3 oranında pay sahibi olduklarını da kesin delillerle ispatlayamadıkları...." gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkillerinin, davalı ile 1988 yılında adi ortaklık kurduklarını, söz konusu ortaklıktan kazançlarını gayrimenkule yatırdıklarını, dava konusu taşınmazın ortaklıktan elde edilen kazanç ile alındığını, dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... mevkii, ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazın 1994 yılında alındığını ve davalı ... adına tescil ettirildiğini, müvekkili ile davalının kardeş olduklarını, bu nedenle dava konusu taşınmaz alınırken taşınmazın bedelinin ortaklığın bulunduğu şirket bünyesinden karşılandığını, güven ilişkisi nedeniyle davalı ... adına tescil ettirildiğini, 1994 yılında adi ortaklığın limited şirkete dönüştürüldüğünü, tasfiye olmaksızın dönüştürülen şirketin başka bir şirket olmadığını, kurulan adi ortaklığın devamı olduğunu, söz konusu adi ortaklığın tasfiye edilmediğini, müvekkillerinin hisselerinin limited şirkette devam ettiğini, davalı ...'ün dava konusu taşınmazın müvekkillerine ait olmadığına ilişkin bir beyanda bulunmadığını, davalının, müvekkili ...'ten alacaklı olduğunu iddia ettiğini, müvekkili ...'in iddia edildiği gibi bir borcunun bulunmadığını, davalı ...'ün isticvapta sözleşmeyi ve imzasını da ikrar ettiğini, mahkeme içi ikrarın kesin delil olduğunu, bir davada yapılan mahkeme içi ikrarın, başka bir davada geçerli olduğunu ve kesin delil teşkil ettiğini, 02/11/2015 tarihli protokolde müvekkillerinin dava konusu taşınmaz ve dükkanın tescil konusunda anlaştıklarını, ancak davalı tarafın tescilden kaçındığını, davaya ilişkin bütün delillerin toplanmasına rağmen, kesin delil niteliğindeki ikrar ve bir diğer delil olan protokol metninin mahkemeye sunulmasına rağmen, davacıların dava konusu taşınmazda 1/3 oranında pay sahibi olduklarının da kesin delillerle ispatlayamadıkları kanaatiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkemece tanık beyanlarına da itibar edilmediğini, gerekçeli kararda tesis edilen vekalet ücreti miktarının da yüksek ve fahiş olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, adi ortaklık kazancı ile alınan taşınmazın tapusunun iptali ile ortaklık payına göre tapuya tescili, bu mümkün olmaz ise davacıların hisseleri oranındaki tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Davacılar, davalı ile kardeş olduklarını, 1990 yılında hep beraber adi ortaklık kurarak bu ortaklıkta kazandıkları paralarla taşınmazlar aldıklarını, şimdiye kadar adi ortaklığa ait malvarlıklarının tümünü tasfiye ederek tüm ortakların alacaklarına kavuşmalarına rağmen davaya konu ve davalı üzerine kayıtlı taşınmazdaki haklarının davalı tarafından kendilerine verilmediğini iddia ederek davacıların söz konusu taşınmazın tapu kaydına eşit oranda (1/3) kayıt ve tescillerine bu olmaz ise, hisseleri oranındaki tazminatın faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise davacılardan, ...'ün küçük kardeşi olduğunu, herhangi bir parasal katkı sağlamadığından ortaklıkta yer almadığını, diğer davacı ...'ün ise söz konusu taşınmazdaki hakkını inkar etmediğini, ancak aralarındaki şimdiye kadar ticari ilişkiyi düzenleyen 02/11/2015 tarihli sözleşme uyarınca davacı ...'in yükümlülüklerini yerine getirmediği için taşınmazdaki hakkını tapuda devretmediğini belirtmiştir.
Mahkemece davacı tanıkları dinlenilmiş, davacı tanıkları olan tarafların babası ..., kardeşleri ... ve akrabalık ilişkisi bulunmayan ancak tarafların arkadaşı ve dükkan komşusu olduğunu beyan eden ... beyanlarında, üç kardeşin hep birlikte çalışarak adi ortaklık kazancı ile davaya konu taşınmazı satın aldıklarını belirtmişlerdir.
Mahkemece, uyuşmazlığın 02/11/2015 tarihli sözleşme esas alınarak çözülmesi kanaatine varılıp hüküm kurulmuş ise de söz konusu sözleşmenin incelemesinde, davacı ... ile davalı arasında yıllardır süregelen başka ticari işler sebebiyle doğan hak ve alacaklara yönelik birtakım bilgiler bulunsa da sözleşmeye göre eldeki dava konusu taşınmaz yönünden tarafların hak ve yükümlülüklerinin ne olduğunu belirleyebilmenin net olarak mümkün olmadığı anlaşıldığından dosyada yer alan diğer deliller esas alınarak bir hüküm kurulması yerine bu sözleşmenin uyuşmazlığın çözümüne esas alınması doğru olmamıştır. Bu durumda dosyadaki diğer delillere göre davacıların 1995 yılından beri kurdukları adi ortaklıkta eşit hissedar olarak ortak oldukları anlaşılmakla davanın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru olmamış, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ve dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı da anlaşıldığından Dairemizce davanın esası hakkında HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıda yazılı şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
- Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜNE; İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/572 Esas . 2021/512 Karar sayılı sayılı kararının HMK'nın 353. 1. b. 2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE,
"a-Davanın KABULÜ ile, davalı adına kayıtlı ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... (...) mevkii ... ada ... parselde kain zeytinlik vasfındaki taşınmazın tapu kaydının iptali ile taşınmazın 1/3 hissesinin davacı ... adına, 1/3 hissesinin davacı ... adına ve kalan 1/3 hissenin de davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline,
b-Taşınmaz değeri olan 552.927,70 TL üzerinden 2/3 oranında hesaplanan ve 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 25.180,32 TL harçtan peşin yatan 853,88 TL harç ile 5.472,76 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 6.326,64 TL harcın mahsubu ile bakiye 18.853,68 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
c-Davacılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca taşınmaz değeri olan 552.927,70 TL üzerinden 2/3 oranında hesaplanan 57.292,77 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara eşit olarak verilmesine,
ç-Davacılar tarafından yapılan ilk masraf 946,18 TL, tamamlama harcı 5.472,76 TL, bilirkişi ücreti 950,00 TL, keşif harcı 253,80 TL, taksi ücreti 90,00 TL, posta ve tebligat gideri 351,00 TL olmak üzere toplam 8.063,74 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
d-Davalı tarafaından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
e-Davacılar tarafından dosyaya yatırılan ve kullanılmayan gider avansı miktarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,"
ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
- İstinaf İncelemesi Yönünden Harç ve Yargılama Masrafları;
a-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince davacılara iadesine,
b-Davacılar tarafından yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL ve tebligat ve posta gideri 60,00 TL olmak üzere toplam 222,10 TL yargılama giderinin davalıdan davacılara verilmesine,
c-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
ç-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
d-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/01/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38