İzmir BAM 20. HD 2021/1076 E. 2024/250 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1076
2024/250
8 Şubat 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1076
KARAR NO : 2024/250
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/05/2017 (Dava) - 23/03/2021 (Karar)
NUMARASI : 2017/525 Esas - 2021/285 Karar
DAVA : Alacak
BAM KARAR TARİHİ : 08/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 08/02/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/03/2021 tarihli 2017/525 Esas ve 2021/285 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/03/2015 tarihinde davalı ... Ltd. Şti. adına ..., ... ve kendileri arasında, ... Mah. ... Bulvarı ... Bey Apt. No:.../... .../... adresinde bulunan ticarethanenin işleyişi ve hisse dağıtılımını içeren bir protokol imzalandığını, bu protokolün 6. maddesi gereği ilgili işletmenin işletişi gereği yapılan masraf ve giderler düşüldükten sonra şirkete ait resmi kayıtlarda tespit edilen kar payının 40/100'ünün müvekkiline ödenmesi gerektiğini, davalı şirketin merkezinin Manisa'da, şubenin Torbalı'da olması sebebiyle hisse devrinin gerçekleşmediğini, taraflar arasında yazılı sözleşme yapılmasıyla yetinildiğini, müvekkilinin Torbalı şubede hem sorumlu müdür, hemde ortak olarak faaliyetine başladığını, kendi portföyünde bulunan iş yerlerindeki hastaları Torbalı şubeye çekerek şube gelirini arttırdığını, ortaklık ilişkisinin kurulmasından bir süre sonra şubenin kazançlı bir hale geldiğini, her geçen gün büyüdüğünü, kar payının paylaşılması sırasında davalı şirket yetkililerinin dürüstlük kuralına uygun davranmadığını, müvekkilinin protokolden kaynaklanan hak ve alacakları görmezden gelinerek sadece OSGB sorumlu müdürü olarak değerlendirildiğini, adi şirket ortaklık sözleşmesinin hükümlerine aykırı davranıldığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hak ve alacaklar saklı kalmak ve dava değerini sonradan arttırmak kaydı ile şimdilik; müvekkilinin protokol tarihi olan 01/03/2015 ile iş bu dava tarihi arasında hak kazanmış olduğu 10.000,00.-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili ile aralarında adi ortaklık olduğu iddialarının yersiz ve haksız olup dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, müvekkilinin uzun süredir iş sağlığı ve güvenliği alanında hizmet veren bir şirket, davacının ise iş güvenliği uzmanı olduğunu, 01/03/2015 tarihinde imzalanan belgenin taraflar arasında müvekkilinin şirketinin Torbalı şubesinin işletilmesi ile alakalı ön protokol olduğunu, bu protokolün kesinlikle hayata geçmediğini, protokolün imzalanması sonrasında tarafların ön protokoldeki iradelerinden vazgeçtiğini, davacının davalı şirket nezdinde iş güvenliği uzmanı olarak 16/03/2015-31/03/2016 arasında çalıştığını, davacının davalı şirkete karşı ikame ettiği işçilik alacaklarına karşı İzmir 13.İş Mah.de açılan davanın devam ettiğini, taraflar arasındaki ilişkinin işçi işveren ilişkisi olduğunu, davacının adi ortaklıkta geçen hususlara uygun bir durumunun olmadığını, yaptığı işleri davalının çalışanı olarak görevini yerine getirdiğini, davacı tarafın haksız kazanç elde etmek çabasında olduğunu, davacının davalı şirket adına firmalardan tahsilatlar yaptığını, bu tahsilatları şirkete bildirmediğini, müvekkili şirketi kötülediğini, müvekkilinin alacakların ödenmesi için firmalara icra takibi yapıldığını, bu nedenlerle haksız açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Mahkemece, ''...davacı ile davalı arasında imzalanan protokol uyarınca taraflar arasında ortaklığın kuruluşuna yönelik ek bir sözleşme düzenlenmesinin öngörüldüğü, davacı tarafça bu yönde bir ispat sağlanamadığı, bir diğer taraftan davacının işçilik alacaklarına yönelik açılan davada açık bir şekilde iş akdi ile bağlı olarak çalışıldığının ileri sürüldüğü, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesinden adi ortaklığın hayata geçirilmediği yönünde vicdani kanaat oluşmakla...'' gerekçesiyle; ''...Davanın REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ek bilirkişi incelemesine ilişkin ısrarla vurguladıkları itirazlarının adeta yok kabul edildiğini, hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, delilleri toplanmadan, eksik ve bilimsellikten uzak, özellikle mali müşavir bilirkişinin taraflı ve dava konusunu kesinlikle aşan farazi yorumlarına atıfta bulunulduğunu, mahkemenin adi ortaklığın gerçekleşmediğine dair tespitinin haksız ve açıkça hukuka aykırı olduğunu, asıl (ilk) bilirkişi raporunda dahi;‘...kişi hem şirketin ortağı, hem şirketin iş "güvenliği uzmanı/ya da işyeri hekimi hem de mesul müdür olması mümkündür. İSG mevzuatı açısından baktığımızda, davacı ...'ın hem Torbalı şubesinin ortağı, hem iş güvenliği uzmanı, hem de sorumlu müdür olmasına mani bir durum bulunmadığını, 01.03.2015 tarihinde düzenlenen protokolün varlığı, tarafların bu protokolden vazgeçtiğine dair yazılı beyanının bulunmadığı göz önüne alındığında davacı ...'ın Torbalı şubesinin ortağı olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususu sayın mahkemenin takdirlerindedir...’ şeklinde tespit ve gerçeklik bulunduğunu, yerel mahkeme bilirkişinin bu yöndeki değerlendirmesiyle bağlı değilse de adi ortaklık sözleşmesinden vazgeçildiğine dair iddia da bulunan tarafın ispat yükünü müvekkiline yüklemesinin hukuken izahı olamayacağını, mahkemenin iş mahkemesinde müvekkilinin işçilik alacakları davasının olmasını ve protokolün 8. maddesi gereğince ek sözleşmenin olmaması hususunu taraflar arasında ayrıca ortaklık ilişkisi olamayacağı şeklinde yorumlamasının izahı olamayacağını, davalı tarafça bu protokolün yapılmasının nedeni de dosya kapsamından çok basit bir şekilde anlaşılmakta olup müvekkilinin şirkete çok sayıda müşteri işyeri kazandıracağını, bu durumda iş ve hayat tecrübelerine uygun olağan bir durum olduğunu belirterek davanın reddine kararının kaldırılmasına ve haklı davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, adi ortaklığa dayalı kâr payı alacağı davasıdır.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosya kapsamına göre, davacının davalıya karşı açmış olduğu ve İzmir 13. İş Mahkemesi'nin 2016/342 Esas sayılı dosyasında görülen davada, davacı vekili dava dilekçesi ile özetle" davalı şirkette 16/03/2015-31/03/2016 tarihleri arasında OSGB sorumlu müdürü olarak aylık 6.000,00 TL ücretle çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından hiçbir bildirim yapılmaksızın haksız olarak feshedildiğini, aylık ücretlerinin bazı aylarda eksik, bazı aylarda ise hiç ödenmediğini, banka hesabına işveren tarafından 28.04.2015 tarihinde 3.000 TL, 12.06.2015 tarihinde 5.000 TL, 16.08.2015 tarihinde 5.000 TL, olmak üzere toplam 13.000 TL, ödeme yapıldığını, aradaki aylarda ve devam eden sonraki aylara ait ücretlerinin ödenmediğini, yıllık iznini kullanmadığı gibi izin parasının da ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücretnin davalıdan tahsiline karar verilmesini" talep etmiş; dosyamız davalısı davalı şirket ise "Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Davacının 16.03.2015 ile 31.03.2016 tarihleri arasında iş güvenliği uzmanı olarak çalıştığını, yetkisi olmaksızın davalı Şirketin çalıştığı firmalardan tahsilatlar yaparak işbu tahsilatları şirkete bildirmediğini, durumun şirket tarafından tespit edilerek akabinde de iş sözleşmesinin feshedildiğini, davacının davalı Şirkette çalıştığı dönemlerde muhtelif zamanlarda farklı işyerlerinden davalı Şirket adına tahsilatlar yaptığını fakat bu tahsilatları işverene bildirmediği gibi, davalı Şirketin iş yapmakta olduğu bu firmalara davalı şirketi kötülediğini, hizmetin kötü ve yetersiz olduğunu ifade ederek adeta davalı şirketin ticari itibarını zedelemeye çalıştığını savunarak davanın reddine karar verilmesini" talep ettiği anlaşılmıştır.
İzmir13. İş Mahkemesinin 29/03/2018 tarih, 2016/342 Esas ve 2018/233 Karar sayılı kararı ile ''davacının, davalıya ait işyerinde sorumlu müdür olarak 16/03/2015-31/03/2016 tarihleri arasında en son net 5.000,00 TL ücretle çalıştığı anlaşılmış olup kıdem tazminatı hesaplamasında tavan aşılmamıştır. Davalı, davacının belgelerde usulsüzlük yaptığından iş sözleşmesini İş K.25 uyarınca haklı nedenle derhal feshettiğini savunmuştur. Ceza soruşturması dosyasında ise davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Sigortalı işten ayrılış bildirgesinde davacının işten ayrılış sebebi kod 4 şeklinde gösterilmiş olup savunma çelişkili ve fesih haksızdır. Yapılan ödemeler mahsup edilerek bilirkişi raporu doğrultusunda aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. '' gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği; taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, İzmir BAM 9. HD. 04/12/2020 tarihli, 2018/1122 Esas-2020/1295 Karar sayılı kararı ile "Yerel mahkemenin gerekçeli kararının incelenmesinde, gerekçe ve hüküm başlıklı bölümde davacının en son net 5.000,00 TL ücretle çalıştığının anlaşıldığı belirtilmesine karşın hüküm kısmında bilirkişi raporunda SGK'ya bildirilen ücret miktarına göre yapılan hesaplamalar baz alınarak hüküm kurulmuştur. Gerekçeli kararın gerekçesinde davacının aylık ücreti konusunda çelişkiye düşülmüştür. Ayrıca hangi nedenle Sosyal Güvenlik kayıtlarına göre tespit edilen aylık ücret üzerinden yapılan hesaplamaların hüküm altına alındığı yönünde denetime elverişli bir gerekçe de belirtilmemiştir. Tespit edilen bu çelişkili durumun giderilmesi ve denetime elverişli gerekçe içeren gerekçeli karar oluşturulması yönünden tarafların diğer tüm istinaf nedenleri bu aşamada incelenmeksizin dosyanın yeniden yerel mahkemeye gönderilmesine" karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tarafların arasındaki ilişkinin adi ortaklık ilişkisi şeklinde değil, işçi işveren ilişkisi şeklinde devam ettiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı vekilinin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/03/2021 tarihli 2017/525 Esas ve 2021/285 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60. TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30. TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,30. TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
-
HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/02/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20