SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir BAM 20. HD 2021/1153 E. 2024/209 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1153

Karar No

2024/209

Karar Tarihi

7 Şubat 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/1153

KARAR NO : 2024/209

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 21/02/2020 (Dava) - 14/07/2021 (Karar)

NUMARASI : 2020/19 Esas - 2021/117 Karar

DAVA : MarkayaTecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Ticaret Ünvanının Terkini, Tecavüzün Sonuçlarının Ortadan Kaldırılması

BAM KARAR TARİHİ : 07/02/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 07/02/2024

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/19 Esas- 2021/117 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin fotokopi ve kırtasiye hizmetleri vermek, her türlü dijital baskı, her türlü matbaa tasarım ve reklam ile şirket ana sözleşmesinde yazılı diğer faaliyet alanlarında hizmet vermek üzere 1990 yılında ... Şirketi olarak kurulduğunu ve tescil edildiğini, akabinde 08.09.2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yer bulduğu üzere aynı ticaret ünvan ekleri ile anonim şirket olarak faaliyet göstermek üzere tür değişikliği gerçekleştirdiğini, temel faaliyet çevresi İzmir olmakla birlikte Türkiye'nin dört bir yanında 30 yıla yakın bir süredir hizmet sunduğunu, tanınırlığı nedeniyle; "..., ..., ..." olarak ayrı ayrı birden fazla marka ve logosunu Türk Patent Enstitüsü nezdinde kendi adına tescil ettirdiğini, yine müvekkili şirketin işletme adının da "... A.Ş." olarak ticaret siciline tescil edildiğini, yapılan tespitler neticesinde davalının, müvekkili ile aynı bölgede, aynı faaliyet alanında aynı/benzer/ayırt etme imkanı tanımayan ticaret ünvanı/işletme adı altında faaliyet gösterdiğinin görüldüğünü, davalının müvekkili adına kayıtlı marka ve logolar ile iltibas oluşturacak şekilde ve hatta müvekkili şirketin markalarının kullanımı mahiyetinde kullandığı işletme adı, ibare ve logoların; müvekkili şirketin tanınmış tescilli markası/işletme adı/ticaret ünvanı bakımından görsel, sessel ve anlamsal benzerlik bulunması nedeniyle işaretlerin karıştırılmasına sebebiyet verildiği, firma logo renk ve görselinin müvekkili şirketin marka logosu ile neredeyse birebir aynı olduğu ve bu kapsamda aynı faaliyet alanında, aynı mal/hizmet sunumu gerçekleştirdiğini, ürün sektör aynılığı nedeniyle müvekkili şirketin tanınmış tescilli marka hakkına tecavüz ettiği ve iltibas yarattığının açık olduğunu, bu kapsamda bu eylemlerin derhal sonlandırılması, ticaret sicilden terkin olunması ve gereği için davalıya 26.07.2019 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, makul bir süre beklendiğini, ancak davalının haksız fiillerine son vermediğini, aynı ortalama tüketici kitlesine hitap ederek faaliyetine ve haksız fiillerine kötü niyetle devam ettiği görüldüğünden mahkemeye başvurma zorunluluklarının doğduğunu, davalının aynı faaliyet alanında müvekkilinin potansiyel tüketici kitlesine hitaben kullanmış olduğu ticaret ünvanı-işletme-tabela-logo, internet sitesi işaretleri ve sair ile müvekkilinin tescilli markası ve işletme adı ön plana çıkarmış ve vurgulamış olduğundan, müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz ve hukuka aykırı yararlanmanın söz konusu olduğunu, ortalama tüketici nezdinde iltibasa neden olduğunu, davalının haksız fiil niteliğindeki bu faaliyetlerinin müvekkilinin tanınmış marka hakkına zarar verdiğinin ve iltibasa neden olduğunun açık olduğunu, asli ve tali unsurların ayırt etmeye imkan tanımayacak mahiyette aynı olduklarını, sessel, anlamsal, işitsel olarak seri içinde bulunma izlenimi verdiklerini ve iltibas tehlikesinin varlığının görüleceğini, dilekçe ekinde davalı adına kayıtlı ticaret ünvanı, internet sitesi ve kullandığı amblem, işaret, logolara ilişkin belge ve kayıtların yer aldığını, davalının, müvekkili şirketin marka hakkına doğrudan doğruya tecavüz ettiğini, ayrıca davalının "www...com" internet adresi incelendiğinde de görüleceği üzere, müvekkili şirketin tescilli markasının neredeyse taklidi mahiyetinde amblem, işaret logo ve içerik sunmakta olduğunu, birden fazla şubesi bulunan müvekkili şirketin mağazasına gelen bir kısım müşterilerin bu firmayı müvekkilinin yeni bir şubesi sandıklarını beyan ettiklerini ve gerekli görüldüğü takdirde tanıklar beyanlarıyla ortaya konulabileceğini, öte yandan ihtarname sonrası davalı tarafından "..." ünvanının "..." olarak değiştirildiği ve 19.08.2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı görülmüş ise de; işbu ünvan değişikliğinin de doğrudan doğruya müvekkili marka hakkına tecavüz ettiğini, müvekkilinin İzmir merkezli ve özellikle bu ilde tanınmışlığı hasebi ile iltibasın varlığını daha da yoğun hale getirdiğini, Yargıtay içtihatları uyarınca da sembollerdeki kısmi farklılıkların veya niteliği etkilemeyecek eklerin, marka kombinasyonu üzerinde iltibas tehlikesini ortadan kaldırmayacağını, müvekkilinin internet adresinin "www...com.tr" olduğunu, "..., ..., ..." tescilli seri markalarının esas unsuru olup, İzmir ve Türkiye'nin birçok ilinde tanınmış markalar olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7.maddesi ile belirtildiği üzere, marka sahibi müvekkili şirketin izni alınmadan markasının yukarıda yer verilen haller dahilinde kullanılması, marka hakkına tecavüz edilmesi şeklindeki tüm bu eylemlerin yanı sıra aynı maddenin 2.fıkrası (c) bendi uyarınca da müvekkilinin tanınmış marka hakkından haksız istifade niteliği taşıdığını, bunun yanı sıra Türk Ticaret Kanunu'nun 55. ve devamı maddeleri ile; müvekkili şirketin emtiası, iş mahsulleri ve ticaret işletmesiyle iltibas meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, müvekkilinin haklı olarak kullandığı ad, ünvan, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette, ad, ünvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak şeklindeki kötü niyetli davalı faaliyetlerinin haksız fiil ve "haksız rekabet" de teşkil ettiğini, nitekim ticaret ünvanının, marka hakkına tecavüz mahiyetinde tescil olunamayacağı hususunda benzer bir uyuşmazlık konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/11-119 E.-2017/189 K sayılı içtihadında, yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/4602 E.-2019/5980 K sayılı kararında ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/11-2498 E.-2018/1316 K sayılı içtihadında marka sahibi müvekkili şirketin, davalının haksız fiil ve marka hakkına tecavüz niteliğindeki eylemleri nedeniyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun marka hakkına yapılan işbu tecavüzün durdurulması, maddi-manevi zararların tazmini, markanın kullanılmasına yarayan araç, cihaz, makine gibi vasıtalara el konulması, ticaret ünvanlarının terkini ve davalı internet sitelerine erişimin engellenmesi marka hakkına tecavüzün önlenmesi için tedbirler alınması, el konulan ürünler üzerinden markanın silinmesini ve bu ürünlerin imhasını ve sair yasal taleplerde bulunma hakkı olduğunun açık olduğunu, davalının işbu eylemlerinin öncelikle tedbiren durdurulmasını, nihai olarak önlenmesi, ticaret sicilden terkini ve ilanı, uğranılan zararların tazminini talep etmeleri gerektiğini, bu güne dek tabela, broşür vs. yerlerde kullanmış olduğu müvekkili şirketin marka hakkının ihlaline sebebiyet veren firma adı/logo/tabela/afiş ve sair her türlü materyalin kaldırılması, bu kapsamda marka hakkına tecavüz, haksız rekabetin tespiti, meni, ticaret ünvanının terkini, alan adının iptali, yukarıda URL adresi yazılı davalı internet sitesine erişimin engellenmesi ve sair tedbirin uygulanmasını talep etmeleri gerektiğini belirterek, müvekkilinin tescilli markası aleyhine yaratılan tecavüz ile haksız rekabet durumunun tespiti, önlenmesi, davalı ticaret ünvanlarının terkini ve sonuçlarının ortadan kaldırılması ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL tazminatın tahsili istemi ile haklı ve hukuka uyarlı davalarının kabulüne, davalının bu ünvan-adlar altında yapılacak üretimi, satışı, pazarlama vb. her türlü piyasaya sürüm faaliyetinin, aynı mahiyette kullandığı internet sitelerine erişimin önlenmesi, ticaret ünvanı, iletme hakkı ve sair 3. kişilere devirlerin önlenmesi amacıyla dava sonuna dek ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle işbu dava tazminat talepli olarak marka patent hakkına tecavüz ile haksız rekabet durumunun tespiti, önlenmesi ve ticaret ünvanının terkini talepli açılmışsa da bilindiği üzere işbu taleplerle tazminat istemi var ise usulen arabuluculuk kurumuna başvurulmadan tazminat talep edilemeyeceği için bu yönden usulden reddi gerektiğini, mahkemece de 2020/30 Esas numaralı dosya üzerinden bu yönde değerlendirme yapılıp tazminat talebi yönünde usulden red kararı verildiğini, bu nedenle her ne kadar davacının tazminat hakkı olmasa dahi bu talep yönünden ret kararından ötürü daha fazla cevap vermek zarureti duymadıklarını, pandemi kaynaklı duran sürelerden ötürü işbu davaya süresinde cevap verdiklerini, müvekkilinin İzmir ili Karabağlar ilçesinde, daha çok reklam az da olsa dijital baskı ve matbaa alanında tek merkez şube olarak faaliyet gösteren kendi adı olan "..." ünvanı ile Ocak 2017 tarihli ticaret sicil kaydı ile faaliyetine devam ettiğini, davanın davacısı olan anonim şirket mahiyeti olan ve müşteri portföyü ve yıllık geliri ve yine iş kolu müvekkilinden çok çok büyük olan bu şirket ile müvekkilinin haksız rekabet ortamına girmesinin ve davacı şirketin müşterilerini yanıltmasının imkansız olduğunu, ticari geçmişleri ve tanınırlıkları bakımından daha geride olan müvekkilinin sadece basit bir şahıs şirketi olup tüzel kişiliğe haiz olmadığını, Karabağlar çevresinde "..." olarak kendi adı ile bilindiğini, faaliyet yürüttüğü alanlar da farklı olup müvekkilinin Karabağlar sınırları içerisinde faaliyet gösterdiğini, davacının ise Konak merkezli, ancak tüm İzmir ve çevresinde faaliyet göstermekte olan büyük bir şirket olduğunu, müvekkilinin sade ve küçük bir esnaf olarak davacının ünvanından faydalanma gayesi olmadan kendi halinde faaliyetine devam ederken davacı tarafından noter ihtarları ile haksız rekabet oluşturduğu ve marka patent hakkına tecavüz ettiği gerekçesi ile uyarıldığını, gerçek bu olmasa da müvekkilinin yine de iyi niyetli olarak bazı değişiklikler meydana getirdiğini, ihtarname gönderildikten sonra hemen iyi niyetli olarak "..." ünvanlı şahıs şirketinin ismini "..." ünvanı ile değiştirdiğini, yine müvekkilinin www...com adlı web sitesini de kaldırdığını, zira müşteri portföyünün dar olduğunu, herkesin işletmesini ... olarak bilip kendisine ismi ile hitap edip işletmesine geldiklerini, web sitesinden gelen müşterisi de olmadığı için ve ufak çevresi ile iş yaptığı için web sitesi maliyetlerine gerek duymadığını ve bir faydasını da görmediği için kaldırdığını, masrafları kısmak adına web sitesini de kaldırdığını, şu anda sadece kendisini tanıyan çevre ile iş yapan müvekkilinin hiçbir aşamada davacıya yaklaşacak şekilde bir gelir elde etme imkanı bulamadığını, eğer ki davacının değindiği üzere bir marka patent tecavüzü ve haksız rekabet olsaydı müvekkilinin bu durumdan bir kar, yani maddi çıkar sağlaması ve davacı gibi birden fazla şubeye ulaşacak şekilde büyümesi gerektiğini, kısaca müvekkilinin, faaliyet alanı geniş olan bir tüzel kişilik şirket ile rekabet etmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin hiçbir zaman kırtasiye-fotokopi gibi kelimeler ile kendini tarif etmediğini ve logolarına işlemediğini, müvekkilinin sadece "..." tanıtım şeklinde reklam tanıtım ibarelerini kullandığını, bu açıdan bakıldığında ciddi anlamda hiçbir benzerlik ve karışıklığa yol açacak bir durumun olmadığının görüleceğini, fikri sınai haklar kanununa muhalefet etmediklerini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece, "...Davalının ticaret ünvanının '...' ibarelerden oluştuğu, ... ibaresinin ön plana çıkartılmadığı, ünvanın başında ... isminin yer aldığı, vurgunun burada toplandığı, davalı ticaret ünvanının iltibas oluşturacak mahiyette olmadığı, bilirkişi raporunun bu yöndeki değerlendirmelerinin mahkemece de yerinde bulunmadığı, ancak davalının ticaret ünvanından uzaklaşarak '...' ibaresini ön plana çıkararak yaptığı 'markasal kullanımlarının' görsel işitsel ve anlamsal olarak ortalama tüketici nezdinde iltibas oluşturduğunun anlaşıldığı, davalının kullanımında olan www...com alan adının faal olmadığı, kullanımının tespit edilemediği, alan adının davacı markasına tecavüz oluşturması için markasal ve ticari etki yaratacak şekilde kullanılması gerektiği, mevcut delil durumu itibari ile bu durum tespit edilemediğinden bu siteye ilişikin erişimin önlenmesi talebi yerinde görülmeyerek, sonuç olarak; DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, davalının ticaret ünvanının tescil halinden uzaklaşarak '...' ibaresini ön plana çıkararak kullanımının davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun TESPİTİNE, ÖNLENMESİNE, davacının ticaret ünvanının terki ve sair taleplerinin REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili tarafından, "...Kabul edilen kısım yönünden verilen karara iştirak etmekte iseler de; davanın haksız ticaret ünvanı kullanımı ve müdahalenin önlenmesi yönünden sair taleplerine ilişkin kısmen ret edilen kısmı yönünden verilen kararın, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan tespit ve değerlendirmelere, yerleşik yargı içtihatlarına ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, bu anlamda müdahalenin tespiti ve önlenmesine yönelik hüküm fıkrası ile de çelişik karar gerekçesinin ve kısmen ret kararının kabulünün mümkün bulunmadığını, mahkeme tarafından marka hakkına tecavüzün varlığı saptanmış iken, verilen karar ile de çelişik mahiyette, marka hakkına tecavüzün önlenmesi yönünden kararın işlerliğini sağlayacak ticaret ünvanının terkini ve sair talepleri yönünden ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu, davalının müvekkili şirket markalarının kullanımı mahiyetinde kullandığı işletme adı, ibare ve logoların, müvekkili şirketin tanınmış tescilli markası/işletme adı/ticaret ünvanı bakımından görsel, sessel ve anlamsal benzerlik bulunması nedeniyle işaretlerin karıştırılmasına sebebiyet verdiğini, firma logo renk ve görselinin müvekkil şirket marka logosu ile neredeyse birebir aynı olduğunu ve bu kapsamda aynı faaliyet alanında, aynı mal/hizmet sunumu gerçekleştirdiğini, tescilli marka hakkına tecavüz ettiği ve iltibas yarattığının dosyada mübrez bilgi ve belgeler, ticaret sicil kayıtları, marka kayıtları ve ilgili tüm evraklar üzerinde yapılan inceleme ve tespitler neticesinde tanzim olunan 13.04.2021 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, bilirkişi raporunda yapılan inceleme ve değerlendirmelerde, davalının ticaret ünvanı dahil kullanımlarının müvekkiline ait marka hakkına tecavüz ettiğinin ve iltibas yarattığının tespit edildiğini, ancak mahkemece ticaret ünvanının terkini ve marka hakkına tecavüzün önlenmesi yönünden işlerliği sağlayacak taleplerinin reddine ilişkin kararın yerinde olmadığını, mahkemece gözden kaçırılan hususun; davalının gerçek kişi tacir olması sebebi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 41. maddesi gereğince ticaret ünvanında kısaltmadan yazılacak ad ve soyadını kullanmasının zaten yasal zorunluluk olduğu hususu olduğunu, buna göre, ünvandaki vurgunun isimde toplandığının kabulünün, bütün gerçek kişi tacirler yönünden mutlak bir koruma sağlayacak olup, ünvan başında isim ve soy isim bulunduğundan ve vurgunun burada toplandığından bahisle her türlü tescilli markanın ünvanda haksız kullanımının meşrulaştırılması gibi hukuk düzeni ile bağdaşmayan bir sonuca sebebiyet vereceğini, ünvandaki vurgu ve belirleyici unsurun ek, yani ilavelerde toplandığı nazara alınarak davanın kabulü cihetine gidilmesi gerekirken aksini kabulün usul ve yasaya aykırı olduğunu, tanzim olunan bilirkişi raporunda da tüm bu hususlar ve davalının ticaret ünvanının da iltibasa meydan verdiğinin tespit edildiğini, taleplerine konu hususun da zaten davalının adı ve soyadı değil, ünvanına eklediği bölümün başlı başına müvekkilinin markasına müdahale oluşturuyor olması olduğunu, bu hususta Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/11-1298 E.-2019/335 K. sayılı ilamına göre davalının ticari ünvanına yönelik ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali ve iltibasın varlığının kabulü gerektiğini, mahkemece, davalının kullanımlarının marka hakkına tecavüz oluşturduğu tespit edilmesine rağmen çelişkili olarak bu yönü ile ret kararı verilmesinin ve bilirkişi raporunda yer alan tespit değerlendirmelerin de yok sayılmasının hukuka uyarlı bulunmadığını, yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde de davalının, müvekkili ile aynı bölgede, aynı faaliyet alanında aynı/benzer/ayırt etme imkânı tanımayan ticaret ünvanı/işletme adı altında faaliyet gösterdiğinin tespit edildiğini, karar gerekçesindeki; 'davalının kullanımında olan www...com alan adının faal olmadığı, kullanımın tespit edilemediği, alan adının davacı markasına tecavüz oluşturması için markasal ve ticari etki yaratacak şekilde kullanılması gerektiği mevcut delil durumu itibari ile bu durumun tespit edilemediği değerlendirmesi' nin de dosya kapsamına, tanzim olunan bilirkişi raporuna ve delil duruma aykırı olduğunu, zira, işbu dava ikame edildikten sonra davalı tarafından hukuka aykırı kullanımda bulunulan web sitesinin kapatıldığını, ancak bu kullanımlara dair kayda alınarak dosyaya sunmuş oldukları belgeler/görseller üzerinde bilirkişi tarafından yapılan inceleme ile de her ne kadar dava ikame edildikten sonra kaldırılmış ise de, web sitesi yönünden kullanımların müvekkilinin marka korumasına aykırılık teşkil ettiğinin tespit edildiğini, davanın ikame edilmesinden sonra davalının internet sitesini kapatmış olmasının ret gerekçesi oluşturmayacağını, tüm bunlara göre, marka sahibi müvekkili şirketin, davalının haksız fiil ve marka hakkına tecavüz niteliğindeki eylemleri nedeni ile 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu amir düzenlemelerine göre; marka hakkına yapılan işbu tecavüzün durdurulması, markanın kullanılmasına yarayan araç, cihaz, makine gibi vasıtalara el konulması, ticaret ünvanlarının terkini, marka hakkına tecavüzün önlenmesi için tedbirler alınması, el konulan ürünler üzerinden markanın silinmesini ve bu ürünlerin imhasını ve sair yasal taleplerde bulunma hakkı olduğunun açık olduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve maddi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı ve davalı şirketin aynı iştigal konusunda ve İzmir'de faaliyette bulundukları anlaşılmaktadır. Davacı adına tescilli "..." baskın unsurlu markanın davalı tarafça ticaret ünvanı içeriğinde kendi ismi ile birlikte kullanılmak suretiyle tescil olunduğu görülmekte olup, davalının, tescilli ticaret ünvanının mevcut resmi halinin, davacının marka hakkının ihlali niteliğinde olmadığına dair mahkeme tespitinde bir isabetsizlik bulunmayıp buna dair itirazın reddi gerekmiş ise de, davalının fiili kullanımının, kendi ticaret ünvanından farklı şekilde, davacının "..." tescilli markası vurgulanmak suretiyle olduğunun görüldüğü, mahkemece de alınan bilirkişi raporu ile bu hususun belirlendiği ve davalının ticaret ünvanındaki "..." kelimesini ön plana çıkararak markasal kulllanım yaptığı, bunun karıştırılma ve iltibasa yol açacak nitelikte olup ihlalin varlığının kabul edildiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, mahkemece kararın işlerliğini sağlayacak şekilde hüküm tesis edilmemiş olduğu da görülmektedir. Alınan rapora ve mahkemenin kendi kabulüne göre, dosyaya sunulu davalının ihlal niteliğindeki kaşeleri, tabela kullanımı vs.ye dair somut netice ortaya koyacak şekilde ihlalin ne şekilde gerçekleştiği hususunda araştırma yapılıp, davacının "ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması" istemi de gözetilerek, tespit edilecek davalının kullanıma dair cihaz, araç, vasıtalara elkonulup, markaların silinmesi, gerekli ise imha kararı verilmesi gerekliliği uyarınca ve yine haksız rekabet hükümleri de değerlendirilerek mahkemece bir karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, davalı, "..." markasını da içeren internet adresini kullanmayı bıraktığını beyan etmiş ise de, sözkonusu adresin tekrar aktif edilip edilemeyeceği, dava tarihi itibariyle davalının ihlal niteliğinde kullanımı olup olmadığı gibi hususlarda teknik incelemenin de yetersiz olduğu anlaşılmakta olup, mahkeme kararının bu yön itibariyle de eksik incelemeden dolayı kaldırılması gerekmiştir.

Yine, dava dilekçesindeki istemler gözetildiğinde; dosyadan tazminata dair talebin tefrik edildiği ve mahkemenin 2020/30 E. sayısına kayıt edilip ardından usulden red kararı verildiği UYAP'tan çıkarılabilen birtakım evraklardan anlaşılabilmiş ise de, sözkonusu tefrik kararına dosyada ve UYAP'ta rastlanılamamış olmakla, mahkemece bu eksikliğin de giderilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/19 Esas . 2021/117 Karar sayılı kararının HMK 353/1. a. 6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

  2. Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

  3. Davacı vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ REDDİNE,

  4. İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine,

  5. İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,

  6. İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

  7. Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/02/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıntespitineÖnlenmesi,Terkini,ÜnvanınınTecavüzünizmirTicaretRekabetinveSonuçlarınınKaldırılmasıMarkayaTecavüzünreddine"kısmenTespiti,önlenmesinekabulütarihiOrtadanHaksıznumarasıcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim