İzmir BAM 20. HD 2021/1038 E. 2024/194 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1038
2024/194
7 Şubat 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1038
KARAR NO : 2024/194
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/12/2017 (Dava) - 16/03/2021 (Karar)
NUMARASI : 2017/1456 Esas - 2021/262 Karar
DAVA : Menfi Tespit
BAM KARAR TARİHİ : 07/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 07/02/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/03/2021 tarihli ve 2017/1456 Esas - 2021/262 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın 1981-2012 yılları arasında İsviçre'de işçi olarak çalıştığını, sadece tatil sebebiyle ve izinli olduğu günlerde Türkiye'de bulunduğunu, İzmir'e hiç yolunun düşmediğini, müvekkilinin dava konusu olan icra takibinden üzerine kayıtlı Didim'de bulunan taşınmazı devretmek istediğinde hacizli olması sebebiyle haberdar olduğunu, İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2008/11854 esas sayılı dosyasının dayanağı olarak takip alacaklısı ... Bank A.Ş ... ... Şubesi ile 13/07/2007 tarihli, 249 sayılı Genel Kredi sözleşmesi ile 70.500,00-TL tutarında kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede ... San. Ticaret Ltd. Şti borçlu, müvekkili ...'ın ise kefil olarak yer aldığının anlaşıldığını, savcılık soruşturması neticesinde müvekkilinin ve ...'nun bilgilerinin kullanılarak sahte kimlikler oluşturulduğunun anlaşıldığını, sahte kimlikler kullanılarak her ikisi adına ... San. Ticaret Ltd. Şti'nin kurulduğunu, müvekkili ...'ın da şirket yetkilisi olarak gösterildiğini, İzmir C. Başsavcılığının 2007/4188 soruşturma sayılı dosyasında müvekkili ...'ın imza ve yazı örneklerinin alındığını, düzenlenen bilirkişi raporunda müvekkilinin imzası ile ... San. Ticaret Ltd. Şti'nin ana sözleşmesindeki ... adına atılmış imza beyannamesindeki imzaların uyuşmadığı, imza beyannamesi ve ana sözleşmedeki imzaların müvekkilinin eli ürünü olmadığının anlaşıldığını ileri sürerek, söz konusu kredi sözleşmesi ile müvekkilinin ilgisinin olmadığı açık olduğundan mahkeme kararı kesinleşinceye kadar takibin müvekkili açısından teminatsız olarak tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ... San. Ltd. Şti. firması ile müvekkilİ banka arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi ile dava dışı şirkete ticari krediler açılıp kullandırıldığını, davacı ...'ın ise işbu Genel Kredi Sözleşmesini müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, işbu kredilerin geri ödenmemesi sebebiyle, firmanın kredi hesaplarının kat edildiğini ve davacı müteselsil kefil aleyhine İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2008/11854 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra takip işlemleri neticesinde ise borcu karşılayacak yeterli malvarlığı tespit edilemediğinden davacı borçlu hakkında aciz belgesi alınmak suretiyle yasal takip işlemlerine son verildiğini, müvekkili banka tarafından basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünün yerine getirildiğini, müvekkili bankaya kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, dava dışı asıl kredi borçlusu firma ile kredi ilişkisi kurulurken genel kredi sözleşmelerinin imzalanması esnasında, firmayı temsil ve ilzama yetkili ... tarafından ibraz edilen kimlik belgesi aslı ve imza beyannamesi aslı görülerek incelenmiş olup, 5549 Sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkındaki Kanun’un 3. maddesi gereği, kimlik tespiti yükümlülüğü yerine getirildiğini ve temsilen/kefaleten imzaların yetkili şube personeli huzurunda alındığını, davacı tarafça sahteliği iddia edilen kimlik belgesi ile Noterlik huzurunda da şirket ana sözleşmesi imzalandığını ve Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmek suretiyle kredi borçlusu firmanın kuruluşunun gerçekleştirildiğini, Noterlik tarafından da kimlik tespiti yapılarak imzası tasdik edilmiş beyanname ile tescil ve ilan edilmiş şirkete ait bilgi/belgelerinin de bulunduğu nazara alındığında, kredi ilişkisi kurulurken ibraz edilen kimlik belgesi incelenerek kimlik tespiti yapılmış olduğundan, müvekkili banka tarafından basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünün yerine getirildiğini, bu nedenle, müvekkili bankaya kusur ve/veya kötü niyet atfedilemeyeceğinden davacı tarafın kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddini, davacı tarafça yapılmış şikayet neticesinde başlatılan soruşturmanın derdest olduğunun davacı tarafça da beyan edildiğini, kimlik belgesinin sahteliği kesin hüküm teşkil edecek şekilde tespit edilmediğini savunarak, işbu menfi tespit yargılamasının yapılabilmesi için savcılık soruşturması ve hatta akabinde açılacak kamu davasının neticesinin bekletici mesele yapılmasını, davanın reddi ile davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince; "...Davalı banka ile dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi davalı banka şubesinden istenmiş ise de 10 yıllık zaman aşımı süresi dolduğundan bahisle sözleşmesinin aslına ulaşılamamış bu nedenle mahkememizce davacı imza örnekleri ve sözleşme üzerinde imza incelemesi yapılamamıştır. Davacı vekili davacının genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yurt dışında olduğunu beyan etmiştir. Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü davalı (alacaklı) tarafa aittir. Davalı banka kredi sözleşme aslını ibraz edememiş veya başka herhangi bir belgeyle davacının borçlu olduğun ispatlayamamıştır. Ayrıca dava tarihinden önce İzmir CBS 2007/4188 Sor. Dosyasındaki bilirkişi raporunda dava dışı asıl kredi borçlusu olan ... San. Tic. Ltd. Şti ana sözleşmesindeki ... adına adılmış imzaların, ...' ın imza ve yazı örnekleri karşılaştırılmasında ... adına atılmış imzaların ...' ın eli ürünü olmadığının tespit edildiği..." gerekçesiyle davacının davasının KABULÜ ile, İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2008/11854 esas sayılı dosyasında davalı ... Bank A.Ş ye borçlu olmadığının tespitine, İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2008/11854 esas sayılı dosyasında yapılan takibin iptaline, koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararını sadece kötüniyet tazminatının reddi kısmı yönünden istinaf ettiklerini, davalı bankanın kredi kullanımı sırasında gerekli özeni göstermediğini, basiretli tacir gibi hareket ettiğini, şirket esas sözleşmesi, imza sirküsü ve kimlik bilgileri üzerinde gerekli hassasiyeti gösterip inceleme yaptığını, yeni kurulmuş şirkete gözü kapalı yüksek miktarda kredi kullandırdığını, müvekkili aleyhine yürütülen soruşturma dosyası üzerinden verilen yakalama kararı üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 13/07/2015 tarihinde müvekkilinin ifadesi, yazı ve imza örnekleri alınarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, bilirkişi raporunda müvekkilinin imzaları ile ana sözleşmedeki imzaların müvekkilinin eli ürünü olmadığının anlaşıldığını, davalı bankanın kötü niyetli olmadığı yönündeki görüşe katılmadıklarını, davalı bankanın takibin açıldığı sırada kötü niyetli olmasa dahi takibi kötü niyetle devam ettirdiğini, müvekkilinin Didim'de bulunan arsası üzerindeki haczin 2007 yılından beri kaldırılmadığını, davalı bankanın imzaların müvekkiline ait olmadığını 2015 yılında savcılığın yaptırdığı bilirkişi incelemesi sonucunda öğrendiğini, ancak 4 yıldan beri devam eden davada müvekkilinin taşınmazı üzerindeki haczi kaldırmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Davacı vekilinin istinaf isteminin sadece kötüniyet tazminatına yönelik olduğu anlaşılmakla;
İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca, menfi tespit davasının borçlu lehine sonuçlanması durumunda, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. İşbu tazminata hükmedilmesi için takibin haksız olması tek başına yeterli olmayıp, ayrıca alacaklının kötüniyetli olması da gerekmektedir. Alacaklının kötüniyetli sayılabilmesi için de, takibin haksız olduğunu bildiği ya da bilmesi gerektiği halde icra takibine girişmiş olması gerekir.
Somut olayda, davacının dava konusu olan icra takibinden üzerine kayıtlı Didim'de bulunan taşınmazı devretmek istediğinde hacizli olması sebebiyle haberdar olduğu, İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2008/11854 esas sayılı dosyasının dayanağı olarak takip alacaklısı ... Bank A.Ş ... ... Şubesi ile 13/07/2007 tarihli, 249 sayılı Genel Kredi sözleşmesi ile 70.500,00-TL tutarında kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede ... San. Ticaret Ltd. Şti borçlu, davacının ise kefil olarak yer aldığının anlaşıldığı, savcılık soruşturması neticesinde davacının ve dava dışı ...'nun bilgilerinin kullanılarak sahte kimlikler oluşturulduğunun anlaşıldığı, sahte kimlikler kullanılarak her ikisi adına ... San. Ticaret Ltd. Şti'nin kurulduğunu, davacının da şirket yetkilisi olarak gösterildiği, İzmir CBS 2007/4188 Sor. Dosyasındaki bilirkişi raporunda dava dışı asıl kredi borçlusu olan ... San. Tic. Ltd. Şti ana sözleşmesindeki davacı adına adılmış imzaların davacı eli ürünü olmadığının tespit edildiği, bu hususların ancak soruşturma dosyasındaki yapılan araştırma ve alınan raporlar neticesinde anlaşılabildiği, bu sebeple de davalının bu durumu bilmesinin kendisinden beklenemeyeceği, dosya kapsamına göre takibin kötüniyetli olduğuna dair somut bir kanıt bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemece davacının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi doğru olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davacı vekilinin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1456 Esas . 2021/262 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/02/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20