SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir BAM 20. HD 2021/1128 E. 2024/180 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1128

Karar No

2024/180

Karar Tarihi

1 Şubat 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/1128

KARAR NO : 2024/180

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 28/06/2021

NUMARASI : 2019/473 Esas - 2021/389 Karar

DAVA :Trafik Kazasından Kaynaklanan Bedensel Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

DAVA TARİHİ : 30/09/2019

BAM KARAR TARİHİ : 01/02/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 01/02/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/06/2021 tarihli 2019/473 Esas ve 2021/389 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'un kaza tarihi olan 21/04/2016 günü dava dışı ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyon ile dava dışı ... ile birlikte seyir halinde iken aracın sol ön lastiğinin patlaması üzerine sürücü ...'nün direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı şeride geçerek Menemen - Aliağa istikametine doğru seyir etmekten olan ve dava dışı ...'un yönetimindeki ... plakalı çekici il çarpıştıklarını, ölümlü ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, olay sonucunda sürücü Şükrü'nün aracında bulunan davacı müvekkili ...'un Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesinden alınan raporda belirtildiği üzere; yaşamsal tehlike geçirerek, BTM ile giderilemeyecek ve vücutta ağır derecede kırık oluşacak şekilde yaralandığının tespit edildiğini, sürücü ...'na ait ... plakalı kamyonun, 02.07.2015 başlangıç, 02.07.2016 bitiş tarihli zorunlu mali sorumluluk poliçesiyle davalı sigorta şirketi bünyesinde teminat altına alındığını, davalı sigorta şirketine 13.06.2017 tarihinde başvuruda bulunulduğunu, davalı sigorta şirketince müvekkiline tazminat ödemesi yapılmadığını bildirerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; müvekkili ... için 20.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden aksi halde sigortaya başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.

Davacı vekili 03.10.2019 tarihli dilekçesi ile tazminat talebini, kaza sebebi ile çalışamadığı sürede 1.000,00-TL kazanç kaybı, maluliyeti için 19.000,00-TL olarak açıklamıştır.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; eksik evrak iletilmesi sebebiyle davacı tarafça başvuru şartının yerine getirilmediğini, dava şartı yokluğu sebebiyle, davanın usulden reddinin gerektiğini,... plakalı aracın, müvekkili şirkete, 02/07/2015 - 02/07/2016 tarihleri arasında zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, sakatlık halinde azami limitin 310.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, davacı tarafın hasar başvurusu neticesinde müvekkili şirketçe davacıya 26/02/2018 tarihinde 44.264,24-TL ödeme yapıldığını, yapılan ödeme ile birlikte bakiye teminat limiti 265.735,76-TL olduğunu ve ayrıca müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sona erdiğini, davacının kaza anında hatır için taşındığını, bu nedenle davacı lehine hesaplanacak tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davacının, olay tarihinden itibaren işleyecek faiz istemesinin yerinde olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davacı lehine faize hükmedilmesi durumunda davacı yan ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:

Mahkemece; "... kazanın meydana gelmesinde davacının bir kusurunun olmadığı, kaza tarihinde yürürlükte Özürlülük Ölçüt Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulları Raporları Hakkında Yönetmeliğine göre davacının sürekli maluliyet oranının %17 oranında olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren (180 gün) olduğu, geçici iş göremezlik dönemi için 7.849,97 TL,geçmiş dönem için 21.611,71 TL, gelecek aktif dönem için 191.680,80 TL, gelecek pasif dönem için 73.479,56 TL olmak üzere bedensel toplam zararının 294.622,04 TL olduğu ..." gerekçesiyle "... Davanın talep attırım dilekçesinde dikkate alınarak, 294.622,04-TL üzerinden kabulüne, alacağa 26.02.2018 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine..." şeklinde hüküm kurulmuştur.

Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ:

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maluliyet oranları arasındaki çelişki sebebiyle dosyanın Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi gerekmekte iken mahkemece maluliyet oranının hükme esas alınmasının yerinde olmadığını, mahkemece geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, ...’nun sorumlu olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kusur bilirkişileri tarafından sigortalı araç sürücüsüne KTK kapsamında %25 kusur atfedilmişken ve patlayan lastiğin olay öncesi kullanıma uygun olmadığına bir tespit veya beyan bulunmadığı bildirilmişken, hesap bilirkişisinin görev alanın dışına çıkarak sigortalı aracın lastiğinin patlaması olayını "aracın bakımsızlığına yorarak" %75 kusur oranını da sürücüye yüklemesini ve tam kusur haline göre iş göremezlik zararı hesabı yapmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece sigortalının asli-tam kusurlu varsayılarak yapılan hesabın hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, yapılacak hesaplamada genel şartların dikkate alınması ile TRH 2010 tablosuna göre teknik faiz oranı %1,8 olmak üzere hesaplama yapılması gerekmekte iken prograsif rant yönteminin kullanılmasının hatalı olduğunu, mahkemece işbu husustaki itirazların değerlendirilmediğini, mahkemece davacının emniyet kemeri takmaması sebebiyle müterafik kusur indirimi yapılmadan hüküm tesis edilmesinin yerinde olmadığını, davacı yanın yaralandığı yer nazara alındığında emniyet kemeri takmadan yolculuk yaptığının anlaşıldığını, eğer davacı yan kaza sırasında emniyet kemerini takıyor olsa idi diğer yolcular gibi basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek derecede yaralanacağını, davacı yan kendi kusuru ile kazada yaralanmasının derecesini arttırdığı için müterafik kusurlu olduğunu, mahkemece 26.02.2018 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin haksız olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı lehine faize hükmedilmesi durumunda davacı yan ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini,

bununla birlikte davacının ıslah ettiği kısım için ise ıslah tarihinden itibaren faizin başlayabileceğini, davanın, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açıldığını, kısmi davanın, dava konusunun dava edilmeyen bölümü için borçluyu temerrüde düşürmeyeceğini, bu nedenle KTK’nun 98/1 ve 99/1 maddeleri hükümlerinde sigortacının gerek bedensel, gerekse şeye gelen zararları ödeme yükümlülüğünü durumunun sigortacıya ihbarından itibaren sekiz iş gününde ödenmesi gerektiği hükme bağlanmış bulunan ve aynı konuya açıklık getiren TTK’nun 1299. maddesinden de anlaşılacağı üzere müvekkili şirket temerrüde düşmemiş olup, ancak ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden itibaren faizin başlayabileceğini, usul ve yasaya aykırı olan kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, trafik kazası sonucu uğranılan bedensel zarardan kaynaklı maddi tazminatın (geçici ve iş göremezlik) kazaya sebebiyet verdiği iddia olunan aracın zorunlu trafik sigortacısından tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından

istinaf edilmiştir.

İstinaf incelemesi; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılmıştır.

  1. Dosyada bulunan 21.04.2016 tarihli trafik kazası tespit tutanağından, davaya konu trafik kazasının 21.04.2016 tarihinde saat 14.10 sıralarında meskun mahal dışında İzmir Çanakkale devlet karayolunun 40.km sinde meydana geldiği, yolun tek yönlü bölünmüş, her iki yönde iki şeritli 9 m genişlikte, yüzeyi asfalt kaplı ve kuru, düz ve eğimsiz, görüşe açık olduğu, havanın açık, yol sorununun olmadığı belirtilerek; sürücü ...'nun idaresindeki ... plakalı aracı ile Aliağa istikametinden Menemen istikametine seyir halinde iken 40.km de ... petrol karşısına geldiğinde sürücün beyanı ve yoldaki emarelere göre aracının lastiğinin patlamasından dolayı aracın hakimiyetini kaybedip orta refüjden karşı şeride geçip aracının sağ ön ve ön kısımları ile karşı istikametten gelen sürücü ...'un idaresindeki ... plakalı aracın sağ ön kısımlarına çarpması ve çarpmanın etkisi ile ... plakalı aracın savrulup diğer araca takılı ... plakalı yarı römorka ve bariyerlere çarparak durabilmesi sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı olara meydana geldiği, kazanın oluşumunda; ... plakalı aracın sürücüsü ...'nun 2918 sayılı K.Y.T.K.nun 30. 1/A maddesi ve 52/1b maddesi kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu olarak belirtildiği anlaşılmıştır.

... plakalı kamyonetin sürücüsü ...'nun idaresindeki araçla uyumlu E sınıfı sürücü belgesinin bulunduğu ve kaza esnasında alkolsüz olduğu, ... plakalı çekicinin sürücüsü ...'un idaresindeki araçla uyumlu D-E sınıfı sürücü belgesinin bulunduğu ve kaza esnasında alkolsüz olduğu belirlenmiştir.

... plakalı kamyonetin “Araç Muayene Raporunda” dava konusu ... plakalı açık saç kasalı kamyonetin 02.07.2015 tarihinde Aliağa TÜV-TURK araç muayene istasyonundan Hafif Kusurlu olarak muayene raporunun onaylanmış olduğu araç lastiklerinin diş derinliği ile ilgili olarak herhangi bir ölçüm ve yorum yapılmamış olduğu belirlenmiştir.

Bilirkişi ... tarafından düzenlenen CD görüntü kaydı çözümü raporunda; Videonun 23. Saniyesinde sarı siyah renkli bir kamyonetin kamera açısına hızla girdiğinin görüldüğü, aracın çok hızlı olduğu görülmekle beraber yoldan çıkmış olduğu orta refüjden hızla diğer yola doğru çıktığı devrildiği kameranın açısından çıktığı sonrasında aracın gittiği yönden dumanlar geldiğinin görüldüğü belirtilmiştir.

Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/17685.Soruşturma dosyasında alınan bilirkişi ... ın 28.11.2016 tarihli raporunda; ... plakalı araç sürücüsü ...” nun seyri sırasında yola gereken dikkati vermesi, hızını mahal şartlarına göre ayarlayıp bir tehlike anında emniyetle durabilecek şekilde seyretmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, süratinin mahal şartlarına göre yüksek olduğu, aracını esasları yönetmelikte belirtilen şekilde ve tarzda teknik şartlara uygun durumda bulundurmadığı bu nedenle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 30/a ve 52/b maddelerini ihlal ettiğinden asli ve tam kusurlu olduğu, diğer ... plakalı aracın sürücüsü ...'un kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir.

Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 15.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda; Meskun dışı mahaldeki devlet karayolunda seyretmekte olan sanık sürücü idaresindeki araçta meydana gelmiş lastik patlaması şeklindeki teknik arızanın olayın meydana gelişi üzerinde asli etken olduğu, patlayan bu lastiğin olay öncesi kullanıma uygun olmadığına (kullanım ömrünün dolduğuna v.b.) bir tespit veya beyan bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde bilirkişi raporundaki kusur durumlarına iştirak edilmemiş ve sanık sürücü ... idaresindeki kamyonet ile meskun dışı mahaldeki devlet karayolu üzerinde seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde, sol ön tekerleğinin patlaması neticesinde direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüjün karşı yön bölümüne girdiği ve karşı yönden gelmekte olan çekiciye çarpmak durumunda kaldığı olayda atfı kabil bir kusurunun bulunmadığı, Sürücü ... idaresindeki çekici ile seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde, bölünmüş yolun karşı yön bölümünden direksiyon hakimiyetini kaybetmiş biçimde orta refüjü aşarak gelen kamyonet nedeniyle kazaya karıştığı olayda atfı kabil bir kusurunun bulunmadığı, meskun dışı mahaldeki devlet karayolu üzerinde seyir halindeyken olay mahallinde sol şeritte ... plakalı kamyonette meydana gelen lastik patlaması şeklindeki teknik arıza olayın meydana gelişi üzerinde asli derecede etken olduğu belirtilmiştir.

Karayolları Genel Müdürlüğü üç kişilik bilirkişi heyetinin 25.07.2018 tarihli raporunda; olaya karışan ... plakalı kamyonetin sürücüsü ...” nun olayda ikinci derecede ve %25 oranında kusurlu olduğu, olaya karışan ... plakalı çekici ve buna bağlı olan ... plakalı yarı römorkun sürücüsü ...' un olayda tamamen kusursuz bulunduğu, olay öncesinde kamyonetin sol ön tekerleğinin patlamasının kazanın oluşumunda birinci derecede ve %75 oranında etkili olduğu belirtilmiştir.

Karşıyaka 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/556.E. sayılı dosyasına sunulan 19.06.2019 havale tarihli bilirkişi raporunda; ... plakalı kamyonetin hızının yasal sınırların üzerinde olduğunun anlaşıldığı, aracın lastiğinin patlamasının aşırı hıza bağlı ısınma veya yol üzerinde bulunması muhtemel metal bir cismin lastiğe saplanması sonucu gerçekleşmiş olabileceği dolayısı ile lastiğin patlamasının ve sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesinin kazanın meydana gelmesinde birinci derecede etken olduğu, ... plakalı aracın sürücüsünün ise aracının hızını 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun Madde:52-b) “Sürücüler, hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar.” Kuralına uyarak yasal hız sınırları içerisinde aracının seyrini sürdürmediğinden ötürü meydana gelen kazada “Tali Kusurlu” kusurlu olduğu, ... plakalı kamyonet lastiğinin patlamasının kazanın meydana gelmesinde asıl etken olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'un kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Anılan nedenlerden ötürü, ceza dosyasında alınan kusur raporu ile iş bu dosyada alınan kusur raporunun birbirini teyit eder nitelikte bulunduğu, çelişki arz etmedikleri anlaşıldığından, davalı vekilinin kusura yönelen istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.

  1. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013. 01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015. 20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 22/06/2021 tarih ve 2021/3089 E, 2021/3441 K sayılı ilamı aynı doğrultudadır).

İş bu dosyanın yargılaması sırasında İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesinden alınan 06/01/2021 tarihli ve 21-051 sayılı raporuna göre, Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre davacının sürekli iş göremezlik oranının %17,1 oranında olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren (180 gün) olarak uzayabileceği, iyileşme süresi içinde (90 gün) bakıcıya ihtiyacı olduğunun bildirildiği, 25.02.2020 tarihli 20-363 sayılı Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı raporunda, Özürlülük Ölçüt Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulları Raporları Hakkında Yönetmeliği'ne göre davacının sürekli iş göremezlik oranının %17,1 oranında olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren (180 gün) olarak uzayabileceği, iyileşme süresi içinde (90 gün) bakıcıya ihtiyacı olduğu mütalaa edilmiştir.

Mahkemece İzmir Katip Çelebi Üniversitesince Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre hazırlanan ve davacının maluliyet oranının (%17) olarak belirlendiği rapor hükme esas alınmıştır.

Davalı vekili istinaf itirazı olarak davacının maluliyet oranının yanlış yönetmelik hükümlerine göre belirlendiğini ileri sürmekte ise de kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre davacının %17,1 olarak belirlendiği, %17 sürekli iş göremezlik oranının hükme esas alınan raporda benimsendiği, bu hususun davacı yanca istinafa getirilmediği, istinafa gelenin sıfatı ile aleyhe hüküm verme yasağı uyarınca davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazının esastan reddi gerekmektedir.

  1. Davacı ... plakalı araçta yolcu olup, ceza soruşturmasındaki beyanlarında emniyet kemerinin takılı olacağı yer olmadığını bildirmiştir. Kaza tespit tutanağında ise davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı ile ilgili net bir tespit olmadığından bu hususta müterafık kusur indirimi yapılmasına gerek bulunmadığından, mahkemece belirlenen tazminattan müterafık kusur indirimi yapılmaması isabetli olmuştur. Davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.

  2. Kazaya karışan ... plakalı aracın, kaza tarihini kapsar şekilde 02.07.2015. 2016 tarihleri arasında 102771414 sayılı poliçe ile davalı sigorta şirketi tarafından trafik sigortası teminat örüntüsüne alındığı, kaza tarihi olan 21.04.2016 tarihinin her iki sigorta poliçesi ile verilen rizikonun teminat süresi içinde olduğu, teminat limitinin 310.000,00. TL bulunduğu anlaşılmaktadır.

12/8/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 01.06.2015 tarihinde yeni yayımlanan ZMMS Genel Şartları ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Hak sahiplerinin bakiye ömür süreleri daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF 1931" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Yargıtay 4. Hukuk Dairesince de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir.

Dosyadaki sigorta poliçesi 02.07.2015 tarihli olup, Genel Şartların değişmesinden sonra olup 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Hesaplamada yaşam tablosu TRH 2010 yaşam tablosu kullanılacak ve gelir % 10 artış %10 iskonto uygulanmak suretiyle zarar hesabı yapılarak; davacı ... un geçici iş göremezlik zararının 7.849,97TL, bedensel toplam zararının 294.622,04 TL sı, bakıcı zararının, 4.941,00.-TL.sı hesap edildiği, davacı yanca davada 1.000 TL geçici 19.000,00.-TL kalıcı maluliyetten kaynaklı maddi tazminatın olay tarihinden aksi halde sigortaya başvuru tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili şeklinde olduğu belirtilmiş, mahkemece anılan rapor hükme dayanak yapılmıştır.

TRH 2010 Tablosu'nun kullanılması Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından kabul edildiğinden, mahkemece bu yöntemi benimseyen aktüer raporun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından, istinafa gelen davalı vekilinin bu husustaki istinaf itirazının da esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

  1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmıştır.25/02/2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 13/02/2011 tarihli 6111 Sayılı Yasa’nın 59.maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi değiştirilmiş, buna göre "trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ... tarafından karşılanacağı", Yasanın geçici 1. maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin ... tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve ...nın yükümlülüklerinin sona ereceği," öngörülmüştür. Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk dava dışı ...'na geçmiştir.Ancak; geçici iş göremezlik zararı, bakıcı gideri ve ...' ca karşılanmayan tedavi gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam etmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/5305 Esas, 2021/7685 Karar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır).

Bu itibarla, geçici iş göremezlik tazminatı sigorta poliçesi teminat kapsamında olup, davalının bu yöndeki istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.

  1. Davalı istinaf itirazı olarak, mahkemece hüküm altına alınan tazminata 26.02.2018 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin haksız olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı lehine faize hükmedilmesi durumunda davacı yan ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini,

bununla birlikte davacının ıslah ettiği kısım için ise ıslah tarihinden itibaren faizin başlayabileceğini, davanın, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açıldığını, kısmi davanın, dava konusunun dava edilmeyen bölümü için borçluyu temerrüde düşürmeyeceğini ileri sürmüş olup, davacı fazlaya dair haklarını saklı tutarak 20.000 TL nin olay tarihinden aksi halde başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili amacıyla eldeki davayı açmış, 25/01/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebinin 274.622,04 TL arttırarak, toplam 294.622,04 TL nin olay tarihinden aksi halde başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini istemiş, mahkemece anılan tutar hüküm altına alınarak tazminata davalının ödeme yaptığı 26/02/2018 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmiştir.

Dava dilekçesinde davacı vekili davanın belirsiz alacak davası olduğunu açıklamamış ise de tespit edilecek tazminat bilirkişi incelemesi ile belirleneceğinden, ayrıca mahkemece davanın belirsiz alacak davası mı kısmi dava mı olduğu yönünde ara karar oluşturulmadığından, eldeki davanın belirsiz alacak davası olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle, hüküm altına alınan tazminata davalının temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesinde bir usulsüzlük yoktur. Davalı vekilinin açıklanan yöne ilişen istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davalı vekilinin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/06/2021 tarihli 2019/473 Esas ve 2021/389 Karar sayılı kararının kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-İSTİNAF AŞAMASINDA;

a)Davalıdan alınması gereken 20.125,63-TL istinaf karar harcından, başlangıçta alınan 4.972,11-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 15.153,52-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),

b)Davalı tarafından yatırılan 162,10-TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir olarak kaydına,

c)Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,

  1. HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa resen iadesine,

  2. İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

  3. Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere 01/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

ZararTrafikAçılanKaynaklanantüvturkizmirBedenselTazminatSebebiylenumarasıKazasındancevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim